kodoo, post: 1434970, member: 95935KİBİR, UCB, RİYA haram değil yani şahiner??? Nefsle cihad, tevazu vs.. zulme uğramaya zemin mi hazırlıyor yani???
Estağfirullah..
Bahsettiğiniz İnsan hakkında karşıt bilgiler de aynı Kitapta (Kur'an-ı Kerim) geçmektedir..
Öyleki Ayetullah Murtaza Mutahhari "İnsaniyet Mektebi" adlı kitabında insanın yüceliği hakkında 14 ayet'ten bahsettikten sonra bunlara (alçaklığı konusuna) da şöyle dikkat çekiyor;
"Şüphe yok ki, biz emâneti göklere, yeryüzüne ve dağlara arzettik; derken onlar, onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve onu insan yüklendi. Şüphesiz insan çok zâlim ve bir hayli câhil idi." (Ahzâb: 72)
"Öyle bir mabûddur ki, sizi diriltti. Sonra öldürür, sonra gene diriltir. Fakat şüphe yok ki, insan pek nankördür." (Hacc: 66)
"Muhakkak insan tuğyan eder. Kendini müstağni gördüğü için, ihtiyaçtan azade ve minnetsiz…" (Alak: 7)
"İnsan hayra dua ediyormuşçasına şerre de dua eder ve insan pek acelecidir." (İsrâ: 11)
"İnsana bir zarar gelince yan üstü yatarak, yahut oturduğu halde, yahutta ayakta dua eder bize; o zararı ondan giderdik mi, sanki o zarara uğramamış da o yüzden hiç dua etmemiştir, öylece döner, gider, işte taşkın hareketlerde bulunanlara, yaptıkları işleri, böylece hoş görünmededir. " (Yûnus: 12)
"Andolsun biz insana şu Kur'ân'da her türlü misali türlü biçimlerde sergiledik. Oysa insan her şeyden çok tartışmaya düşkündür.." (Kehf: 54)
"Hayır! O, derileri kavurup soyan bir ateştir. Kendini çağırır, vahye sırtını dönüp yüzgeri uzaklaşanı. Ve toplayıp kasalarda yığanı... Doğrusu insan hırslı yaratılmıştır. Kendisine bir kötülük dokunursa, sızlanmaya başlar; bir hayır dokunursa ona hemen el koyar ve kimseye bir şey koklatmaz. Ancak namaz kılan ve bunda daim olanlar, bir de din günü hakkında sâdık olanlar ve Rabbinin azabından içleri titreyenler hariç. Onların mallarında ma'lum bir hak vardır. Sâiller ve mahrumlar için..." (Meâric: 15-27)
Kur'an insandan bu şekilde DE bahseder.. (Gerçi, Ayetullah Mutahhari, kitabın devamında "Çirkin mi, güzel mi?" (iyi mi, kötü mü?) diyerek bu konuda güzel bir sonuca varıyor..)
Ama alıntılarımda, mevzuumuz insan değildi..
İnsanın kibre kapılmaması, nefsini aşağılık bilmesi gerektiğiydi..
Ki, zaten dinimizce kişi nefsini en denî bilmelidir..
Fakat, bu dediğiniz gibi, kişinin zulme sessiz kalması manasına gelmez..
İslam'da "velayet" kavramı vardır.. Dinde fakih olan salihlere (ulul'emr'e) itaat asla zulüm değildir, bilakis farzdır.. (Kuran: 4/59) Fakat, Allah'a ve Resulüne itaat ettikleri müddetçe.. (Ki, yine İLGİSİZ olarak bahsettiğiniz esaret ve istismar sözkonusuysa onlar ulul'emr dairesi dışına çıkarlar.. ve hakeza..)
Ki, salih yöneticiler de İslamın bu konudaki hükmüne tabidirler.. Bu tevazu özellikle onları da şamil olmalıdır..
"Seyyid'ül Kavmi Hadimun.." Hadisinde belirtildiği gibi.. "Kavmin efendisi hizmetçisidir.."
(Bu sözü, Müslümanların dış görünüşü aynı olduğundan yabancıların Peygamberi ayırt edemeyişi ve "Seyyidiniz/Efendiniz hanginiz?" diye sorduğunda ashabına su dağıtmakta olan Peygamber söylemiştir.)
Dolayısıyla, Şah-ı Resul Hz Peygamber ve Şah-ı Velayet İmam Ali gibi yönetici şahsiyetlerin yaşamından da anlaşıldığı üzere hak yöneticiler insanları sömürmemiş aksine hizmet etmiş ve etmelilerdir..
(Bu konuda özetle, VELAYET-İ FAKİH kavramı (özellikle İmam Humeyni'nin tefsirleriyle) incelenmelidir..)
Selametle..
KİBR,UCB,RİYA; diyorsunuz;
islam denge dinidir, nebi as. ne kendini aşağılamış,nede kendini övmüştür.. her zaman olduğu gibi bu konuda da örneğimiz o as. olmalıdır, başka öğretilerdeki kendini hakir görmeler, kafirden aşağı bilmeler insanları sömürmenin (maddi- Manevi) yoludur.
Şüphesiz insan çok zâlim ve bir hayli câhil idi." (Ahzâb: 72) Şüphesiz insan çok zâlim ve bir hayli câhil idi." (Ahzâb: 72)"Muhakkak insan tuğyan eder. Kendini müstağni gördüğü için, ihtiyaçtan azade ve minnetsiz…" (Alak: 7)
"İnsan hayra dua ediyormuşçasına şerre de dua eder ve insan pek acelecidir." (İsrâ: 11) ...... gibi ayetler yanlışı örnekleriyle verip böyle olmayın buyurmaktadır.... en iyi müfessir nebi as. olduğuna göre onon as. hayat yorumuna bakmak gerekir. bu ayetlerebakarak şunuda hayat felsefesi yapmak gerekir; müslüman hiç bir zaman kendini garantide görmemeli her zaman ve yerde sadece rabbine sığınmalıdır...
salihlerle hayat yolculuğu apmak başka şey, sünnetle alakasız amel ve itikad peşinde koşmak başka şey... elbette yolumuzu salihlerle birlikte yürüyeceğiz... ama ehli kitabın durumuna düşüp salihleride şari(kural-amel koyucu) yapmayacağız.... salih dediğimiz insanlar nebevi sünnetin takipçileridir,öyle olmalıdır. dolayısıyla bu insanlar nebevi sünnette olmayan çakra zikri, nefyiıspat zikri ,tasarruf edebilme gücü, gaslık ....gibi mefhumları bize dayatamazlar.... sonuç olarak peygamberler dışın da her insan hata edebilir....
Hak yönetici... den söz etmişiniz , sonrada VELAYET-İ FAKİH kavramı na geçmişiniz.. kurani mecradan ayrıldığımızda savrulmanın ölçüsü yoktur... veli,ayettullah,aziz kavramlarına bu açıdan bakmak gerekir....