bey kardeşlerimize bir kaç soru
16.832 görüntülenme · 174 yanıt
merhaba değerli kardeşler sizlerle paylaşmak istediğim konu beylerle ilgili beylere yönelik ama bizleride igilendiren bir konu olsun istedim evli olan beyler eşlerinizden ne buldunuz ne bulamadınız evlilikte eşinizden neler beklersiniz bekar olan beyler evleneceğiniz hanım size göre nasıl olmalıdır sizler neler beklersiniz sizin yorumlarınıza görede bayan kardeşler bir şeyler yazar artık kısaca evlilik nedir?nasıl olmalıdır?evlilikte aşkmı sevgimi saygımı önemlidir?yorumlarınızı bekliyorum
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
Evde zaman zaman tartışmalar oluyor, bundan ciddi şekilde de huzursuzluk duyuyordu. Gerçi kendisi bu tartışmalarda sessiz kalmıyor, diline geleni de hanıma söylemekten çekinmiyordu. Ama yine de tatmin olmuyor, büyük bir haksızlığa uğradığını düşünüyordu.
Hatta bunun, halife Hazreti Ömer’e şikâyeti gerektirecek bir durum olduğuna da inanıyordu.
Yine bir gün aynı şekilde bir tartışmaya girince aklına koyduğunu hemen tatbik etmek isteyerek doğruca halifenin evinin yolunu tuttu. Maksadı belliydi. Hanımın bu huysuzluğunu bir bir anlatacak, böylece halifeden gelen ceza tavsiyesini hem de olanca şiddetiyle evde uygulayacaktı.
İşte bunun için gelmişti halifenin kapısına kadar. Ancak o sırada garip şeyler oldu. Evden sesler geliyordu. Kulağını ister istemez kabartınca durumu anlamakta gecikmedi. Halifenin hanımı da tıpkı kendi hanımı gibi sözler söylüyor, halifeye sitemler yağdırıyordu. Herkesin titrediği koskoca halife Hazret-i Ömer ise bunları sessizce dinliyor, yer yer cevaplar veriyor; ama asla kızmıyor, kızma gereği de duymuyordu.
Durumu anlayınca vazgeçti kendi hanımını şikâyetten. Tam geriye dönmek üzere iken, açılan kapıdan halifenin sesi duyuldu: – Ey Allah’ın kulu, nereye gidiyorsun, ben buradayım, gel meselen ne ise sor.
– Şey.. dedi. Şeyi söyleyecektim de.
– Neyi söyleyeceksen söyle, çekinme. İster istemez açmak zorunda kaldı meselesini:
– Ben hanımımı şikâyete gelmiştim, gördüm ki senin hanımın da tıpkı benimki gibi sözler söylüyor, sitemler yağdırıyor. Sen ses çıkarmıyor, geçiştiriyorsun. Bunun için ben de vazgeçtim şikâyetten. Geri dönüyorum.
Burada hanımın hakkını açıklama gereği duyan halife, şöyle izah etti durumu:
– Bak, dedi bu hanımın bana olan iyilikleri, hizmetleri, sabır ve tahammülleri öylesine çok ki, bazen yaratılıştan gelen bu hissîliklerine karşılık verip de kızmak gelmiyor içimden.
Bundan sonrasını da şöyle sıraladı, Hazret-i Ömer:
– Benim evimi o bekliyor, o temizliyor, yemeğimi o hazırlıyor, çamaşırımı o yıkıyor, çoluk çocuğuma o bakıyor. Daha sayamayacağım nice hizmetleri ve iyilikleri bırakmıyor ki onun yaratılıştan gelen hissîliklerine kızıp da kırıcı şekilde karşılık vereyim, kusuruna bakayım, yuvamın huzurunu bozayım.
Bu açıklamalar şimşekler gibi çaktı beyninde. Düşünmeye başladı. Şimdi geriye iyice dönmüş, söylenerek gidiyordu evine: – Ben Hazret-i Ömer’den daha büyük biri olamam. O öyle davranıyor, bana ne olmuş ki, ben alınıyor, ille de karşılık verip bir geçimsizlik sebebi olarak görüyorum, yuvamın huzurunu bozuyorum? O nasıl anlayış gösteriyorsa benim de benzeri şekilde anlayış gösterip sabretmem gerek.
Daha da derinleştirmeye başladı düşüncesini:
– Demek beni doldurup kızdıran nefsimmiş, nefsime kuvvet veren şeytanımmış ki, evimde huzurumu kaçırıp yuvamı yıkma kızgınlığına itiyor beni. Karar verdi kendi kendine:
– Ey şeytan! Bundan sonra boşuna vesvese verme bana, uymayacağım çünkü sana. Benim şaşmaz örneğim Allah’ın Rasûlünün (sav) halifesi Hazret-i Ömer olacaktır. Ben, ondan daha hiddetli ve şiddetli olabilir miyim?
Evde zaman zaman tartışmalar oluyor, bundan ciddi şekilde de huzursuzluk duyuyordu. Gerçi kendisi bu tartışmalarda sessiz kalmıyor, diline geleni de hanıma söylemekten çekinmiyordu. Ama yine de tatmin olmuyor, büyük bir haksızlığa uğradığını düşünüyordu.
Hatta bunun, halife Hazreti Ömer’e şikâyeti gerektirecek bir durum olduğuna da inanıyordu.
Yine bir gün aynı şekilde bir tartışmaya girince aklına koyduğunu hemen tatbik etmek isteyerek doğruca halifenin evinin yolunu tuttu. Maksadı belliydi. Hanımın bu huysuzluğunu bir bir anlatacak, böylece halifeden gelen ceza tavsiyesini hem de olanca şiddetiyle evde uygulayacaktı.
İşte bunun için gelmişti halifenin kapısına kadar. Ancak o sırada garip şeyler oldu. Evden sesler geliyordu. Kulağını ister istemez kabartınca durumu anlamakta gecikmedi. Halifenin hanımı da tıpkı kendi hanımı gibi sözler söylüyor, halifeye sitemler yağdırıyordu. Herkesin titrediği koskoca halife Hazret-i Ömer ise bunları sessizce dinliyor, yer yer cevaplar veriyor; ama asla kızmıyor, kızma gereği de duymuyordu.
Durumu anlayınca vazgeçti kendi hanımını şikâyetten. Tam geriye dönmek üzere iken, açılan kapıdan halifenin sesi duyuldu: – Ey Allah’ın kulu, nereye gidiyorsun, ben buradayım, gel meselen ne ise sor.
– Şey.. dedi. Şeyi söyleyecektim de.
– Neyi söyleyeceksen söyle, çekinme. İster istemez açmak zorunda kaldı meselesini:
– Ben hanımımı şikâyete gelmiştim, gördüm ki senin hanımın da tıpkı benimki gibi sözler söylüyor, sitemler yağdırıyor. Sen ses çıkarmıyor, geçiştiriyorsun. Bunun için ben de vazgeçtim şikâyetten. Geri dönüyorum.
Burada hanımın hakkını açıklama gereği duyan halife, şöyle izah etti durumu:
– Bak, dedi bu hanımın bana olan iyilikleri, hizmetleri, sabır ve tahammülleri öylesine çok ki, bazen yaratılıştan gelen bu hissîliklerine karşılık verip de kızmak gelmiyor içimden.
Bundan sonrasını da şöyle sıraladı, Hazret-i Ömer:
– Benim evimi o bekliyor, o temizliyor, yemeğimi o hazırlıyor, çamaşırımı o yıkıyor, çoluk çocuğuma o bakıyor. Daha sayamayacağım nice hizmetleri ve iyilikleri bırakmıyor ki onun yaratılıştan gelen hissîliklerine kızıp da kırıcı şekilde karşılık vereyim, kusuruna bakayım, yuvamın huzurunu bozayım.
Bu açıklamalar şimşekler gibi çaktı beyninde. Düşünmeye başladı. Şimdi geriye iyice dönmüş, söylenerek gidiyordu evine: – Ben Hazret-i Ömer’den daha büyük biri olamam. O öyle davranıyor, bana ne olmuş ki, ben alınıyor, ille de karşılık verip bir geçimsizlik sebebi olarak görüyorum, yuvamın huzurunu bozuyorum? O nasıl anlayış gösteriyorsa benim de benzeri şekilde anlayış gösterip sabretmem gerek.
Daha da derinleştirmeye başladı düşüncesini:
– Demek beni doldurup kızdıran nefsimmiş, nefsime kuvvet veren şeytanımmış ki, evimde huzurumu kaçırıp yuvamı yıkma kızgınlığına itiyor beni. Karar verdi kendi kendine:
– Ey şeytan! Bundan sonra boşuna vesvese verme bana, uymayacağım çünkü sana. Benim şaşmaz örneğim Allah’ın Rasûlünün (sav) halifesi Hazret-i Ömer olacaktır. Ben, ondan daha hiddetli ve şiddetli olabilir miyim?
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
s a ilk yorumu ben yapayım istedim benim düşünceme göre beyler kendilerine emanet olarak verilmiş olan hanımlarını tapulu bir mal gibi görmemeli kendisini tamamlyan bir elmanın diğer yarımı gibi görmeli eğer o olmasa hayatında herşeyin yarım olacağını düşünüp eşine değer vermelidir isteklerini meşru ölçüde karşılamalı ve eşi kendisinden korkmamalı rahat bir şekilde isteklerini ve düşüncelerini söyleyebilmelidir bir erkek şefkatli ve hoşgörülü olursa ümid ediyorumki karşısındaki hanımda zamanla huysuz ise düzelecektir bir hanımise eşine devamlı hürmet etmeli ona sabırla karşılık vermeli onu maruz görmelidir hürmette sevgide saygıda kusur etmemelidir bir kaıdn eğer geröek anlamda terbiye almışsa dini bütün bir hanımsa mutlu edemeyeceği bir erkek yoktur dilerim hanımlar birer hatice erkeklerde muhammed olsun dua ile
s a ilk yorumu ben yapayım istedim benim düşünceme göre beyler kendilerine emanet olarak verilmiş olan hanımlarını tapulu bir mal gibi görmemeli kendisini tamamlyan bir elmanın diğer yarımı gibi görmeli eğer o olmasa hayatında herşeyin yarım olacağını düşünüp eşine değer vermelidir isteklerini meşru ölçüde karşılamalı ve eşi kendisinden korkmamalı rahat bir şekilde isteklerini ve düşüncelerini söyleyebilmelidir bir erkek şefkatli ve hoşgörülü olursa ümid ediyorumki karşısındaki hanımda zamanla huysuz ise düzelecektir bir hanımise eşine devamlı hürmet etmeli ona sabırla karşılık vermeli onu maruz görmelidir hürmette sevgide saygıda kusur etmemelidir bir kaıdn eğer geröek anlamda terbiye almışsa dini bütün bir hanımsa mutlu edemeyeceği bir erkek yoktur dilerim hanımlar birer hatice erkeklerde muhammed olsun dua ile
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
Evlilik ile birlikte hemen her birey psikolojik olarak farklılaşmayı bekler. Bu beklenti yersiz bir beklenti değildir. Evlilik bireylerin psikolojik dünyalarını farklılaştırıcı bir süreçtir. İdeal çiftlerin oluşturduğu, pozitif birlikteliklerin bireylere kazandırdığı ve onların ruhsal dünyalarını güçlendirdiği bir çok artısı vardır. Nedir bu artılar? Öncelikle evlilik ile birtakım fıtri arzular karşılanır. Örneğin hanımlar için beğenilme, korunma; erkekler için koruma, sahiplenme vs… Bütün bu tarz noktalarda taraflar birbirlerini tamamlarlar Paylaşım ihtiyacını giderir Sorumluluk duygusunu güçlendirir Özgüveni sağlayıcı rolü vardır Bireyin değerli kılınma ihtiyacını giderir. Bu sebeplerden dolayı evlilik ürkülerek değil, istenerek onaylanılması gereken bir süreçtir.Evlilik fobisi yaşayan bireylerin bu unsurları göz ardı etmemelerini öneririm.Az evvel de belirttiğim gibi yukarıda maddelenen sebeplerden dolayı evlilik bireylerin birçok ihtiyacını giderir ve kişilik yapısını güçlendirir. Böylece bireyler ruhsal anlamda daha fazla doyuma ulaşmış mutlu ve rahat bireyler olarak yaşamlarına devam ederler. Tabii her evlilik insanı yukarıda belirttiğimiz noktalarda tatmin etmez. Bilakis psikolojik olarak insanı baskı altına alan ve zorlayan evlilikler de yaşanmaktadır. Bu tarz durumlarda bir uzman desteği alarak sorunlara çözüm bulmak en sağlıklı olandır. En azından eşler konuşarak birbirlerine bakış açılarını iletmeli beklentilerini dile getirmelidirler
Evlilik ile birlikte hemen her birey psikolojik olarak farklılaşmayı bekler. Bu beklenti yersiz bir beklenti değildir. Evlilik bireylerin psikolojik dünyalarını farklılaştırıcı bir süreçtir. İdeal çiftlerin oluşturduğu, pozitif birlikteliklerin bireylere kazandırdığı ve onların ruhsal dünyalarını güçlendirdiği bir çok artısı vardır. Nedir bu artılar? Öncelikle evlilik ile birtakım fıtri arzular karşılanır. Örneğin hanımlar için beğenilme, korunma; erkekler için koruma, sahiplenme vs… Bütün bu tarz noktalarda taraflar birbirlerini tamamlarlar Paylaşım ihtiyacını giderir Sorumluluk duygusunu güçlendirir Özgüveni sağlayıcı rolü vardır Bireyin değerli kılınma ihtiyacını giderir. Bu sebeplerden dolayı evlilik ürkülerek değil, istenerek onaylanılması gereken bir süreçtir.Evlilik fobisi yaşayan bireylerin bu unsurları göz ardı etmemelerini öneririm.Az evvel de belirttiğim gibi yukarıda maddelenen sebeplerden dolayı evlilik bireylerin birçok ihtiyacını giderir ve kişilik yapısını güçlendirir. Böylece bireyler ruhsal anlamda daha fazla doyuma ulaşmış mutlu ve rahat bireyler olarak yaşamlarına devam ederler. Tabii her evlilik insanı yukarıda belirttiğimiz noktalarda tatmin etmez. Bilakis psikolojik olarak insanı baskı altına alan ve zorlayan evlilikler de yaşanmaktadır. Bu tarz durumlarda bir uzman desteği alarak sorunlara çözüm bulmak en sağlıklı olandır. En azından eşler konuşarak birbirlerine bakış açılarını iletmeli beklentilerini dile getirmelidirler
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
Evlilik hayatı başkası veya başkaları için yaşamanın bir başka adıdır. Aslında bunu sadece evlilik hayatına indirgemek de doğru değil. Çünkü insanoğlu toplumsal bir varlık olduğu için genel anlamda başkaları onun hayatında hakim unsurdur. Maddi bağlamda ürettiği şeylerle, tükettiği ya da tüketebileceği şeyler arasındaki mukayese bunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bir fırıncı düşünün. Hayat boyu ürettiğinin ne kadarını kendisi yemiştir acaba? Bu insanoğlunun kaderidir. Yaratanın zaruri istikamet cinsinden yönlendirdiği, alternatifi olmayan bir yol. Aksi bir durum hayatı belki de çekilmez kılardı. Fedakârlık burada kilit kelime ve kavram. Başkaları için yaşamanın en temel unsuru. Yoksa çocuklu veya çocuksuz o yuvanın devamı imkansız denecek kadar zor.
Kadınıyla–erkeğiyle herkesin evlilik hayatı öncesinde karakteri az–çok belirginleşmiştir. Evlilikten sonra karakter değişimi çok fazla rastlanır şey değildir. Hayat stili belirginleşmiştir artık. Evlilik normal seyrinde süregiden bu hayatı birden başka boyutlara taşır. Hayatın bir anlamda gerçek yüzü ile tanışma fırsatı sağlar çiftlere. Erkek, kadın cinsini ana, nine, hala, teyzeden; kadın da erkeği baba, dede, amca ve dayıdan öte farklı bir vasıf ile tanır; tanır ama kimileri pişman olur “keşke” der, kimileri de “Niye daha önce tanımadım!” diye hayıflanır. Eşleri böyle söyleten aradaki ortak paydalardır. O paydaların çokluğu mutluluğu, azlığı ise aksi neticeyi hasıl eder. Fedakârlık, sorunları kökten çözecek bir iksirdir. “Dediğim dedik, çaldığım düdük” mantığını ele veren inatçı yaklaşımlarla bir yere varılamaz. Dolayısıyla özellikle evliliğin ilk yıllarında, eşlerin birbirlerini tanıma ve yeni hayat düzenlerine alışma zamanlarında bu fedakârlık dediğimiz olguya göre hareket etmeleri şart. Bu kendi değerlerinden, alışkanlıklarından, huylarından taviz verme değildir. Aksine ömür boyu sürecek yeni bir hayat düzenine göre şekil alma çabasıdır. Yeni bir oluşumun ilk adımlarıdır. Boşanmaların altında yatan neredeyse tek neden de budur. Sazını akord eden sanatçıları gördünüz mü? Evlilik bundan çok da farklı değil. Zaman ister. 5 ay, 5 yıl, belki de ömür boyu. Ama, bir belirgin fark var; o da eşlerin birbirlerinin akordlarını ayarlama zorunluluğu.
Evlilik hayatı başkası veya başkaları için yaşamanın bir başka adıdır. Aslında bunu sadece evlilik hayatına indirgemek de doğru değil. Çünkü insanoğlu toplumsal bir varlık olduğu için genel anlamda başkaları onun hayatında hakim unsurdur. Maddi bağlamda ürettiği şeylerle, tükettiği ya da tüketebileceği şeyler arasındaki mukayese bunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bir fırıncı düşünün. Hayat boyu ürettiğinin ne kadarını kendisi yemiştir acaba? Bu insanoğlunun kaderidir. Yaratanın zaruri istikamet cinsinden yönlendirdiği, alternatifi olmayan bir yol. Aksi bir durum hayatı belki de çekilmez kılardı. Fedakârlık burada kilit kelime ve kavram. Başkaları için yaşamanın en temel unsuru. Yoksa çocuklu veya çocuksuz o yuvanın devamı imkansız denecek kadar zor.
Kadınıyla–erkeğiyle herkesin evlilik hayatı öncesinde karakteri az–çok belirginleşmiştir. Evlilikten sonra karakter değişimi çok fazla rastlanır şey değildir. Hayat stili belirginleşmiştir artık. Evlilik normal seyrinde süregiden bu hayatı birden başka boyutlara taşır. Hayatın bir anlamda gerçek yüzü ile tanışma fırsatı sağlar çiftlere. Erkek, kadın cinsini ana, nine, hala, teyzeden; kadın da erkeği baba, dede, amca ve dayıdan öte farklı bir vasıf ile tanır; tanır ama kimileri pişman olur “keşke” der, kimileri de “Niye daha önce tanımadım!” diye hayıflanır. Eşleri böyle söyleten aradaki ortak paydalardır. O paydaların çokluğu mutluluğu, azlığı ise aksi neticeyi hasıl eder. Fedakârlık, sorunları kökten çözecek bir iksirdir. “Dediğim dedik, çaldığım düdük” mantığını ele veren inatçı yaklaşımlarla bir yere varılamaz. Dolayısıyla özellikle evliliğin ilk yıllarında, eşlerin birbirlerini tanıma ve yeni hayat düzenlerine alışma zamanlarında bu fedakârlık dediğimiz olguya göre hareket etmeleri şart. Bu kendi değerlerinden, alışkanlıklarından, huylarından taviz verme değildir. Aksine ömür boyu sürecek yeni bir hayat düzenine göre şekil alma çabasıdır. Yeni bir oluşumun ilk adımlarıdır. Boşanmaların altında yatan neredeyse tek neden de budur. Sazını akord eden sanatçıları gördünüz mü? Evlilik bundan çok da farklı değil. Zaman ister. 5 ay, 5 yıl, belki de ömür boyu. Ama, bir belirgin fark var; o da eşlerin birbirlerinin akordlarını ayarlama zorunluluğu.
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
Eşinizle konuşma taktikleri Öncelikle konuşma neticesinde eşinizin anında sizi desteklemesini beklemeyin. Amaç sadece size olumlu tepki vermesi olmamalıdır. Eşiniz şayet o ana kadar hep tepkisel olduysa bir anda değişemez, bunu unutmayın. Amacınız kendinizi ifade etmek olmalıdır. Başlangıçta kendinizi ifade ederken ısrarcı olmamanız ve sadece eşinizin düşünmesini sağlamak amaçlı konuşmanız daha faydalı olacaktır. Eşinizle onu suçlarcasına konuşmamalısınız. Unutmayın, amacınız kendinizi ifade etmek, karşı tarafa hatalarını anlatmak değil. Iletişime kapalı bir insan kendisine ilk etapta hataları gösterilecek olunursa hatalarını kabul etmeyeceği gibi iletişimi o noktada bitirir. Bu sebeple ilk etapta ‘ben’ dilini kullanarak kendi duygu ve düşüncelerinizden bahsetmelisiniz. Mimikleriniz ve ses tonunuzda sertlik veya duygusallık olmasın. Olabildiğince nötr yaklaşın. Gözyaşlarınızı silah olarak kullanmayın. Eşinizi anlamaya çalışsın ve bunu eşinize hissettirin. Konuya yoğunlaşın, geçmişe veya yan konulara dalmayın. Unutmayın, eşinizle konuşarak istediğinizi kazanamasanız da, hiçbir şey kaybetmezsiniz
Eşinizle konuşma taktikleri Öncelikle konuşma neticesinde eşinizin anında sizi desteklemesini beklemeyin. Amaç sadece size olumlu tepki vermesi olmamalıdır. Eşiniz şayet o ana kadar hep tepkisel olduysa bir anda değişemez, bunu unutmayın. Amacınız kendinizi ifade etmek olmalıdır. Başlangıçta kendinizi ifade ederken ısrarcı olmamanız ve sadece eşinizin düşünmesini sağlamak amaçlı konuşmanız daha faydalı olacaktır. Eşinizle onu suçlarcasına konuşmamalısınız. Unutmayın, amacınız kendinizi ifade etmek, karşı tarafa hatalarını anlatmak değil. Iletişime kapalı bir insan kendisine ilk etapta hataları gösterilecek olunursa hatalarını kabul etmeyeceği gibi iletişimi o noktada bitirir. Bu sebeple ilk etapta ‘ben’ dilini kullanarak kendi duygu ve düşüncelerinizden bahsetmelisiniz. Mimikleriniz ve ses tonunuzda sertlik veya duygusallık olmasın. Olabildiğince nötr yaklaşın. Gözyaşlarınızı silah olarak kullanmayın. Eşinizi anlamaya çalışsın ve bunu eşinize hissettirin. Konuya yoğunlaşın, geçmişe veya yan konulara dalmayın. Unutmayın, eşinizle konuşarak istediğinizi kazanamasanız da, hiçbir şey kaybetmezsiniz
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
teşekkür ederim zerda kardeşim inşallah.
Bir erkekle bir kadın arasında Allah'ın koyduğu prensipler çerçevesinde akdedilen muamele. İslâm nazarında bir ibadet kabul edilen evlilik ile ilgili olarak, İslâm Hukukuna dair yazılan kitaplardan bazısında Bizim için Hz. Ademden bu güne kadar, meşrû olarak devam ede gelen ve Cennette de devam edecek olan iki şey vardır bunlar, evlenme ve imandır (İbn Âbidin, III, 3) şeklinde kaydedilmektedir.
teşekkür ederim zerda kardeşim inşallah.
Bir erkekle bir kadın arasında Allah'ın koyduğu prensipler çerçevesinde akdedilen muamele. İslâm nazarında bir ibadet kabul edilen evlilik ile ilgili olarak, İslâm Hukukuna dair yazılan kitaplardan bazısında Bizim için Hz. Ademden bu güne kadar, meşrû olarak devam ede gelen ve Cennette de devam edecek olan iki şey vardır bunlar, evlenme ve imandır (İbn Âbidin, III, 3) şeklinde kaydedilmektedir.
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
ABLA EŞ BULSAK YORUM YAPARIZDA EŞ YOK Kİİİİİ:)
RABBİM HAYIRLI EŞLER NASİP ETSİN CÜMLEMİZE İNŞ
ABLA EŞ BULSAK YORUM YAPARIZDA EŞ YOK Kİİİİİ:)
RABBİM HAYIRLI EŞLER NASİP ETSİN CÜMLEMİZE İNŞ
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
ABLACIM ÇOK GÜZEL NASİHATLAE BUNLAR ALLAH RAZI OLSUN
Gözyaşlarınızı silah olarak kullanmayın
ŞU AN BU ÇOK KULLANILIYOR ABLACIM
BENDE KERDEŞLERİMİN YORUMLARINI MERAK EDİYORUM ACABA ONLAR İÇİN EVLENİLECEK HANIM NASIL OLMALI?
ABLACIM ÇOK GÜZEL NASİHATLAE BUNLAR ALLAH RAZI OLSUN
Gözyaşlarınızı silah olarak kullanmayın
ŞU AN BU ÇOK KULLANILIYOR ABLACIM
BENDE KERDEŞLERİMİN YORUMLARINI MERAK EDİYORUM ACABA ONLAR İÇİN EVLENİLECEK HANIM NASIL OLMALI?
RE: selamunaleyküm canım kardeşim
RE: selamunaleyküm canım kardeşim
KARDEŞİM OLAYA FARKLI Bİ BAKIŞ AÇISI GETİRMİŞ GÜZELDİ GÜLDÜM GERÇEKTEN. CANIM KARDEŞİM BEN EVLİ BAYAN OLARAK VE HAMİLE Bİ BAYAN OLARAK ERKEKLERİN İSTEDİĞİ EŞ NASIL OLMALIDIR EŞİMDEN BİLİYORUM VE BU KONUDA ÇOK ŞÜKÜR HİÇ ANLAŞMAZLIĞA DÜŞMEDİK...
ÖNCE KARŞILIKLI SAYGI BU ÇOK ÖNEMLİ SONRA SEVGİ VE FİKİR BİRLİĞİ BUNLAR OLDUĞU SÜRECE HİÇ Bİ SORUN OLMAZ SANMIYORUM.
BEN KENDİMDEN BAHSEDEYİM ŞİMDİ KARDEŞLERİM DİYEBİLİR ATIYOSUN DİYE AMA DEĞİL GERÇEKTEN BÖYLEYİM...
EŞİM İŞTEN GELİNCE (HAMİLE OLMAM RAĞMEN) AYAKLARINI YIKARIM GÜLDÜĞÜNÜZÜ GÖRÜR GİBİYİM ÜTÜSÜZ GİYDİRMEM HİÇ Bİ KIYAFETİNİ NEYSE VARLIĞA SEVİNMEM KARDEŞİM YOKLUĞADA ÜZÜLMEM BU VARDA BU NİYE YOK DEMEM ELİMDEKİNİN KIYMETİNİ BİLİR FAZLASINI İSTEMEM HİÇ BİŞEYİN ZATEN FAZLASINDA GÖZÜM OLMADI HİÇ EŞİMİN GÖNLÜNÜ MÜMKÜN OLDUĞUNCA HOŞ TUTMAYA ÇALIŞIRIM E ALLAH MÜBAREK ETSİN NAMAZIMDAYIM DA ELİMDEKİLER İÇİN RABBİMİN VERDİĞİ NİMETLERE ŞÜKREDERİM VE EŞİMDE BENİM Bİ DEDİĞİMİ İKİ ETMEZ... SÖYLESENİZE KARDEŞLERİM Bİ ERKEK BAŞKA NE BEKLER KADINDAN VE Bİ KADIN NE İSTER ERKEKTEN.... EŞLERİNİZİ SEVİN VE KENDİNİZİ SEVDİRİN KARDEŞLERİM BEN EVLİ Bİ BAYAN OLARAK BUNU SÖYLÜYORUM RABBİM TÜM BEKAR KARDEŞLERİME HAYIRLI SALİHA Bİ İNSAN İHSAN ETSİN AMİN
RE: selamunaleyküm canım kardeşim
KARDEŞİM OLAYA FARKLI Bİ BAKIŞ AÇISI GETİRMİŞ GÜZELDİ GÜLDÜM GERÇEKTEN. CANIM KARDEŞİM BEN EVLİ BAYAN OLARAK VE HAMİLE Bİ BAYAN OLARAK ERKEKLERİN İSTEDİĞİ EŞ NASIL OLMALIDIR EŞİMDEN BİLİYORUM VE BU KONUDA ÇOK ŞÜKÜR HİÇ ANLAŞMAZLIĞA DÜŞMEDİK...
ÖNCE KARŞILIKLI SAYGI BU ÇOK ÖNEMLİ SONRA SEVGİ VE FİKİR BİRLİĞİ BUNLAR OLDUĞU SÜRECE HİÇ Bİ SORUN OLMAZ SANMIYORUM.
BEN KENDİMDEN BAHSEDEYİM ŞİMDİ KARDEŞLERİM DİYEBİLİR ATIYOSUN DİYE AMA DEĞİL GERÇEKTEN BÖYLEYİM...
EŞİM İŞTEN GELİNCE (HAMİLE OLMAM RAĞMEN) AYAKLARINI YIKARIM GÜLDÜĞÜNÜZÜ GÖRÜR GİBİYİM ÜTÜSÜZ GİYDİRMEM HİÇ Bİ KIYAFETİNİ NEYSE VARLIĞA SEVİNMEM KARDEŞİM YOKLUĞADA ÜZÜLMEM BU VARDA BU NİYE YOK DEMEM ELİMDEKİNİN KIYMETİNİ BİLİR FAZLASINI İSTEMEM HİÇ BİŞEYİN ZATEN FAZLASINDA GÖZÜM OLMADI HİÇ EŞİMİN GÖNLÜNÜ MÜMKÜN OLDUĞUNCA HOŞ TUTMAYA ÇALIŞIRIM E ALLAH MÜBAREK ETSİN NAMAZIMDAYIM DA ELİMDEKİLER İÇİN RABBİMİN VERDİĞİ NİMETLERE ŞÜKREDERİM VE EŞİMDE BENİM Bİ DEDİĞİMİ İKİ ETMEZ... SÖYLESENİZE KARDEŞLERİM Bİ ERKEK BAŞKA NE BEKLER KADINDAN VE Bİ KADIN NE İSTER ERKEKTEN.... EŞLERİNİZİ SEVİN VE KENDİNİZİ SEVDİRİN KARDEŞLERİM BEN EVLİ Bİ BAYAN OLARAK BUNU SÖYLÜYORUM RABBİM TÜM BEKAR KARDEŞLERİME HAYIRLI SALİHA Bİ İNSAN İHSAN ETSİN AMİN
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
ÖMÜR BOYU BERABER YAŞANACAKSA NİÇİN HANIMLARA KÖTÜ DAVRANIRLAR. VARLIKTA BERABER YOKLUKTA BERABER YAŞANMALI. GÜZEL GÜNLERDE VE KÖTÜ GÜNLERDE ANIMLARDAN BAŞKA KİMSE OLMAYACAK KOCALARININ YANINDA.
ÖMÜR BOYU BERABER YAŞANACAKSA NİÇİN HANIMLARA KÖTÜ DAVRANIRLAR. VARLIKTA BERABER YOKLUKTA BERABER YAŞANMALI. GÜZEL GÜNLERDE VE KÖTÜ GÜNLERDE ANIMLARDAN BAŞKA KİMSE OLMAYACAK KOCALARININ YANINDA.
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
ERDAL BEY TAM 12 DEN VURMUŞSUNUZ.EVLENİNCE FİKİRLERİNİZ DEGİŞMESİN ;)
Bİ ERKEKTE TERBİYE SAYGI OLSUN. DİNİNE BAGLI OLSUN, BİLGİLİ OLSUN, ÖZELLİKLE DİNİ KONUDA VE BİLGİLERİNİ BENİMLE PAYLAŞSIN. BENİMDE ONDAN ÖGRENDİKLERİMİ BAŞKALARINA ÖGRETMEME İZİN VERSİN BU BANA YETER.
ABLA OLDU MU?
ErdalOZSARAC yazdı:
ÖMÜR BOYU BERABER YAŞANACAKSA NİÇİN HANIMLARA KÖTÜ DAVRANIRLAR. VARLIKTA BERABER YOKLUKTA BERABER YAŞANMALI. GÜZEL GÜNLERDE VE KÖTÜ GÜNLERDE ANIMLARDAN BAŞKA KİMSE OLMAYACAK KOCALARININ YANINDA.
ERDAL BEY TAM 12 DEN VURMUŞSUNUZ.EVLENİNCE FİKİRLERİNİZ DEGİŞMESİN ;)
Bİ ERKEKTE TERBİYE SAYGI OLSUN. DİNİNE BAGLI OLSUN, BİLGİLİ OLSUN, ÖZELLİKLE DİNİ KONUDA VE BİLGİLERİNİ BENİMLE PAYLAŞSIN. BENİMDE ONDAN ÖGRENDİKLERİMİ BAŞKALARINA ÖGRETMEME İZİN VERSİN BU BANA YETER.
ABLA OLDU MU?
RE: bey kardeşlerimize bir kaç soru
ŞUNA EMİNİM HER NE OLURSA OLSUN. YOKLUKTA YAŞASAM VARLIKTA GÖRSEM BUNLAR YALANCI DÜNYADA KLACAKLAR. FİKİRLERİM DEĞİŞMEZ ALLAHIN İZNİYLE. BAZI GERÇEKLER VAR BİLİNİYORSA HİÇ BİŞEY DEĞİŞMEZ.B)B)
ŞUNA EMİNİM HER NE OLURSA OLSUN. YOKLUKTA YAŞASAM VARLIKTA GÖRSEM BUNLAR YALANCI DÜNYADA KLACAKLAR. FİKİRLERİM DEĞİŞMEZ ALLAHIN İZNİYLE. BAZI GERÇEKLER VAR BİLİNİYORSA HİÇ BİŞEY DEĞİŞMEZ.B)B)
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/4425-bey-kardeslerimize-bir-kac-soru · 19.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.