🔒 Yürek Esintileri (alıntı)
15.923 görüntülenme · 168 yanıt

Sevgi
Sevgi bülbül olmaktı,
Bülbül gibi gülü sevmek,
Dikenleri batarcasına...
Sevgi mecnun olmaktı,
Sevgili ugruna cöllere düsmek...
Sevmek Hz.Yakup olmaktı,
Hz.Yusuf ugruna gözlerinden olmaktı...
Sevgi özlemekti,
Sevgi umuttu,
Sevgi sabırla beklemekti,
Sevgi yanmaktı sevgili uğruna,
Sevgi Mevlayı sevmekti,
Sevgi Habibullahı sevmekti,
O'nun sevdiklerini sevmekti,
Sevmek Yaratandan ötürü sevmekti ercesine....
Bülbül gül derdi ile inleyen bir kuştur. Gece demez, gündüz demez daima ah-u zar edip inler. Gecede öten bülbül ne talihsizdir. Seherde öteni ise goncanın açılma vakti uykuya dalar. 0 da bir bakıma talihsizdir. Bu bağrı hun kuşun bir ateş-i suzî düşer diline de onu ömür boyu figan ettirir.
Bazen ümitsiz bir fecirde o goncaya sihirli neşidelerini söyler. Fakat fecr-i kazibten sonra fecr-i sadıkın ilk ışıkları gülde ışımaya başlayınca gülde de şafak olur. Artık bülbülün figanesi terennüme döner. Ve inleyişleri nağme-saz bir şarkıya döner.
Ah! birde insanlık semasının zalâm zalâm karanlığında ney gibi inleyen bülbüllerin ah-u eninlerine kulak verilebilse.. O, herbir terennümünde ciğerinden kopan bir parçayı alevden bir çerağ gibi insanlığa takdim etmektedir ama âh bir anlaşılabilse..
Haristana düşmüş bir bülbülün sinesindeki acıları kim hissedebilir. Elbette onun gibi acı çeken ruhunda bu eninleri taşıyan anlar onun derdinden.. Lakin yağmur yüklü bulutlar onun derdine aşinadır. Zira onun ah-u zarı bulut bulut gökte kümeleşmiştir. Ve bir baran ile güller sulanır.. Ve bülbülün yıllarca yandığı özlem ateşine su serper bu rahmet yağmuru..
Zira, bu su ile güller açacak.. Dikenlerden güller, goncalar tebessüm edecek. Haristan gülistana dönecek.. Velhasıl bunca kıştan sonra;
‘Esti nesimi nevbahar açıldı güller Subh-dem
Açsın bizim de gönlümüz sâki meded sun cam-ı Cem”
Nefi
dediği gibi şairin, küre-i arza gül devri gelecek ve sûzişi bir nağmeye inkilab edecek bütün figâneler..
Mehmet ERDOĞAN
Bazen ümitsiz bir fecirde o goncaya sihirli neşidelerini söyler. Fakat fecr-i kazibten sonra fecr-i sadıkın ilk ışıkları gülde ışımaya başlayınca gülde de şafak olur. Artık bülbülün figanesi terennüme döner. Ve inleyişleri nağme-saz bir şarkıya döner.
Ah! birde insanlık semasının zalâm zalâm karanlığında ney gibi inleyen bülbüllerin ah-u eninlerine kulak verilebilse.. O, herbir terennümünde ciğerinden kopan bir parçayı alevden bir çerağ gibi insanlığa takdim etmektedir ama âh bir anlaşılabilse..
Haristana düşmüş bir bülbülün sinesindeki acıları kim hissedebilir. Elbette onun gibi acı çeken ruhunda bu eninleri taşıyan anlar onun derdinden.. Lakin yağmur yüklü bulutlar onun derdine aşinadır. Zira onun ah-u zarı bulut bulut gökte kümeleşmiştir. Ve bir baran ile güller sulanır.. Ve bülbülün yıllarca yandığı özlem ateşine su serper bu rahmet yağmuru..
Zira, bu su ile güller açacak.. Dikenlerden güller, goncalar tebessüm edecek. Haristan gülistana dönecek.. Velhasıl bunca kıştan sonra;
‘Esti nesimi nevbahar açıldı güller Subh-dem
Açsın bizim de gönlümüz sâki meded sun cam-ı Cem”
Nefi
dediği gibi şairin, küre-i arza gül devri gelecek ve sûzişi bir nağmeye inkilab edecek bütün figâneler..
Mehmet ERDOĞAN
Aklımla kalbimin, hâlimle sözümün,
teslimiyetimle ve vehmimin
arasında kaldım ben.
Aklımı gösteren ismimle aşkımı gösteren ateş arasına düştüm,
o uçurumda yittim ben.
Aynı anda iki şey olunamadığı için aşkın saltanatında,
o uçurumda yitirdim ben.
Nazan Bekiroğlu
teslimiyetimle ve vehmimin
arasında kaldım ben.
Aklımı gösteren ismimle aşkımı gösteren ateş arasına düştüm,
o uçurumda yittim ben.
Aynı anda iki şey olunamadığı için aşkın saltanatında,
o uçurumda yitirdim ben.
Nazan Bekiroğlu
Neden Hz Yakup yanında onca evladı varken illa Yusuf diye ağlayıp gözlerini kör eyledi? Sevgi sadece evlat sevgisi ise bu sevgiyi kendine yaşatacak hiç mi evladı yoktu?
Neden Mecnun illa Leyla deyip çöllere düştü? Mecnun için başka bir sevgili bulunamaz mıydı? Hiçbir kız Leyla'nın verdiğini veremez miydi Mecnun'a?
Neden Bülbül Gül için ağlayıp durdu hep? Gül'ün dikenlerinin her seferinde vücuduna batıp kendisine acı vereceğini bildi halde ,neden Bülbül hala güle konmaya gülü koklamaya devam etti?
Zannediyor musunuz ki Yakup için Yusuf sadece bir evlattı?
Zannediyor musunuz ki Mecnun için Leyla sadece bir sevgili idi?
Zannediyor musunuz ki Bülbül için Gül sadece bir çiçekti?
Eğer sadece Yakup için evlat
Mecnun için sevgili
Bülbül için çiçek olsaydı anlam ;
Ne Yusuf için gözler kör edilirdi ve gelene kadar dünyaya küsülürdü
Ne Leyla için çöllere düşülür ölümü ile ölünürdü
Ne de Gül için onca dikenine rağmen gözyaşı dökülür ve hala üzerine konulup kokusu koklanırdı ...
Yusuf gelmeden kim açabilirdi Yakub'un gözlerini
Leyla ölünce kim yaşatabilirdi Mecnun'u
Gül'ü koklarken akan kanın kan olmadığını kim anlatabilirdi Bülbül'e..?
Tek bir olan biri!
Yakub'unda Mecnun'unda Bülbül'ünde Rabbi olan ALLAH
Yusuf'unda Leyla'nında Gül'ünde Rabbi olan ALLAH
İşte her şey tek bir şeyde cevap buluyor!
İşte her şey tek bir şeyde son buluyor!
O hükmü kestiyse O hükmü yazdıysa...
Sonu yok bu sevdanın O sonu kesmeden,
Açıklaması yok bu sevdanın sevdayı gönle yerleştiren açıklamasını yapmadan..
Yakup ne güzel oldu Yusuf ile
Mecnun ne güzel oldu Leyla ile
Bülbül ne güzel oldu Gül ile
Aslında hepsi en güzel bir güzel ile güzel oldu
MEVLA ile!
Neden Mecnun illa Leyla deyip çöllere düştü? Mecnun için başka bir sevgili bulunamaz mıydı? Hiçbir kız Leyla'nın verdiğini veremez miydi Mecnun'a?
Neden Bülbül Gül için ağlayıp durdu hep? Gül'ün dikenlerinin her seferinde vücuduna batıp kendisine acı vereceğini bildi halde ,neden Bülbül hala güle konmaya gülü koklamaya devam etti?
Zannediyor musunuz ki Yakup için Yusuf sadece bir evlattı?
Zannediyor musunuz ki Mecnun için Leyla sadece bir sevgili idi?
Zannediyor musunuz ki Bülbül için Gül sadece bir çiçekti?
Eğer sadece Yakup için evlat
Mecnun için sevgili
Bülbül için çiçek olsaydı anlam ;
Ne Yusuf için gözler kör edilirdi ve gelene kadar dünyaya küsülürdü
Ne Leyla için çöllere düşülür ölümü ile ölünürdü
Ne de Gül için onca dikenine rağmen gözyaşı dökülür ve hala üzerine konulup kokusu koklanırdı ...
Yusuf gelmeden kim açabilirdi Yakub'un gözlerini
Leyla ölünce kim yaşatabilirdi Mecnun'u
Gül'ü koklarken akan kanın kan olmadığını kim anlatabilirdi Bülbül'e..?
Tek bir olan biri!
Yakub'unda Mecnun'unda Bülbül'ünde Rabbi olan ALLAH
Yusuf'unda Leyla'nında Gül'ünde Rabbi olan ALLAH
İşte her şey tek bir şeyde cevap buluyor!
İşte her şey tek bir şeyde son buluyor!
O hükmü kestiyse O hükmü yazdıysa...
Sonu yok bu sevdanın O sonu kesmeden,
Açıklaması yok bu sevdanın sevdayı gönle yerleştiren açıklamasını yapmadan..
Yakup ne güzel oldu Yusuf ile
Mecnun ne güzel oldu Leyla ile
Bülbül ne güzel oldu Gül ile
Aslında hepsi en güzel bir güzel ile güzel oldu
MEVLA ile!

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
Günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli.
Bîçâre gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!
Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
aklımla kalbimin,hâlimle sözümün,
teslimiyetimle vehmimin arasında kaldım ben.
Aklımı gösteren ismimle, aşkımı gösteren ateş arasına düştüm,
o uçurumda yittim ben.
Aynı anda iki şey olunamadığı için aşkın saltanatında,
o uçurumda yittim ben.
{Nazan Bekiroğlu ~ İsimle Ateş Arasında}
teslimiyetimle vehmimin arasında kaldım ben.
Aklımı gösteren ismimle, aşkımı gösteren ateş arasına düştüm,
o uçurumda yittim ben.
Aynı anda iki şey olunamadığı için aşkın saltanatında,
o uçurumda yittim ben.
{Nazan Bekiroğlu ~ İsimle Ateş Arasında}

Sadece bir gül sunuyorum yüreğine
Sevgilerle bezenmiş, yürekten...
Karşılık beklemiyorum inan, en ufak bir ümidim yok
Sadece gülü layık olduğu yere göndermek istiyorum…
Kabul et onu yüreğine, karşılık vermesen de..
Bir gül sunuyorum yüreğine…
Demet demet sadakatle derlenmiş…
Kırmızılığını sevdasından almış..
Dikensiz…
Kabul et onu yüreğine, sende yetişmese bile…
Bir gül sunuyorum yüreğine…
Başkalaşmamış, zamanın yalancı güllerinden uzak…
İçten, riyasız, hesapsız…
Manasını yitirmiş sevdalardan öte…
Kabul et onu yüreğine, onu kendinden bilmesen de…
Bir gül sunuyorum yüreğine…
Hayatın özünde kendini bulan..
Yaratılıştaki müthiş sevgiden nasibini alan…
Sahibinin Vedud sıfatıyla beslenmiş…
Kabul et onu yüreğine, benim gibi bir nacizaneden olsa bile…
Bir gül sunuyorum yüreğine…
Hiçlikten varoluşa doğru akan…
Aşk pınarında mayalanmış…
Bulunan zamana inat visal’i ukbada arayan…
Kabul et onu yüreğine, hicran kokuyor olsa bile…
Bir gül sunuyorum yüreğine…
Gece gibi karanlık,kokladıkça aydınlanan…
Hissettikçe yaşam bulan…
Güzelliğini koklayanından alan…
Kabul et onu yüreğine, onu ölüme terk etsen bile…
İşte sadece bir gül sunuyorum yüreğine…
Sana layık olmasa bile…
Alıntdr

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
Âşıka ar gelir geriye dönmek;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Abdurrahim Karakoç
Her Gönül Bir Tek Sevgiliye Müştaktır aslında...
Ne var ki kıblesi yanlıştır.Bulunduğu sandığı şey gerçekte aradığı değildir.Kimisi bir gözleri ahuya zebun,kimisi bir gül yüzü güzele meftun,kimisi bir ceylan bakışlıya mecnundur.Bazısı dünyanın ağlamasına kanmış,bazısı mal-ü mülke aldanmış,bazısı da hayal alemini gerçek sanmıştır...Oysa her birisi bir tek sevgili tarafından sınanmıştır...
Ne var ki kıblesi yanlıştır.Bulunduğu sandığı şey gerçekte aradığı değildir.Kimisi bir gözleri ahuya zebun,kimisi bir gül yüzü güzele meftun,kimisi bir ceylan bakışlıya mecnundur.Bazısı dünyanın ağlamasına kanmış,bazısı mal-ü mülke aldanmış,bazısı da hayal alemini gerçek sanmıştır...Oysa her birisi bir tek sevgili tarafından sınanmıştır...
KAN ~~
TER~~
GÖZYAŞI~~
Bu üç damla azizdir~~
Bu üç damlanın karıştığı şeyde azizdir
Neyin uğrunda olursa olsun
samimi olarak bir dava uğruna dökülen kanların karşılıksız kaldığı görülmemiş
Ter de öyle
Kim çalışarak ter dökmüş de karşılığını almamış.
Gözyaşı da öyle.
Zulme uğramış birinden dökülüyorsa o damla,
düştüğü yeri yakacaktır.
Bu üç damla bedeldir;
bu bedel ödendiği zaman elde edilen şey meşrulaşır.
Kan,toprağın;
ter, ekmeğin;
gözyaşı, yüreğin bereketidir.
MUSTAFA İSLAMOĞLU
TER~~
GÖZYAŞI~~
Bu üç damla azizdir~~
Bu üç damlanın karıştığı şeyde azizdir
Neyin uğrunda olursa olsun
samimi olarak bir dava uğruna dökülen kanların karşılıksız kaldığı görülmemiş
Ter de öyle
Kim çalışarak ter dökmüş de karşılığını almamış.
Gözyaşı da öyle.
Zulme uğramış birinden dökülüyorsa o damla,
düştüğü yeri yakacaktır.
Bu üç damla bedeldir;
bu bedel ödendiği zaman elde edilen şey meşrulaşır.
Kan,toprağın;
ter, ekmeğin;
gözyaşı, yüreğin bereketidir.
MUSTAFA İSLAMOĞLU

O zaman peki, demişti Yusuf, Züleyha'ya.
Sen görüş gücü bir bez parçası ile yok olan bir puttan utanıyorsun da,
her yerde olanları ve olacakları gören, üstelik kalplerin içindeki niyetleri dahi bilen, kendisine gizli saklı olmayan benim Rabb'imden neden utanmıyorsun?
Sen utanmıyorsun benim O'ndan utanmamı neden anlamıyorsun? Üstelik ben Rabb'min gözlerini bağlayamam.
Nazan Bekiroğlu-Yusuf İle Züleyha
“Her şey bu kadar basit aslında” dedim kendi kendime;”dünya tozlanan bir yerdir.” Bütün insanlar toz almak için gelirler dünyaya.Kimisi bir ülkenin tozunu alır,kimisi bir sehpanın,kimisi bir ceketin. Ama bazen bir gözün tozunu almak gerekir dünyada, kabul etmek lazım en zoru budur.
Ali Ayçil
Ali Ayçil
Bu da Geçecek...
Daha nerede durup nerede terkedeceğimize karar veremezken... Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmezken...
Hayatı yaşamaya değer kılan duyguların yokluğu hissedilir oldu yüreklerde...
Gönül duymazken dinlemezken, göz görmezken... Ama gönül görürken... Hayat daha mı anlamlıydı?
Başımıza neler gelecek daha. Neleri sığdıracağız şu kısacık hayata... Bir anda olacak her şey... Mutluluğu bir yana, başa gelince cefası çekilen dostu özlüyor yürek... Sevgiyi özlüyor. Yalanı aslına tercih edemiyor ya, hep onu arıyor. Sımsıkı sarıldığı yalnızlığının himayesinde yetişiyor; kendisini hayata yalnızlığıyla hazırlıyor. Hayatın akıp gittiğini farketse, yıkılacak... Yok o istemiyor bunu bilmeyi. Yaşamaya başlamak için özleminin bitmesini bekliyor. Ne yaşayacaksa o dostla olsun, hayatının anlamı o olsun... Daha neler neler istiyor yürek... bir zaman sonra her şey bitecek, hiçbir şey başlamadan bitecek her şey... Oysa o kadar çok şey yaşanmış olacak ki... O da farkedecek sonunda ya çok geç olacak... Yaşadığı hayal kırıklığını isimlendirmek için kelime bulamadığında, bildiklerinin kaderiyle uyuşmadığını anlayacak. Hak verecek tüm gönüllere... Ama bulana dek arayacak, az şey bulmayacak. Bulduklarını birbirine eklediğinde hep bir şeylerin eksik kaldığını görünce anlayacak her şeyi tam anlamıyla elde edemeyeceğini. Yaşadıkça öğrenecek...
Kaybedeceği korkusu değil ondaki, kazanamayacağı düşüncesi. Kaybetme şansı olsa kendini iyi hissedebilecek belki bir parça. Ama hiç kazanamadı ki ne kaybedecek!.. Mahkumdu o belki de kaybetmeye, her zaman olmasa da çoğu zaman... Hayat ne kadar yaşamaya değerse de daha azına layık gördüğü için mi kendine bunca eziyeti?..
Suskun yüreğim benim... Kimse arkasına dönüp bakmazken, kimse senin neler yaşadığını anlayamazken... Ve tüm yaşananları senden başka kimsenin aynıyla yaşayacağından emin olamazken... Var mı içine kapanıp ağlamak?.. Susma yüreğim. Bak akıp gidiyor hayat. Yaşamak sevmekse sen yaşa yaşanabileceklerin en iyisini, özlemekse yaşamak sen en çok özleyen ol...
Hayatın anlamını yalnızlığa vurulan darbede bir dost arayarak bulmaya çalışmaksa kader... Kader bizim yapabildiklerimizse... Kalk yüreğim, sen elinden geleni yap. Gerisi senden sorulmaz, merak etme...
Değil mi ki O her şeyin asıl sahibi... Ve tüm sevgilerin... Dayan yüreğim, bu da geçecek...
Yazan : Hatice Bagci
Daha nerede durup nerede terkedeceğimize karar veremezken... Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmezken...
Hayatı yaşamaya değer kılan duyguların yokluğu hissedilir oldu yüreklerde...
Gönül duymazken dinlemezken, göz görmezken... Ama gönül görürken... Hayat daha mı anlamlıydı?
Başımıza neler gelecek daha. Neleri sığdıracağız şu kısacık hayata... Bir anda olacak her şey... Mutluluğu bir yana, başa gelince cefası çekilen dostu özlüyor yürek... Sevgiyi özlüyor. Yalanı aslına tercih edemiyor ya, hep onu arıyor. Sımsıkı sarıldığı yalnızlığının himayesinde yetişiyor; kendisini hayata yalnızlığıyla hazırlıyor. Hayatın akıp gittiğini farketse, yıkılacak... Yok o istemiyor bunu bilmeyi. Yaşamaya başlamak için özleminin bitmesini bekliyor. Ne yaşayacaksa o dostla olsun, hayatının anlamı o olsun... Daha neler neler istiyor yürek... bir zaman sonra her şey bitecek, hiçbir şey başlamadan bitecek her şey... Oysa o kadar çok şey yaşanmış olacak ki... O da farkedecek sonunda ya çok geç olacak... Yaşadığı hayal kırıklığını isimlendirmek için kelime bulamadığında, bildiklerinin kaderiyle uyuşmadığını anlayacak. Hak verecek tüm gönüllere... Ama bulana dek arayacak, az şey bulmayacak. Bulduklarını birbirine eklediğinde hep bir şeylerin eksik kaldığını görünce anlayacak her şeyi tam anlamıyla elde edemeyeceğini. Yaşadıkça öğrenecek...
Kaybedeceği korkusu değil ondaki, kazanamayacağı düşüncesi. Kaybetme şansı olsa kendini iyi hissedebilecek belki bir parça. Ama hiç kazanamadı ki ne kaybedecek!.. Mahkumdu o belki de kaybetmeye, her zaman olmasa da çoğu zaman... Hayat ne kadar yaşamaya değerse de daha azına layık gördüğü için mi kendine bunca eziyeti?..
Suskun yüreğim benim... Kimse arkasına dönüp bakmazken, kimse senin neler yaşadığını anlayamazken... Ve tüm yaşananları senden başka kimsenin aynıyla yaşayacağından emin olamazken... Var mı içine kapanıp ağlamak?.. Susma yüreğim. Bak akıp gidiyor hayat. Yaşamak sevmekse sen yaşa yaşanabileceklerin en iyisini, özlemekse yaşamak sen en çok özleyen ol...
Hayatın anlamını yalnızlığa vurulan darbede bir dost arayarak bulmaya çalışmaksa kader... Kader bizim yapabildiklerimizse... Kalk yüreğim, sen elinden geleni yap. Gerisi senden sorulmaz, merak etme...
Değil mi ki O her şeyin asıl sahibi... Ve tüm sevgilerin... Dayan yüreğim, bu da geçecek...
Yazan : Hatice Bagci

Hep baharlarında nefes aldım. gulyurek
Hep güneşi gördüm ıslak kirpiklerinde.
Hep mutlulukları soludum sevginde Acılarını, gergef işler gibi
Yüreğimin solgun köşelerine motifledim.
Çünkü umut fakiri acıların,
Yarınlarımın müjde kokan çiçekleriydi.
Suyum, ekmeğim
Nefesim, azığım oldun hayat yolculuğunda.
Baktığım her yerde,
Çiçeklere adanmış bir gülüştün sen.
Gözyaşlarımla aktığım nehir ,
Yokuşlarda soluduğum
Yürek kaleminin en güzel şiiri oldun sen..
Yağmur damlası olup
Bereket türküleriyle düşerken sen,
Yüreğini açan bir toprak olurum ben...
Gül yüreklim,
Ayazlar, gözlerimi üşütmeden
Her gözyaşınla öp solgun can evimi...
Bengisuyu olup,
Rüzgârla sessizce tomurcuğa inerken sen,
Ben, güneşte titreyen yaprak olurum.
Her düşüşünde dudaklarınla öp
Üşüyen nefesimi gül yüreklim.
Korkularımda sığındığım limandın sen.
Mutluluk olup aktığım,
Şiir olup gözlerine ağladığım candın sen...
Sağırlaşan akşamlarda,
Alev alev yandığım bir sevdaydın sen.
Lacivert okyanuslara uzanan umuttu gözlerin.
Yaralı yüreğimi dayadığım uçurumdun sen...
Türkülerde büyüttüğüm çocuğun,
Acılara serilmiş dilsiz umudun,
Mutluluğa adanmış sevgisiydin sen...
Ah gül yüreklim,
Bir sabah uyanırsan baharlara,
Acılarında ıslanmış dudaklarınla öp yüreğimi.
Bırak, acıların benim tek mirasım olsun.
O kangren olmuş sancılarını ser yüreğime.
Öyle bir ser ki ;
Güneşi, gölgelerde seven bir çınar gibi
Acılarında bile sevginle mutlu olayım...
İsmail Sarıgene
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/40842-yurek-esintileri-alinti · 24.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
🔒 Bu konu kilitli; yeni cevap yazılamaz.



