🔒 Yürek Esintileri (alıntı)
15.923 görüntülenme · 168 yanıt
🔒 Konu kilitli

Bütün vitaminlerimi aldım söylediğin gibi;
A-vitamini,B-vitamini,C-vitamini...
Senin sevdiğin gibi topladım saçlarımı.
Aynaya baktığımda ağlamamaya çalıştım.
Ama olmadı...
Hergünkü gibi,bügünde hayatın yan etkileri devam etti üzerimde....
Bir elimde özlemlerim,bir elimde yitirdiklerimin enkazları...
Sabun köpüğü gibi kayıp gitti avuçlarımdan sevinçlerim.
Yine başaramadım anne.
Yine sevmek boğazımda düğümlendi...
Ne yaptımsa gideremedim acısını...
Sadece bir gün istemiştim...
Mutlu olmak için bir gün çokmuydu sence.
Bir kelebeğin ömrü kadar kısa sürsede inadına yaşamak istemiştim.
Oysa ne büyük bir özlemle kucaklamıştım,
Beklemeyi bile onunla sevmiştim.
Şimdi yarım kalmışlıkların gölgesinde ince ince sızlıyor içim...
Benim mutluluklarım camdan...
En ufak bir esintide parçalanıyor.
Kırıkları yüreğimi kanatıyor.
Bana mutlu olmak yaramıyor anne...
Bir mezar taşı kadar soğuk bedenim...
İçimde kasırgalar,fırtınalar kopuyor.
Daha ne kadar dayanabilirim sence.
Senin ördüğün hırka var üzerimde.
Hep sıcak tutar demiştin verirken gülümseyerek...
Yüreğim üşüyor ısıtamıyorum...
Sevmek bana yaramıyor anne...
ALINTI
Sevilen sevene karşı sessiz,
Başkasına sevinçler de dağıtsa...
Sükût, kara yazısı sevenlerin,
Onlar da ne türlü bir kâğıtsa,
Hep keder üstüne yazdılar aşkı.
Sessizce haykırıp durdular,
Bu da ne biçim bir ağıtsa.
Bizim illerde kara sevdâ gibiydi kar,
Çünkü sessizdi ak da olsa.
Karanlık ve derin bir sükût idi kar,
Acısı uzardı, sevinci kısa;
Şimdi dilerim yine yağsın, buz kessin ortalık,
Buz kessin, karayel essin, her bir şey tükensin.
Bilirim helâke gidecek ben,
Kalacaklar arasında sensin.
Yetmez mi, "Hüzünler Perisi" yetmez mi?
Sana bir "İnşirah Sûresi" neşesi
Bana bir "Yâsin".
Hüsrev Hatemi
Başkasına sevinçler de dağıtsa...
Sükût, kara yazısı sevenlerin,
Onlar da ne türlü bir kâğıtsa,
Hep keder üstüne yazdılar aşkı.
Sessizce haykırıp durdular,
Bu da ne biçim bir ağıtsa.
Bizim illerde kara sevdâ gibiydi kar,
Çünkü sessizdi ak da olsa.
Karanlık ve derin bir sükût idi kar,
Acısı uzardı, sevinci kısa;
Şimdi dilerim yine yağsın, buz kessin ortalık,
Buz kessin, karayel essin, her bir şey tükensin.
Bilirim helâke gidecek ben,
Kalacaklar arasında sensin.
Yetmez mi, "Hüzünler Perisi" yetmez mi?
Sana bir "İnşirah Sûresi" neşesi
Bana bir "Yâsin".
Hüsrev Hatemi

“Bazen…
Bazen bir çocuk bakar gözlerinin içine. Arkan dönüktür, göremezsin... Bazen güneş kucağındadır. Orda olduğunu bilemezsin... Bazen yıldızları süpürürsün eteklerinle. Telaşlısındır, farkına varamazsın... Bazen bir orkestra kurulur içinde. Başka sesleri duyar, onu duyamazsın... Bazen mutluluk gelip konar kirpiğine. Sen, onu hep uzaklarda ararsın... Bazen bir sandık hazine durur başucunda. Akıl edip, kapağı aralamazsın... Bazen hayatının fırsatı geçer önünden. Tehir eder, yakalamazsın... Bazen kutsal bir el uzanır sana göklerden. Meşgulsundur, uzanıp tutmazsın..."
Shakespeare
Bazen huzuru ve sevinci, bazen de hüznü ve kederi paylaşacak bir dost ararsın…İşte tam o anda ruhunun derinliklerine kadar inen o mesaja kulak ver..."İnna lillahi ve inna ileyhi raciun (bakara-156)"
Son defa bakıyorum sana bulutlar, gökyüzü… elveda! Kuşların çığlığı, s/ağırlığı dünyanın... elveda! Acıyanlarım bana; (da) elleri böğründe kalanlarım... üzülmeyin; biter bir gün, acı yanlarım…
Salkım saçak sancılarım… elveda!
Ey gel geç Leyla, ey dünya… Ey kör sevdalarım... elveda... Ey, çöllerin Serabı…
Ey, yandıkça yandıran tuzlu suyu denizlerin... elveda...
Atamadığım çığlıklarım... Yollardaki izim... Dinmeyen sızım...
Besteleri boynu bükük sazım... elveda...
Gün b/atımları, hey! Dayanamam bu sarı/solgun bu "olgun" ayrılığa...
Bu her akşamki kıyamete... Ah, ben ki sabahlardan geliyorum...
Birdenbire bu vakitli elveda?
Ellerini alıştır vedaya... Ve duaya…
Bak, avuçlarında tuttuğun zamanlar dağların ardına düştü...
Titrek bir istasyona, çığlık bir v/edaya hazır mısın?
Ne zaman gelir bu giden bahar! Bu kış hangi ölümdür! Sonbahar yaprakları kaç veda mektubudur!
Ömrümüz kaç elveda... Kaç sonbahar, kaç çığlık... Saydın mı aynalarda değişen yüzlerini...
Ellerini alıştır vedaya... Ve duaya…
Yol uzun... Her adım bir ayrılık... Kapı arkası gurbet ya...
Yaka paça götürüyorlar bizi... Çocukluğumuzu, gençliğimizi...
Bilsen ki her an bir zelzele... Duysan ki ne velvele...
Sen iyisi mi ellerini alıştır vedaya...
Ve duaya... Her derde devaya...
Ali Hakkoymaz
Bağlantı
Salkım saçak sancılarım… elveda!
Ey gel geç Leyla, ey dünya… Ey kör sevdalarım... elveda... Ey, çöllerin Serabı…
Ey, yandıkça yandıran tuzlu suyu denizlerin... elveda...
Atamadığım çığlıklarım... Yollardaki izim... Dinmeyen sızım...
Besteleri boynu bükük sazım... elveda...
Gün b/atımları, hey! Dayanamam bu sarı/solgun bu "olgun" ayrılığa...
Bu her akşamki kıyamete... Ah, ben ki sabahlardan geliyorum...
Birdenbire bu vakitli elveda?
Ellerini alıştır vedaya... Ve duaya…
Bak, avuçlarında tuttuğun zamanlar dağların ardına düştü...
Titrek bir istasyona, çığlık bir v/edaya hazır mısın?
Ne zaman gelir bu giden bahar! Bu kış hangi ölümdür! Sonbahar yaprakları kaç veda mektubudur!
Ömrümüz kaç elveda... Kaç sonbahar, kaç çığlık... Saydın mı aynalarda değişen yüzlerini...
Ellerini alıştır vedaya... Ve duaya…
Yol uzun... Her adım bir ayrılık... Kapı arkası gurbet ya...
Yaka paça götürüyorlar bizi... Çocukluğumuzu, gençliğimizi...
Bilsen ki her an bir zelzele... Duysan ki ne velvele...
Sen iyisi mi ellerini alıştır vedaya...
Ve duaya... Her derde devaya...
Ali Hakkoymaz
Bağlantı

kırgınım…
beni yüreğime kırgın bırakan herkese;
bir şehre,
bir dünyaya,
bu dünyanın, tebessümü unutmuş insanlarına,
sözlerini, dillerinde yüreklerin katili olarak besleyenlere….
-bir çocuk gibi-
yüreğimin elinden tutup, sadece onunla oynamak istiyorum,
vefayı sadece o’ndan ummak ve ona vefalı olmak istiyorum…
kırgınım,
elimden oyuncağımı alanlara,
yüreğimle oynadığım oyundan bahsedince benimle alay edenlere,
dostum bildiğime değer vermeyenlere,
yüreğimin ayağıyla yürüyüp gittiğim mekanı beğenmeyenlere,
onun telkiniyle tutunduğum dalı kesenlere,
onun sözünü dinlediğim vakit, benim sözümü dinlemeyenlere…
kırgınım,
bir lahzacık ömürde tûl-i emelleri hatrına, içime derin yaralar açanlara,
bir lahzacık huzur için,
yürek mabedimi -tûl-i ömürde dahi- onarılamayacak kadar çok talan edenlere,
yürek mabedime destûrsuz girenlere; zoru kullananlara..
...
biraz da kendime kırgınım,
biraz da kızgın…
yüreğimi herkesin bırakmasına rağmen ben de bir vakt-i seherde bırakabildiğim için,
biraz da kendime kırgınım,
pişman olacağım adımları atarken yüreğime sormadığım için,
-o, adımlarıma yol çizmeye aday iken-
sol tarafındakini ihmal edenlerin sözlerine değer verebildiğim için,
yüreğimin tutunduğu etekleri bırakıp, ete kemiğe bürünenlerin ardından bakakaldığım için…
biraz da kendime kızgınım;
güneş hırsızlarına, güneşimin yerini söylediğim için,
sır bildiğimi, sırrıma değer vermeyenlerle paylaştığım için…
ey sır!
içimde kalsaydın keşke…
içimi aydınlatsaydın keşke…
içimde hissetseydim yakın olan’ın yakınlığını;
-güneş’in aydınlığında-
ey sır!
uçurmasaydım yürek mâbedimden seni,
seninle yükselmeye talip olabilseydim semaya..
ey sır!
bahsetmese miydim senden kimselere,
kimselerin olmadığı yerlerde seni içimde beslese miydim?
bencil mi olsaydım yoksa sevmek konusunda …
ey sır!
içimde, içimdekiyle konuş; sessizce…
ben kırılırım, yüreğime küstüğüm vakit kendime,
ben kızarım kendime…
yeter ki sen,
içimde mahfûz olan sevdanın adı ol!
...
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/40842-yurek-esintileri-alinti · 24.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
◆İlgili Konular
- Yürek Esintileri Şiirler 5 cevap
- ....HikMeT eSiNtiLeRi.... Tasavvûf 46 cevap
- ETKİLENECEKSİNİZ....ÇOBAN VE AĞAÇ (ALINTI) Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 15 cevap
- cennete kulu ne götürür (alıntı) Tasavvûf 1 cevap
- SERÇE VE AVCI,,,,,,,,,,,,,,,(alıntı) Kıssadan Hisse 3 cevap
- mürşide karşı edep yada mürşid kimdir(alıntı) Tasavvûf 2 cevap
🔒 Bu konu kilitli; yeni cevap yazılamaz.


