🌙 Mevlid Kandili Bu güne özel içerikler →

🔒 Yürek Esintileri (alıntı)

15.923 görüntülenme · 168 yanıt

🔒 Konu kilitli Son sayfaya git →
Paylaş:
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#1


leyl leyl leyl ....
üç kere secde ettim
yandım
ezelsizim
ebedsizim
sensizim
leyl....
unutuş ırmağında kandım kendime
kırk kere tövbe ettim
kırk kere tövbe bozdum...
inadına devrilmemiş bir karaağacın
tüm yapraklarında senin yüzün
ve gözlerinde soyunan mahcup bir hüzün...
yitik bir şafağın gergefine battım
sahipsiz düşlerin düşkünüydüm
düştüm
kandayım
yangınlar devrildi üstüme
içimde destursuz bir keder
dolu dizgin müebbede gider
sen ağlarken
gözlerinden gece düştü sevgili
yüreğim yer ile yeksân...
örtünüp kurşunların ağırlığını
suretini tavaf ettim
dokunmadan dayanılmaz kimsesizliğine senin
kırıktım ve hatta dökük
geç kalmıştım herşeye
yani 'Sana'...
yitik bir şafağın gergefine battım
gel gör beni
ben kandan bir damlayım....
acemi kumlar gibiyim
gözlerinde dağıldım...
çevirme bakışını benden
dayanamam leyl...
yandım
kül olmadım
korkma yangınımdan...
içimde yanan sensin...
ben ateşin mekânıyım..
içimde zaman sensin
leyl....
geldin
kimsesiz bir evin ağulu kandiliydi gözlerin
sana bakıyordum
belki böyle ilk kez
sana bakıyordum
bir kelebek kanadına sarınmış oturuyordun karşımda
dokunsam dağılacaktın
fakat sanırım en çok düş kelimesi yakışıyordu sana
kesinlikle tekrarsız bir düştün
dokunsam kaybolacaktın
sana düştüm
ben kayboldum...
dilim ateşte
dilim dilim dilim
aşkın sırrı nedir
ne sen bilirsin ne ben
cehennemimle bir oldu cennetim
söz sükûta kavuştu sevgili
meâlsizim...
kış geldi
mütereddid suskun ve bana rağmen uysal
tutkulu bir aşkın
hazin kalıntılarıydı belki açılan kasımpatları
sen kendindeydin
gözlerinde bir kutup yıldızı parlıyordu hep
bana bakıyordun leyl
bense terkedilmiş bir lunapark acısıyla
içimde durmadan dönen
korkunç bir atlıkarıncaya tutsaktım
ölüleri okuyordum
ölü insanları görüyordum
ağızsız yüzlerle
yüreksiz bedenlerle dolaşan
ölü insanları görüyordum
sen kendindeydin
ne ölü olduğumu hissediyordum ne diri
ben sendeydim leyl...
büyük bir ihtimalle ilk kez
yüzümü bir insanın avuçlarına gömüp ağlamak istiyorum
'seni sevmek istiyorum'
şimdiki darmadağın geçkin ve çirkin halimle değil
doğduğum günkü halimle değil
geçmiş yaşantıların kanlı kırıklarından
geleceğin ümitli ve şımarık bilinmezlerinden
velhasıl
zamandan muaf
'sevmek istiyorum seni'
ölüyüm diyorsun
ben bir ölüyüm
kendindesin
ne olduğunu biliyorsun
ne kadar çürürsen o kadar yeşerirsin aslında
halbuki ben ne ölüyüm ne diri
ölmekten korkuyorsan
düş olup düş bana tüm düşlerinle
yaşayalım...
yaşamaktan korkuyorsan tut elimi
ölelim...
benden korkma leyl...
üç kere secde ettim
geçmiş bugün gelecek
sana 'leyl' dedim...
üç kere secde ettim
leyl leyl leyl..

iktibas.
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#2
GERÇEK DOSTLUKLARA….

Garip bir tesadüftür karşılaşmalar bazen
O an anlayamazsın kazanılanı belki
Ama zamanla görürsün ki
Biri var uzakta; seninle gülen, seninle ağlayan…

Yaşadığı her anı görmeli insan hediye
Dönüp bakmamalı asla geriye
Umuttur hayatın sırrı kişiye….
Her daim yol almalı geleceğe

Her şey gelir geçer hayatta
Dostluktur,iyiliktir baki kalan insana
Ne demişler her şey anlayana
Muhtaçtır insan insana…..

Benden selam olsun sana
Beni kucaklayan dostluğuna
Güzel günlerin hatırına
Beni hep yüreğinde sakla….

ALINTI
__________________
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#3
Dosttan dosta esen muhabbet yeli

Alır da canana can eder beni

Açar enginlere açar yelkeni

Ol Gavs-ı Sani'ye kan eder beni
HALİL TÜRKER
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#4
DOSTLUK BAKİDİR, GEÇİCİ DEĞİL

GÜVEN ONDADIR, ŞÜPHECİ DEĞİL

DOSTLUK DENİNCE ÖNÜNDE EĞİL

DOSTLUKLAR BÖYLECE ÇOĞALSIN DOSTUM...



Selametli olan alevdir senin yüreğinde

Ama yakmayacak içindeki ibrahimleri....

Girdiğinde ağaç kovuklarına zekeriyya gibi

Düşmanına ser verip sır vermeyendir.
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#5


Gizlidir yürekler,yorgundur gönül
İçtendir şiirler,konuşur bülbül
Gözünde bir vefa,elinde bir gül
Seni beni kimse üzmesin dostum.

Yanlız dost anlar benim halimi
Uzatsan sadece dost tutar elimi
Dost, sevinç doldurur gönlümü
Yüreğine dert gelmesin dostum.

Yüreğini menfaatsiz sunar
İyiliğin için sözleri acıya bular,
Vakti zamanı gelir söyledikleri bir bir çıkar
Yoktur senle dolan kalbinde ne fitne fucur ne de çıkar
Dostdur sözde değil özdedir adı...
Yalnızlıklar rıhtımından alıp götürür, süt beyaz yelkeniyle
Uçurum kenarından çeker,adı şefkat elleriyle
İyiki varsın dedirttiren, avucunda tuttuğu yüreğiyle
'Sen cansın benim dostumsun ' ağız dolusu kelimeleriyle
Dostdur sözde değil özdedir adı....



vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#6
UMMADIĞIM ANDA çIKTIN KARŞIMA

ARKADAŞ KAVRAMINI YİTİRDİĞİM ANDA

YILDIZ GİBİ DOĞDUN YÜREĞİME

TEK GERçEK ARKADAŞIM OLDUN
HER SEVGİNİN TARİFİ VARDIR

BENİM SANA OLAN SEVGİMİN

NE TARİFİ NE İZAHI VARDIR

TEK GERçEK ARKADAŞIM OLDUN

KENDİ DÜNYAMDA ARAR DURURDUM

GERçEK YALANSIZ RİYASIZ İNSANLARI

BEKLENTİSİZ BEKLEMEDEN SEVGİYİ

TEK GERçEK ARKADAŞIM OLDUN

SUSMUŞ KÜSMÜŞ YÜREĞİMİN DİLİ

GöZYAŞIMDAKİ SEVGİ DAMLASI

BANA CESARET GÜç VEREN

TEK GERCEK ARKADAŞIM OLDUN


Yürek söz vermişse

Bizde sözden dönülmez

Kalp kalbe gönül vermişse

Bizde sevgi inkar edilmez

Bizde yürek zedelenir ama

Dostluğa ve sevgiye

İhanet edilmez .

Dostluk ağlamak ise
Yüreğindeki acıyı paylaşmak ise

Üzüldüğümde sıcak bir kucak'sa

Ve dostluk için ateşe atılmak'sa

Dünya durana Can bedenden

Cıkana dek Dostumsun .



Bir yıldız kadar hoş

Bir okadar da uzaksın

Sen birileri için hayatsın

hep gül mutlu ol ki

O biride hayatta kalsın ...


ARKADAŞIM ARKADAŞLIĞIN öMÜR BOYU
BAKİ KALACAK SANA SöZ VERİYORUM..
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#7


Uzaklık mı..?

O bizim için değil dost!

Biz yürek devletiyiz ötelere uzanan...

Açarız avucumuzu,

Dostlarla o dem yürek yüreğe konuşuruz.

Gözyaşımız vardır bizi ayakta tutan,

Bir de gönül selamımız.

Dost için geceleri tatlı uykumuzu böleriz.

Dost için secdeye kapanır dua ederiz.

Dostun muhabbetiyle gelir hak selamı,

Bize en güzel hediye dost kelamı...

...............

Uzaktaki dostuma yakınca!

buluntu
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#8
DOST kimdir? Diye sormuş biri.
Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini,
verdin mi desteğini, sordun mu halini,
yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi.
Hissettin mi DOSTLUĞU? Demiş diğeri.
Bilgin demiş:
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi…
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#9
Vuslatın Ayrılığa Olan Âşkı

Gidilen yollar güzeldir,
O'na açılan ellerin sıcaklığında.
Beklenilen yâr özeldir,
Hasretin gül kokan baharlarında.
Sen sevda sersin,
O aşk der.
Sen vuslat dersin.,
O ayrılık der.
Susar konuşmazsın..
Konuş sevdiğim der.
Ayrılık dersin..?
Olmayan gamzesi beliri verir yanayında.
Sende gülersin,
Ahh GÜLüm der.
"Ayrılığı benim kadar sevseydin,
vuslata özlem duymazdın."der.
Ama ayrılık bizi ayırdı dersin..
"Ayrılık bizi ayırmadı Gülüm,
Asıl ayrılık O'na olan dualarımda beni sana kavuşturdu."der.
O yolu bitirmiştir..
Sen yola devam edersin
Kavuştuğunuz yer O'nun sılasıdır..
Vuslata değil,ayrılığa kavuştuğunda bileceksindir..
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#10
Ve işte Eylül..

Yine geldin hüznünü saldın gönüllere
Ve sen gelişinle tomurcukları filizlendirdin gönlümde

yağmurun gönül kapılarımı açtı
yağdırdı yine gecelerde sağnak sağnak

defterler, tozlu sayfalar ,küllenen acılar yeniden yüz buldu senin rüzgarında
neden ki bu kıpırdanışlar neden ki hâlâ arayışlar

Sen misin rüzgar sen misin yağmur
yoksa sen misin ey içimdeki her fırsatta deli gibi çağlayan..

Söyle bu çırpınan, kanatlanır mı bir gün hasretle beklediğim diyarlara...


F.S.K
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#11


Kusura bakma İstanbul… Seninle aramıza bir hicran girdi bundan sonra… Şaire zûl gelen hayaline, bir güzelin çehresi karıştı neyleyim ? Neyleyim… Sana sakladıklarımı bir eşkıya talan eyledi…! Gönül adımlarım, bir meçhule doğru usul usul ilerlerken; senden alınmamış muradımı, sana bırakıyorum… Biliyor musun İstanbul; her sigaramı gönül ateşimle yakıyorum…?
Aklımın yetişemediği düşlerimin peşinden gitmekle hata yaptığımı, sende söyleme İstanbul ! Sende yüzüme vurma, bir yalnızlık beşgeninde kayboluşumu… Kim, nasıl ve ne zaman sağaltır bu yarayı ? O mu ? Şaka ediyorsun İstanbul… O kim ben kimim ? Rakım meselesi, çözüm dediğin… İstanbul ne olur sus ! Gelmez, gelmeyecek ! Hep beklediğin… Beklediğin…
İstanbul… Ah İstanbul ! Çocuk düşlerimin avutanı, her düştüğümde bomboş ellerimin yegane tutanı… Bu defa biçareyiz ikimiz de… O, benim tarafımdan aşkla sevilen olarak çiğneyedursun kaldırımlarını; sen bana ettiklerine rağmen hala bas o zalimi bağrına… Hicranın tarifinden ilham alsın gayrı satırlarım… İstanbul…! Milyon yıl geçse unutamam…! Kendimi unutur lâkin O’nu hatırlarım…
Sevdim İstanbul… Sevdim… İçimdeki sevdanın kuvvetiyle, aleme kafa tutan bir devdim… Gülün şebneminde durulan gökyüzü, mehtabın tutuşturduğu sularda alevdim… Sevdim… Sevdim İstanbul…! Ne bir zerre aşk düştü hisseme, ne de lütuf bâbından bir kabul…
İstanbul ! Düşme aklımın kenarına… Bırak örselenmiş dimağımın her kıvrımında, O’nun hayali salınsın bundan böyle… Tahtını terk et İstanbul ! Zâlimim geçip otursun başköşeye… Arzularım verem olsa da, uzansınlar hicrân adlı taş döşeğe… Musalla mı sanırsın hicranı İstanbul ? Yoksa bu sevdâyı, sende mi kıskanırsın destanlar şehri ? Sende mi yüz çevirirsin, idrâkiyle sarhoş olduğun asrın, garip Mecnûnunu ?
İstanbul… Şehriyarım ! Sevmenin kifayetsizleştiği bir devri yaşamaktayız seninle… Bikarar bir güzelin zülfünde salınır hayaletim… Dalgaların çağırdığı bir ecel değil benim ki… Sevda burçlarından, kahır dehlizlerine bırakıldığıma şahit olduğun o günden beri, ben o senin sevdiğin ben değilim… Şiirlerim firar halinde azabın tunç kapılarını aşındırmakta be yar !
İstanbul… Hatırlıyorsun değil mi? Hani o Fatih Camii’nin arka bahçesinde zavallı bir Oya Ağacı vardı… Hani o iklimini bulamamış, çiçeklerini baharın kollarına ulamamış garipçik… İşte ondan bir farkım kalmadı benim… Sevmekten yorulmuş yada usanmış değilim… Lakin reddedilmek perişan etti kalan ömrümün her lahzasını…
İstanbul… Ayrılık makamında inleyen tamburların, mızrap vurgunu tellerinden sıyrılıp da; sana esemem artık! Gözleriyle gönlümü avuntusuz kederlerin avucuna bırakan O… Beni bir küçük çocuk hüviyetiyle tasavvur ededursun; o kadar büyük ki sevdam… Bu sevda keza beni de büyütür Mecnunların nazarında… İş bu sebepten ötürü küsemem İstanbul !
Zeyrek’te, boylu boyunca Süleymaniye salınır her kuşluk vakti… İşte zamanın asude bir iklime kanat çırptığı o demlerde, ben, benden öte bir aleme gider de dönemem İstanbul… İçimdeki sevda kandilinin fitili ebediyete değerken; beyhude yanışıma söz söyleyip incitme beni, saadet ülkesinin sultanı… Ruhumu tutuşturan alevlerin, Erciyes’i için için kaynatan lavın hamurundan yoğrulmuş olduğunu unutma… Elimi O nazlı peri tutmadı ya… Ne olur İstanbul… Sen de tutma !
Biliyorum İstanbul… Dile gelmek istersin de gelemezsin… Biliyorum… Saatlerin gece yarısını vurduğu demlerde, O’nun kalbinde çınlamak arzusuyla vurursun başını taşlara… O taşlar ki Koca Sinan’ın gönül hendesesiyle abideleşmektedirler her an… Ve hayali karışırken gözümdeki yaşlara…
İstanbul… Ne olur sus… Ve dinle ıstırabımı…
Hicranımın sebebini kollarında uyutmaya devam et… Ki seni benden alana sitem olsun güzelliğin…

G.Kafa
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#12
Uzaktayız yakınına vardır bizi; yandık pınarına kandır bizi.
Sıcak yaz günlerinde yaş dalların titreyişi gibi yandır bizi serin kuyulardan;

koyu gecenin yıldızlarına karşı uyandır bizi derin uykulardan.

Gözyaşı değil nice demdir gözümüzden akan; belki eriyip biten ruhumuzdur damlayan!..

Gül sözleri edelim çok çok, ve gonca sükutu az az.

Gül düşleri görelim gül gecelerinde, Gül'ün aşkını derelim gül hecelerinde.

Gözü sürmeli ile ağlayanın arasına gül serpelim, güle yeminler edip.

Gönülleri yıkayalım gül suyuyla. Gönüldendir şikayet kimseden feryâdımız yoktur.

Gönlüm ki Gül'e hasret... Üçüncü halin imkansızlığında... Ve kozanın amansız yırtılışında...

Cevher Gül'e düştü, mıknatıs bana, güzellik Gül'e, sevgi bana...

Güzeller güzelleri severmiş ve sadıklar sadıkları.

Güzelliğimi arttır benim

Gül'üm,

ve arındır ayrık güzelliklerden sevgilerimi... Senden yüzüne bakma lezzetini isterim ve titrerim vefadan sonra ayrılığına düşme dehşetiyle.

Genişlet sana indirilene yaslanmakta sinemi, ve sade kıl sensiz düşüncelerden gönül ayinemi.

Bir yankı ol, ses kat sesime; bir nazar kıl can ver nefesime. Düşümde ya hayalde gel, bitirdi gerçek beni; geldir bizi her halde gel ya yanına çek beni!.

Gel Efendim! Sen gelmeyince hatıra bilsen neler gelir!..

Gönül ki Gül'e hasret...

Güzellik kendisine sıfat değil ad olan... Gül olmayınca bahçeler berbad olan...

Bakışındandır başlangıcı bütün hadiselerin; ve en büyük yangın aşkının bir kıvılcımından...

Dönüyorsa gökler bir yüzük halkasınca, ve dönmedeyse içinde ne varsa, kaşındandır yüzüğün, inci tanesi kaşından... İyi hal de hatırlatıyor seni bize, kötü hal de;

korktuğumuzda da sevgin var içimizde, umduğumuzda da...

Gözyaşlarımız gözbebeklerimizi boğazlıyor sensiz, duru şaraplar içinde zehirler yutuyoruz... Gökkuşaklarını toprağa gömenler de, nurunu ağızlarında söndürmek isteyenler de senden öte sınavlarda değiller aslında.

Nefis kendini içine üflemekte daim...

Gülü kendi sesinde solduranların seni beklemekle geçecektir yüzyıllar süren ömürleri. Ah bir bilseler!.. Hâb-ı gaflette geçen ömrümü rü'yâ gördüm.

Gönüller ki Gül'e hasret...

Gönül ki kana boyandı, ve Gül'ün aşkına yandı...

***

Aşk, bir Gül'ün adıydı... İmdat ki seven unuttu, vefa yine sevgiliye düştü!.. Gel ey, unutma bizi!... Seni bir seven aşkına sev hepimizi!.. Kararlıyım bu gece, bütün varlığımla seni öveceğim... Seni sevdiğim gibi...

İskender Pala
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#13


kırgınım…
beni yüreğime kırgın bırakan herkese;
bir şehre,
bir dünyaya,
bu dünyanın, tebessümü unutmuş insanlarına,
sözlerini, dillerinde yüreklerin katili olarak besleyenlere….
-bir çocuk gibi-
yüreğimin elinden tutup, sadece onunla oynamak istiyorum,
vefayı sadece o’ndan ummak ve ona vefalı olmak istiyorum…

kırgınım,
elimden oyuncağımı alanlara,
yüreğimle oynadığım oyundan bahsedince benimle alay edenlere,
dostum bildiğime değer vermeyenlere,
yüreğimin ayağıyla yürüyüp gittiğim mekanı beğenmeyenlere,
onun telkiniyle tutunduğum dalı kesenlere,
onun sözünü dinlediğim vakit, benim sözümü dinlemeyenlere…

kırgınım,
bir lahzacık ömürde tûl-i emelleri hatrına, içime derin yaralar açanlara,
bir lahzacık huzur için,
yürek mabedimi -tûl-i ömürde dahi- onarılamayacak kadar çok talan edenlere,
yürek mabedime destûrsuz girenlere; zoru kullananlara..

...

biraz da kendime kırgınım,
biraz da kızgın…
yüreğimi herkesin bırakmasına rağmen ben de bir vakt-i seherde bırakabildiğim için,
biraz da kendime kırgınım,
pişman olacağım adımları atarken yüreğime sormadığım için,
-o, adımlarıma yol çizmeye aday iken-
sol tarafındakini ihmal edenlerin sözlerine değer verebildiğim için,
yüreğimin tutunduğu etekleri bırakıp, ete kemiğe bürünenlerin ardından bakakaldığım için…

biraz da kendime kızgınım;
güneş hırsızlarına, güneşimin yerini söylediğim için,
sır bildiğimi, sırrıma değer vermeyenlerle paylaştığım için…

ey sır!
içimde kalsaydın keşke…
içimi aydınlatsaydın keşke…
içimde hissetseydim yakın olan’ın yakınlığını;
-güneş’in aydınlığında-

ey sır!
uçurmasaydım yürek mâbedimden seni,
seninle yükselmeye talip olabilseydim semaya..

ey sır!
bahsetmese miydim senden kimselere,
kimselerin olmadığı yerlerde seni içimde beslese miydim?
bencil mi olsaydım yoksa sevmek konusunda …

ey sır!
içimde, içimdekiyle konuş; sessizce…
ben kırılırım, yüreğime küstüğüm vakit kendime,
ben kızarım kendime…
yeter ki sen,
içimde mahfûz olan sevdanın adı ol!

...
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#14


"Baharı bekleyen yaralı bülbül,

Gül üstüne rahmet yağar; sabreyle!"

Sabreyle

Sabreyle

Sabreyle

...
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#15



“Birer birer iplerini kesen, elbette kurtulabilir bütün bağlarından…
Fakat o zaman, kalır sahnenin önünde; bir yığın tahta olarak!”



"Kahraman olmak; gönlünü iplere bağlı tutmaktır…

..Ve elini

..Belini

..Dilini

..Her yerini!”



“Ve her ip bir değere bağlar seni…

Değerlerin yoksa değerin ne ki?”
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#16
Gitmek gerek bazen.Her şeyi bırakıp fütürsuzca kaçmak gerek.
Toparlanmadan, bir şeyi yerinden kaldırmadan,
çayından son yudum almadan çekip gitmek gerek.
Yağmur yağarken çıkmak gerek yola.
Islak kaldırımlarda çırpınan sulara aldırmadan,
büyük bir kuşkuyla, en güzel korkuyla koşmak gerek.



Gitmek lazım bazen.Acılar dilini sivriltsin üzerime.
Yol kenarlarında gördüğüm papatyalar bir baska baksın,
yarinima buz gibi bir yalnızlık çıksın.
Ellerimi, yüreğimi üşütsün ne çıkar.
Yerim yurdum olmasın, tüm kapılar, tüm perdeler kapansın suratıma.
Bir türkü yeter benim yalnızlığıma...

iktibas
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#17
Gitsem, gitsem hangi yol benim?
Yazık ki, ardımdan belirir ayak izlerim…
Tutuşmuş görkemli bir hüzünle el ele,
Siyah beyaz yanıyor çocukluğum;
Gitsem, gitsem ölü kadar yorgunum.
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#18
“Bir gül; parmak uçlarınla dokunduğun
Çeşm-i siyahınla suladığın

Sevsen bir gam
Sevmesen bin

İncecikten dolan sızı
Yüreği yakan
Yarını beklerken

Açsa bir gam
Açmasa bin…”
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#19


Keşke düşüncelerde yollar gibi olsa...

Geçip gidebilsek...
vaktileyl

vaktileyl

Mübarek Üye · 2.887 mesaj

#20


Önümden gitme!
Seni takip edemeyebilirim.

Arkamdan gelme!

Sana yol gösteremeyebilirim.

Yanımda yürü!

Ve sadece dostum ol...
Paylaş:

🔒 Bu konu kilitli; yeni cevap yazılamaz.