İskilipli Atıf Hoca
Hayatını İslâm'a ve ümmete hizmet için adamış bir ilim adamıdır. Hayatı boyunca ilimle iç içe olmuş,
İslâmi konularda halkı aydınlatmaya çalışmıştır.
1926 sonbaharında tutuklanarak önce emniyete sonra İstiklal Mahkemesi'ne götürüldü. Suçu "Şapka devrimi"ne muhalefetti. Gerekçe ise şapka kanununun ilanından önce yazdığı bir kitapta Müslümanların şapka giymelerinin caiz olmadığını belirtmesiydi.
İstiklal Mahkemeleri'nin şaşırtıcı ve ibret verici kararlar aldığı, önce infazların yapılıp sonra mahkemelerin sonuçlandırıldığı dönemdi. Böyle bir dönemde, böyle mesnetsiz bir suçtan yargılanan Atıf hoca için savcı üç yıl kürek cezası istedi.
Atıf hoca, mahkemedeki son duruşmasından önceki akşam arkadaşlarının ısrarıyla kısa bir müdafaa yazdı. Fakat sabah bu müdafaayı yırtması üzerine şaşıran arkadaşlarına cevabı: "Rüyamda Resulullah'ı gördüm. Bana: 'Atıf bize kavuşmak istemiyorsun da müdafaa yazmakla mı uğraşıyorsun?' buyurdu" olmuştu. Hoca mahkemede müdafaa yapmadı.
Savcının üç yıl kürek cezası talebine rağmen mahkemenin kararı "idam" oldu. Ve Atıf hoca 4 Şubat 1926'da idam edildi.
Son sözü ise şöyleydi:
"Zalim ve kâfirlerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız."