kaza namazı var mı ?

7.106 görüntülenme · 22 yanıt

Paylaş:
duygu42

duygu42

Kıdemli Üye · 162 mesaj

#1
KAZA NAMAZI VAR MI?
Bir kez daha belirtmek istiyoruz ki hangi namazların farz olduğu Kuran’dan çıkar. Farz namazlar Allah’ın bizi belli vakit dilimi içinde her gün kılmaya mecbur ettiği namazlardır. Kuran, Nisa Suresi 103. ayette bize namazın vakitli farz olduğunu, Mearic Suresi 23. ayette bu farzın hayat boyu sürekli gözetilmesi gerektiğini söylemektedir. Kuran’da kaza namazı diye bir kavram yoktur. Namazı kılmayan, kaçıran Allah’a bunun için tövbe eder, daha sonra titiz bir şekilde namazlarını kılmaya devam eder. Allah oruçta tutmadığımız günler sayısınca başka günlerde oruç tutmamızı söylemiş, bunun kapısını açmıştır. Allah istese namaz için de aynısını yapardı. Bu yüzden kimse namaza başlayacak kişileri geçmişteki şu kadar... namazı kaza etmen gerek diye yanlış yönlendirmesin. Bizim bu yazıdaki amacımız namazın farzını, farz olmayandan ayırmaktır. Allah’ı anmak, hatırlamak için kılınan her namaz makbuldür. Namaz günde beş vakit de kılınır, on vakit de kılınır, kırk vakit de kılınır. Namazın farz olan vakitleri bize mecbur olduğumuz alt sınırı belirtir, üst sınır ise serbesttir. Tahminimizce mezhepler bu üst sınırın serbestiyetinden dolayı fazladan namaz kılan sahabeleri görüp; ikindi namazını, yatsı namazını, vitir namazını farzlaştırmışlardır, vacipleştirmişlerdir. Eğer Kuran’dan namazın farzlarını anlama yerine, şahısların hareketlerinden farzları anlamaya kalksaydık, o zaman karşımıza evvabin namazı, kuşluk namazı, küsuf namazı gibi bir sürü ilave namazlar daha çıkardı. Sonuçta her konuda olduğu gibi namazda da Kuran’da ne yazıyorsa din yalnızca odur. Allah kitabında hiçbir eksiklik bırakmamıştır.

Nitekim Hac ibadetinde hacılara üç vakit namaz kıldırılmaktadır. Hac için Kuran’da bir sürü detay verilirken (saçını hastalıktan dolayı kısaltanın ne yapması gerektiği bile) niye Kuran’da Hacda namaz vakitlerinin azaltılması geçmiyor? Namaz eğer ki beş vakit farz ise hacılara neye dayandırılarak daha az namaz kıldırılıyor?


alıntıdır.

gecen nette böyle birşey okudum.şaştım kaldım.sizlerinde fikrinizi merak ettim.
Azerbaycan_li

Azerbaycan_li

Mübarek Üye · 1.201 mesaj

#2
.............
Azerbaycan_li

Azerbaycan_li

Mübarek Üye · 1.201 mesaj

#3
kardeş bu konuda bir kitab buldum....onu okuduktan sonra alimlerin goruşleriyle yazacagim inşallah....şimdik yazdigimi siliyorum....
_SeNaToR_

_SeNaToR_

Yasaklı Kullanıcı · ✦ Mübarek Üye · 1.220 mesaj

#4
Bu alıntı bir sünnet inkarcısının yazısına benziyor.Kardeş siz onlardanmısınız bilmiyorum lakin hüsnü zan ederek onlardan olmadığınızı sadece rat gele yazıyı kopyala/yapıştır yaptığınızı farz ediyorum.İçinde namaz islam vs,, dinde olan bir kelime geçtiği diye kafamıza göre her yazı okunmamalı ve alınmamalıdır.Biliyorsunuz ki sünnet inkarcılarının bol olduğu bu zamanda onların sapıklıklarını istemeden olsada yaymış onlara hizmet etmiş oluruz lakin bilmedende olsa bizden de hesabı çıkar unutmayalım.
_YUSUF_

_YUSUF_ 🛡

Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 4.070 mesaj

#5
Arafat vakfesi yapılacağı gün öğlen ile ikindi akşam ile yatsı namazları cem edilir.Yani birleştirilerek kılınır.
Bu şekilde kılınması namazın 3 vakite indiği anlamına gelmez.Diğer günler yine beş vakit kılınır.
duygu42

duygu42

Kıdemli Üye · 162 mesaj

#6
_SeNaToR_, post: 1272812, member: 50627Bu alıntı bir sünnet inkarcısının yazısına benziyor.Kardeş siz onlardanmısınız bilmiyorum lakin hüsnü zan ederek onlardan olmadığınızı sadece rat gele yazıyı kopyala/yapıştır yaptığınızı farz ediyorum.İçinde namaz islam vs,, dinde olan bir kelime geçtiği diye kafamıza göre her yazı okunmamalı ve alınmamalıdır.Biliyorsunuz ki sünnet inkarcılarının bol olduğu bu zamanda onların sapıklıklarını istemeden olsada yaymış onlara hizmet etmiş oluruz lakin bilmedende olsa bizden de hesabı çıkar unutmayalım.


s.a.kardeşim ben bu yazıya inandıgım için koymadım.dikkatli okusan şaşırdıgımıda yazdım.bu yazıyı okudugum sitede daha pek çok konuda yazılar var ve kuranla açıklamalar yapmışlar.benim o siteye girip onları okumam onlara inandıgımı göstermez.ben özellikle hacıların 3 vakit kıldıgını hiç duymamıştım dogrumu merak ettim.o yüzdende buraya konu açtım.
Vuslat 71

Vuslat 71

Aktif Üye · 59 mesaj

#7
kaza namazı OLMADIĞINA dair sizinle aynı fikirdeyim
cemaldurra

cemaldurra

Mübarek Üye · 1.142 mesaj

#8
Selamun Aleyküm,

Kaza namazı vaktinin dışında kılınan namazdır.

Kaza; hüküm ve karar verme, yerine getirme demektir. Bir görevin vakti geçtikten sonra yapılması, Cenab-ı Hakk'ın ezelî ilminde belirlenmiş bulunan kader yazısının, uygulama zamanı geldikçe gerçekleşmesi. Bu sonuncu anlamda "kaza" bir kelâm terimidir. Namazın şer'an belirlenen vakti dışında kılınması anlamındaki 'kaza" ise bir fıkıh terimidir. Namazın vakti içinde kılınmasına "edâ" bir eksiklik yüzünden yeniden kılınmasına "iâde" denir.

İslâm'da namaz, oruç ve hac gibi ibadetler için belirli ifa vakitleri konulmuştur. Bu vakitlerin kaçırılması hâlinde artık edâ değil, kaza söz konusu olur. Farz namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Özürsüz olarak bir namazın vaktini geçirmek büyük günahlardan sayılmıştır. Mücerred olarak namazın kazası ile, bu kimsenin üzerinden namaz borcu düşerse de, geciktirmekten dolay meydana gelen günah devam eder. Bunun için, namazı kaza eden kimsenin, ayrıca Allâh'a tevbe etmesi gerekir. Bir de mebrûr hac büyük günahlara keffâret olduğu için hac yapanların, daha önce namazı özürsüz olarak vaktinde kılamamaktan doğan günahlarının da affedileceği umulur. Düşman korkusu ve hamile kadının çocuğunun ölümünden korkması gibi ciddi özürlerle farz namaz kazaya bırakılabilir. Yolcunun, hırsız ve yol kesicilerden korkması da düşman korkusu kapsamına girer (İbnü'l Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Mısır 1389/1970, I, 485 vd.; el-Fetâvâ'l Hindiyye, Beyrut 1400/1980, I, 121 vd.; İbn Âbidin Reddu'l-Muhtâr ale'd-Dürri'l-Muhtâr, İstanbul 1984, II, 62).

Günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar namazın geriye bırakılması için özür sayılmaz. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Öyle erkekler vardır ki, onları ne bir ticaret, ne bir alış-veriş, Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, dehşetinden kalblerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar" (en-Nûr, 24/37).

Hz. Peygamber'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca; "ilk vaktinde kılınan namazdır" cevabını vermiştir (bk. Ebû Dâvud, Salât, 9; Tirmizi, Mevârit, 13; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 374, 375, 440)

Hendek Savaşı'nda Rasûlüllah (s.a.s)'i, müşrikler dört vakit namazdan alıkoymuşlar, hatta gecenin de bir bölümü geçmişti. Sonunda Allah elçisi, Bilâl-i Habeşi'ye ezan okumasını emir buyurdu. Bilâl ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldılar. Sonra kâmet getirerek ikindiyi, sonra yine kâmet getirerek akşam namazını, sonra tekrar kâmet getirerek yatsıyı kıldılar. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) bu sırada Su âyetin indiğini nakleder: "Allah kâfirleri öfkeleriyle geri çevirdi. Hiç bir şey elde edemediler. İman edenlere savaşta Allah'ın yardımı yetti. Allah mutlak kudret sahihidir her şeye galiptir" (el-Ahzab, 33/25). Ancak Hendek Savaşı sırasında, henüz korku namazı ile ilgili âyet inmemişti. Yüce Allah bu âyette şöyle buyurur: "Eğer korku içinde bulunursanız, yaya olarak veya binekli iken namazını kılın. Güven içinde bulunduğunuzda da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin" (el-Bakara, 2/239; bk. en-Nisâ. 4/101-103).

Rasûlüllah (s.a.s), namazın ancak iki durumda kazaya kalması halinde mü'minin özürlü sayılacağını ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur: "Kim uyur kalır veya unutarak namazı vaktinde kılmamış bulunursa, onu hatırlayınca kılsın" (Tirmizî, Salât, 16, Mevâkit, 53; İbn Mâce, Salât, 10). Burada yalnız uyku ve unutma halinde vaktinde kılınamayan namazın kalasından söz edildiği için ibn Hazm gibi bazı bilginler bir mazeret olmaksızın namazını kasten kılmayanların, daha sonra bunu kaza edemeyeceklerini fakat bunun yerine Allah'a tevbe ve istiğfar etmenin daha uygun olacağını söylemişledir (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, Terc. Ahmed Meylânî, İstanbul 1973, I, 268).

Ancak İslâm fakihlerinin büyük çoğunluğuna göre zamanında kılınamayan farz namazların kazası da farzdır. Çünkü uyku veya unutma gibi bir özür hâlinde bile kaza gerekince, bir özrü olmaksızın namazını vaktinde kılmayanlara da kaza etmeleri öncelikle gerekir. Ayrıca, namazı geciktirmekten dolayı Allah'a tevbe ve istiğfar edilir. Namazı kaza etmeden yapılacak tevbe geçerli olmaz. Çünkü tevbenin ön şartlarından birisi, önce ma'siyetten vazgeçmektir (İbnü'l-Hümâm, a.g.e., I, 485 vd.; İbn Âbidin, a.g.e., II, 62-67).

Ebû Bekir ibnü'l-Arabi'ye göre Rasûlüllah (s.a.s) yolculuklarında, üç defa uyuyarak, sabah namazım ashab-ı kiramla kaza etmiştir. Bunlardan birisi Hayber Gazası dönüşüdür. Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Allah'ın Rasûlü konaklama yerinde, uyku basınca istirahate çekilmiş ve Bilâl (r.a)'e kendilerini sabah namaz için uyandırmasını bildirmiştir. Bilâl, nâfile namaz kılmış, sabah yaklaşınca da, hayvanına dayalı olarak uyuya kalmış. Güneş yüzlerine vuruncaya kadar aşırı yorgunluktan ne Rasûlüllah (s.a.s) ve ne de sahabeden hiçbiri uyanmamışlardı. İlk uyanan Rasûlüllah olmuş ve Bilâl'ı uyarmıştır. Kafilenin ilerlemesinden bir müddet sonra Ashab'a abdest almaları emredilmiş, Hz. Peygamber iki rek'at namaz kılmış, sonra Bilâl kamet getirmiş ve sabah namazı cemaatle kaza edilmiştir. Sonra Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman hemen kılsın. Çünkü, Allah: "Beni anman için namaz kıl" (Tâhâ, 20/ 14) buyurdu" (Müslim, Mesâcid, 309; Ebu Dâvud, Salât, 11; Tirmizi, Tefsîru Sûre, 20; İbn Mâce, Salât, 10; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 47).

Ebu Katâde ve İmran b. Hüsayn'ın ayrı ayrı naklettiği başka bir yolculukta da uyku sebebiyle sabah namazı Rasûlüllah (s.a.s) tarafından güneş doğup beyazlaştıktan sonra kaza olarak kılınmıştır. Burada, olayı rivâyet edenler hangi yolculuk olduğunu belirtmedikleri için, hadisçiler, bunun Hayber, Tebük, Hudeybiye veya Ceyşü'l-Umerâ gazâsına ait olabileceğini ifade etmişlerdir (bk. Buhârî, Teyemmüm, 6; Menâkıb, 25; Müslim, Mesâcid, 311, 312; Sahîh-i Müslim Terceme ve Şerhi, IV, 1955-1963).

Kaynak İslam Fıkıh Ansiklopedisi

Allah'a emanet olun...
cemaldurra

cemaldurra

Mübarek Üye · 1.142 mesaj

#9
Ayrıca:

Kaza kime vacibtir mevzuunda: Bütün îslâm müctehidleri, unutan kimse ile uykuda kalan kimsenin kılamadıkları namazı kaza etmelerinin vücubunda müttefiktirler. Fakat kasden veyahut baygın düştüğü için kılmayanların, kılmadıkları namazı kaza etmelerinde ihtilâf etmişlerdir. Çünkü Peygamber (s.a.s) Efendimiz bir hadis-i şerifinde;

«Üç kişiden sorumluluk kalkmıştır» buyurup üç grup kimsenin sorumlu olmadıklannı ve bunlardan birinin uykuda kalan kimse olduğunu ve bir başka hadis-i şerifı'nde de;

«Biriniz uykuda kaldığı veyahut unuttuğu için namaz kılamamış olur*sa, onu hatırladığı zaman kılsın» diye söylemiştir.

Aynca rivayete göre Peygamber (s.a.s) Efendimiz bir sefer namaz vakti uykuda kalmış ve vakit çıkıncaya kadar uyanmadığı için kılamadığı namazı kaza etmiştir.

Namaz vakti çıkıncaya kadar kasden namaz kılmayan kimse ise, hem günah işlemiş olur ve -cumhûr'a göre- hem kılmadığı namazı kaza etmesi lâzım gelir. Zahirîlerden kimisi ise «Kasden kılmadığı için kaza edemez» demiştir. Ebû Muhammed b. Hazm bu görüştedir.

Kaynak: Bidayet-ül Müctehid ve Nihayet-ül Muktesid (Ahmed İbn Rüşd El Hafid El-Kurtubi)

Allah'a emanet olun...
-SEVBAN-

-SEVBAN-

Kıdemli Üye · 208 mesaj

#10
duygu42 KAZA NAMAZI VAR MI?
Bir kez daha belirtmek istiyoruz ki hangi namazların farz olduğu Kuran’dan çıkar. Farz namazlar Allah’ın bizi belli vakit dilimi içinde her gün kılmaya mecbur ettiği namazlardır.
Kuran, Nisa Suresi 103. ayette bize namazın vakitli farz olduğunu, Mearic Suresi 23. ayette bu farzın hayat boyu sürekli gözetilmesi gerektiğini söylemektedir.

NİSA-103 - O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.

Şimdi vakitler yok meçhul ,sonra müminler lafzını kullanmı Allah vasıflarınıda Müminün Suresinde açıklamıştır.
Bize Kuranda Vakitlerin hangileri olduğunu göstersinler arkadaşlar


Kuran’da kaza namazı diye bir kavram yoktur.

Bu doğru

Namazı kılmayan, kaçıran Allah’a bunun için tövbe eder, daha sonra titiz bir şekilde namazlarını kılmaya devam eder. Allah oruçta tutmadığımız günler sayısınca başka günlerde oruç tutmamızı söylemiş, bunun kapısını açmıştır.

"Her kim bir namazı unutur veya ondan gaflet edip uyuyakalırsa, onu hatırladığında hemen kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur..."

Buhari, es-Sahih, 1/148 (Mevâkit; 37) İst., 1315; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 2/26-27, Kahire, 1380/1961; Mansur Ali Nâsıf, et-Tâcü'l-câmi, 1/147, Kahire, 1381/1961; Tecrid Tercemesi, 2/537 (Hadis No: 354)


Rasûlüllah (s.a.s.) Efendimiz, bir gece seferinde son derece yorulmuş olan ashabına, ancak içlerinden birini kendilerini namaza uyandırmak üzere görevlendirdikten sonra istirahat için izin vermiş, fakat herkes uykuya dalınca, görevli de uyuyuvermiştir. Konu ile ilgili rivayetlerden, bir kaç defa tekerürü muhtemel bulunan bu olayda, Rasûlullah (s.a.s.) sabah namazını güneş doğup yükseldikten sonra, yine cemaatle kıldırmıştır. (3)
Hendek savaşında da zor bir gün Rasûlüllah (s.a.s.) ve ashabı, öğle, ikindi ve akşam namazlarını vaktinde kılma imkanı bulamamışlar; bu üç vakti, yatsı namazından önce tertip üzere, cemaatle kaza etmişlerdir. (4)


(3) Buhari, a.g.e., 1/148 (Mevakıt, 35); Şevkânî, a.g.e., 2/29; M. Ali Nâsıf, a.g.e., 1/147, Tecrid Tercemesi, 2/252-260 (Hadis No: 226) ve 2/532 (Hadis No: 352).
(4) Buhari, a.g.e. 1/148 (Mevâkıt, 38) ve 3/233 (Cihâd, 98) ve 5/48 (Meğâzî, 29); İbn Hümam, Fethu'l-Kadir, 1/349, Bulak 1315; Zeyleî, Nasbü'r-râye, 2/164, Beyrut, 1393/1973.




Allah istese namaz için de aynısını yapardı. Bu yüzden kimse namaza başlayacak kişileri geçmişteki şu kadar... namazı kaza etmen gerek diye yanlış yönlendirmesin.

"Her kim bir namazı unutur veya ondan gaflet edip uyuyakalırsa, onu hatırladığında hemen kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur..."

Ama bakın Efendimiz ne demiş onadamı uymayalım ,yanlışmı yönlendirmiş bizi...?




Bizim bu yazıdaki amacımız namazın farzını, farz olmayandan ayırmaktır. Allah’ı anmak, hatırlamak için kılınan her namaz makbuldür. Namaz günde beş vakit de kılınır, on vakit de kılınır, kırk vakit de kılınır.

Buna delil olan ayeti de bir alalım onlara zahmet kükremişler ama



Namazın farz olan vakitleri bize mecbur olduğumuz alt sınırı belirtir, üst sınır ise serbesttir.

Bunada delil versinler ....yok

Tahminimizce mezhepler bu üst sınırın serbestiyetinden dolayı fazladan namaz kılan sahabeleri görüp; ikindi namazını, yatsı namazını, vitir namazını farzlaştırmışlardır, vacipleştirmişlerdir.

Vay vay tahminlerince demek ,YANİ siz İmamı Azam ,İmamı Şafi kadar oldunuz maşallah size ya MÜCTEHİTSİNİZ YANİ demek lazım...

Eğer Kuran’dan namazın farzlarını anlama yerine, şahısların hareketlerinden farzları anlamaya kalksaydık, o zaman karşımıza evvabin namazı, kuşluk namazı, küsuf namazı gibi bir sürü ilave namazlar daha çıkardı. Sonuçta her konuda olduğu gibi namazda da Kuran’da ne yazıyorsa din yalnızca odur. Allah kitabında hiçbir eksiklik bırakmamıştır.

Amenna bırakmamıştır ama kitabındaki kadarda Resulüne bırakmıştır bunu hiç akıl etmezlermi

Nitekim Hac ibadetinde hacılara üç vakit namaz kıldırılmaktadır. Hac için Kuran’da bir sürü detay verilirken (saçını hastalıktan dolayı kısaltanın ne yapması gerektiği bile) niye Kuran’da Hacda namaz vakitlerinin azaltılması geçmiyor? Namaz eğer ki beş vakit farz ise hacılara neye dayandırılarak daha az namaz kıldırılıyor?


alıntıdır.

gecen nette böyle birşey okudum.şaştım kaldım.sizlerinde fikrinizi merak ettim.

Bakın kardeşlerim bunlar genellikle Kurandakidin denilen yerden gelen oradaki yazıları alıp alıp açan ve fikir babaları Yaşar Nuri olan gruplardır onlara hertürlü reddiye yazılmıştır...Bu insanların tek amacı Sünneti karalamak Kuranı savunuyoruz diyerek Allah şerlerinden uzak etsin ...vesselam veddua
cemaldurra

cemaldurra

Mübarek Üye · 1.142 mesaj

#11
Selamun Aleyküm,

Bazı ifade ve uygulamaların Kur'an muhtevasında yer almamış olması bu uygulamaları reddetmeyi gerektirmez...
Kur'an ifadelerinde olmayan bir çok konu Sünnet ile sabittir ve kesin hükümdür...
Zira Allah-u Teala Nisa suresi 64.ayette Peygambere itaat konusunda kesin hükümünü bildirmiştir:

“Biz peygamberlerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik…”(nisa sur.64.ayet)

Peygambere itaat Allah'a itaat, ona isyan Allah'a isyandır.

Allah'a emanet olun...
duygu42

duygu42

Kıdemli Üye · 162 mesaj

#12
s.a. hay ağzına sağlık sevban kardeşim ne güzel açıklamışsın.ben zaten bu yazıya inanıpta buraya ekliyorum demedimki.yanlış anlaşıldım üzüldüm valla.Rabbim bizi dinden saptıranlardan korusun
Aşk-ı Hicab

Aşk-ı Hicab

Mübarek Üye · 12.148 mesaj

#13
Kaza namazı var mı?
kurt26

kurt26

Yasaklı Kullanıcı · ✦ Mübarek Üye · 731 mesaj

#14
cemaldurra, post: 1273053, member: 89858Selamun Aleyküm,

Kaza namazı vaktinin dışında kılınan namazdır.

Kaza; hüküm ve karar verme, yerine getirme demektir. Bir görevin vakti geçtikten sonra yapılması, Cenab-ı Hakk'ın ezelî ilminde belirlenmiş bulunan kader yazısının, uygulama zamanı geldikçe gerçekleşmesi. Bu sonuncu anlamda "kaza" bir kelâm terimidir. Namazın şer'an belirlenen vakti dışında kılınması anlamındaki 'kaza" ise bir fıkıh terimidir. Namazın vakti içinde kılınmasına "edâ" bir eksiklik yüzünden yeniden kılınmasına "iâde" denir.

İslâm'da namaz, oruç ve hac gibi ibadetler için belirli ifa vakitleri konulmuştur. Bu vakitlerin kaçırılması hâlinde artık edâ değil, kaza söz konusu olur. Farz namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Özürsüz olarak bir namazın vaktini geçirmek büyük günahlardan sayılmıştır. Mücerred olarak namazın kazası ile, bu kimsenin üzerinden namaz borcu düşerse de, geciktirmekten dolay meydana gelen günah devam eder. Bunun için, namazı kaza eden kimsenin, ayrıca Allâh'a tevbe etmesi gerekir. Bir de mebrûr hac büyük günahlara keffâret olduğu için hac yapanların, daha önce namazı özürsüz olarak vaktinde kılamamaktan doğan günahlarının da affedileceği umulur. Düşman korkusu ve hamile kadının çocuğunun ölümünden korkması gibi ciddi özürlerle farz namaz kazaya bırakılabilir. Yolcunun, hırsız ve yol kesicilerden korkması da düşman korkusu kapsamına girer (İbnü'l Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Mısır 1389/1970, I, 485 vd.; el-Fetâvâ'l Hindiyye, Beyrut 1400/1980, I, 121 vd.; İbn Âbidin Reddu'l-Muhtâr ale'd-Dürri'l-Muhtâr, İstanbul 1984, II, 62).

Günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar namazın geriye bırakılması için özür sayılmaz. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Öyle erkekler vardır ki, onları ne bir ticaret, ne bir alış-veriş, Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, dehşetinden kalblerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar" (en-Nûr, 24/37).

Hz. Peygamber'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca; "ilk vaktinde kılınan namazdır" cevabını vermiştir (bk. Ebû Dâvud, Salât, 9; Tirmizi, Mevârit, 13; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 374, 375, 440)

Hendek Savaşı'nda Rasûlüllah (s.a.s)'i, müşrikler dört vakit namazdan alıkoymuşlar, hatta gecenin de bir bölümü geçmişti. Sonunda Allah elçisi, Bilâl-i Habeşi'ye ezan okumasını emir buyurdu. Bilâl ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldılar. Sonra kâmet getirerek ikindiyi, sonra yine kâmet getirerek akşam namazını, sonra tekrar kâmet getirerek yatsıyı kıldılar. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) bu sırada Su âyetin indiğini nakleder: "Allah kâfirleri öfkeleriyle geri çevirdi. Hiç bir şey elde edemediler. İman edenlere savaşta Allah'ın yardımı yetti. Allah mutlak kudret sahihidir her şeye galiptir" (el-Ahzab, 33/25). Ancak Hendek Savaşı sırasında, henüz korku namazı ile ilgili âyet inmemişti. Yüce Allah bu âyette şöyle buyurur: "Eğer korku içinde bulunursanız, yaya olarak veya binekli iken namazını kılın. Güven içinde bulunduğunuzda da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin" (el-Bakara, 2/239; bk. en-Nisâ. 4/101-103).

Rasûlüllah (s.a.s), namazın ancak iki durumda kazaya kalması halinde mü'minin özürlü sayılacağını ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur: "Kim uyur kalır veya unutarak namazı vaktinde kılmamış bulunursa, onu hatırlayınca kılsın" (Tirmizî, Salât, 16, Mevâkit, 53; İbn Mâce, Salât, 10). Burada yalnız uyku ve unutma halinde vaktinde kılınamayan namazın kalasından söz edildiği için ibn Hazm gibi bazı bilginler bir mazeret olmaksızın namazını kasten kılmayanların, daha sonra bunu kaza edemeyeceklerini fakat bunun yerine Allah'a tevbe ve istiğfar etmenin daha uygun olacağını söylemişledir (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, Terc. Ahmed Meylânî, İstanbul 1973, I, 268).

Ancak İslâm fakihlerinin büyük çoğunluğuna göre zamanında kılınamayan farz namazların kazası da farzdır. Çünkü uyku veya unutma gibi bir özür hâlinde bile kaza gerekince, bir özrü olmaksızın namazını vaktinde kılmayanlara da kaza etmeleri öncelikle gerekir. Ayrıca, namazı geciktirmekten dolayı Allah'a tevbe ve istiğfar edilir. Namazı kaza etmeden yapılacak tevbe geçerli olmaz. Çünkü tevbenin ön şartlarından birisi, önce ma'siyetten vazgeçmektir (İbnü'l-Hümâm, a.g.e., I, 485 vd.; İbn Âbidin, a.g.e., II, 62-67).

Ebû Bekir ibnü'l-Arabi'ye göre Rasûlüllah (s.a.s) yolculuklarında, üç defa uyuyarak, sabah namazım ashab-ı kiramla kaza etmiştir. Bunlardan birisi Hayber Gazası dönüşüdür. Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Allah'ın Rasûlü konaklama yerinde, uyku basınca istirahate çekilmiş ve Bilâl (r.a)'e kendilerini sabah namaz için uyandırmasını bildirmiştir. Bilâl, nâfile namaz kılmış, sabah yaklaşınca da, hayvanına dayalı olarak uyuya kalmış. Güneş yüzlerine vuruncaya kadar aşırı yorgunluktan ne Rasûlüllah (s.a.s) ve ne de sahabeden hiçbiri uyanmamışlardı. İlk uyanan Rasûlüllah olmuş ve Bilâl'ı uyarmıştır. Kafilenin ilerlemesinden bir müddet sonra Ashab'a abdest almaları emredilmiş, Hz. Peygamber iki rek'at namaz kılmış, sonra Bilâl kamet getirmiş ve sabah namazı cemaatle kaza edilmiştir. Sonra Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman hemen kılsın. Çünkü, Allah: "Beni anman için namaz kıl" (Tâhâ, 20/ 14) buyurdu" (Müslim, Mesâcid, 309; Ebu Dâvud, Salât, 11; Tirmizi, Tefsîru Sûre, 20; İbn Mâce, Salât, 10; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 47).

Ebu Katâde ve İmran b. Hüsayn'ın ayrı ayrı naklettiği başka bir yolculukta da uyku sebebiyle sabah namazı Rasûlüllah (s.a.s) tarafından güneş doğup beyazlaştıktan sonra kaza olarak kılınmıştır. Burada, olayı rivâyet edenler hangi yolculuk olduğunu belirtmedikleri için, hadisçiler, bunun Hayber, Tebük, Hudeybiye veya Ceyşü'l-Umerâ gazâsına ait olabileceğini ifade etmişlerdir (bk. Buhârî, Teyemmüm, 6; Menâkıb, 25; Müslim, Mesâcid, 311, 312; Sahîh-i Müslim Terceme ve Şerhi, IV, 1955-1963).

Kaynak İslam Fıkıh Ansiklopedisi

Allah'a emanet olun...


yazıyı okumadınız mı?
Aşk-ı Hicab

Aşk-ı Hicab

Mübarek Üye · 12.148 mesaj

#15
Rasûlüllah (s.a.s), namazın ancak iki durumda kazaya kalması halinde mü'minin özürlü sayılacağını ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur: "Kim uyur kalır veya unutarak namazı vaktinde kılmamış bulunursa, onu hatırlayınca kılsın" (Tirmizî, Salât, 16, Mevâkit, 53; İbn Mâce, Salât, 10). Burada yalnız uyku ve unutma halinde vaktinde kılınamayan namazın kalasından söz edildiği için ibn Hazm gibi bazı bilginler bir mazeret olmaksızın namazını kasten kılmayanların, daha sonra bunu kaza edemeyeceklerini fakat bunun yerine Allah'a tevbe ve istiğfar etmenin daha uygun olacağını söylemişledir .

Bu yazıyı okudum. Çok araştırdım. Tam olarak bir sonuca varamadım.
Hadis-i şerifte bahsedilen, uyuyakaldığında veye unutarak vaktinde kılınmamış ise uyandığında ve hatırladığında hemen namazının kazasının kılınmasından bahsediliyor.
Benim bahsettiğim, namazını 3-5 sene mazeretsiz kılmamış kişinin durumu? Bunun kazasının kılınıp kılınmayacağı..
kurt26

kurt26

Yasaklı Kullanıcı · ✦ Mübarek Üye · 731 mesaj

#16
evet araştırmak lazım
kendi mezhebimize göre.
bende pek bilmiyorum umarım bilen biri çıkar.
Aşk-ı Hicab

Aşk-ı Hicab

Mübarek Üye · 12.148 mesaj

#17
kurt26, post: 1330713, member: 106262evet araştırmak lazım
kendi mezhebimize göre.
bende pek bilmiyorum umarım bilen biri çıkar.


Kardeş ben çok araştırdım bunu..
Bir sitede delilleriyle birlikte geniş açıklamalar, görüşler var..
Tartışmaya kadar gitmiş. Ben de kaza namazı kılıyorum. Ama içim hiç rahat değil..
Şule_i cevval

Şule_i cevval

Kıdemli Üye · 155 mesaj

#19
Hayırlı akşamlar olsun, kaza namazı var mı yok mu tartışılıp gidiyor, benim fazla bilgim yok ama kendi adıma ben kılmaya devam ediyorum. Eğer varsa borcumu ödemiş olurum: yoksa da birşey kaybetmiş olmam. Kaza kıldığım süre boyunca allahı zikretmiş, mağfiret dilemiş ve verdikleri nimetler için şükretmiş olurum... Diye düşünüyorum.
cakdoc

cakdoc

Mübarek Üye · 1.507 mesaj

#20
temiz bir kalple tovbe ve elimizden geldigince kilabilmek ins affolunurz kardesim.. :(
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.