ResulALLAH
16.455 görüntülenme · 135 yanıt
Resulûllah SallALLAHu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:
Kulların sabaha eriştiği her gün 2 melek
"Kulların sabaha eriştiği her gün 2 melek (yeryüzüne) iner. O meleklerden biri:
– ALLAHım
kazandığını infak edene bolluk ver! der.
Diğer melek de:
– ALLAHım (kazandığından hiç harcamayıp) cimrilik yapana
yokluk ver...
diye beddua eder."
(Buhari-Müslim)
alıntı
Kulların sabaha eriştiği her gün 2 melek
"Kulların sabaha eriştiği her gün 2 melek (yeryüzüne) iner. O meleklerden biri:
– ALLAHım
kazandığını infak edene bolluk ver! der.Diğer melek de:
– ALLAHım (kazandığından hiç harcamayıp) cimrilik yapana
yokluk ver... diye beddua eder."
(Buhari-Müslim)
alıntı
Huzeyfe ibni Yemân (r.a) rivâyet eder.
Bir gün hazret-i Resûlullah (s.a.v) sabâh nemâzını kılıp, dönüp, Ebû Bekr-i Sıddîkı (r.a) süâl etdi. Kimse cevâb vermedi. Hazret-i Resûlullah (s.a.v)ayağa kalkıp,
Ebû Bekr nerede, buyurdu.
Ebû Bekr arka safdan,
Lebbeyk (buradayım) yâ ResûlAllah (c.c.), dedi.
Resûlullah emr buyurdu. Ebû Bekre yol açdılar. Yanına gelip, hazret-i Fahr-i kâinât buyurdular ki,
Yâ Ebâ Bekr nerede idin. Birinci rek'atde bana yetişdin mi.
Ebû Bekr (r.a) dedi ki:
Yâ ResûlAllah (c.c.)! Birinci safda sizinle tekbîr alıp, Fâtiha sûresini okumağa başlamışdım. Sonra, abdestimde vesvese oldu. Abdest için dönüp, mescid kapısına geldim. Birdenbire bir ses işitdim. Ardıma bakdım, gördüm ki, altundan bir kab asılmış ve içi dolu su idi. O su, kardan beyâz ve baldan tatlı idi. Üstünde bir mendil örtülmüşdü. Üzerinde, (Lâ ilâhe illAllah (c.c.) Muhammedün Resûlullah Ebû Bekr-i Sıddîk) diye yazılmış idi. Mendili alıp, önüme koydum. Abdest alıp, mendili geri kabın üzerine koydum. Sonra gördüm, kaybolmuş. Sonra gelip, evvel rek'atde size yetişdim, dedi.
Hazret-i Resûl-i ekrem (s.a.v)buyurdu ki:
Müjdeler olsun sana yâ Ebâ Bekr (r.a). Ben nemâzda kırâ'eti temâmladım ki, rükû'a gideyim. Dizlerim tutuldu. Sen gelmeyince, rükû edemedim. Sana abdest suyu veren Cebrâîl idi. Mendili tutan Mikâîl idi. Benim dizlerimi tutan İsrâfîl idi 'aleyhissalâtü vesselâm'
Bir gün hazret-i Resûlullah (s.a.v) sabâh nemâzını kılıp, dönüp, Ebû Bekr-i Sıddîkı (r.a) süâl etdi. Kimse cevâb vermedi. Hazret-i Resûlullah (s.a.v)ayağa kalkıp,
Ebû Bekr nerede, buyurdu.
Ebû Bekr arka safdan,
Lebbeyk (buradayım) yâ ResûlAllah (c.c.), dedi.
Resûlullah emr buyurdu. Ebû Bekre yol açdılar. Yanına gelip, hazret-i Fahr-i kâinât buyurdular ki,
Yâ Ebâ Bekr nerede idin. Birinci rek'atde bana yetişdin mi.
Ebû Bekr (r.a) dedi ki:
Yâ ResûlAllah (c.c.)! Birinci safda sizinle tekbîr alıp, Fâtiha sûresini okumağa başlamışdım. Sonra, abdestimde vesvese oldu. Abdest için dönüp, mescid kapısına geldim. Birdenbire bir ses işitdim. Ardıma bakdım, gördüm ki, altundan bir kab asılmış ve içi dolu su idi. O su, kardan beyâz ve baldan tatlı idi. Üstünde bir mendil örtülmüşdü. Üzerinde, (Lâ ilâhe illAllah (c.c.) Muhammedün Resûlullah Ebû Bekr-i Sıddîk) diye yazılmış idi. Mendili alıp, önüme koydum. Abdest alıp, mendili geri kabın üzerine koydum. Sonra gördüm, kaybolmuş. Sonra gelip, evvel rek'atde size yetişdim, dedi.
Hazret-i Resûl-i ekrem (s.a.v)buyurdu ki:
Müjdeler olsun sana yâ Ebâ Bekr (r.a). Ben nemâzda kırâ'eti temâmladım ki, rükû'a gideyim. Dizlerim tutuldu. Sen gelmeyince, rükû edemedim. Sana abdest suyu veren Cebrâîl idi. Mendili tutan Mikâîl idi. Benim dizlerimi tutan İsrâfîl idi 'aleyhissalâtü vesselâm'
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/65189-resulallah · 21.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.











































