O'na lâyik olabilmek kimsenin haddi degil... Fakat lâyik olunamayacagini bilmenin liyâkati herkesin vazifesi...Iste bu son incelige lâyik olamadigimiz için bu hâle geldik.
O nur öyle bir nur ki, ona lâyik olmakta, topyekûn zaman ve mekâna, bu dünyaya ve ötelere mâlik olmak var... Bu liyâkatten düsmekte de, her türlü mahrumluk ve mahkûmluk...
Her türlü mahrum ve mahkûm olduk.
Bizi affet!..
Yildizlarin, içinde birer cam zerresi gibi küçük kaldigi, piril piril kaynastigi sonsuz rahmet denizinin sahibi, sen bizi affet!..
Ve, bize; kendi öz yurdunda asirlardir lütfen iskâna tâbi muhacirlere benzeyen gerçek Müslümanlara, o Nur'a liyâkatin en ileri derecesine bahset; ve ebediyet bestesinden sarkimizi âhenk helezonlariyle gönüllere nakset!..
Duamiza öyle bir tesir ver ki, kezzabin mermeri yedigi gibi nefesimizin bütün oyuncak mabutlari yakip erittigini, senin mücerret ve münezzeh birligin etrafinda hiçbir inanis pürüzü birakmadigini görelim; ve sun'i teneffüsle açilan bir baygin seklinde bu milletin yavas yavas dogrulduguna sahit olalim!..