"müslüman'a haram" çeşmesi
6.655 görüntülenme · 64 yanıt
Allah razı olsun kardeşim hikayen çok güzel, ayrıca bugün içinde geçerliliğini güncelliğini korumaktadır. Allah müslümanlara basiret versin (amin).
lale&gül, post: 1026015, member: 96287allah razı olsun emeğinize sağlık
selam ve dua ile...
Allahcc sizden razı olsun gönüldaşımız ve kardeşimiz...Allahcc yar ve yardımcınız olsun...BESMELE...SELAM...DUA...
bekir tanyel, post: 1026051, member: 81595Allah razı olsun kardeşim hikayen çok güzel, ayrıca bugün içinde geçerliliğini güncelliğini korumaktadır. Allah müslümanlara basiret versin (amin).
MÜSLÜMANLAR BİR DUVARIN TUĞLALARI GİBİDİR...........
Allahcc yar ve yardımcınız olsun gönüldaşımız ve kardeşimiz...BESMELE...SELAM...DUA..
SESİMİ ÇIKARMADIM
Nazi Almanya'sında papaz Martin Niemöller'in günlüğünden:
"Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."
Yukarıdaki söylemi güncelleştirip, bugünkü durumumuza şöyle dönüştürdüm.
Önce Petkim, Tüpraş, Seka, Sümerbank ve Tekel başta olmak üzere tüm yer altı ve yer üstü varlıklarımızı yok pahasına toplayıp götürdüler, sesimi çıkarmadım. Çünkü, 'Özelleştirmenin güzelleştirme' olduğu yalanına inanmıştım.
Sonra AB ülkelerine gümrük duvarlarımızı indirdiler, yalnız sanayi ürünleri değil, yediğimiz, içtiğimiz, etimiz, sütümüz, buğdayımız ve yoğurdumuz da dışarıdan gelmeye başladı, sesimi çıkarmadım. Çünkü, 'dışa açılma' ve 'küreselleşme' söylemlerine kanmıştım.
Sonra tohumumuzu da elimizden aldılar, genetiği değiştirilmiş, içine kim bilir ne tür hastalıklar yerleştirilmiş kısır tohumları Hollanda'dan ve Siyonist İsrail'den almaya başladılar, sesimi çıkarmadım. Çünkü, devletin en tepesindeki sorumlu kişinin de bu uygulamayı onaylamasına aldanmıştım.
Sonra milyonlarca işsizi ve sokaklarda yatan evsizleri olan Hıristiyan AB, bizim Sivil Toplum Örgütlerimize, Belediyelerimize, Üniversitelerimize ve Medyamıza bol keseden Avro'yu hibe olarak dağıtmaya başladı. Bize karşı açıkça düşmanlık duyguları besleyenlerin ve bizi hiçbir zaman aralarına almayacaklarını en yetkili ağızlarından duyuranların neden bizlere karşılıksız para verdiğini sorgulamadım, kim kime karşılıksız para verir diye sormadım. Çünkü, bu hibeleri cebe indiren Truva Atlarının hiç utanmadan uydurduğu, 'bu hibeler içinde Devletimizin de katkısı var' yalanına inanmıştım.
Sonra vatan topraklarımızın yabancılara satışı başladı; Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar ve Siyonistler en verimli tarım topraklarımızı göz göre ele geçirdiler, 'Toprak Vatandır Satılamaz' diye isyan etmedim. Çünkü, bütün bunların 'demokrasi', 'azınlık haklarına saygı' ve 'Uygar Batı'yla bütünleşme' gereği olduğunu söyleyenlerin çıkardığı, kulakları patlatan uğultudan ürkmüştüm.
En sonunda, 'Ne ABD ne AB, Tam Bağımsız Türkiye' diye haykırınca beni almaya geldiler; ancak benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.
alıntı...
Nazi Almanya'sında papaz Martin Niemöller'in günlüğünden:
"Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."
Yukarıdaki söylemi güncelleştirip, bugünkü durumumuza şöyle dönüştürdüm.
Önce Petkim, Tüpraş, Seka, Sümerbank ve Tekel başta olmak üzere tüm yer altı ve yer üstü varlıklarımızı yok pahasına toplayıp götürdüler, sesimi çıkarmadım. Çünkü, 'Özelleştirmenin güzelleştirme' olduğu yalanına inanmıştım.
Sonra AB ülkelerine gümrük duvarlarımızı indirdiler, yalnız sanayi ürünleri değil, yediğimiz, içtiğimiz, etimiz, sütümüz, buğdayımız ve yoğurdumuz da dışarıdan gelmeye başladı, sesimi çıkarmadım. Çünkü, 'dışa açılma' ve 'küreselleşme' söylemlerine kanmıştım.
Sonra tohumumuzu da elimizden aldılar, genetiği değiştirilmiş, içine kim bilir ne tür hastalıklar yerleştirilmiş kısır tohumları Hollanda'dan ve Siyonist İsrail'den almaya başladılar, sesimi çıkarmadım. Çünkü, devletin en tepesindeki sorumlu kişinin de bu uygulamayı onaylamasına aldanmıştım.
Sonra milyonlarca işsizi ve sokaklarda yatan evsizleri olan Hıristiyan AB, bizim Sivil Toplum Örgütlerimize, Belediyelerimize, Üniversitelerimize ve Medyamıza bol keseden Avro'yu hibe olarak dağıtmaya başladı. Bize karşı açıkça düşmanlık duyguları besleyenlerin ve bizi hiçbir zaman aralarına almayacaklarını en yetkili ağızlarından duyuranların neden bizlere karşılıksız para verdiğini sorgulamadım, kim kime karşılıksız para verir diye sormadım. Çünkü, bu hibeleri cebe indiren Truva Atlarının hiç utanmadan uydurduğu, 'bu hibeler içinde Devletimizin de katkısı var' yalanına inanmıştım.
Sonra vatan topraklarımızın yabancılara satışı başladı; Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar ve Siyonistler en verimli tarım topraklarımızı göz göre ele geçirdiler, 'Toprak Vatandır Satılamaz' diye isyan etmedim. Çünkü, bütün bunların 'demokrasi', 'azınlık haklarına saygı' ve 'Uygar Batı'yla bütünleşme' gereği olduğunu söyleyenlerin çıkardığı, kulakları patlatan uğultudan ürkmüştüm.
En sonunda, 'Ne ABD ne AB, Tam Bağımsız Türkiye' diye haykırınca beni almaya geldiler; ancak benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.
alıntı...
selamün aleyküm abicim
çok güzel bir paylaşım
emeğine sağlık
allah razı olsun
çok güzel bir paylaşım
emeğine sağlık
allah razı olsun
.....
Bir gemi arıyorum pusulası İmandan.
Alıp götürsün beni bu hüzünlü limandan..
NFK
Alıp götürsün beni bu hüzünlü limandan..
NFK
Her kula helâl, Müslüman’a haram!.
Her kula helâl, Müslüman’a haram!.
Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.
Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.
Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş...Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,
Müslüman’a haram yazarsın?..”
Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”
- “Eeee?!..”
- “Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim...”
Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultânım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler…
Az zaman geçmiş ki, adam:
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultânım” demiş.
Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine...
Sultan:
- “Bitti mi?..” demiş adama.
- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimdi nedir isteğin?..”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…”
Adamın dediğini yapmışlar, Ulu cami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!..”
- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma...”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi?..
Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.”
“Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş...
Her kula helâl, Müslüman’a haram!.
Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.
Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.
Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş...Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,
Müslüman’a haram yazarsın?..”
Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”
- “Eeee?!..”
- “Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim...”
Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultânım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler…
Az zaman geçmiş ki, adam:
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultânım” demiş.
Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine...
Sultan:
- “Bitti mi?..” demiş adama.
- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimdi nedir isteğin?..”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…”
Adamın dediğini yapmışlar, Ulu cami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!..”
- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma...”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi?..
Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.”
“Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş...
olmadı bence bu hikayemidir yoksa siyonist tuzağımı bilemem ama bence resmen osmanlıyı ve müslümanları kötüleyen bir hikayedir bunu uydursa uydursa ya hristiyan veya yahudi dangalakları uydurmuştur bu hikayeyi kabul etmiyorum lütfen bu hikaye kaldırılsın
Müslümanların birlik içinde olması mesajı veriliyor sanırım,
müslüman ile müslüman geçineni ayırt etmek lazım.. Söylemke oluyorsa zaten kımsenın söylemesine gerek yok kimlikte yazıyor... dinimizde komşuyla iyi geçinmek önemlidir,
sen camiye gelmeyen imamı merak etmezsen,aglayan çocuga neden aglıyor diye düşünmezsen elin Gavuru seni düşünürmü?
müslüman ile müslüman geçineni ayırt etmek lazım.. Söylemke oluyorsa zaten kımsenın söylemesine gerek yok kimlikte yazıyor... dinimizde komşuyla iyi geçinmek önemlidir,
sen camiye gelmeyen imamı merak etmezsen,aglayan çocuga neden aglıyor diye düşünmezsen elin Gavuru seni düşünürmü?
kral_hakanolmadı bence bu hikayemidir yoksa siyonist tuzağımı bilemem ama bence resmen osmanlıyı ve müslümanları kötüleyen bir hikayedir bunu uydursa uydursa ya hristiyan veya yahudi dangalakları uydurmuştur bu hikayeyi kabul etmiyorum lütfen bu hikaye kaldırılsın
selamun aleyküm kardeşim konuda önemi vurgulanan Müslümanların birlik ve beraberlik duygusunun güçlendirilmesi müslümanın uyanık olması bir gazeteci şöyle degerlendirmiş olayı
Örneğin; İsrail Filistin’de, Amerika Irak’ta soykırım yaparken. İslam dünyası ses çıkar(a)maz hatta Filistin’deki Hamas’ı, Irak yurtseverleri terörcü olarak suçlamaya bile kalkarken…
Maazallah(!) Aksi olsa idi. Yani Filistin veya Irak aynı işlemi, İsrail ve Amerika’ya yapabilse!.
Görün bir. Dünya nasıl ayağa kalkar, Filistin veya Irak’ı yerle bir etmeyi bile başarırdı. Yanlış mı?
Buradaki manayı ne güzel açıklamış olan olayı. “Ne kadarda tanıdık bir olay” diyerek sunuyum sizlere. Ahmet güldağ Müşahede
-Tuğba- selamun aleyküm kardeşim konuda önemi vurgulanan Müslümanların birlik ve beraberlik duygusunun güçlendirilmesi müslümanın uyanık olması bir gazeteci şöyle degerlendirmiş olayı
Örneğin; İsrail Filistin’de, Amerika Irak’ta soykırım yaparken. İslam dünyası ses çıkar(a)maz hatta Filistin’deki Hamas’ı, Irak yurtseverleri terörcü olarak suçlamaya bile kalkarken…
Maazallah(!) Aksi olsa idi. Yani Filistin veya Irak aynı işlemi, İsrail ve Amerika’ya yapabilse!.
Görün bir. Dünya nasıl ayağa kalkar, Filistin veya Irak’ı yerle bir etmeyi bile başarırdı. Yanlış mı?
Buradaki manayı ne güzel açıklamış olan olayı. “Ne kadarda tanıdık bir olay” diyerek sunuyum sizlere. Ahmet güldağ Müşahede
evet katılıyorum... nasıl değişik algılanıyor şaşırdım doğrusu... biz de müslümanız ama böyle algılamadık.. hemen hatamızı fark ettik... yanlış mı ? böyle değilmiyiz çoğumuz toplum olarak..?
elin gavuru birbirine destek çıkar ama müslüman müslümana neler yapar..
...Müslümanım diyen bukadar millet
islam gözü ile kendine baksa
esirmi olurdu mescidi aksa...
bu sözleri düşünün...
son olarak;
kötüleme değil , bilakis uyanın uyanalım mesajıdır bu hikaye...
ya dostlarım allah hepinizdn razı olsun lakin bu hikayede vurgulanan tarrihe bakın bir osmanlı devletinin sünnet ve kuran ışığında güneş gibi parladığı bir zamandan bahsediyor yani osmanlı el kadar bir ülke ne ingilizi ne yahudisi allah için insaf etmek lazım gelir yani inanın bunu biraz düşünseniz bunun tamamen bir kötüleme kampanyası olduğunu anlarsınız ve şimdiki zamana bakarsanız tuğba nickli kardeşim ben sana katılıyorum ama anlatılan zamanda bunun mümkün olabileceğini sanmam çünkü o zaman islam altın çağında ve insanlarda herşey allah rızası için duygusu ile işlerini yapıyorlar türk arap şu bu ayrımı yok müslüman kavramı vardı öyle değilmi
kral_hakanolmadı bence bu hikayemidir yoksa siyonist tuzağımı bilemem ama bence resmen osmanlıyı ve müslümanları kötüleyen bir hikayedir bunu uydursa uydursa ya hristiyan veya yahudi dangalakları uydurmuştur bu hikayeyi kabul etmiyorum lütfen bu hikaye kaldırılsın
Doğru söze ne denir...Dedelerimiz Osmanlı da olmayan bir durumdur...
Ama ben Mülümanların birlik olması manasına almıştım...
Osmanlıyada uymuyor...
En iyisi günümüzde geçen bir olay diyelim...Ve ona göre yorumlayalım...
Allahcc yar ve yardımcınız olsun gönüldaş... Uyarınız için Allahcc razı olsun..
BESMELE...SELAM...DUA...
-Tuğba- selamun aleyküm kardeşim konuda önemi vurgulanan Müslümanların birlik ve beraberlik duygusunun güçlendirilmesi müslümanın uyanık olması bir gazeteci şöyle degerlendirmiş olayı
Örneğin; İsrail Filistin’de, Amerika Irak’ta soykırım yaparken. İslam dünyası ses çıkar(a)maz hatta Filistin’deki Hamas’ı, Irak yurtseverleri terörcü olarak suçlamaya bile kalkarken…
Maazallah(!) Aksi olsa idi. Yani Filistin veya Irak aynı işlemi, İsrail ve Amerika’ya yapabilse!.
Görün bir. Dünya nasıl ayağa kalkar, Filistin veya Irak’ı yerle bir etmeyi bile başarırdı. Yanlış mı?
Buradaki manayı ne güzel açıklamış olan olayı. “Ne kadarda tanıdık bir olay” diyerek sunuyum sizlere. Ahmet güldağ Müşahede
Allahcc yar ve yardımcınız olsun gönüldaş...
Ne güzel yorumlanmış..
Allahcce emanet olasınız..
BESMELE...SELAM...DUA...
kral_hakan, post: 1055635, member: 93106ya dostlarım allah hepinizdn razı olsun lakin bu hikayede vurgulanan tarrihe bakın bir osmanlı devletinin sünnet ve kuran ışığında güneş gibi parladığı bir zamandan bahsediyor yani osmanlı el kadar bir ülke ne ingilizi ne yahudisi allah için insaf etmek lazım gelir yani inanın bunu biraz düşünseniz bunun tamamen bir kötüleme kampanyası olduğunu anlarsınız ve şimdiki zamana bakarsanız tuğba nickli kardeşim ben sana katılıyorum ama anlatılan zamanda bunun mümkün olabileceğini sanmam çünkü o zaman islam altın çağında ve insanlarda herşey allah rızası için duygusu ile işlerini yapıyorlar türk arap şu bu ayrımı yok müslüman kavramı vardı öyle değilmi
AYNEN KATILIYORUM...
Allahcc yar ve yardımcınız olsun...
Allahcc razı olsun...BESMELE...SELAM...DUA...
Gülüşü Yaralıevet katılıyorum... nasıl değişik algılanıyor şaşırdım doğrusu... biz de müslümanız ama böyle algılamadık.. hemen hatamızı fark ettik... yanlış mı ? böyle değilmiyiz çoğumuz toplum olarak..?
elin gavuru birbirine destek çıkar ama müslüman müslümana neler yapar..
...Müslümanım diyen bukadar millet
islam gözü ile kendine baksa
esirmi olurdu mescidi aksa...
bu sözleri düşünün...
Allahcc yar ve yardımcınız olsun gönüldaş...
Arkadaşın tespitleri de haklı...
Böyle güzel değerlendirmeniz sizin kalp gözünüz..
Allahcc sizden razı olsun...
BESMELE...SELAM...DUA...
son olarak;
kötüleme değil , bilakis uyanın uyanalım mesajıdır bu hikaye...
----------------------------------------------------
MÜSLÜMANLAR BİR DUVARIN TUĞLALARI GİBİDİR...
---------------------------------------------------------
Müslümanlar ancak kardeştir...
dünyanın öbür ucunda da olsa bir zalim bir mazlumun ayağına diken batırsa....
dünyanın bu ucundaki müslüman da bunu engelleyebilecekken engellemezse...
O MÜSLÜMAN HESABA ÇEKİLECEKTİR...
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/54549-musluman-a-haram-cesmesi · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.