Hayat Dersi üzerinden toplumsal gerilimlere ışık tutmayı ve bireyleri dolaylı yoldan özeleştiriye davet etmeyi amaçlıyoruz.
Samanyolu Televizyonunda yayınlanan ve insanların hayatlarını konu edinen program Hayat Dersi ile her gün evimize konuk olan Sayın Dr. Muhammed Bozdağ kimdir?
Muhammed Bozdağ kısaca 1967 Trabzon doğumlu, üç çocuk babası. Akademik kariyerini yönetim ve siyaset bilimi alanlarında tamamlamış. TBMM’de yasama uzmanı ve yönetici olarak görev almış. Geçmişinde vakıf kuruculuğu, radyoculuk yurt dışı çalışmaları gibi etkinlikler var. İstemenin, ruhsal zekanın, etkili öğrenmenin, başarının inceliklerini anlatan eğitimler, seminerler vermiş. Son on yıldır hayat bilgeliği odaklı kitaplar yazıyor ve beş kitabı yarım milyondan fazla okuyucuya ulaşmış. En bilinen kitabı Ruhsal Zeka 195 baskı yapmış. Eserleri tekrar tekrar okunurluklarıyla ünlenmiş. Bazı kitapları Rusça, Almanca, Moğolca, Farsça gibi dillere çevrilmiş ve halen de çevriliyor. Kitapları toplumun farklı kesimlerinden gelen okuyucular tarafından genelde moral ve motivasyon vesilesi olarak algılanıyor.

ODTÜ Kamu mezunusunuz peki sizi bu kadar psikolojiye iten şey neydi?
Maddi, manevi, sosyal, ailevi ekonomik, psikolojik bir dizi yoğun sorunlarla örülü bir çocukluktan geliyorum. Acılarım benim için sürükleyici birer kamçı oldu. Çözümlerim aslında dertlerime bulduğum çarelerdir.
Düşünsel altyapımın bir tarafında doğunun, diğer tarafında Batının yaklaşımlarını bulacaksınız. Analiz ediyorum, ilişkilendiriyorum. Hayatı anlama yolundaki merakım din, felsefe, sağlık, psikoloji gibi bir çok alanda kavrayış geliştirme arayışına sürükledi beni. Psikolog değilim, yalın bir psikolojiyle de ilgilenmiyorum. Sadece hayatı kuşatıcı bir çerçeveden kavramaya çalışıyorum. Bunun okulu hayattır ve hepimiz de bu okulun öğrencileriyiz.
Her birimize bir hayat gemisinin kaptanlığı emanet edildi. Eğer hayatı, kaderi, var oluş hikmetini ve imtihanların üstesinden gelme sanatını anlama becerisi psikoloji ise buna hepimizin ihtiyacı var. Bence buna hayat bilgeliği desek daha doğru olur.
Yararlı tespitleri gönülden anlatıyorsanız dinleyenleriniz artıyor ve arttıkça da anlatımınıza özeniyorsunuz. Çocukken yazar olmaya karar vermiştim. Ama bu işin okulu yok. Bir duanın ardından yazmayı başardığım ilk kitaba gösterilen muhteşem ilgi benim benden beklenene daha çok odaklanmama yol açtı.
Enerjimin büyük bölümünü fikrimi soran değerli insanlara hayatlarının olumlu yönlerini göstermek ve kendimce doğru bulduğum çözümleri yazmaya harcıyorum. Posta kutumda cevaplanmış bu türden binlerce mektup var. Yetenek.com sitemiz ve sitedeki forum da bu amaca hizmet ediyor.
Ben psikolog değilim. Psikolojik sorunlara çözüm bulma iddiasında olmam konu uzmanlarına saygısızlık olur. Kitaplarımı danışanlarına öneren doktorlara ve kitaplarımı sevdiklerine okutanlara hem teşekkür, hem de dua ediyorum. Her sorun ilgili herkesin bireysel sorumluluğunu yerine getirmesiyle aşılır.
Neden televizyon?
Ben bunun için yıllar önce dua etmiştim. Belki biraz da çok sayıda okuyucunun mektuplarıyla beni bu yola teşvik etmelerinden etkilendim. Daha önce başka bir kanalda iki yıl “Sonsuzluk Yolcusu” adlı bir programı sundum. İnsanlara ulaşmak hem benzersiz bir mutluluk ve hem de yanlış yapma korkusundan gelen ağır ve yaşlandırıcı bir sorumluluk.
İstemenin Esrarı kitabının özeti şudur: “Hayatta en büyük zaferleriniz içtenlikle yaptığınız dualarınız olacak.” Kaderin sahibi bir duanızı kabul etmişse ve siz de o duanıza ulaşmanızı sağlayacak yetenekleri geliştirmeye çalışıp sabrediyorsanız, olaylar akıyor, ağlar örülüyor ve istediğiniz fırsatı Sonsuz Kerim size sunuyor. Almaya hazır olduğunuz zaman fırsatlar kapınızı çalacaktır.
Aslında son zamanlarda televizyonun ve internetin aleyhinde konuşuyorum. Çünkü her türlü tehlikenin yuvalandığı bu ortamları faydalı değerlendirme şansını giderek yitiriyoruz. Televizyon yapımları ailelerimizi parçalamaya, ahlakımızı, toplumsal saygımızı, fedakârlığımızı çökertmeye başladı. Birçok dizi ve eğlence yapımındaki çarpık ilişkiler üzerinden milletimizin dayanışmacı erdemine karşı psikolojik bir savaş veriliyor. Bu kasıtlı mı, gafletten mi bilmiyorum, ama isteyerek ve eğlenerek izliyoruz, gevşiyoruz, dönüşüyoruz.
Samanyolu televizyon kanalı ise başından beri bizi aydınlatma yolunda gayret gösteriyor. Bu kanalı çocuklarınızla izlemekt
en korkmuyorsunuz. Televizyonda olmak istedim, çünkü bu ortamda çok sayıda olumlu yapımdan birinde rol alarak insanlara hizmete çalışmak bir onur. Kader bana bu fırsatı verdi. faydalı olamaz, hakkını veremezsem uzun sürmez. Yararına inanmazsam da devam edemem.


