Çakal Karlos Müslüman.....

11.116 görüntülenme · 45 yanıt

Paylaş:
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#1
Sosyalizmden İslama Bir yolcu: Çakal Carlos

Gerçek ismi Ilich Ramirez Sanchez... Dünya onu Çakal Carlos lakabıyla tanıyor. 20. yüzyılın "en ünlü militanı" olarak nitelendirilen Carlos; uzun zaman sol gruplar içinde faaliyet gösterdi. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi saflarında Avrupadaki İsrail hedeflerine yönelik etkili eylemler düzenleyen Carlos, zulüm gören Cezayir halkı ile dayanışma için de bir dönem Fransa’ya karşı savaştı. Carlos’un Viyana daki OPEC toplantısında, aralarında 10 petrol bakanının da bulunduğu 70 kişiyi rehin alması ve olay sonrası rehineleri Cezayir e kaçırması bütün dünyayı şaşırtmıştı. CIA, Mossad, Interpol ve Fransız istihbaratını yıllarca peşinden koşturan Carlos, 1980 öncesi dünyadaki solcuların idollerinden biriydi. Yıllardır Fransa’da cezaevinde tutulan Carlos artık 1.5 milyarlık İslam Alemi’nin namaz kılan, oruç tutan ve yazdığı mektupları “Allahuekber” lafzıyla bitiren bir ferdi. Dünyadaki Müslüman mahkumlarla sürekli dayanışma içinde olan Çakal Carlos, Türkiye’den de 8 yıldır bir hücrede tutulan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu ile mektuplaşıyor. Biz de Çakal Carlos’a bir mektup yazmıştık. Carlos’un mektubumuza verdiği cevaplar, AKP iktidarından sonra iyice yaygınlaşan Cihadsız İslam anlayışının yanlışlığına da göndermeler yapıyor. Carlos’un fikirleri Müslüman direnişçilerin zihin dünyalarını aydınlatıyor, emperyalizme öfke duyan bir çok Latin Amerikalı solcunun da İslam’la şereflenmelerini sağlıyor. Önce Carlos’u daha yakından tanıyalım, sonra da yazdığı mektuptan bazı bölümleri birlikte okuyalım.

Çakal Carlos 25 Mart 1949 yılında Marksist bir ailenin oğlu olarak Venezuella da dünyaya geldi. 1966 yılında annesi ve kardeşleriyle birlikte Londra ya giden Carlos, İngiltere de üniversite eğitimi gördü. Uzun bir dönem Marksist gençlik örgütlenmelerinin içinde yer alan Carlos, 1975 yılında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) kamplarında eğitim görerek İsrail e karşı savaşmaya başladı. Daha sonraki yıllar İsrail hükümetine karşı verdiği mücadeleyi Batı nın büyük şehirlerine taşıyan Carlos, İsrail’le ilişkisi olan birçok banka, dernek, gazete ve elçiliğe bombalı saldırıda bulundu. 1980 yılında dünyanın en çok aranan teröristi olarak ilan edilen Carlos; CIA, Mossad, Interpol ve Fransız istihbaratını birçok kez atlatmayı başardı.

KOMÜNİSTLERİN İDOLÜYDÜ
1985 li yıllara gelindiğinde dünyadaki birçok devrimci Marksistin gözünde idol haline gelen Carlos, yakalanmamaktaki başarısı, zekası ve cesaretiyle dünya medyasının gündeminden hiç düşmedi. Bin bir surat olarak da tanınan Carlos’un özellikle Viyana daki OPEC toplantısında, aralarında 10 petrol bakanının da bulunduğu 70 kişiyi rehin alması ve olay sonrası rehineleri Cezayir e kaçırması herkesi şaşırttı. Daha sonraki yıllar Fransa ya yönelik eylemler gerçekleştirmeye başlayan Carlos, bir dönem Fransız devletinin de korkulu rüyası haline geldi. Yaptığı eylemlerle dünyayı "profesyonel savaşçı" kavramıyla tanıştıran Carlos hakkında birçok kitap yazılırken, Carlos’un hayatı defalarca kez filmlere ve belgesellere konu oldu. Carlos, 25 yıllık bir kovalamacanın ardından 1994 yılında Fransız ve Sudan istihbarat örgütlerinin ortaklaşa düzenledikleri bir operasyonla yakalandı.

HÂKİME HADDİNİ BİLDİRDİ
Fransız mahkemeleri tarafından 3 yıl yargılanan Carlos, yargılama esnasında davaya bakan hakime karşı büyük bir irade savaşı verdi. Hatta hakime bir mahkemede; "Ben uluslararası bir savaşçıyım. Kiminle konuştuğuna ve hareketlerine dikkat et" diyerek uyarıda bulundu. Karar mahkemesinde 4 saat savunma yaparak sözlerini; "Sizler beni yargılama hakkına sahip değilsiniz. Fransız mahkemelerini tanımıyorum. Asıl ben sizi sömürdüğünüz, fakir bıraktığınız halklar adına yargılıyorum. Benim vatanım bütün yeryüzüdür. Kardeşlerim de ezilen, sömürülen bütün halklardır" diyerek tamamladı. Mahkeme sonrası müebbet hapis cezasına çarptırılan Carlos, yargılanma esnasında tanıştığı Fransa nın en ünlü avukatlarından Isabella Coutant Peyre ile evlendi.

LAKABI NASIL ÇAKAL KALDI?
Dünyanın en ünlü istihbarat örgütlerini peşinde koşturan Carlos un, Fransa nın başkenti Paris te bir otel odasında saklandığı tesbit edilir. Yüzlerce keskin nişancı ve polis Carlos un saklandığı otelin etrafını sarar. Olayı canlı yayından veren dünya medyası artık Carlos un sonunun geldiğini ve yıllardır dünyayı peşinden koşturan ünlü militanın ölü veya diri olarak yakalanacağını iddia etmektedir. Fransız özel timleri Carlos un kaldığı otel odasını basar; fakat odada kimse yoktur. Çünkü Carlos her zaman olduğu gibi istihbarat örgütlerini inanılmaz zekası sayesinde yine atlatmıştır. Kaldığı evdeki bir masanın üstünde sıcak bir kahve, yanmaya devam eden bir puro ve ters dönmüş bir kitap bulunur. Kitabın ismi Çakal dır. Bu olaydan sonra Carlos, Çakal lakabıyla anılmaya başlanır.

“MARKSİZMİN KUTSALI YOK”
İlk defa eğitim kamplarında tanıştığı Filistinli direnişçilerden etkilenerek İslam’la ilgili araştırmalar yapmaya başlayan Çakal Carlos, bu sürecin sonunda Müslüman olmaya karar verdi. Çakal Carlos kaldığı cezaevinde günlerinin çoğunu İslam’la ilgili kitaplar okuyarak ve yazılar yazarak geçiriyor. Yazdığı mektuplara da "Kadiri Mutlak olan Allah ın adıyla" diyerek başlarken, “Devrimde görüşmek üzere, Allahuekber ” diyerek de son veriyor. Çakal Carlos’un şahsıma yazdığı mektupta kullandığı ifadeler, onun nasıl bir değişim geçirdiğini de gösteren cinsten. Marksizm’in en büyük açmazının herhangi bir kutsalının olmamasına bağlayan Carlos, Marksizm’le ilgili bakın neler söylüyor: “Bütünsel bir sistem olma iddiasındaki materyalizm benim için her şeyi açıklayabilme özelliğine sahip değil. Fizikçiler ‘Doğa boşluktan nefret eder’ derler. İnsan doğası için de aynı şey geçerlidir ve ruhani boşluk da, boşlukların en beteridir. Marksizm’den beni uzaklaştıran en büyük olgu kutsallığın eksikliğidir. Çünkü Marksizm insana bağlı bir din. Yani bu dinin kurucusu, teorisyeni bir insan. Marksistler her zaman manevi bir güçle ilişki kuramama eksikliğini hissederler. Çünkü manevi güçle ilişkiye girmek insanın yaratılışında olan bir olgudur. Marksizm, Kadiri Mutlak Yaratıcıya karşı çıktığı için de gücü eline geçirdiği vakit yozlaşmaya mahkûmdur.”

“İSLAM DEVRİMCİ BİR DİNDİR”
Antiemperyalist bilincin yüksek olduğu Latin Amerika ülkelerinde milyonlarca hayranı olan Çakal Carlos, bizlere enteresan bir gelişmeyi de haber veriyor. Dün Endülüs te, Afrika da, Orta Asya da yayılma imkanı bulan İslâm, bugün Meksika da, Bolivya da, Venezüella’da büyük bir ilgi görüyor. ABD ve İsrail den nefret eden milyonlarca yoksul, devrimci, emekçi; Müslüman direnişçilerin dünyanın dört bir yanında emperyalizme karşı verdikleri savaştan etkilenerek Müslüman oluyor. Mektubun devamında İslam’ın özü itibariyle devrimci bir karaktere sahip olduğunu ifade eden Carlos, Hz. Muhammed’in Mekke Aristokrasisi’ni yıkarak tarihin en büyük devrimini gerçekleştirdiğini ifade ediyor. Carlos’un mektubunu okumaya devam edelim;“ Müslüman olduğum ilk yıllarda, İslâm hayatıma çok önemli bir değişiklik getirmedi. Ailemden aldığım sağlam ahlâki değerler sebebiyle, İslâmî olgunluk zevkini tatmam uzun bir sürece yayıldı. Daha sonraki yıllar imanın tadını almaya başladım. İslâm dan aldığım manevi güçle hücremde de olsam, bütün emperyalistlere meydan okuma kuvvetini kendimde buluyorum. Müslüman olmam, insanlarla dayanışma hissimi daha da güçlendirdi. İslam çökmekte olan Batı toplumlarının en büyük günahlarından biri olan bireysellik hastalığından da beni uzaklaştırdı. Ben her zaman insanların sömürülmediği bir dünya için mücadele verdim. Bugün ise mücadelemin temel dayanağı ve inandığım devrimin adı İslâm dır. Bundan sonraki hayatımı İslâm ın bütün yeryüzüne hâkim olması için yegâne şart olan İslâm devrimine adayacağım. Allahuekber... “

“11 EYLÜL ABD’NİN KUTSALLIĞINI BİTİRDİ”
Carlos’un hem siyasi gelişmelere verdiği cevaplar, hem de şiddetin felsefesi üzerine söylediği sözler de son derece enteresan. Çakal Carlos bana göre sadece akıllı bir militan değil; aynı zamanda verdiği savaşın mantığını son derece sağlam cümlelerle ifade edebilen büyük bir entellektüel de. 11 Eylül saldırıları ile ilgili bir çok analizler yapıldı, komplolar üretildi
Gelin 11 Eylül saldırıları ile ilgili bir de Carlos’un ifadelerine kulak verelim. “İkiz Kuleler, Amerika nın bütün diğer halklara karşı sürdürdüğü ekonomik sömürü ve savaşının küstah sembolüydü. Diğer hedef Pentagon ise askeri ve teknolojik gücün merkeziydi. Pentagon a atılan golle bir bakıma emperyalist ABD nin coğrafi, askeri, maddi ve sembolik kutsallığı sona erdi. Tüm suçlular gibi ABD de de 11 Eylül eylemine kadar yaptığı zulümlerin hesabını vereceğini düşünmüyordu. ABD bu eylemle yaptığı zulümlerin bedelini ödemek, savaş suçlarının hesabını vermek zorunda kaldı. 11 Eylül eylemiyle ABD nin coğrafi kutsallığı ve yenilmezlik efsanesi de sona erdi. Müslümanlar olarak şunu unutmamalıyız ki, ABD efsane bir ülke değildir. Onlar da diğer uluslar gibi güç kullanılarak yenilmenin nasıl bir duygu olduğunu tatmalılar. ABD yönetimi de şunu bilmeli ki, Hollywood düşlerinden, Rambolardan, Süpermenlerden oluşan kurgularınızın sonu artık geldi. 11 Eylül eylemi sonrası dünya, strateji uzmanlarının öngördüğü gibi bir medeniyetler çatışması yaşamayacaktır. Aksine İslâm, dünyanın gündemine daha fazla girecektir ve girmektedir de. Büyük bir devrim gücü olan İslâm, halkların köleleşmesine karşı çıkabilecek tek güçtür.”

“FİLİSTİN İÇİN SAVAŞMAYA DEVAM EDECEĞİM”
Şu an Fransa’daki Clairwaux Cezaevi’nde kalan Carlos’a eğer bir gün cezaevinden çıkarsa neler yapmayı düşlediğini de sormuştum. Çakal Carlos’un cevabı 58 yaşında olsa da ruh adaleleri son derece genç olan bir savaşçıya yakışır nitelikteydi: “En büyük hayalim gerçek özgürlüğü arayan bütün insanları cezp edecek olan hilafet devletinin tekrar kurulmasıdır. Cezaevinden eğer bir gün çıkarsam hangi şekilde olursa olsun Filistin i Siyonist işgalden, bütün dünyayı da ABD emperyalizminin sömürüsünden kurtarmak için savaşmaya devam edeceğim. Ayrıca eşim İsabelle hanımla, vatanım Venezuella ya gidip, halen sürmekte olan Bolivya devrimci hareketine ve dünyanın dört bir yanındaki Müslüman direnişçilere savaş tecrübelerimi aktarmak istiyorum.” Carlos’un Türkçeye çevrilmiş “Devrimci İslam” isimli bir de kitabı bulunuyor. Bu kitap Batı’da ve Latin Amerika ülkelerinde peynir ekmek gibi satılmıştı. Carlos’un düşüncelerini ve onun ruh dünyasını öğrenmek isteyenlere Elips Yayınları tarafından basılan “Devrimci İslam” kitabı şiddetle tavsiye edilir.
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#2
esselam Müslüman...HOŞ GELDİN..SEFALAR GETİRDİN...ALLAHCC YAR VE YARDIMCIN OLSUN...
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#3
DÜNYA ÇAPINDA BİR HÂDİSE KAPTAN KUSTO MÜSLÜMAN
Dergilerden, gazetelerden ve televizyon ve radyodan tanıdığım meşhur Kaptan Kusto… Bu adam bir devrin (Marko Polo)su, Evliya Çelebisi gibi tetkikçi bir seyyahtır ve tabiat denilen yaratıklar âleminin sırlarını denizlerde arayan ve deniz içi hayatı kurcalayan ilmî bir tecessüs sahibidir.
Bu adama basit “olabilir”ler veya “olabilir” sanılan şeyler arasında öyle bir tecelliye şahit oluyor ki, 1400 yıl önce Kur’ân’ın haber verdiği mucize önünde dize gelip müslüman oluyor......hatırlatmak için maziden...
islamcı2

islamcı2

Kıdemli Üye · 195 mesaj

#4
ne diyelim kardeş allah af eylesin..
sezer demir

sezer demir

Kıdemli Üye · 238 mesaj

#5
olabilir.:a08:
..............
hayri07

hayri07

Mübarek Üye · 1.455 mesaj

#7
hapishaneye girinceye kadar milyonlarca insanı zehirle sonra ben müslüman oldum ne ala RABBİM ıslah etsin selam ve dua ile.
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#8
“FİLİSTİN İÇİN SAVAŞMAYA DEVAM EDECEĞİM”
Şu an Fransa’daki Clairwaux Cezaevi’nde kalan Carlos’a eğer bir gün cezaevinden çıkarsa neler yapmayı düşlediğini de sormuştum. Çakal Carlos’un cevabı 58 yaşında olsa da ruh adaleleri son derece genç olan bir savaşçıya yakışır nitelikteydi: “En büyük hayalim gerçek özgürlüğü arayan bütün insanları cezp edecek olan hilafet devletinin tekrar kurulmasıdır. Cezaevinden eğer bir gün çıkarsam hangi şekilde olursa olsun Filistin i Siyonist işgalden, bütün dünyayı da ABD emperyalizminin sömürüsünden kurtarmak için savaşmaya devam edeceğim. Ayrıca eşim İsabelle hanımla, vatanım Venezuella ya gidip, halen sürmekte olan Bolivya devrimci hareketine ve dünyanın dört bir yanındaki Müslüman direnişçilere savaş tecrübelerimi aktarmak istiyorum.”
hayri07

hayri07

Mübarek Üye · 1.455 mesaj

#9
güzel kardeşim çakal karlosla sana hayırlı işler.savunduğun insanın geçmişini araştır sonra savun filistinle carlosu özdeşleştirme carlos filistine kurban olsun.hadi hayırlı işler
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#10
“FİLİSTİN İÇİN SAVAŞMAYA DEVAM EDECEĞİM”
Şu an Fransa’daki Clairwaux Cezaevi’nde kalan Carlos’a eğer bir gün cezaevinden çıkarsa neler yapmayı düşlediğini de sormuştum. Çakal Carlos’un cevabı 58 yaşında olsa da ruh adaleleri son derece genç olan bir savaşçıya yakışır nitelikteydi: “En büyük hayalim gerçek özgürlüğü arayan bütün insanları cezp edecek olan hilafet devletinin tekrar kurulmasıdır. Cezaevinden eğer bir gün çıkarsam hangi şekilde olursa olsun Filistin i Siyonist işgalden, bütün dünyayı da ABD emperyalizminin sömürüsünden kurtarmak için savaşmaya devam edeceğim. Ayrıca eşim İsabelle hanımla, vatanım Venezuella ya gidip, halen sürmekte olan Bolivya devrimci hareketine ve dünyanın dört bir yanındaki Müslüman direnişçilere savaş tecrübelerimi aktarmak istiyorum.”
ebuubade

ebuubade

Üye · 46 mesaj

#11
maşallah.ne güzel maşallah.mykıl ceksınmıydı tam ismini bilmiyorum o sanatçıda müslüman oldu.Ahhh bir bilseler islamdaki nuru maşallah.RAbbim Cennete kavuştursun hepimizi.
ebuubade

ebuubade

Üye · 46 mesaj

#12
arkadaşlar kim ne yapmışsa yapmıştır.Bizlere sadece dua etmek kalır.M üslümanım dedikten sonra ben bu kişiye bir şey diyemem yani.Hatalarını anlamış ve müslüman olmuş işte.
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#13
ebuubademaşallah.ne güzel maşallah.mykıl ceksınmıydı tam ismini bilmiyorum o sanatçıda müslüman oldu.Ahhh bir bilseler islamdaki nuru maşallah.RAbbim Cennete kavuştursun hepimizi.
........Allahcc yar ve yardımcınız olsun gönüldaşımız...Allahcce emanet olasınız kardeşimiz...BESMELE...SELAM...DUA...
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#14
Leyla Halid'e Carlos Sürprizi
Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği'nin davetlisi olarak İstanbul'a gelen Leyla Halid, 'Çakal Carlos' sürpriziyle karşılaştı. Halid'i cep telefonundan arayan cezaevindeki Carlos, Filistin mücadelesine destek verdi.

SEHER ÖNALAN / YEŞİM BENER
17.05.2009

İstihbarat örgütlerini atlattığı için “Çakal Carlos” lakabıyla anılan İlich Ramirez Sanchez, Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği'nin düzenlediği Ortadoğu Konferansı'na katılan Leyla Halid'i, Türk gazeteci Fazıl Duygun aracılığıyla aradı. Paris yakınlarındaki yüksek güvenlikli Fleury Merogis Cezaevi'nde tek kişilik hücrede kalan Çakal Carlos, telefonu alan Leyla Halid'e, “Selamün aleyküm gönüldaşım Leyla” diye hitap etti. Halid de Carlos'u “Selamün aleyküm kumandan Carlos” diyerek selamladı. Carlos ve Halid, ilk kez 1971 yılında Ürdün'deki FKHC kampında tanışmıştı. 1975'te Müslüman olarak 'Salim Muhammed' adını alan Carlos ile Halid, 17 yıldır görüşmüyordu. Carlos, cumartesileri 1 saatlik telefon izninin 20 dakikasını Filistin mücadelesine ve arkadaşı Leyla Halid'e ayırdı.





17 yıl sonra 20 dakikalık görüşme
- Çakal Carlos: Selamun aleyküm gönüldaşım Leyla.
- Leyla Halid: Selamün aleyküm kumandan Carlos
- Nasılsınız Leyla?
- İyiyim yoldaşım Carlos. Cezaevi şartları nasıl? Neler yapıyorsunuz?
- Şu anda iyiyim. Cezaevi sonuçta. Ne kadar iyi olabilir ki? Yoğun bir psikolojik baskı altındayım.
- Günleriniz nasıl geçiyor, spor yapabiliyor musunuz, sağlığınız iyi mi?
- Spor yapabiliyorum. Gayet iyi ve çok dinçim. Buna rağmen direnişe devam ediyorum. Hala devrimciyim, Filistin mücadelesinde savaşan bir kumandan olarak size desteğim bakidir. Siz çizgisinden şaşmayan, bir kahraman olarak hep dimdik ayaktasınız!
- Latin Amerika'nın devrimci çocuğu olarak desteğiniz bizi mutlu etti. Görüşmeniz için size oğlumu göndermek istiyorum. Sevgili eşiniz ile irtibat sağlayacağım.
- Tüm devrimci duygularımla.







Efsane Gerilla Leyla Halid ve Baran Dergisi Fazıl Duygun…




Leyla Halid, Devrimci mücadele arkadaşı, Gönüldaş Kumandan Carlos'la görüşürken..




BARAN Dergisi Haber müdürü Fazıl Duygun tarafından gerçekleştirilen Leyla Halid röportajı ve görüşmenin detayları bu haftaki Baran Dergisi'nde...




(Bu vesile Haftalık BARAN Dergisi Haber müdürü Sayın Fazıl Duygun’a göstermiş olduğu gazetecilik başarısından dolayı teşekkür ediyoruz… D&D)
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#15
Çakal Carlos'tan selam var




Serdar AKİNAN

Biz antin kuntin işlerle 'gündem' diye uğraşa duralım. Express dergisi, şahane bir gazetecilik örneği vererek müthiş bir görüşmenin kayıtlarını yayınladı.


'Çakal Carlos' lakabıyla anılan İlich Ramirez Sanchez, Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği'nin düzenlediği Ortadoğu Konferansı'na katılan Leyla Halid'i telefonla aradı.



Ünlü 'İlk Filistinli kadın terörist (ona terörist derken bu kelimenin anlamını boşaltmak nasıl hoş bir duygu anlatamam!)' Leyla Halit, bir konferans vesilesiyle memleketimize geldiğinde Çakal Carlos onu telefonla aradı ve dergi bu görüşmeyi kaydedip yayınladı. Alınıp okuna...



Bu arada dünyanın en ünlü teröristi 'Devrimci İslam' adında bir kitaba imza attı.
Hiç sırası değilken (neye göre?) ve aslında tam da zamanında o kitaptan bazı alıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum.



'11 Eylül bir başlangıçtır''
'11 Eylül'den çıkan ders, kendini yenilmez zanneden ve bir tür cezasız kalacağına emin olma kompleksi geliştirmiş bir sistemin yaralanabilirliğidir.''



'B52'leri kullananlar, coğrafyayı değiştirenler, dağları, ovaları bombardımanla yok edenler, insan hakları adına basınç bombası -hani Vietnam ve Irak'ta kullanılan ve beş yüz metrelik bir alandaki tüm oksijeni tüketerek her şeyi yakan bombalar- kullananlar 'terörist' değil kuşkusuz... Sivil yerleşim bölgelerini, Hartum'da olduğu gibi ilaç fabrikalarını, Belgrad'daki gibi elçilikleri hedef almak, pilotsuz uçaklarla düğün alaylarını, Afganistan kasaba veya yollarındaki yolcuları katletmek terörizm değil. Zırhlılar, F16'lar ya da helikopterlerle Cenin'i, Gazze şeridini, Beytüllahim'i taş taş üstünde kalmayana kadar bombalayanlar, seyreltilmiş uranyumlu mermileriyle atmosfere ölümcül tozlar yayanlar 'terörist' değil elbette. Onların eylemleri yasal, neden oldukları ölümler meşru, geride bıraktıkları cesetler de 'demokratik'...'' ??



'Amerika niçin kökensiz, imansız, kanunsuz, vatansız burjuvazinin işbirliğiyle yağmaladığı üçüncü dünya ülkelerinin zenginlikleriyle yetinemiyor? Delice McDonald's'laşan dünyanın bütün yan ürün ve pisliklerini, tüm iman ve ruhuyla reddeden halkları yönetme hakkını nereden buluyor?''



'ABD halklara zorla demokrasi verebileceğini neye dayanarak düşünüyor?''
'İnsanlara nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmek için bazen onları öldürmek faydalı hatta gerekli olabiliyor. Bu konuda kimse ABD'nin eline su dökemez...''
'Amerikalılar yüzlerce Usame öldürseler de kendi yaktıkları direniş ateşini söndürmeyi başaramazlar.''



'Sadece bu bakış açısından bile ''terörizm'', modernlik girdabına henüz kapılmamış halklar ve toplulukların verebileceği tek cevap sanki. Tüketim toplumlarının dinamikleri tarafından henüz tamamen zehirlenmemiş ve körleştirilmemiş olanların hepsi için, bunun sistemin sessiz zulmune karşı çıkma yollarından biri olması doğaldır. Burada yüzüstü bırakılmış, sömürülmüş ve az gelişmiş 'güney'i kibirli ve tamahkar 'kuzey'le karşı karşıya getiren büyük çatışmanın, tesadüfi olamayan kaçınılmaz bir dış tezahürünü görmek de mümkündür.'



'Terörist eylem aracılığıyla, fakirler ve aşağılanmışlar seslerini duyurur, dünyaya varlıklarını hatırlatırlar. Ama dünya uyarı ateşini, haberdar edilmeyi, hatırlatmayı dikkate almayıp, aldırmazlık ve duyarsızlıkla kör olmuş şekilde yoluna devam ederse, oh olsun ona, kibirli kuleleri yıkılıverir!''



'Bu şartlarda bize demokratik olma iddiasındaki modelinizi kabul ettirmeye çalışmanız, bize zorbalıkların en kötüsünü, topraklarından kovulan Filistin halkınınkine eşdeğer bir zorbalığı yaşatmanız demektir. Oysa toplumsal modelleriniz rekabete açık değil, totaliterler ve siz bunun farkında değilsiniz. İstemediğimiz bir hayat tarzını sınırsızca ihraç etmeye can atıyorsunuz; reddettiğimiz bir hayat tarzını.''



'Şiddete başvurmak daima kötünün iyisi olarak kalır; savaş ancak tüm görüşmeler, politik ve diplomatik yollar tüketildiğinde gündeme gelir. Savaş iç sızlayarak yapılır çünkü o bir oyun değil zorunlu bir kötülüktür...''



'Allah'ın sevgili kulunu, iyi mümini, ne sakalının uzunluğu ne türbanının rengi belirler. Beş vakit namaz kılmak, hacca gitmek, fitre ve zekat vermek iyidir tabii, gereklidir elbette, ama sadece 'insanın kalbinden geçenle' ilgilenen Allah'ın gözünde, yeterli değildir. Allah'ın sevgili kulu, gerçeğe aşık olandır, adalete susayandır ve bu seviyedeki ayırım sadece gerçek inanlarla diğerleri, dini bütün Müslümanlarla, Müslüman olmayanlar arasında değil; gerçek iman sahipleriyle, Allah'ı, gerçeği ve adaleti arayışları aracılığıyla sevenlerle bütün putlara satılmışlar arasında olacaktır ve bu da gerçek mümin görünümlü bir sürü iki yüzlü ve döneği baştan eler.''



Çakal Carlos, yeni adıyla Salim Muhammed, Fransa'nın yüksek güvenlikli mapushanesindeki tek kişilik hücresinden dünyaya, gönüldaşlarına selam çakıyor...
Bu içten selamı almayan bizden değil...
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#16
Gönüldaş CARLOS:



“Bugün Dünyadaki Antiemperyalist

Mücadelenin Öncüsü Ve Bayraktarı

Müslüman Mücahidlerdir”


Hasan011974

Hasan011974

Kıdemli Üye · 289 mesaj

#17
Allah(c.c.) nurunu tamamlayacaktır inşallah.
kimkimdir

kimkimdir

Mübarek Üye · 6.610 mesaj

#18
Hasan011974, post: 1093679, member: 96566Allah(c.c.) nurunu tamamlayacaktır inşallah.

İnşaALLAH...
KAFİRLER İSTEMESEDE...
Allahcc yar ve yardımcınız olsun kardeşimiz...
BESMELE...SELAM...DUA...
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#19
KUMANDAN CARLOS (ÇAKAL CARLOS, CARLOS THE JACKAL):
TÜRKİYE’NİN BAŞ MESELESİ, SALİH MİRZABEYOĞLU’NUN SERBEST BIRAKILMASIDIR!
Röportaj: Hayreddin Soykan



KUMANDAN CARLOS’LA 31 OCAK 2009 TARİHLİ TELEFON GÖRÜŞMESİ

BARAN: Selâmünaleyküm Kumandan Carlos! Öncelikle, hassaten Kumandan Mirzabeyoğlu’nun, ayrıca tüm avukatlarının, aynı şekilde bütün Baran dergisi camiasının ve tüm gönüldaşlarımızın size candan selâmları var.
CARLOS: Hepsiyle iftihar ediyorum, ben de bundan büyük gurur duyuyorum. Lütfen siz de, en başta Kumandan Mirzabeyoğlu bulunmak üzere, oradaki tüm kardeşlerime kalbî selâmlarımı iletiniz.
BARAN: Biz de sizinle gurur duyuyor ve çok teşekkür ediyoruz. Size ilk sormak istediğimiz soru, aslında birkaç gün önce gönüldaşım Fazıl Duygun’un size ilettiği gazete haberiyle ilgili …
CARLOS: Tamam, biliyorum. Konuyla ilgili malûmatı netleştirmek istiyorsunuz sanıyorum.
BARAN: Evet, Hürriyet gazetesinin (Londra muhabiri Faruk Zapçı’nın) sizin hakkınızda bir süre önce yaptığı yayın. Haber, belli derecede bir manipülasyon ihtivâ ediyordu diye düşünüyoruz. Haberin tüm bir muhtevâsına vâkıf olma şansınız oldu mu?
CARLOS: Evet, biliyorum. Sözkonusu haber muhtevâsının yüzde yüzünün de doğru olduğunu söyleyemeyeceğim elbette. Çünkü en başta telefonla gerçekleştirilmiş bir röportaj ve daha ziyade tesadüfen gerçekleşmiş bir görüşme.
BARAN: Haberde ilk defa olarak sizin onlara telefon açtığınız belirtiliyor.
CARLOS: Aslında hakikat payı da var. Çünkü burada benimle aynı cezaevinde yatan Nurettin Güven’i tanıyordu muhabir. Nurettin Güven rahatsızlanmış ve hastaneye sevkedilmişti. Bu gelişmeyi bildirmek için ben de adı geçen muhabiri aradım, o da Nurettin Güven’in ailesini arayarak onun hastaneye yatırıldığını iletti.
BARAN: Anlıyorum. Siz önce aradınız.
CARLOS: Evet, ben aradım. Bu zât, Londra’da mukim, Hürriyet gazetesinin bir muhabiri ve Nurettin Güven’i de tanıyor. Ben de işte bu yüzden Londra’yı aradım ve kendisiyle İngilizce konuşarak Güven’in ailesine durumu bildirmesini rica ettim. Ben Türkçe bilmediğim için, Nurettin’in ailesine direkt telefon açarak durumu bildirme imkânım yoktu tabiatıyla. Böyle dolaylı bir yoldan aileyi haberdar etmek ve devreye girip hastaneyle temas kurmalarını istemek icab etti.
BARAN: Tamamdır, mesele şimdi vuzûha kavuştu. Ancak diğer taraftan, haberin veriliş tarzında size dair yanlış bilgi ve intibâlara yol açabilecek ibareler de mevcuttu. Sanki sizin bir “İslâmcı” olmadığınızı ve yalnızca “devrimci” bir kimlik taşıdığınızı, üstelik sizin ağzınızdan naklediyordu.
CARLOS: Kuşkusuz haberin bu kısmı tamamen yanlış, elbette böyle bir şey söylemedim. Zaten haberin diğer kısmında belirtilenlerle ilgili pek bir teferruat da mevzubahis olmadı. Kaldı ki ne olup bittiğini ben de daha iki gün önce bir Fransız gazetesinden öğrendim. Ergenekon dâvâsıyla ilgili olarak Kanada’da saklanan bir Türk, daha doğrusu Yahudi asıllı bir hahamdan bahsediliyordu. Benim hakkımda bir şeyler söylemiş.
BARAN: Evet, takib ediyoruz. Size inşallah bu hafta içinde yazacağız ve şayet isterseniz hakkınızda çıkan mezkûr haberin Türkçesini ve tercümesini göndereceğiz.
CARLOS: Şayet mümkünse, evet memnun olurum.
BARAN: Size bir sorumuz daha olacak. Tayyip Erdoğan’ın birkaç gün önce Davos’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forum’unda yaptığı konuşmadan haberdar olabildiniz mi?
CARLOS: Televizyonda izleme şansı bulamadım ancak Şimon Peres’i protesto ettiğini biliyorum.
BARAN: Bilâhare gündeme gelen gelişmeleri, reaksiyonları takib edebildiniz mi?
CARLOS: Tam anlamıyla takib edebildiğimi söylemem ancak, çıkan neticeye baktığımızda, elbette bunun iyi bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, en başta, Türkiye muhteşem mazisiyle büyük bir ülkedir. İsrail ise, geçmişi aslında Türk tarihinden ibaret olan nevzuhur, yeni yetme bir ülkedir. Ve şimdi kalkmışlar, herkesin üzerinde ne kadar fazla hak sahibi oldukları pozu takınıyorlar. Oysa, Türkiye şu ânda sadece konuşmakla iktifâ ettiği için ne kadar da şanslılar. Yani İsrail bahsinde sırf konuşmakla kalmama hakkına da sahibtir Türkiye. Evet, Türkiye’nin seçilmiş başbakanı halkından aldığı güçle konuşmaktadır ve söylediklerinde de haklıdır.
BARAN: Türkiye’de halk, İsrail saldırısının sürdüğü zaman zarfında İsrail konsolosluğunu yaklaşık 20 gün hiç kesintisiz kuşatma altına aldı ve oradan hiç ayrılmadı.
CARLOS: Bu tür barışçı gösteriler her zaman çok iyidir.
BARAN: Kaldı ki, Tayyip Erdoğan’ı, duygularını dünya toplumları ve temsilcileri önünde bu kadar güçlü biçimde ifade etmeye sevkeden, onu motive eden, ona güç veren de, işte sokaklara çıkarak İsrail işgalini şiddetle protesto eden halkın, özellikle bu protestolarda halka öncülük eden bizlerin bu hissiyatı ve bu siyasî duruşu oldu. Erdoğan, halk hissiyatının ve halka öncülük eden bizlerin temsilciliğini yaptı bir bakıma. Bu arada, sizin eklemek istediğiniz bir husus varsa lütfen belirtiniz. Filistin veya dünyanın geleceği açısından düşüncelerinizi bizlerle paylaşırsanız bilhassa memnun oluruz.
CARLOS: Gelecek, bizlerin zaferidir yalnızca.
BARAN: İnşallah.
CARLOS: Gazze’deki masumların şehadeti pahasına da olsa, gerçekte şimdi de kazanan biz olduk. Siyonistlerse kaybetti! Onlar, hepimiz gördük, yüzyüze savaştan kaçtı ve sadece uzaktan bombalamaya, uzaktan katliam yapmaya yetti güçleri. Ancak bugün konuşulması gereken asıl mesele bu değil bana sorarsanız. Bugün konuşulması gereken, Türkiye’nin ne yaptığı ve ne yapacağı, ne olacağıdır bence.
Türkiye, dediğim gibi, muhteşem bir tarihi olan büyük bir ülkedir. Bildiğiniz üzere, bir süredir bu tarih ve bu kimlik karartıldı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Amerikan emperyalizminin bir maşası, bir uydusu, bir hizmetçisi olarak kullanıldı, kullanılıyor. Üstelik bugün İsrail’in Ortadoğu’daki en büyük müttefikidir. Bu, ilk günden beri tatbikatta olan Sabetayist bir plandır.
BARAN: Duygularımıza tercüman oluyorsunuz. Ancak inşallah Türkiye, daha doğrusu insanımız, o şanlı tarihini sırtlanmaya ve o tarihî misyonunun gereğini yapmaya hazırdır ve candan isteklidir. Son yaşanan gelişmelerin, gerek Erdoğan’ın son konuşması gerekse sokaklardaki insanımızın İsrail’e karşı duyduğu öfkenin temelinde de, işte bu misyonun yeniden canlanan hassasiyeti yatmaktadır bizce. Milletimiz yeniden doğrulmaktadır.
CARLOS: Tüm bunlar, halkın bu hassasiyeti, hiç kuşkusuz çok önemli bir iradenin ifadesidir. Ne var ki, asıl değişmesi gereken unsur, Türk devletinin yapısıdır. Türkiye, o kahrolası emperyalizminin ve bölgedeki Siyonizmin en büyük müttefiki olageldi hep. O pilotlar, yani Gazze’yi bombalayan o uçakların pilotları, herkes biliyor ki Türkiye’de eğitiliyor ve gidip işte bugün Türkiye’de halkın sokaklarda protesto ettiği katliamları icra ediyor.
BARAN: Maalesef. Burada mesele, ordu gibi görünüyor…
CARLOS: Türk Ordusu, mutlaka hakiki Türkler tarafından sevk ve idare edilmelidir. Bunu o şanlı tarihlerini savunarak ve Siyonist İsrail’le olan tüm ilişkilerini keserek göstermelidir.
BARAN: İnanıyor ve görüyoruz ki, toplum İsrail’le olan tüm bu ilişkilerin kesilmesinden yanadır ve hiç de memnun değildir bundan. Milletimizin kendi özüne dönmesi bakımından, sözünü ettiğiniz ve bizim de daima tenkitçisi olduğumuz bu gidişatı değiştirici dinamizm de inşallah yine bu toplum içinde doğmaktadır.
CARLOS: Her şeyden önce şurası açık değil mi; şöyle ki, işte İsrail’le olan bütün bu askerî ve siyasî ilişkiler sebebiyle, Türk ordusu bugün Gazze’de işlenen tüm suçların bir ortağı, bir suç ortağı olmuyor mu?
BARAN: Evet.
CARLOS: Çünkü İsraillilere bu eğitim imkânını sağlayan işte bu ordu değil mi? Peki, Türkiye’nin doğusunda Amerikan üslerinin ne işi var? Bu kadarı bile vehameti anlamak için yeterli değil mi? Yunanistan’la olan meseleyi bir şekilde siyasî çözüme bağlamak kâfidir ve üstelik hiç geciktirmeden NATO’dan da çıkılmalıdır. Türkiye yeniden büyük bir güç hâline gelebilir. Bugün Rusya’yla geçmiştekine benzer herhangi bir ideolojik problem yoktur. Artık Rusya’da Sosyalizm yoktur, Sovyetler Birliği bitmiştir. Eğer stratejik bir ittifak yapılacaksa, bu niçin Rusya olmasın? Ve Türkiye’nin kültürel ve stratejik tesir ufkunu Türkçe konuşan Müslüman Türkî cumhuriyetler üzerinden Çin sınırlarına kadar genişletin. Buna mâni olan nedir? İranlılarla zaten herhangi bir problem yoktur. Ermenilerle olan problem de aslında sembolik bir meseledir ve geçmişte ölen Ermenilerle ilgili yapılacak jestlerle kolayca halledilebilecek bir mevzudur. Türkiye işte böylelikle bölgenin en büyük gücü olabilecektir. Budur Türkiye’nin artık hakkını vermesi gereken tarihî rolü. Bugüne dek olduğu gibi, Amerikan emperyalizmi ve Siyonizmin hizmetçisi olmak değildir bu rol yahut Avrupa’nın ikinci sınıf ayak işlerini yapmaya koşmak değildir.
BARAN: Çok haklısınız. Unutmadan, bir diğer arzetmek istediğimiz husus: Gönüldaş Fazıl Duygun’u tanıyorsunuz. Ebû Nidal’le ilgili olarak geçen sayımızda yaptığınız açıklamayı Independent yazarı Robert Fisk’e gönderecek.
CARLOS: Evet, isterim. Mesele, onun hatırasına saygı meselesi değildir yalnızca. Hadise, kesinlikle doğru olmayan bir şeyi, şimdi o hayatta değilken üzerine çamur olarak sıçratmaktır. Mesele, benim onunla olan arkadaşlığımın ötesinde, böyle bir çamur atmanın önünü kesmektir. Peki bunları o sağken niçin söylemediniz, değil mi? Amerikan ajanıymış! Doğru değil elbette.
BARAN: Bizden, Baran camiasından, tüm gönüldaşlardan size candan devrimci selâmlar Gönüldaş Kumandan Carlos. Selâmetle kalın.
CARLOS: Allaha ısmarladık. Lütfen en güzel dileklerimi Kumandan Mirzabeyoğlu’na iletiniz, olur mu?
BARAN: Elbette.
CARLOS: İnşallah cezaevinden hemen çıkar. O, serbest bırakılmalıdır. Erdoğan, O’nu serbest bırakmalıdır! Bugün Türkiye’nin en başta konuşulması ve halledilmesi gereken meselesi, belki yalnızca Salih Mirzabeyoğlu’nun hemen nasıl serbest bırakılacağıdır.

Kaynak: Baran Dergisi, Sayı 108, 5 Şubat 2009
mürmüdük

mürmüdük

Mübarek Üye · 6.952 mesaj

#20


FİLİSTİN, Ürdün’den Akdeniz’e TEK BİR BÜTÜNDÜR. ASLA BÖLÜNEMEZ!
Carlos
Gönüldaşlarıma ve Kardeşlerime…
FİLİSTİN DİRENİŞİ
İnsanlığın düşmanı olan Siyonizm dünya genelinde operasyon yapmaktadır.
Özgür Filistin mücadelesi de dünya çapında olmalıdır…
Filistin’deki hainler, savaşçılara özlem duymuyor, onları desteklemiyor, cihada arzulu değil ve şehidler ile cezaevindeki militanların intikamını almaya gönüllü değiller.
Gazze, yeryüzünde, kilometrekareye en çok mücahidin düştüğü bir toprak parçasıdır. Gazzelilerin, dışarıdan savaşçı ithal etmeye ihtiyaçları yok! Sadece para ve silaha ihtiyaçları var.
Filistin toprakları dışında yaşayan gönüllüler, kendi dillerinde ve kendi halklarına hitaben, meslekî ve kültürel beceri ve yetkilerini kullanarak 5 kıtada Filistin savaşına destek çıkabilirler.
Batı’da çalışmak için sakalları ve elbiseleri münasip bir şekilde kısaltmak yeterlidir.
Filistin milletlerarası siyasetin daimî bir meselesidir. Bizim yapacaklarımız, fedaîlerinkinden farklıdır. Bize göre, efsanevî iç direniş, Filistin halkının arzusu olan milletlerarası arenada tanınmak açısından (şimdiye kadar sembolik olan) yeterli değildir.
Haydi, şimdiye kadar militanca yapabileceğiniz bir çok şeyin önüne geçen ve saçma sapan şeyler vakit öldürdüğünüz nefsanî arzularınızı bastırmanın vakti!
“Herkes yapabildiğiyle vardır!”
FİLİSTİN, Ürdün’den Akdeniz’e TEK BİR BÜTÜNDÜR. ASLA BÖLÜNEMEZ!
Carlos
(Kumandan Carlos’un Filistin ve gündeme dair görüşleri, BARAN Dergisinin hemen her sayısında haftalık olarak takip edilebilir.)Kaynak: Yeni Harman Dergisi, Mesud Ata, Sayı 126, Şubat 2009
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.