İslâm’ın Temellerini Dinamitliyorlar DİYANET İşleri Başkanlığı'na ve gerçek din hocalarına soruyorum,aşağıdaki inançlara ve görüşlere sahip bir imamın arkasında namazkılınır mı? Kılınırsa bu namaz sahih olur mu?
15/02/2009
1. Bu dünyada şu anda İslâm'dan başka hak, makbul ve geçerli dinler de vardır diyor.
2. Kur'ân'a iman etmeyen, o ilâhî vahiy değildir -hâşâ-kul sözüdür diyenlerin de ehl-i necat ve ehl-i cennet olduğuna inanıyor.
3. Resulullah'ı bilip de O'na iman etmeyenlerin kurtulacağına inanıyor.
4.Tevhid ile Teslis esasta birdir. Ehl-i Kitab ile biz Müslümanlararasında Amentüde (Allah'a inanmak, Peygamberlere inanmak, Kitaplarainanmak...) konusunda ittifak/birlik vardır diyor.
Bilindiğigibi yukarıdaki inanç ve görüşler, Diyalogçular denilen bir fırkaya aitolup Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanlığına taban tabana zıttır.
Diyanet bu sorulara cevap verebilir mi? Sanırım veremez.
Maalesef Diyanet bünyesinde birtakım Diyalogçular, Fazlurrahmancılar, Reformcular, Yenilikçiler, Değişimciler bulunmaktadır.
Diyanet'teki Ehl-i Sünnet itikadına, mezhebine ve yoluna bağlı gerçek hocaları tenzih ederim.
Ülkemizdekibirtakım İslâmcı politikacılar gençliklerinde radikal İslâm denilenaktivist bir fırkaya mensup idiler. O bid'at fırkasının tesirlerionların kanlarında devam etmektedir.
27 Mayıs 1960 askerîdarbesinden sonra bile Diyanet'e, dine, Ehl-i Sünnete bu kadar baskıyapılmamıştı. Adnan Menderes iktidarını deviren ihtilâlci subaylarDiyanet İşleri Başkanlığı'na İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen hocayıgetirerek doğru bir iş yapmışlardı.
Şu anda ülkemizde çok derin, çok yoğun bir dinî değişim planı uygulanmaktadır.
Kur'ân'da"Allah katında din İslâm'dır" ayetine aykırı olarak üç ibrahimî dinvardır, bunların mensupları ehl-i necat ve ehl-i Cennettir inancıkonulmak isteniyor.
Fazlurrahmancı Ankara Ekolüne mensupbirtakım oryantalist ilâhiyatçılar bazı İslâmcı politikacılarınhimayesinde ve kanatlarının altında sessiz sedasız Diyanet İşlerinikontrol altına almak istiyor.
Diyanet, iki Ortadoğu ülkesininTürkiye Müslümanlığını kendi renklerine ve meşreblerine dönüştürmefaaliyetlerine tepki göstermiyor.
Türkiye'ye hâkim olan Ehl-i Sünnet kültürü yerine:
1-Vehhabîlik,
2. Diyalogçuluk,
3. Fazlurrahmancılık,
4. Reformculuk,
5. BOP'a uygun münasip bir din anlayışı,
6.ABD, İsrail, Papalık ve diğer dış güçler tarafından istenen veplanlanan; ılımlı, evcil, sulandırılmış yeni bir İslâm ..... getirilmekisteniyor.
İslâm'ın ikinci temel kaynağı olan Sünnete açıkça veya sinsice saldırılıyor.
Muteber hadîs kitaplarındaki sahih hadîsler "ayıklanmak" isteniyor.
Henüzfazla açığa çıkmamış bir proje daha var. Camilerin arka tarafınaihtiyaçtan fazla sandalye konulması ve yaşlıların secdesiz namazkılmaları... İleride, camileri de kiliselere mi benzetmek istiyorlar?
Türkiye'deEhl-i Sünnet'i yıkmak için dehşetli planlar var, bu yolda dehşetlifaaliyetler yapılıyor ve dehşet verici paralar harcanıyor.
Gayeleri:
1. Cihadsız bir İslâm türetmek,
2. Kur'ân'daki birtakım emir, yasak, farz ve haramları yürürlükten kaldırmak,
3. Peygamberimizi ve Sünnetini marjinalleştirmek,
4. Fıkıhsız ve Şeriatsız bir İslâm türetmek,
5. İslâm'ı ve Müslümanları evcilleştirmek,
6. İslâm'ın tek hak din olma özelliğini kaldırıp, hak din olmada ona ortaklar getirmek.
Kur'ân'a, Sünnete, Cemaate, Sevad-ı Azam'a bağlı Müslümanların çok uyanık olmaları gerekiyor.
Ehl-i Sünnet hocaları, en az bid'atçiler kadar faaliyet ve gayret göstermelidir.
Önce Müslümanların büyük kısmını din kültüründen mahrum bıraktılar.
Şimdi de, Ehl-i Sünneti kaldırıp onun yerine bid'atleri hakim kılmak istiyorlar.
Diyalogçuluk, BOP'çuluk, Fazlurrahmancılık, şuculuk buculuk, Neo-Haricîlik, Reformculuk, Değişimcilik, Yenilikçilik...
ABD'nin, İsrail'in, AB'nin, Papalığın, Evangelistlerin istediği sulandırılmış ve evcil bir İslâm...
Müslümanlar!.. Uyumayın...
(Müesseseolarak Diyanet'i tenzih ederim. Bendeniz, oraya sızarak Ehl-i Sünnetİslâmlığını yıkmaya çalışan bid'atçileri tenkit ediyorum.)
Madımak Oteli Müze Olacakmış
AKPartisi'niniçindeki solcular, Sivas'taki Madımak otelini müze yapacaklarmış. Sivasfaciası kimlerin eseridir? Provokatörlerin, Ergenekoncuların, halkıbirbirine düşürmek isteyenlerin işidir.
Peki, Madımak otelini müze yaparken, Erzincan Başbağlar köyü için ne yapacaksınız?
Madımakotelinde can verenlerin canı can da, Başbağlar'da camiden çıkarkenşehid edilen otuz şu kadar tamamen mâsum Müslümanın canı can değil mi?
Başbağlar'dakikatliam için hapishaneden birtakım militanlar çıkartılmış, üstlerineözel elbiseler giydirilmiş, silâhlandırılmış şeklinde rivayetler var.Bunların üzerinde kimse durmuyor.
AKPartisi'nin Nazım Hikmet'itemize çıkartması, onu ölümünden şu kadar yıl sonra yeniden vatandaşyapması da son derece yanlış bir iş olur.
Madem ki, Nazım'ıtemize çıkartıp aklıyorsun, İslâmî kesimin mağdurlarını dadüşüneceksin. Mustafa Sabri, Zahid el-Kevserî, Sultan Vahdettin, sonHalife Abdülmecid ve diğerleri...
Hiçbir şeye yanmam, birtakımİslâmcıların ve Türkçülerin "Beni Stalin yarattı... BenSovyetlerBirliği vatandaşıyım..." diyen Nazım'ı baş tacı etmeleri...
Nazım1951'de Türkiye'den kaçıp Sovyetler Birliği'ne sığındığı vakit şumeşhur Cumhuriyet gazetesi, onun resmini basmış ve altına "Suratınatüküresiniz diye bu adamın resmini basıyoruz" diye yazmıştı. (12 Temmuz1951, Cumhuriyet)
Köprülerin altından ne sular akmış...
Topla Öldürülen Kuşcağız
Fotoğrafınıgördüm, canım sıkıldı. Maç başlamadan önce futbolcunun biri birazısınmak ve hareketlenmek için topa vurmuş, top havada uçan bir kuşahızla çarpmış.Kuş can çekişerek yere düşmüş ve ölmüş.
Acaba futbolcu kuşa nişan mı alıp topa vurdu, yoksa bilmeden mi öldürdü.
Hayvanları koruma dernekleri bu hadisenin üzerinde dururlar mı?
Kuşun hakkını soran çıkmaz...
Kuş sahipsiz değildir. Kuşun bir Sahibi vardır. O, keyf için cana kıyılmasından hoşlanmaz ve razı olmaz.
Futbolcunun bundan haberi var mı?
Ne yapması lazım?
Kuşu öldürdüğü için üzülmesi, pişman olması, Sahibinden af dilemesi gerekir.
Günahının bağışlanması ümidiyle hayvanlara iyilik yapmalıdır.
İslâm dini ok veya ateşli silâhlarla uçan kuşların, meselâ güvercinlerin nişan alınıp vurulmasını yasaklamıştır.
Tasavvufta, tarikatlarda olta ile balık tutmak doğru bulunmaz. Dervişlere, bundan uzak durmaları nasihat edilir.
Hepimiz, bütün dünya Büyük Rahmetin gölgesinde yaşıyoruz. O gölge üzerimizden kalkarsa perişan oluruz.
Merhamet etmeyene merhamet edilmez.
Bırakın bir kuşu, minicik bir karıncayı bile, bile bile öldürmemeliyiz.
Ehlî ve vahşî hayvanlara, bitkilere merhamet etmeliyiz.
Bitkilerin de canı var. İnsanların konuştuklarını, hattâ duygularını anlıyorlarmış.
Bir Belediye, sokak köpeklerini öldürtmüş, cesetleri çöplüğe atılmış. Şehre bir felâket gelmesinden korkarım.
Yabancıgaddar turistlere, büyük paralar karşılığında yabanî koyunları,keçileri vurdurtuyorlarmış. Bir yaban koyununu vurmak bin dolar mıneymiş. Yazıklar olsun!.. Bu hallere de mi düşecektik. Kaç yabankoyunumuz kaldı?.. Bırakın yaşasınlar, çoğalsınlar.
Ben nelersayıklıyorum... Evlâtlar analarını, kocalar karılarını, babalarçocuklarını vahşice boğazlıyor. Adam öldürmeler, cinayetler, dehşetliolaylar, gasplar, haram yemeler, hırsızlıklar, vahşetler gırla gidiyor.
Bu kan, bu kıtal, bu yamyamlık furyası içinde kuşları, kedileri, köpekleri kim düşünür.
Bendenizde yufka yüreklilik var, yazmış bulundum işte. Haddimi aştıysam bağışlayın.