namazın farz olduğu konusunda bir fıkhı kaide hatırlıyorum. Burada bir şeyi samimiyetle belirteyim bunları belirtirken bile şüphedeyim doğru mu yapıyorum acaba diye. İlmi olarak sunduğum hiçbir şey yok. Faydalı olmak için bu düşünceleri öne sürüyorum. Ya faydasız olursam diye çok korkuyorum. Her yerde çıkan meczuplar gibi Müslümanlara zararım dokunursa halim ne olur.
2- Kesinlikle her gün Kur’an ı kerim okuyalım. Rabbimizle en yakın olduğumuz anlar Kur’an okuduğumuz anlardır. Onu çok okuyarak yardımını talep edelim. Dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Cemaat mensupları müritler genellikle cemaatlere tarikatlara girdikleri gibi aynı ezberlerle devam ediyorlar. Bu bizim için eksikliktir. Okumayı bilmeyen bizimle tanıştıktan sonra da bilmiyorsa ezberine yeni bir sure eklememişse bu bir eksikliktir. Bu bizim eksikliğimizdir.
Kitabımızı okumama sebepleri çok çeşitli ama bir tanesini belirtmek istiyorum. Kur’an’ın mensuplar tarafından anlaşılamayıp sonuçta kötü yollara sapılacağı noktasındadır. Kardeşlerim bu rabbimizin sadece belirli kimselerin anlayacağı bir kitap indirdiği gibi anlaşılmaktadır. Bu yanlıştır. Bu rabbimizin kitabı için bir eksikliktir. Yeryüzündeki bütün insanları rabbimiz kitabını anlayacak kapasitede yaratmıştır. Bir çobana dahi sen bunu okuma yanlış şeyler anlar sapıtır gidersin denmez. Denmemelidir. Oku rabbin senin de ince ruhunu yakalayacak bir kitap indirmiştir demeliyiz. Kitabımızın kendisi rabbimizin ifadesiyle zor olmayan kolaylaştırılmış bir kitaptır. İnsanoğlu da maddi ve manevi olarak bu kitabı anlayıp yaşayacak kapasite de özellikte yaratılmıştır. İnsan olup ta anlayamacak ya da yanlış anlayacak kimse yoktur. Bu ihtimal yüzde sıfırdır. Bu rabbimizin kitabının özeliklerinden değildir. “ Ey insanlar ben size okunup herkesin anlayamayacağı bir kitap gönderiyorum. Onu sadece benim oku dediğim kimseler okusun size anlatsın sakın siz okumayın. Sapıtır cehenneme gidersiniz. Okursanız cehennemi sizinle doldururum” dememiştir. Benim yaşadığım coğrafyada duyduğum en fazla tavsiye bu konudadır sakın okuma sapıtırsın… Okunup hidayet alınan bir kitap okunduğunda sapıtan bir kitap anlayışımız nereden nereye gelmiştir.
17. Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?
3- Eğer bir mensubumuz konuşmasını peygamberimizden açmıyorsa bunu sağlayalım. Hiçbir şahıs yâda lider konuşulmayı peygamberimiz kadar hak etmiyordur. Şimdiye kadar hangi cemaat ve tarikat olursa olsun mensuplarının Resulullah’ı konuştuklarını duymadım. Bütün gündem konularını peygamberimize endeksli yapalım. Düşünün bir toplumdasınız iyilikleri güzellikleri ahlaklı olmayı anlatıyorsunuz. Bu vasıflar için ilk örnek vereceğiniz kişi veya kişiler en fazla temiz en fazla iyilik en fazla ahlak sahibinin yanında ne kadar yavandır. Birçok mensup söze işte bu kadar yavan başlıyor. Saatlerce kendi mensup olduğu cemaatin reisini veya tarikatının şeyhini anlatarak insanlara güzel hasletleri aşılamaya çalışıyor. Bu yanlış demiyorum ama bu şekil bir anlatım eksiktir. Burada yapılması gereken efendimiz hazretlerinden söze başlanıp sözün onunla bitirilmesidir. Sadece onu konuşarak bu günün sorunları çözülür mü? Soru bu cevabı size bırakıyorum.
Onsuz cemaatlerden tarikatlardan meyve vermesi beklenmemelidir. Onsuz bir cemaat, tarikat kökleri yukarıda ağaç gibidir. En güzel çiçekler onunla açar en güzel meyveler onunla yemiş verir. Buna delil isterseniz delil ashaptır.
4- Zamanımızın çoğunu dua ederek geçirmeliyiz. Çok dua etmeliyiz. Rabbimize ne kadar muhtaç olduğumuzun göstergesi duadır. Dua ayetlerini ve peygamberimizin yaptığı duaları öğrenelim. Ve bunları namaz kıldıktan sonra ayakta yatarken otururken okuyalım. Belki böylelikle rabbimizin ordularını devreye geçirebiliriz. Bu günümüzde artık şarttır. Çünkü bizler elimizi bir şeye dokunmak istemeyen dokunanlarında çoğu şeyi maalesef yönetemediği bir insan topluluğuyuz. Örnek dokunmak istemeyen ben dokunup ta beceremeyenler örnek… 5- Değerli kardeşlerim üzülerek söylemeliyim ki Müslümanların çoğu parayla imtihanlarını kaybetmektedirler. İnsanlardan para toplayıp dini hizmetler yapmayı bu gün her ibadetin üstünde görmekte olan kardeşlerimiz vardır. Bazen parayı verenin kimliği ne iş yaptığı bilinmeden yardımlar toplanıyor. Bunlarla camiler ve kurslar dini hizmetler yapılıyor. Bu, hizmetlerin temizliğine kabulüne noksanlık getirebilir. Böyle yapmayalım. Kendi kazandıklarımız kendi ürettiklerimizle hizmetimizi yürütelim. Bilmediğimiz rabbimizin sevmediği kişilere el açıp yardım isteyecek kadar kendimizi düşürmeyelim. Kusura bakmayın ama m ensuplarının yüz binleri bulduğu bazı cemaatler tarikatlar kurdukları kursları faaliyet alanlarındaki kurumları ayakta tutamadıklarını söyleyip kendileri yardıma muhtaç olan halktan para istemektedirler. Bunda bir şey yok tabii ki ama İslam’ın böyle bir ahlakı olduğunu bilmiyorum. Daha çok müslümanlar kazanır insanlara karşılıksız verir. Halka hizmet ettirmek için onları çalıştırmaz. Kendileri halka hizmet için çalışır. Maalesef şimdi tam tersidir. Belki bu söylediğim çoğunlukta değil ama ben bir tane böyle bir örnek biliyorum. Bir örneğin dahi bulunması Müslümanlara ağırdır. Bunun böyle bir ihtimale dönüşmesi dahi Resulullah (s.a.v)’in duyduğunda üzülmesine yetecektir. Onu üzmeye hakkımız yoktur. Çünkü o kendi kazandıkları ürettikleri ile hizmetini yürütmüş. Ashapta gönül huzuruyla onun işaret ettiği yerlere harcama yapmışlardır.