ilk başlarda öyle olur biraz sıkar eşarp:)
o alışmadığınız için kardeşim.sonra alışacaksınız merak etmeyin.
şall..tavsiye etmem bu sadece benim nacizane düşüncem tabi.karar sizin.
niye derseniz şal takanları görüyoruz (düzgün takanlara lafım yok) boynu açık ya da iğne yapmıyor sıkıyo diye yine yüzünden fazlası gözüküyo mahremi gözüküyo...bir de eşarp yaparken topuzun deve hörgücüne benzememesine yüksekten olmamasına dikkat edin derim kardeşim.
çünkü hadisi şerif de geçiyor.
“Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim. (Birinci sınıf) Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler(İkincisi) Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah’a taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet’e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet’in kokusu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir” (Hadîsin ravisi Ebu Hureyre hazretleridir)

En başta örtünen insan örtüsünün manasını bilecek. Şeffaf bir kumaşla örtünme olmaz. Penye gibi vücuda yapışan bir kumaşla, yanar döner parlak renkli elbiseyle tesettür olmaz. Böyle giyinenlerle insan gözü muhakkak alaka kuruyor. Elbiseyi inceleyeyim derken, vücut hatlarına kayılıyor... Bir hanım tesettürde fakat elbisesi diyor ki, "Bana bak!" Bu olmaz! Rengin önemi yoktur yeter ki, kişiyi cazip göstermesin. İnsan kendini Allah'a beğendirmeye çalışmalı. Önemli olan bu. Mesela bir hanım manto almış. Kimisi bu mantonun rengini beğenmez, kimisi biçimini, kimisi düğmelerini beğenmez. O hanım şöyle soracak kendine: "Bu mantoyu Allah beğenir mi?" O'dur önemli olan. Bol mu? Uzuvları belli ediyor mu? İçini gösteriyor mu? Rengi canlı mı?