şeytan kalbi ele geçirince

1.068 görüntülenme · 4 yanıt

Paylaş:
ebuzer25

ebuzer25

Mübarek Üye · 1.845 mesaj

#1
Ne zaman nefsanî arzulara uyularak kalbin dünya sevgisiyle dolmasına izin verilirse, şeytan da kalbe vesvese verebilmek için fırsat bulmuş olur. Bunun aksine, kalp Allah’ın zikriyle meşgul olunca şeytan uzaklaşır, yerini melekler alır. Fakat zikir yalnızca dille söylenen bir kelime olarak kaldığında, kalpte yer edinmediğinde şeytanı kaçırmaya yetmez. Bu nedenle gerçek zikre ulaşmaya çalışmak lazımdır.

Evliya-yı izam şöyle buyurmuştur:
“Nice kŞeytan Kalbi Ele Geçirincealp var ki şeytan orduları tarafından işgal edilmiştir. Ahiretten yüz çevirip bütün sevgisini dünya nimetlerine veren, helal-haram demeyen, dinin emirlerine aykırı iş işleyenler şeytanın vesvesesine yol açmış olurlar.”

Allah Tealâ, nefsin boş istek ve hevesleri terk edilmedikçe şeytan ordusunun kalpten çekilmeyeceğini bildirmiştir. Böyle boş istek ve heveslerin olmadığı kalbe şeytanın giremeyeceği açıktır. Allah Tealâ şeytana “Benim gerçek kullarım var ya, senin onlar üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur.” (İsra, 65) buyurmuştur.
Gerçek kullar, benliğindeki geçici isteklere uymayanlardır. “Heva” denilen bu geçici istekler ne dünyaya ne ahirete yarar. Sadece hayvanî nefsin arzularıdır.

Diğer taraftan insanın karşılanması gereken ihtiyaçları vardır. Yemek, içmek, giyinmek, evlenmek gibi ihtiyaçların karşılanmasını istemek, bunun için gayret etmek heva değildir. Fakat ihtiyaçtan fazlasını istemek, tamah etmek, haram helal dinlememek hevadır. Efendimiz s.a.v.’in bildirdiği gibi "insanın bir vadi dolusu altını olsa isteği bitmez, bir vadi dolusu daha ister." Kalp bir kez böyle hırs ve tamahla dolunca da şeytanın oyuncağı olur.

Kalpten şeytanın fısıltılarını, yönlendirmelerini söküp atmak, o vesveseye yol açan hatalardan kurtulmakla mümkündür. Allah’ın zikrinden başka kalbe ne koyarsan, şeytana yardımcı olur. Allah Tealâ kalbin ilacını bildirmiş ve ehl-i tasavvuf da zikri kendilerine silah etmiştir. Dünyada en çok zikredenler tasavvuf ehli olanlardır. Onların zikri, bütün Ümmet-i Muhammed’in zikrinden fazladır.

Ayet-i kerimede buyuruluyor ki: “Ey müminler Allah’ı çok zikredin. Onu sabah akşam tesbih edin.” (Ahzab, 41-42). Tefsirde, ayette geçen “çok” kelimesiyle bütün vakitlerin kast edildiği bildiriliyor. Sabah, akşam, gece, gündüz, yaz, kış ve bütün mekânlarda… (Ruhu’l Beyan Tefsiri, c.3, s.125)

Yunus a.s. balığın karnında, İbrahim Halilullah ateş içinde, Eyüp a.s. hastalıkta zikretmediler mi? Zikir için hiçbir vakte sınır konulmamıştır. Çünkü şeytan her yerde, her vakitte ve her halde insana musallat olabilir.
Şeytanın insana sataşması ve kandırması onun keyfine bağlı değil; insanın ilâhi emir ve yasaklara uyup uymamasına bağlıdır. Allah’a itaat eden kula şeytan bir şey yapamaz. Ancak isyankâra, Allah’tan gaflette olana musallat olur.

alıntı...
umit_c

umit_c

Kıdemli Üye · 236 mesaj

#2
emeğinize sağlık
es_selam

es_selam

Yeni Üye · 0 mesaj

#3
çok güzel olmuş canım ellerine saglık...
ebuzer25

ebuzer25

Mübarek Üye · 1.845 mesaj

#4
umit_c, post: 827714, member: 90242emeğinize sağlık



çok teşekkür ederim selametle kalınız.
ebuzer25

ebuzer25

Mübarek Üye · 1.845 mesaj

#5
es_selam, post: 827725, member: 85566çok güzel olmuş canım ellerine saglık...


teşekkür ederim esselam seninde ellerine sağlık selametle kal.
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.