Cennet kokusu[okumayan pişman olur]

7.225 görüntülenme · 64 yanıt

Paylaş:
turk8487

turk8487

Kıdemli Üye · 451 mesaj

#1
SubhanALLAH, Bu Cennet Kokusudur !!!!!!

--------------------------------------------------------


Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. "Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz." diye.
Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce ALLAH'ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş. şimdi Resûlullah'a varma zamanı gelmişti. Nur şehir Medine'ye gitmek için yola koyulmuşlardı. Mekke'den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki, içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış, acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış. "Bu nedir?" diyenlere:
"Susun, sessiz olun. Bizim saf adam duymasın, ona müthiş bir oyun hazırladım." demiş.
Kafilede olan herkese dağıtmış. O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş. Arkadaşları dayanamamış, "çabuk anlat, oyunun nedir?" demişler. Adam:


"Bakın, birazdan saf adam gelecek. Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak."
"Eee, biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları.
"Diyeceğiz ki, bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir. Umre ziyaretimizi kabul eden ALLAH, bizlere beraatlarımızı gönderdi." diyeceğiz.
Arkadaşlarından bazıları:
"Fakat bu çok ağır bir şaka." dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler.
Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti. Birde ne görsün, herkesin elinde birtakım kağıtlar, onu öpüp kokluyorlar. Dayanamadı:
"Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu.
Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi. Bu oyunu hazırlayan zat ona:
"Aaa, senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?"
"Hayır, yok."
"Ama nasıl olur, bak, hepimize gönderildi bundan."
"Fakat anlamıyorum, nedir onlar? Kim gönderdi?"
"Kim olacak, umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden ALLAH gönderdi."
Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu. Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi. Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu.
Aniden yönünü Mekke'ye çevirdi. Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı. Arkadaşlarının "Dur, gitme! şaka yaptık." sözlerini duymuyordu bile. Onun gönlü yanmıştı, hem de nasıl bir yangın? Belki Nil nehri oraya aksa, söndüremeyecekti. Düşüyor, kalkıyor, ağlıyordu. Sonunda kavuşmuştu Beytullah'a. Ona öyle bir sarıldı ki, gözyaşlarını, Kâbe'nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini âlemlerin Rabbi olan ALLAH'a bağlamış haykırıyordu:
"Ey yüceler yücesi ALLAH'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? ALLAH'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur ALLAH'ım, beratımı ver!"
O, böyle yalvarırken, kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti. Bir de ne görsün, arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt. Hemen aldı, sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu:
"Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!?"
Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı. Adam yanlarına gelince, hemen elindeki kağıdı aldılar. O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı. üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı. şimdi hepsi telaşlanmışlardı, işin içinde bir iş vardı. Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke'ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler. Kâğıdı ona verdiler. O âlim zat kâğıdı eline alır almaz, ayağa kalktı.
"SübhanALLAH! Bu cennet kokusudur." dedi. Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı:
"Bu," dedi, "bu bir berattır. Falan adama yazılmıştır. Hem de nur mürekkeple yazılmıştır."
Hepsi donmuşlardı. Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu. Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından, yüzünden, ellerinden öpüyordu.
"Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu.
ALLAH, bu saf kuluna rahmet etmiş, ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti


Alıntı.
Hakendiş

Hakendiş

Kıdemli Üye · 112 mesaj

#2
Çok güzelmiş abi Allah razı olsun. Bize de nasip olur inşaAllah o berattan.
sevgi-gülü

sevgi-gülü

Aktif Üye · 89 mesaj

#3
cok harikaydi ALLAH razi olsun
büyük bir zzevkle okudum
benekli007

benekli007

Üye · 11 mesaj

#4
çok güzel ve hoş bir hikayemiş.
oznuragan

oznuragan

Aktif Üye · 57 mesaj

#5
çok güzel bir hikaye Allah razı olsun.rabbim beraati bizlere de nasip eder inşallah.selam ve dua ile..
PriMe

PriMe

Üye · 45 mesaj

#6
Allah razı olsun,güzel bir hikaye :)
kırıkkalp

kırıkkalp

Yeni Üye · 0 mesaj

#7
turk8487, post: 732568, member: 73307SubhanALLAH, Bu Cennet Kokusudur !!!!!!

--------------------------------------------------------


Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. "Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz." diye.
Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce ALLAH'ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş. şimdi Resûlullah'a varma zamanı gelmişti. Nur şehir Medine'ye gitmek için yola koyulmuşlardı. Mekke'den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki, içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış, acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış. "Bu nedir?" diyenlere:
"Susun, sessiz olun. Bizim saf adam duymasın, ona müthiş bir oyun hazırladım." demiş.
Kafilede olan herkese dağıtmış. O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş. Arkadaşları dayanamamış, "çabuk anlat, oyunun nedir?" demişler. Adam:


"Bakın, birazdan saf adam gelecek. Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak."
"Eee, biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları.
"Diyeceğiz ki, bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir. Umre ziyaretimizi kabul eden ALLAH, bizlere beraatlarımızı gönderdi." diyeceğiz.
Arkadaşlarından bazıları:
"Fakat bu çok ağır bir şaka." dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler.
Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti. Birde ne görsün, herkesin elinde birtakım kağıtlar, onu öpüp kokluyorlar. Dayanamadı:
"Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu.
Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi. Bu oyunu hazırlayan zat ona:
"Aaa, senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?"
"Hayır, yok."
"Ama nasıl olur, bak, hepimize gönderildi bundan."
"Fakat anlamıyorum, nedir onlar? Kim gönderdi?"
"Kim olacak, umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden ALLAH gönderdi."
Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu. Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi. Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu.
Aniden yönünü Mekke'ye çevirdi. Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı. Arkadaşlarının "Dur, gitme! şaka yaptık." sözlerini duymuyordu bile. Onun gönlü yanmıştı, hem de nasıl bir yangın? Belki Nil nehri oraya aksa, söndüremeyecekti. Düşüyor, kalkıyor, ağlıyordu. Sonunda kavuşmuştu Beytullah'a. Ona öyle bir sarıldı ki, gözyaşlarını, Kâbe'nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini âlemlerin Rabbi olan ALLAH'a bağlamış haykırıyordu:
"Ey yüceler yücesi ALLAH'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? ALLAH'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur ALLAH'ım, beratımı ver!"
O, böyle yalvarırken, kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti. Bir de ne görsün, arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt. Hemen aldı, sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu:
"Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!?"
Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı. Adam yanlarına gelince, hemen elindeki kağıdı aldılar. O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı. üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı. şimdi hepsi telaşlanmışlardı, işin içinde bir iş vardı. Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke'ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler. Kâğıdı ona verdiler. O âlim zat kâğıdı eline alır almaz, ayağa kalktı.
"SübhanALLAH! Bu cennet kokusudur." dedi. Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı:
"Bu," dedi, "bu bir berattır. Falan adama yazılmıştır. Hem de nur mürekkeple yazılmıştır."
Hepsi donmuşlardı. Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu. Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından, yüzünden, ellerinden öpüyordu.
"Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu.
ALLAH, bu saf kuluna rahmet etmiş, ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti


Alıntı.



ALLAH razı olsun inanın okuyupta ağlamamak ne mümkün ALLAHIM yaa ne kadar şanslı biri ahh ah ....:A:A:A
minoug

minoug

Kıdemli Üye · 250 mesaj

#8
Allah razı Olsun çok güzel emeğine sağlık.Ne mutlu o insana.
mavci

mavci 🛡

* ZİKİR * FİKİR * ŞÜKÜR * · ✦ Mübarek Üye · 33.173 mesaj

#9
Selamünaleykum...

Selamünaleykum...

Allah CC. razı olsun bu güzel paylaşım için...
Bizlere de CENNET KOKUSUNU nasip etsin...
GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR...
Mutluluklar Paylaştıkça Çoğalır, Üzüntüler Paylaştıkça Azalır...
Zor olanı HEMEN YAPARIZ, İmkansız BİRAZ ZAMANIMIZI ALIR..
.
ferahhfeza

ferahhfeza

Mübarek Üye · 10.922 mesaj

#10
selamun aleykum
rabbim razı olsun ibretlik bir hikaye
baki selamlar
Bahtiyârım

Bahtiyârım

Yeni Üye · 6 mesaj

#11
Çok güzel bir yazı..

Ne mutlu o insana :)
ozlem_37

ozlem_37

Kıdemli Üye · 140 mesaj

#12
Allah razı olsun.Ne kadar güzel bir kıssa idi.Rabbim merhamet etsin hepimize inşallah.Selam ve dua ile kalınız.
isfa91

isfa91

Kıdemli Üye · 130 mesaj

#13
çok güzeldi Allah razı olsun.bizlerede nasıp etsın rabbim cennet kokusunu.inş.
siyah peçe

siyah peçe

Kıdemli Üye · 485 mesaj

#14
harike.demekki kimseyle saf diye dalga geçmemek lazım.önemli olan ihlastır.mevlam bizide o saf gibi eylesin...
akinkaradag

akinkaradag

Kıdemli Üye · 308 mesaj

#15
elinize sağlık.Allah hepimizi ihlaslı,kalbi saf ve temiz olan insanlardan eylesin
ismail42_cnc

ismail42_cnc

Yeni Üye · 2 mesaj

#16
çok güzelmiş ellerine sağlık
aişetün.asel

aişetün.asel

Kıdemli Üye · 132 mesaj

#17
eskiden müslüman kardeşlerimiz, atalarimiz,alimlerimiz ''rabbim sana layik bir şekilde ibadet edemiyoruz'' diye af dilerlerdi, biz ise günahlarimiz için af diliyoruz.

rabbim bize merhamet etsin inşallah
elifffff

elifffff

Mübarek Üye · 1.217 mesaj

#18
enfes bir paylaşım,rabbim razı olsun...

selametle
Sweet-S

Sweet-S

Aktif Üye · 94 mesaj

#19
Gercektende cok güzel ..
garip_yolcu

garip_yolcu

Kıdemli Üye · 165 mesaj

#20
s.a

s.a

rabbim bizide nail eylesin rabbim hak edene hakkını verir...allah razı olsun
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.