★ Kıdemli Üye
- Mesaj
- 379
- Ödül
- 16
- Katılım
- 06.2007
Yasaklı Kullanıcı · ★ Kıdemli Üye · 379 mesaj
Hazret-i Alî,
bir gazâdan zaferle dönmüş,
ganîmet olarak aldığı
“birkaç çuval “Altın ile”
Resûlullaha geldi ve;
- Duanızla zafer müyesser oldu ya Resulallah!
dedi.
Peygamber Efendimiz
duâ buyurdular ve
o altınları bitirinceye kadar,
“avuç avuç gazilere dağıttılar”
Hazret-i Alî’ye,
“Sadece “Üç altın”
verdiler.
Diğer gâzilere beşer onar avuç verirken,
“kendisine sadece “üç altın”
vermesinin sebebini merak etti.
Ama
“Elbet bir hikmeti vardır”
diye düşündü.
O gece rüyasında,
“Mahşer meydanını gördü”
Herkesten, dünyâda kazandığı malın
hesabı soruluyordu ince ince.
Nihayet sıra Ona gelince;
- Yâ Alî! Sen de şu üç altının
Hesâbını ver bakalım!
dediler.
Hazret-i Alî
sıkıldı, bunaldı. Ve kan ter içerisinde
uyanınca;
- "Çok şükür Rüyâymış!"
dedi kendi kendine.
Sevinmişti.
Sabah erkenden koştu
Resûlullah’ın
huzuruna.
Efendimiz
Onu görünce, sordular:
- Yâ Alî! Ben mi anlatayım, sen mi
anlatacaksın?
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir.
- Yâ Alî! Üç altının hesâbını veremedin
değil mi?
- Evet yâ Resûlallah.
- Ya daha çok olsaydı ne yapacaktın?
- Senin her yaptığın güzel, her işin hikmetlidir
yâ Resûlallah. Canım sana fedâ olsun!
dedi, ve
“Sevinç içerisinde”
ayrıldı huzurdan.
Slm ve Dua ile..