birazda gülelim.....
208.305 görüntülenme · 2.265 yanıt
s.a abla bı sıteye benzemıyo.. herhangı bı uyelık vs de yok bıldıgım kadarıyla.. akademık anlamda bılgılendırıcı yazılar var.. ıstersenız sıze ısım verıyım sız bı bakın.. ama sorun olucak gıbı algıladım ben.. olucak ıse unutalım gıtsın.. ssadece bı teklıf ıdı.. seLametLe..
bence erkekler daha zeki bayanlar ise sadece uyanık....kurnaz demek biraz kötü olurdu o yüzden uyanık diyorum.
ÂNI YAŞA...
Yönetici
✦ Mübarek Üye
- Mesaj
- 11.197
- Tepki
- 230
- Ödül
- 63
- Katılım
- 12.2006
Yönetici · ✦ Mübarek Üye · 11.197 mesaj
konu fıkra mizah bölümünde olduğundan gülsem mi?üzülsem mi?okurken her iki duyguyuda yaşadım.ALLAH cc cümlemizi gözüken,gözükmeyen tüm kazalardan,belalardan korusun.muhafaza eylesin cümle müslüman kardeşlerimizi.
güzel bir paylaşımdı.selametle kalın kardeşim.
€bru;642356Issız bir adada 3 bayan mahsur kalırlar. Adadan kurtulmanın yollarını ararlarken, cinli bir şişe bulurlar...
Şişeyi incelerlerken içinden cin çıkar.
Cin 3 bayana der ki:
''Dileyin benden ne dilerseniz. Ne dilerseniz yerine gelecektir. Sadece bir dilek dileme hakkınız var''
Birinci bayana sorar:
''Senin dileğin nedir? Ne istersin?''
Bayan cevap verir: ''Şimdikinden 100 kat daha zeki olmak istiyorum''
Cin Sözünü yerine getirir ve bayan 100 kat daha zeki olur. Hemen orada ki ağaçlardan bir şekilde kayık yapar ve adadan kurtulur.
İkici bayana sorar: ''Senin dileğin nedir? Ne istersin?''
İkinci bayan cevap verir: ''Şimdikinden 1.000 kat daha zeki olmak istiyorum''
Cin sözünü yerine getirir ve bayan 1.000 kat daha zeki olur. Hemen oradaki ağaçlardan bir şekilde motorlu bir deniz vasıtası yapar ve adadan kurtulur.
Sıra gelir üçüncü bayana
Cin sorar: ''Senin dileğin nedir? Ne istersin?''
Üçüncü bayan cevap verir: ''Şimdikinden 10.000 kat daha zeki olmak istiyorum.''
Cin sözünü yerine getirir ve O da 'ERKEK' olur.
...:H
:D....:D....:D
MAZLUMkulha ha çok güzeldi , saolasın kardeşim, doğruluk payı da yok değil hani
ömür boyu sadık kalacak ve her daim sahip çıkacak erkek YOOOOK ki,
Hayırlı geceler
Selam ve dua ile....
evet bende katılıyorum,,
selam ve dua ile
Rahmana emanet ol,,
emanet55yav bukadar acımasız olmayın yav....vardır erkeklerinde iyisi,hayırlısı,sadığı....:evet
insaf edelim biraz arkadaşlar...
sanki bizim kusurlarımız yok:K
evet olabilir ama,şu zamanda güvenilebilir
eş bulmak çok zor gibime geliyor,,
selametle kal,,
seyyidetün_nisaevet olabilir ama,şu zamanda güvenilebilir
eş bulmak çok zor gibime geliyor,,
selametle kal,,
evet oda olabilir ama peki güvenilir kız bulmak dahamı kolay sizce...bence eşit...yani erkeklere bu kadar baskı yapmayalım derim ben...
Kabağın Sahibi Vardır Elbet!
Kabağın Sahibi Vardır Elbet!
Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.
Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak,
varlıktan vazgeçecektir.
Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür
süslerden arınması gereklidir.. .
Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun
hareket eder, soluğu berberde alır.
- Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip
etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer
tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir
kabadayı girer içeri.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir
tokat atarak:
- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz
derviş.
Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur.
Ses çıkaramaz.
Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar.
Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi,
alay eder:
'Kabak aşağı, kabak yukarı.'
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre
gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla
üzerine gelir.
Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın
ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir.
Kabadayı oracığa yığılır, kalır.
Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.
Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî
sorar:
- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki
kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!
Hikâye böyle...
Ama hayat da böyle...
Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların,
kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin
kibir ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, koltuklarına,
makamlarına, rantlarına yapışanlar anlayacaklardır ...
Kabağın Sahibi Vardır Elbet!
Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.
Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak,
varlıktan vazgeçecektir.
Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür
süslerden arınması gereklidir.. .
Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun
hareket eder, soluğu berberde alır.
- Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip
etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer
tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir
kabadayı girer içeri.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir
tokat atarak:
- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz
derviş.
Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur.
Ses çıkaramaz.
Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar.
Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi,
alay eder:
'Kabak aşağı, kabak yukarı.'
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre
gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla
üzerine gelir.
Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın
ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir.
Kabadayı oracığa yığılır, kalır.
Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.
Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî
sorar:
- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki
kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!
Hikâye böyle...
Ama hayat da böyle...
Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların,
kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin
kibir ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, koltuklarına,
makamlarına, rantlarına yapışanlar anlayacaklardır ...
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/3650-birazda-gulelim · 07.09.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.

