GÜNÜN AYETİ
386.194 görüntülenme · 4.511 yanıt
Rabbım kalbine gözüne aklına eline selamet versin[ muhteşem ]ifade etmek istediğimin noktasıdır...
Bismillahirrahmanirrahim

137. Sizden evvel nice olaylar (ve şeri’atlar) gelip geçti. Yeryüzünü dolaşın da (peygamberlerini ve getirdiklerini) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu (bir) görün.

138. İşte bu (Kur’an), bütün insanlara (yönelik) bir açıklamadır, takvâ sahiplerine (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak isteyenlere) bir yol gösterme (hidayet) ve öğüttür.

139. (Ey mü’minler!) Gevşemeyin ve üzülmeyin. Eğer (gerçekten) mü’min iseniz (düşmanlarınızdan) çok üstünsünüzdür.
Al-i İmran - 137/138/139

137. Sizden evvel nice olaylar (ve şeri’atlar) gelip geçti. Yeryüzünü dolaşın da (peygamberlerini ve getirdiklerini) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu (bir) görün.

138. İşte bu (Kur’an), bütün insanlara (yönelik) bir açıklamadır, takvâ sahiplerine (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak isteyenlere) bir yol gösterme (hidayet) ve öğüttür.

139. (Ey mü’minler!) Gevşemeyin ve üzülmeyin. Eğer (gerçekten) mü’min iseniz (düşmanlarınızdan) çok üstünsünüzdür.
Al-i İmran - 137/138/139
Bismillahirrahmanirrahim
19. Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.
SÜRET-ÜL HAŞR
19. Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.
SÜRET-ÜL HAŞR
"idrak'ın yüceliğine eremiyorsanız,
inkar'ın basitliğinden sıyrılınız"
B)
Bismillahirrahmanirrahim

114. Allah’ın mescidlerinde O’nun isminin anılmasını (ve hükümlerinin yaşanır hâle gelmesini isteyeni) engelleyen ve o mescidlerin harap olmasına koşan (uğraşan)dan daha zalim kim vardır? Onların oralara (istedikleri gibi değil) ancak korka korka girmeleri gerekir. Onlara dünyada rezillik, âhirette de büyük azap vardır.
(Mescidlerin tahribi Fahreddin-i Râzî’ye göre iki türlüdür. Birincisi, binasını yıkma yönündendir. İkincisi de âhiret hayatını yok sayan zalim ve münafıklarca gerek kapatmak, gerekse çeşitli planlarla insanları câmilerden uzaklaştırmakla olur. (bk. 7/45) Bu durumda da, içi süslü olsa bile onlar harap demektir.)(1)
Bakara - 114

114. Allah’ın mescidlerinde O’nun isminin anılmasını (ve hükümlerinin yaşanır hâle gelmesini isteyeni) engelleyen ve o mescidlerin harap olmasına koşan (uğraşan)dan daha zalim kim vardır? Onların oralara (istedikleri gibi değil) ancak korka korka girmeleri gerekir. Onlara dünyada rezillik, âhirette de büyük azap vardır.
(Mescidlerin tahribi Fahreddin-i Râzî’ye göre iki türlüdür. Birincisi, binasını yıkma yönündendir. İkincisi de âhiret hayatını yok sayan zalim ve münafıklarca gerek kapatmak, gerekse çeşitli planlarla insanları câmilerden uzaklaştırmakla olur. (bk. 7/45) Bu durumda da, içi süslü olsa bile onlar harap demektir.)(1)
Bakara - 114
1-Râzî, III, 355-358.
Bismillahirrahmanirrahim
6. Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?
SÜRET-ÜL İNFİTAR
6. Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?
SÜRET-ÜL İNFİTAR
"idrak'ın yüceliğine eremiyorsanız,
inkar'ın basitliğinden sıyrılınız"
B)
Bismillahirrahmanirrahim


90-91. Eğer (ölen kişi amel defteri sağ eline verilen) bahtiyar kimselerden ise: “Ey bahtiyarlardan olan! Selam sana! (Sen selamettesin).” (denilir).



92-93-94. Fakat (o ölen kimse Kur’an’ı) yalanlayanlardan ve sapıklardan ise; onun için kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme atılma vardır.

95. Şüphesiz bu, kesin gerçeğin ta kendisidir.

96. O halde Rabbini “Azîm” ismiyle tesbih et.(3)
Vakıa - 90/91/92/93/94/95/96


90-91. Eğer (ölen kişi amel defteri sağ eline verilen) bahtiyar kimselerden ise: “Ey bahtiyarlardan olan! Selam sana! (Sen selamettesin).” (denilir).



92-93-94. Fakat (o ölen kimse Kur’an’ı) yalanlayanlardan ve sapıklardan ise; onun için kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme atılma vardır.

95. Şüphesiz bu, kesin gerçeğin ta kendisidir.

96. O halde Rabbini “Azîm” ismiyle tesbih et.(3)
Vakıa - 90/91/92/93/94/95/96
3-“Sübhâne rabbiye’l-azîm” denmesi bu âyet sebebiyledir.
Bismillahirrahmanirrahim

9. Hayır! (Siz yalnız bir aldanma içindesiniz), daha doğrusu dîni (hesap gününü) yalanlıyorsunuz.



10-11-12. Halbuki sizin üzerinizde elbette (yaptıklarınızı) hıfzeden, şerefli kâtipler vardır (ki), onlar yaptıklarınızı bilirler. [bk. 18/49]

13. İyiler, mutlaka bol nimet (cenneti) içindedirler.

14. O’na âsî olanlar da, elbette alevli ateş içindedirler.
İnfitar - 9/10/11/12/13/14

9. Hayır! (Siz yalnız bir aldanma içindesiniz), daha doğrusu dîni (hesap gününü) yalanlıyorsunuz.



10-11-12. Halbuki sizin üzerinizde elbette (yaptıklarınızı) hıfzeden, şerefli kâtipler vardır (ki), onlar yaptıklarınızı bilirler. [bk. 18/49]

13. İyiler, mutlaka bol nimet (cenneti) içindedirler.

14. O’na âsî olanlar da, elbette alevli ateş içindedirler.
İnfitar - 9/10/11/12/13/14
Bismillahirrahmanirrahim


1-2. Çoklukla böbürlenmek sizi kabirleri ziyarete kadar oyaladı.(2)

3. (Bundan) sakının! Yakında (kötülüğünü) bileceksiniz.

4. Yine sakının ki siz, (âhirette de bunun kötülüğünü) bileceksiniz.

5. Eğer siz kesin bilgi ile (hakikati) bilseydiniz (böyle yapmaz, dünyalıklarla övünmezdiniz).
Tekasür - 1/2/3/4/5


1-2. Çoklukla böbürlenmek sizi kabirleri ziyarete kadar oyaladı.(2)

3. (Bundan) sakının! Yakında (kötülüğünü) bileceksiniz.

4. Yine sakının ki siz, (âhirette de bunun kötülüğünü) bileceksiniz.

5. Eğer siz kesin bilgi ile (hakikati) bilseydiniz (böyle yapmaz, dünyalıklarla övünmezdiniz).
Tekasür - 1/2/3/4/5
2-Mezardakileri de saymaya varıncaya kadar yahut ölüp mezara gidinceye kadar bu hâle devam ettiniz (Beydâvî, Celâleyn , Medârik). Diğer bir anlam ise mal ve servetle böbürlenip oyalanmanın mezara kadar devam etmesidir ki; bu türlü yaşantının âkibeti devamındaki âyetlerde belirtilmektedir.
Bismillahirrahmanirrahim

99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi iman ederdi! (Ama onları kendi iradelerine bıraktı.) O halde insanları, mü’min olmaları için sen mi zorlayacaksın? [bk. 2/256; 11/118-119; 16/93; 18/29; 32/13; 76/3-4]

100. Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. (Allah), murdarlığı (azabı/rezilliği, Allah için) aklını kullanmayanlara verir. [krş. 67/10]
Yunus - 99/100

99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi iman ederdi! (Ama onları kendi iradelerine bıraktı.) O halde insanları, mü’min olmaları için sen mi zorlayacaksın? [bk. 2/256; 11/118-119; 16/93; 18/29; 32/13; 76/3-4]
(Allah, dinde yani imanda zorlamadı, irade hürriyeti ve tercih hakkı verdi, hür bıraktı. İsteyen müslüman olur gereğini yapar, isteyen de kâfirlikte kalır. Kimi de bunların arasında fâsık ve münâfık olur (bk. 2/256; 3/19; 76/3). Dünyada Kur’an’ın/ İslâm’ın yolundan sapmış olanlar, âhirette bu suçun kendilerinde olduğunu itiraf edeceklerdir.) [bk. 7/23; 28/16; 34/50]

100. Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. (Allah), murdarlığı (azabı/rezilliği, Allah için) aklını kullanmayanlara verir. [krş. 67/10]
(Allah’ın izni olmadıkça hiç kimse iman edemez.” demek, herkes O’nun irade ve iznine muhtaç demektir. Muhtaçlık ise O’ndan ihlasla istemeyi ve iznine lâyık olmayı gerektirir. Yoksa iman etmemek, O’nun izin vermediğinden değildir.)
Yunus - 99/100
Bismillahirrahmanirrahim

7. Sana Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (açık ve kesin) âyetlerdir ki onlar Kitab’ın anası (temeli)dir, bir kısmı da müteşâbih âyetlerdir.(4) İşte kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve (kendi arzularına göre) yorum yapmak isteyerek, onun müteşâbih olanlarına uyarlar. Halbuki onun yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.” derler. (Bunu) akl-ı selîm sahiplerinden başkası düşünemez.

8. (Onlar derler ki “Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi (haktan) çevirme! Bize yüce katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen bağışı en bol olansın.”
Al-i İmran - 7/8

7. Sana Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (açık ve kesin) âyetlerdir ki onlar Kitab’ın anası (temeli)dir, bir kısmı da müteşâbih âyetlerdir.(4) İşte kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve (kendi arzularına göre) yorum yapmak isteyerek, onun müteşâbih olanlarına uyarlar. Halbuki onun yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.” derler. (Bunu) akl-ı selîm sahiplerinden başkası düşünemez.

8. (Onlar derler ki “Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi (haktan) çevirme! Bize yüce katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen bağışı en bol olansın.”
Al-i İmran - 7/8
4-Müteşâbih: Lügatte, birbirine benzeyen demektir. Terim olarak anlamı birden fazla olup, zâhir (dış) mânasıyla tam anlaşılamayan ve gerçek mânası Allah’a havale edilen ya da birçok anlama gelme ihtimali olup bunlardan birini tercihte zorluk olan kelime ve kelâmdır. Bunlar, “Elif lâm mîm, Tâhâ” gibi ‘Hurûf-u mukatta’alarla, Allah’ın “eli”, “yüzü” “rızası” “cennet ve arş” gibi ifadeler ve “basîr ve kadîr” gibi sıfatlardır. Ancak Müteahhirîn (sonraki âlimler) bid‘at ehli mezheplere “dur” diyebilmek için bunlardan gerekli görülenlere, İslâm’ın ruhuna ve tevil şartlarına uygun olarak mâna vermişlerdir. Biz de bunları tercih ettik. [bk. 2/1 ve dipnotu]
Bismillahirrahmanirrahim

116. Eğer yeryüzündeki (insan)ların çoğuna (çoğunluğun İslâm’a uymayan rey ve kararına) uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başkasına uymazlar ve (bundan dolayı da) onlar, ancak yalan yanlış söylerler.
(Farzları, helal ve haramları tayin, tespit ve uygulamada İlâhî hükümler esas alınır. İlâhî esaslara aykırı olan çoğunluğun verdiği hükümlere itibar edilmez. Yoksa haramlar serbest, farzlar yasak hâle gelir. Bunun içindir ki, ilâhî hükümleri geçerli saymayan çoğunluğa itibar edilir ve onların arzularından çıkan dînî hükümlere uyulursa, farkında olmadan bunlar ilâhlık mevkiine getirilmiş olur.) [bk. 2/256; 9/31; 33/36]

117. Şüphesiz Rabbin, evet O, kendi yolundan sapanı pek iyi bildiği gibi, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

118. O halde O’nun âyetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah’ın ismi anılan (besmele ile kesilen hayvan)ların etinden yiyin.
En'am - 116/117/118

116. Eğer yeryüzündeki (insan)ların çoğuna (çoğunluğun İslâm’a uymayan rey ve kararına) uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başkasına uymazlar ve (bundan dolayı da) onlar, ancak yalan yanlış söylerler.
(Farzları, helal ve haramları tayin, tespit ve uygulamada İlâhî hükümler esas alınır. İlâhî esaslara aykırı olan çoğunluğun verdiği hükümlere itibar edilmez. Yoksa haramlar serbest, farzlar yasak hâle gelir. Bunun içindir ki, ilâhî hükümleri geçerli saymayan çoğunluğa itibar edilir ve onların arzularından çıkan dînî hükümlere uyulursa, farkında olmadan bunlar ilâhlık mevkiine getirilmiş olur.) [bk. 2/256; 9/31; 33/36]

117. Şüphesiz Rabbin, evet O, kendi yolundan sapanı pek iyi bildiği gibi, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

118. O halde O’nun âyetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah’ın ismi anılan (besmele ile kesilen hayvan)ların etinden yiyin.
En'am - 116/117/118
Bismillahirrahmanirrahim
182. Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!
SÜRET-ÜL SAFFAT
182. Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!
SÜRET-ÜL SAFFAT
"idrak'ın yüceliğine eremiyorsanız,
inkar'ın basitliğinden sıyrılınız"
B)
Bismillahirrahmanirrahim

19. Allah, gizlediğiniz şeyleri de açıkladığınız şeyleri de bilir.

20. (O müşriklerin) Allah’dan başka yalvarıp taptıkları ise hiçbir şey yaratamazlar. Zaten kendileri yaratılmaktadırlar.

21. (Onlar) diri değil, ölüdürler. (Bundan dolayı bu heykel putlar, gerek kendilerinin, gerek kendilerine seremoni yapan/tapınanların) ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Nahl - 19/20/21

19. Allah, gizlediğiniz şeyleri de açıkladığınız şeyleri de bilir.

20. (O müşriklerin) Allah’dan başka yalvarıp taptıkları ise hiçbir şey yaratamazlar. Zaten kendileri yaratılmaktadırlar.

21. (Onlar) diri değil, ölüdürler. (Bundan dolayı bu heykel putlar, gerek kendilerinin, gerek kendilerine seremoni yapan/tapınanların) ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
(Âyet-i kerîmede, hem putlara hem de onlara bağlanıp tapınanlara bir alay ifadesi vardır. Ey müşrikler! Aklınızın basitliğinden/ilkelliğinden mi yoksa Allah’ı ve O’ndan gelenleri gündemde tutmama inadınızdan mı onlara bağlanıyorsunuz? İslâm öncesi Arap müşrikleri, putlarının önüne gider dilek ve şikayetlerini dile getirirlerdi. Hatta uzak bir yoldan geldikleri zaman önce putlarını ziyaret eder, sonra evlerine giderlerdi.)
Nahl - 19/20/21
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/3595-gunun-ayeti · 25.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.
