sengulİslam'ın Ehl-i Kitap'a Bakış Açısı
Kuran'da Yahudiler ve Hıristiyanlar Ehl-i Kitap olarak isimlendirilirler. Bunun nedeni her iki dinin mensuplarının da, Allah'ın vahyettiği İlahi kitaplara tabi olmalarıdır. Yahudilerin ve Hıristiyanların kitapları incelendiğinde, bazı tahrif olmuş kısımlar olmakla birlikte, hak dine ait bazı hükümlerin ve güzel ahlak öğütlerinin muhafaza edilmiş olduğu da görülecektir. Samimi olarak iman eden Yahudiler ve Hıristiyanlar –her ne kadar inanışlarında ve ibadetlerinde zaman içinde bazı bozulmalar yaşanmışsa da- özünde Allah'ın varlığına ve birliğine iman eden, meleklere, peygamberlere ve hesap gününe inanan ve din ahlakının yaşanması gerektiğini düşünen kimselerdir. Bu gerçek, Müslümanların onlara yaklaşımında da önemli bir ölçüdür. Kuran ahlakının gereği, Müslümanların Ehl-i Kitap'a karşı adil ve merhametli bir tutum izlemeleridir. Nitekim sevgili Peygamberimiz (sav) de Müslümanlara, tüm insanlar arasında her zaman adaletle hükmetmeleri gerektiğini bildirmiştir:
İnsanlar arasında adalet yapılması büyük bir sadakadır. (Buhari, V, 2504)
Allah bir ayette Kendisi'ne ve ahiret gününe iman ederek salih amellerde bulunan Yahudiler ve Hıristiyanların, bu iyi ahlaklarının karşılığını en güzel şekilde alacaklarını şöyle haber vermiştir:
“Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah Katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Bakara Suresi, 62)
Bu ayetin anlamı apaçıktır. Müslüman, Yahudi veya Hıristiyan olsun, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve salih amellerde bulunanlar müjdelenmekte; söz konusu müminlerin kurtuluşa ve esenliğe kavuşacakları haber verilmektedir. Maide Suresi'nin 48. ayetinde ise, insanlar için "farklı bir şeriat ve yol-yöntem kılındığı", sorumluluklarının ise "hayırlarda yarışmak" olduğu belirtilmiştir. Bu da ister Yahudi, ister Hıristiyan, isterse Müslüman olsun samimi olarak Allah'a ve ahiret gününe iman eden tüm inananların güzellikle davranmaları ve Allah rızası için hayırlarda yarışmaları gerektiğini göstermektedir. Bu durumda Müslümanların, kendileri gibi Allah'a iman eden, salih amelde bulunan ve güzel ahlak gösteren kimselere katı veya hoşgörüsüz davranmaları mümkün değildir. Nitekim, İslam tarihi de bunu kanıtlar.
Kuran'da Peygamberimiz (sav)'e Hz. İbrahim'in "Hanif Dinine" Uyması Bildirilmiştir
Kuran'da Hz. İbrahim'in dininin "hanif" bir din olduğu bildirilmektedir. Hanif kelimesi, "Allah'ın emrine teslim olup, Allah'ın dininden hiçbir konuda dönmeyen, ihlaslı kişi" anlamındadır. Bir ayette Allah Hz. Muhammed (sav)'e, Hz. İbrahim'in hanif dinine uymasını şöyle bildirmiştir:
“Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dinine uy. O, müşriklerden değildi." (Nahl Suresi, 123)
Hz. İbrahim'den sonra gelen oğulları, torunları ve onun soyundan olan diğer salih müminler, Allah'ın Hz. İbrahim'e vahyettiği hak dine uymuşlardır. Bu gerçek Kuran ayetlerinde şu şekilde bildirilmektedir:
“Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, Biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de o salihlerdendir. Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti. Bunu İbrahim, oğullarına vasiyet etti, Yakup da: "Oğullarım, şüphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de ancak Müslüman olarak can verin" (diye benzer bir vasiyette bulundu.) Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada şahidler miydiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O'na teslim olduk" demişlerdi.” (Bakara Suresi, 130-133)
Görüldüğü gibi Hz. İbrahim'in "hanif" dini, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında ortak bir kelimedir. Hz. İbrahim'e iman, ona duyulan sevgi ve saygı Yahudiler ve Hıristiyanlar için olduğu gibi Müslümanlar için de son derece önemlidir.
Hz. Muhammed (sav)'in Kitap Ehli'ne Karşı Örnek Tutumu
Müslümanların Kitap Ehli'ne karşı tutumlarında, her konuda olduğu gibi, en güzel örnek Peygamber Efendimiz (sav)'dir. Hz. Muhammed (sav), Yahudilere ve Hıristiyanlara karşı her zaman son derece adil ve merhametli davranmış, İlahi dinlerin mensupları ile Müslümanlar arasında sevgi ve uzlaşmaya dayalı bir ortam oluşturulmasını emretmiştir. Peygamberimiz (sav) döneminde ve sonrasında, Hıristiyan ve Yahudilerin kendi dinlerini diledikleri şekilde yaşamalarına izin verecek ve özerk cemaatler olarak varlıklarını devam ettirebilmelerini sağlayacak anlaşmalar yapılmış ve güvenceler verilmiştir. İslamiyet'in ilk yıllarında Mekkeli müşriklerin eziyet ve baskılarına maruz kalan Müslümanların bir kısmı, Peygamber Efendimiz (sav)'in öğüdüyle, Etiyopya'daki Hıristiyan Kral Necaşi'ye sığınmışlardır. Peygamberimiz (sav)'le birlikte Medine'ye göç eden müminler ise, Medine'de yaşayan Yahudilerle, sonraki tüm nesillere örnek olacak bir birarada yaşama modeli geliştirmişlerdir. İslam'ın yayılış döneminde de, Arabistan'daki Yahudi ve Hıristiyan topluluklarına gösterilen tolerans, Müslümanların Kitap Ehli'ne karşı hoşgörü ve adaletinin önemli birer örneği olarak tarihe geçmiştir.
Buna bir örnek olarak, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in, Hıristiyan olan İbn Harris b. Ka'b ve kavmine yazdırdığı anlaşma metninde: "Şarkta ve Garpta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah'ın, Peygamber'in ve tüm müminlerin himayesindedir. Hıristiyanlık dini üzere yaşayanlardan hiç kimse istemeden İslam'ı kabule zorlanmayacaktır. Hıristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar" maddelerini yazdırdıktan sonra: "... Kitap Ehli'yle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." (Ankebut Suresi, 46) ayetini okumasıdır. (İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, Es-Siretü'n-Nebeviyye, Daru't-Türasi'l-Arabiyle, Beyrut, 1396/1971, II/141-150; Yrd. Doç. Dr. Orhan Atalay, Doğu-Batı Kaynaklarında Birlikte Yaşama, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s. 95)
Hz. Muhammed (sav), Evs ve Hazrec kabileleri ile yapılan Medine Anlaşması'na Yahudilerin de katılmasına izin vermiş ve böylece Yahudilerin de Müslümanların arasında, ayrı bir dini grup olarak varlıklarını devam ettirmelerini sağlamıştır.
Hz. Muhammed (sav), Rabbimiz'in emrettiği ahlakın bir gereği olarak, Kitap Ehli'ne karşı yalnızca anlayış ve merhamet göstermekle kalmamış, İslam idaresi altındaki Yahudi ve Hıristiyanların korunup kollanması gerektiğini de sahabeye öğretmiştir. Bizzat Peygamber Efendimiz (sav) tarafından Edruh, Makna, Hayber, Necran ve Akabe'li Kitap Ehli'ne verilen beratlar, Müslümanların Kitap Ehli'nin can ve mal güvenliğini garanti altına aldıklarını ve onlara inanç ve ibadet özgürlüğü tanıdıklarını göstermektedir. Peygamberimiz (sav)'in Necranlılar ile yaptığı sözleşmede yer alan şu maddeler de dikkat çekicidir:
Necranlıların ve maiyetindekilerin canları, malları, dinleri, varları ve yokları, aileleri, kiliseleri ve sahip oldukları herşey Allah'ın ve Allah'ın peygamberinin güvencesi altına alınacaktır.
-Hiçbir psikopos ya da keşiş kilisesinden ya da manastırından edilmeyecektir ve hiçbir papaz papazlık hayatını terk etmeye zorlanmayacaktır. Onlara hiçbir eza ya da aşağılama yapılmayacaktır ve toprakları ordumuz tarafından işgal edilmeyecektir.
Adalet isteyen adalet bulacaktır, ne zalim ne de zulüm bulunacaktır. (Majid Khoduri, İslam'da Savaş ve Barış, Fener Yayınları, İstanbul, 1998, s. 209-210)
Tüm bunların yanı sıra Resulullah'ın Kitap Ehli'nin düğün yemeklerine katıldığına, hastalarını ziyaret ettiğine ve onlara ikramda bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Hatta Necran Hıristiyanları onu ziyaretlerinde Hz. Muhammed (sav) onlara abasını sermiş ve oturmalarını söylemiştir. Peygamberimiz (sav)'in vefatının ardından da, Müslümanların Kitap Ehli'ne gösterdikleri güzel ahlakın temeli, Hz. Muhammed (sav)'in hayatı boyunca bu topluluklara karşı gösterdiği hoşgörüye dayanmaktadır.
kişisel aktivite: lütfen kavramlara iyi çalışınız...ezberleriniz bozunuz. bakın siz de ecnebi ülkelerde yaşamışsınız..biz de sizin ezberlerinizi size yazmayalım..(yok yok öyle bişey yapmayız)..
Allah katında tek yegane din İslamdır .Müslümanlardan başka hiç kimse cennete girmeyecektir. Hz. Muhammede inanmayan herkes kafirdir .
şimdi bu yazdıklarını tek tek ele alacağım delilleriyle birlikte....
Kur'an'da Ehl-i Kitap üç başlık altında ele alınıyor:
1- Sadece Yahudilerden bahseden ayetler.
2- Sadece Hıristiyanlardan bahseden ayetler.
3- "Ey Ehl-i Kitap" şeklinde, hem Yahudilere hem Hıristiyanlara hitap eden ayetler,
A- Sadece Yahudilerden bahseden ayetlerden bazıları:
1- Buzağıyı put edindiler;
* Bakara: 2/92 *A'raf,7/18.
2- Üzeyir Allah'ın oğludur dediler:
* Tevbe, 9/30.
3- Cibt ve Tağut'a inandılar, müşrikler daha doğru yoldadır dediler:
* Bakara, 2/109
* Nisa, 4/51.
4- Yahudiler biz Allah'ın oğullarıyız dediler:
* Bakara, 2/111
* Ali İmran, 3/24 *Maide,5/18.
5- Yahudiler Hz. İsa'yı öldürdük dediler:
* Nisa, 4/157-158.
6- Yahudiler peygamberleri yalanladılar:
* Bakara, 2/109,
* Maide, 5/70.
7- Hz. Muhammed (as)'ı bile bile yalanladılar:
* Bakara, 2/146.
8- Kur'an-ı Kerim'i ve Allah'ın ayetlerini inkar ettiler:
* Bakara, 2/89-90
* Ali İmran, 3/70-73
* En'am, 5/91.
9- Cibril'e ve Mikail'e düşmanlık ederler:
* Bakara, 2/97-98.
10- Yahudiler işittik, isyan ettik dediler:
* Bakara, 2/93
* Nisa, 4/46.
11- Yahudiler iman etmemek için "kalplerimiz kılıflı" dediler:
* Bakara, 2/88
* Nisa, 4/155.
12- Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır" dediler:
* Ali İmran, 3/181
* Maide, 5/64
* Yasin, 36/47.
B- Kur'an'da sadece Hıristiyanlardan bahseden ayetlerden bazıları:
1- Hıristiyanlar "Allah İsa'dır" dediler:
* Maide, 5/17 ve 72
* Tevbe, 9/31.
2- Hıristiyanlar "İsa Allah'ın oğludur" dediler:
* Al-i İmran, 3/79-80
* Tevbe, 9/30.
3- Hıristiyanlar "teslisi" kabul etmekle kafir oldular:
* Nisa, 4/171-172
* Maide, 5/73.
4- Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem'i Tanrı edindiler:
* Maide, 5/75 ve 116.
5- Hıristiyanlar din adamlarını Tanrı edindiler:
* Al-i İmran, 3/63
* Tevbe, 9/31.
C- Ehl-î Kitap'ın hem Yahudilerin hem de Hıristiyanların İslam'a aykırı ortak fikirleri:
1- Yahudiler "İbrahim Yahudi", Hıristiyanlar "İbrahim Hıristiyan'dır" dediler:
* Bakara, 2/140 ve 174
* Al-i İmran, 3/65-68.
2- Allah'a karşı yalan uydurup iftira ettiler:
* Al-i İmran, 3/93-94.
3- Allah yolundan bile bile saptırmak istediler:
* Bakara, 2/109.
* Al-i İmran, 3/69, 99-100
* Nisa, 4/44.
4- Ehl-i Kitap ancak Yahudi ve Hıristiyan olanlar cennete girecek dediler:
* Bakara, 2/111,135,137.
5- Ehl-i Kitap kendilerine "beyyine(*)" geldikten sonra ihtilafa düştüler:
* Al-i İmran, 3/19-20
* Beyyine, 98/4-6.
6- Ehl-i Kitap müşriktir:
* Bakara, 2/135
* Al-i İmran, 3/64
* Maide, 5/17, 73,116
* Tevbe, 9/31
* Nisa, 4/51.
D- Ehl-i Kitap'm İslam'a karşı tutum ve davranışları:
1- Ehl-i Kitap dinlerinde aşırı gittiler:
* Nisa, 4/171
* Maide, 5/77.
2- Ehl-i Kitap'ın ölçüsüz istekleri vardır:
* Bakara, 2/103
* Al-i İmran, 3/183
* Nisa, 4/153
* Araf, 7/138
* Hac, 22/78.
3- Ehl~i Kitap kafirler de, müşrik kafirler de sana hayır indirilmesini istemezler:
* Bakara, 2/105
* Maide, 5/64, 68 *En'am,6/91 »Hud, 11/10,
4- Ehl-i Kitap yeni gelecek Peygamberi tasdik edeceklerine dair Allah'a verdikleri sözü tutmamışlar, gizlemişlerdir:
* Bakara, 2/129
* Al-i İmran, 3/81-82
* Nisa, 4/154-156,160-161
* Maide, 5/14-15 *A'raf, 7/157.
5- Hz. Peygamber (as)'m Tevrat'ta ve İncirde geçen isim ve sıfatlarını gizlemişler veya değiştirmişlerdir. Hakkı batıla karıştırmışlardır:
* Bakara, 2/159,174
* Al-i İmran, 3/70-71
* Maide, 5/14
6- Ehl-i Kitap kendi kitaplarını tatbik etmemiş ve tahrif ermişlerdir:
* Bakara, 2/75-79
* Al-i İmran, 3/23,78
* Nisa, 3/46
* Maide, 5/8,13,47, 66, 68.
7- Ehl-i Kitap İslam'ın kıblesine tâbi olmazlar:
* Bakara, 2/143,145.
8- İsrailoğulları helali haram haramı helal yapmışlardır:
* Ali İmran 3/93-94 *En'am, 6/140
* Tevbe, 9/29.
9- Ehl-i Kitap'tan Yahudiler daima yeryüzünde savaş ve fesat çıkarmaya çalışırlar:
* Maide, 5/14, 64.
E- Ehl-i Kitap'ın Müslümanlara karşı tutum ve davranışları:
1- "Ümmilere karşı sorumluluğumuz yoktur" derler:
*Al-i İmran, 3/75.
2- Ehl-i Kitap İslam dini ile alay eder ve Müslümanlara eza verirler:
* Al-i İmran, 3/111,186
* Maide, 5/57-58.
3- Müslümanlara hainlik ederler:
* Al-i îmran, 3/120
* Maide, 5/82.
4- Müslümanlara en şiddetli düşman Yahudiler ve müşriklerdir:
* Al-i İmran, 3/119
* Maide, 5/82.
F- Müslümanların Ehl-i Kitap'a karşı davranışları nasıl olmalıdır:
1- Müslümanlar Ehl-i Kitap'ı dost edinemez:
* Bakara, 2/107,120,157
* Al-i İmran, 3/100
* Nisa, 4/44,138-139
* Maide, 5/51,55-58
* Enfal, 8/73
* Tevbe, 9/71
*Hud, 11/112-113
*Casiye, 45/19.
2- Ehl-i Kitap'ı İslam'a davet etmek bir görevdir:
* Bakara, 2/41-42,
* Al-i İmran, 3/19-20, 64, 70-71, 85, 97-98
* Maide, 5/15,19,59, 68,97-98
* Nisa, 4/47
* Tevbe, 9/29
* Nahl, 16/125
* Ankebut, 29/46-47.
Yukarıda ancak bir kısmını, ana başlıklarıyla sunduğum Ehl-i Kitap ile ilgili ayetlerden Yahudi ve Hıristiyanlarla Diyalog kurma manasını çıkaranlara ayet numaralarını da verdim. Lütfedip meallerini, ehil bir kişinin mealinden okurlar inşallah. Bu millet çok arif bir millettir, millî bütünlüğünü tehdit eden kelime oyunlarına tahammül etmez, etmedi zaten.
(*) Beyyine: Apaçık delil. Yani Muhammed (as) onlara -Ehli Kitap'a- Kur'an'la gelip, sapıklıkta ve cehalette olduklarını açıkladı ve onları imana davet etti. (ibrahim el-Bağdadi, Hazin Tefsiri, c. 4, s. 471)