Kün Fe Yekün
Zaman anda, an sevginin menbağında
Ezel ebede paralel,
Hasret vuslata çaresiz.
Gönül gaybın kuluçkasında,
Nur muhabbete aşık.
Işıksa aşka coşku katarken,
bir an ve “kün”
İşte kainat Kahhar olanın,
Kadir’i mutlaklığında;
Kemali bir ahengin o hoş oluşumunda coşmakta.
Enfüsten afaka doğru bir cümbüş,
Muhammed’i manada.
Mana sevdanın hararetinde;
Habib Vedud’iyetiyle,
Alemlerde haz ederken;
Ses sukut ile sedaya can verip,
Tespihe döner.
Döner de ne döner.
Kün ol demde har olur,
Har yanar ve ar olur.
Yar yüreği bir yar da
Bak o zaman kar olur.
Kar, karanın zıddı,dır
Ak ile ün salmıştır.
Ol Resul ki sunulan
Sütü, ilmen almıştır.
İlim onunla ünlendi,
Sonra gönle yönlendi.
Yönü kabe olanlar,
Lebbeyk” diye dillendi.
Dilde deva dermandı,
salat ondan fermandı.
Bu fermana erenler,
O sünnete kurbandı.
Kurbiyet kur’ancaydı,
Kur’an kula kar olur.
Şahit olursa eğer,
Şehadete yar olur.
Eş-Şehid’in şuhudu,
Şahitlerse kulunu,
Müşahit kılar, hemen
Bulur sırat yolunu.
Kıldan ince ve keskin,
Hem dahi ateş yakar,
Zahirinde dehşetle,
Günahlar ondan akar.
Batını Hak’ça gören,
Erer eşya sırrına,
Bilir bu alem boştur,
Cümle işler teşviştir.
Kıldan ince sırata,
Döşer aşkın örtüsün,
Ne korkar gelecekten,
Nede hem ölecekten.
Haya, hayat ve hayal,
Zamanı bağlar kula,
Kul namazı anlarsa,
İş bu şifre pusula.
Parola erdemlilik,
Dem erince sevgiye,
Söz sukuta yol verir,
Ne söylersin ne diye?
Sırlar saklı kalmalı,
Sabır anı bulmalı,
Zora tahammül ile,
Er olanlar almalı.
Erlik kıyam iledir,
kıyam et hadi Dostum!
Hadiseler hal olur,
Hay olunca can solur,
Can soluyan er kişi,
Canan ile cem olur.
Muhabbet can aguşu,
İlim balı panzehir,
Çile bu alem ise,
Kevser ab-ı hay nehir.
VARIDATI SIR-YANİ
... SÖZ ...
emanettir
... SUKUTUN PENCERESİNDE ...
bir CAN saklamak ADINA