40 hadis kartelası
58.115 görüntülenme · 527 yanıt
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri şöyle demiştir: "Ben kimin iki sevdiğini almışsam ve o da sevabını umarak sabretmişse, ona cennet dışında bir mükafaat vermeye razı olmam." [Buhari`deki ibare şöyle: "Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Resulullah (sav)`ın şöyle söylediğini işittim: "Allah Teala hazretleri buyurdu ki: "Ben kulumu iki sevdiğiyle imtihan edersem o da sabır gösterir (ve sevap umarsa) onlara bedel cenneti veririm." (Buradaki "iki sevdiği" ile gözlerini kastediyor. Doğruyu Allah bilir.")]
Anlattığına göre, "Kişinin (namazda) elini boş böğrüne koymasını mekruh addederdi ve: "Bunu Yahudiler yapar" derdi." [Rezin tahric etmiştir. Ancak Buhari bunu bir bab başlığında muallak olarak kaydetmiştir (Buhari, Enbiya 50)]
Resulullah (sav)`ın kızı (Zeyneb), babasına birisini göndererek "Oğlum ölmek üzere, son nefesini verirken yanında hazır ol" diye rica etti. Resulullah (sav), adamı geri çevirirken: "Selamımı söyle ve şunu hatırla!: Alan da Allah`tır, veren de Allah`tır. Her şeyin O`nun yanında muayyen bir eceli vardır.Sabretsin ve Allah`ın (sabredenlere vereceği) mükafaatı düşünsün!"
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kul hastalandığı zaman Allah Teala hazretleri ona iki melek gönderir ve onlara: "Gidin bakın, kulum yardımcılarına ne diyor bir dinleyin!" der. Eğer o kul, melekler geldiği zaman Allah`a hamdediyor ve senalarda bulunuyor ise, onlar bunu, her şeyi en iyi bilmekte olan Allah`a yükseltirler. Allah Teala hazretleri, bunun üzerine şöyle buyurur: "Kulumun ruhunu kabzedersem, onu cennete koymam kulumun benim üzerimdeki hakkı olmuştur. Şayet şifa verirsem, onun etini daha hayırlı bir etle, kanını daha hayırlı bir kanla değiştirmem ve günahlarını da affetmem üzerimdeki hakkı olmuştur."
Vakid İbnu Muhammed babasından, o da Abdullah İbnu Amr İbnil-As (ra)`dan anlattığına göre demişti ki: "Resulullah (sav), (bir gün) parmaklarını kenetledi ve dedi ki: "Ey Abdullah İbnu Amr! Ahidleri bozulup şöyle karmakarışık hale gelen bir kısım ayak takımı (hezele) kimselerle başbaşa kalırsan ne yaparsın?" "Ne yapmamı tavsiye edersiniz, Ey Allah`ın Resulü!" dedim. Buyurdular ki: "Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terkedersin. Kendi yakınlarının (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O hezele takımı (ile de), onların cemaatı ile de (uğraşmayı) terkedersin."
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah`ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti."
Resulullah (sav)`a, "Ramazandan sonra hangi oruç efdaldir?" diye sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Ramazanı tazim için Şa`ban!" Tekrar soruldu: "Hangi sadaka efdaldir?" "Ramazanda verilen!" cevabını verdi.
عَنْ أَبِي ذَرْ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّىالّلهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمُ فِيمَا رَوَى عَنْ اللهُ تَبَارَكَ وَ تَعَالَى إنَّهُ قَالَ : يا عِبَادِي إِنِّي حَرَّمْتُ الظُّمَ عَلَى نَفْسِي وَ جَعَلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرّماً فَلَا تَظَالُمُوأ . يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ ضَالٌّ إِلَّا مَنْ هَدَيْتُهُ فَاَسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمْ . يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ جَاءِعٌ إِلَّا مَنْ أَطْعَمْتُهُ فَاَسْتَطْعِمُونِي أُطْعِمْكُمْ . يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ عَارٍ إِلَّا مَنْ كَسَوْتُهُ فَاَسْتَكْسُونِي اَكْسُكُمْ . يَا عِبَادِي إِنَّكُمْ تُخْطِءُونَ بِالَّيْلِ وَ النَّهَارِ وَ أَنَا اَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً فَاَسْتَغْفِرُونِي أَغْفِرْ لَكُمْ . يَا عِبَادِي إِنَّكُمْ لَنْ تَبْلِغُوا ضَرِّي فَتَضُرُّونِي وَ لَنْ تَبْلِغُوا نَفْعِي :a31:. يَا عِبَادِي لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَ آخِرَكُمْ وَ إِنْسَكُمْ وَ جِنَّكُمْ كَانُوا عَلَى أَتْقَى ٌضلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ مَا زَادَ ذَالِكَ فِي مُلْكِي شَيْءاً
Ebû Zer nakleder, Allah Teâlâ'dan rivâyet ederek Peygam*ber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Ey Kullarım! Ben kendi zâtıma zulmü haram ettim, onu si*zin aranızda haram kıldım.
O hâlde birbirinize aslâ zulmetme*yin.
Ey kullarım! Benim hidâyete erdirdiğim müstesnâ hepiniz dalâlettesiniz!
O hâlde Ben'den hidâyete erdirilmenizi isteyiniz ki sizi hidâyete erdireyim.
Ey kullarım! Benim yedirdiklerim müstesnâ hepiniz açsınız; o hâlde benden yiyecek isteyiniz ki size yiyecek vereyim.
Ey kullarım! Benim giydirdiklerim müstesnâ hepiniz çıplaksınız.
Benden giyecek isteyiniz ki sizi giydi*reyim.
Ey kullarım! Siz gece gündüz günah işlersiniz, Ben bü*tün günahları bağışlarım.
Benden mağfiret dileyin ki sizi ba*ğışlayayım.
Ey kullarım! Siz Bana hiçbir zarar veremeyeceği*niz gibi, Bana bir faydanız da olamaz.
Ey kullarım! Sizin önceki ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz, en müttakî kalbe sâhip kimseler olsaydınız bile, Benim mülkümde herhangi bir fazlalık olmazdı.
Ey kullarım! Sizin önceki ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz en kötü kalbe sâhib kimseler olsaydınız bile Benim mülkümde herhangi bir noksanlık olmazdı.
Ey kullarım! Sizin önceki ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz bir yerde hep birlikte ayağa kalkıp Ben'den istekte bulunsanız, herkesin istediği şeyi veririm de, bu Benim nezdimde ancak iğnenin de*nize daldırıldığı zaman eksilttiği şey kadar bir noksanlığa yol açar.
Ey kullarım! Bu saydıklarım sizlerin amelleriniz ve Be*nim onlara verdiğim karşılıklar.
Kim bir iyilik bulursa, Allah'a hamdetsin!
Kim bunun dışında bir şey bulursa, ancak kendini kötülesin!”
(Müslim, Birr, 55)
Ebû Zer nakleder, Allah Teâlâ'dan rivâyet ederek Peygam*ber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Ey Kullarım! Ben kendi zâtıma zulmü haram ettim, onu si*zin aranızda haram kıldım.
O hâlde birbirinize aslâ zulmetme*yin.
Ey kullarım! Benim hidâyete erdirdiğim müstesnâ hepiniz dalâlettesiniz!
O hâlde Ben'den hidâyete erdirilmenizi isteyiniz ki sizi hidâyete erdireyim.
Ey kullarım! Benim yedirdiklerim müstesnâ hepiniz açsınız; o hâlde benden yiyecek isteyiniz ki size yiyecek vereyim.
Ey kullarım! Benim giydirdiklerim müstesnâ hepiniz çıplaksınız.
Benden giyecek isteyiniz ki sizi giydi*reyim.
Ey kullarım! Siz gece gündüz günah işlersiniz, Ben bü*tün günahları bağışlarım.
Benden mağfiret dileyin ki sizi ba*ğışlayayım.
Ey kullarım! Siz Bana hiçbir zarar veremeyeceği*niz gibi, Bana bir faydanız da olamaz.
Ey kullarım! Sizin önceki ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz, en müttakî kalbe sâhip kimseler olsaydınız bile, Benim mülkümde herhangi bir fazlalık olmazdı.
Ey kullarım! Sizin önceki ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz en kötü kalbe sâhib kimseler olsaydınız bile Benim mülkümde herhangi bir noksanlık olmazdı.
Ey kullarım! Sizin önceki ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz bir yerde hep birlikte ayağa kalkıp Ben'den istekte bulunsanız, herkesin istediği şeyi veririm de, bu Benim nezdimde ancak iğnenin de*nize daldırıldığı zaman eksilttiği şey kadar bir noksanlığa yol açar.
Ey kullarım! Bu saydıklarım sizlerin amelleriniz ve Be*nim onlara verdiğim karşılıklar.
Kim bir iyilik bulursa, Allah'a hamdetsin!
Kim bunun dışında bir şey bulursa, ancak kendini kötülesin!”
(Müslim, Birr, 55)
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/26357-40-hadis-kartelasi · 18.09.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.




