RE: Kuran kadını dövmeye izin verir mi?
Ravza_Nur yazdı:
ALEYKÜM SELAM,Kardeşim,Allahın izni ile sorduklarınızı cevablamaya çalışalım.
Bugüne kadar site yazmış olduğumuz yazılarda ve yorumlarda asla ve asla site adına bir şey yapmadık,yanlış yapmış olsaydık bu site yönetimimiz tarafından uyarılır ve hatta üyeliğimiz silinirdi,kalbim herzaman rahattır bu konudada rahat,bu yorumda olduğu gibi diğer yorumlarım sadece ravzanuru ilgilendirir,
İslam da kaynak bizim anlayışımıza göre Kuran,hadis,ulemanın görüşleri,mezhep imamlarımızın görüşleri,ve tüm bunlardan yola çıkarak insanlığımızı uyaran din görevlilerinin görüşleridir.
Sözüne güvendiğim alim kimdir sorusuna gelince biz okadar acizizki ALİMLERİMİZ arasında herhangi bir ayrımı yapamayacak kadar aciziz ehli sünnet vel cemaat inancına mensup olan hocalarımız ve alimlerimizin tümü bizim güzendiğimiz alimlerdir.
Yukarıdaki bazı insanlara gelince,o bazı insanlar Kuranda kadınlarınızı dövün diye bir ayet var diye buna sığınarak ayetin tam manasını bilmeyen bundan kasıtın ne olduğunu anlamadan kadını değersiz bir mahlukmuş gib hor gören ve en basit bir yanlışında döven kıran incitenlerdir..
Kaıdnları ezmek isteyenlere gelince etrafınıza bir bakın gördüğünüz insanların çoğu kadınları ezmekte onların sırtlarından kazanç sağlamaktadırlar.Buna inandım diyen insanımızın çoğuda dahildir.
Bizim için delil sadece kuran sünnet icmai kıyasdır,bizler sadece uyarı mahiyetinde bir aytei sanki emir gibi kullananlara karşıyız.
Din hangi kuralları koymuş,kardeşim kadına ve erkeğe gözünü haramdan sakın demiş,erkek veya kadın buna uymazda haram işlemiş olursa bunun elbette bir cezası vardır dinimiz her iyiliğe mükafat verdiği gibi her hatayada bir ceza muhakkak koymuştur ama bu cezaların uygulamasını erkeklerin tekeline vermemiştir.
BUNU HANGİ KANUN BELİRLER(TÜRBANI YASAKLAYAN KANUN MU?kardeşim bu soruyu nasıl sorduğuna inanamıyorum sen ben bizler maddi ve manevi değerlerimize hakkı ile sahip çıksaydık bugün ne başörtüsü sorunu olurdu ve nede kutsallarımızla ilgili bu kadar acıyı bizler yaşıyor olmazdık.Bugün benim türbanlı kardeşim örtüsünün hakkını veremiyorsa bugün benim erkek kardeşim caminin yolunu bilmiyorsa ve bugün benim müslüman kardeşlerim kutsallarına bu kadar hakaret varken hala daha uyuyorsa ve onlara alış verişleriyle katkıda bulunuyorsa ne senin nede benim bir şey söylemeye yüzümüz yoktur kardeşim,müslümanların başlarına ne gelmişse haktandır,ama gliş sebebi haktan ayrılmaktandır .
Şu aciz vede günahkar bedenim bu canı taşıdıkça bu parmaklarla ve nede bu ağızla asla ve asla Rabbimin izni ile ne Kurandan ne Hadisten venede alimlerimizin sözleri dışında bir şey söyleyecektir ve nede yazacaktır.
Biz bu kapıda kıtmır dahi olamazken ne haddimizeki ALLAH VE RASULUNUN SÖZLERİNİN ÖNÜNE GEÇELİM bu sözlerinize ziyadesiyle üzüldüm doğrusu herşeyin hayırlısı olsun.
Kur'an, sahih hadisler, sîret (Hz. Peygamber'in hayatı) ve İslam büyüklerinin sözleri ile tecrübeleri derslerde mutlaka kullanılmalı, konuşulmalı, konular bunlarla desteklenmeli, canlı hale getirilmelidir. Kur'an'ın tertibi ders kitapları gibi değildir, bir konu ile ilgili âyetler farklı yerlerde bulunmaktadır. Bir yerdeki âyeti doğru anlayabilmek için ilgili olan diğer âyetleri de göz önüne almak gerekir. Âyetleri açıklayan hadisler ve uygulamalar vardır, bunları da bilmek ve yararlanmak lazımdır. Âyetleri doğru anlamak ve yerinde uygulayabilmek için belli ölçüde bir "ilmî altyapı"ya sahip olmak gerekir. Bu altyapı her öğretmende bulunmaz; bu takdirde tefsir kitaplarına da bakmak zorunlu hale gelir.
Piyasada ve tarih boyunca yazılmış bir tek tefsir olsaydı seçme problemi de olmazdı. Gerektiği için geçmişten bugüne birçok tefsir yazılmıştır ve daha da yazılacaktır. Herkesin bulunduğu şartlar içinde ihtiyacına cevap verecek tefsir aynı olmamakla beraber, günümüze yakın zamanlarda yazılmış, sağlam kaynaklara dayanmış, bu işten anlayanların "uygun, istifade edilebilir" dedikleri meallere ve tefsirlere bakmak gerekir. Bizim (dört kişilik bir heyet halinde) yazdığımız yeni bir tefsir kitabı, yakında Diyanet tarafından basılıp halkın istifadesine sunulacaktır; bu beş ciltlik tefsiri tavsiye ederim.
Numarasını verdiğiniz âyet, kadının huysuzluğundan, haksız ve saldırgan davranışından ileri gelen aile geçimsizliğinde çözüm yollarını gösteriyor. Bu yollar içinde "saldırıya sopa ile karşılık vermek" de var. Bu çare dini bir vazife değil, aslında dince yasaklanmış olan şiddetin (bu arada sopanın) yalnızca bu durumda ve o günün tarihi, kültürel, sosyal şartları içinde kullanılabileceğinin açıklanmasından ibarettir. Günümüz şartlarında birçok insan şiddet kullansa bile bunu dile getirmek, itiraf etmek problem doğurmakta, tepki ile karşılanmakta, İslam'a mal edilmesi durumunda ise dine zarar vermektedir. Hem bugünkü şartlarda başvurulması düşünülemeyecek hem de sözü edildiğinde bile sakıncalar doğuracak bir konuyu doğrudan ortaya koymak hiç uygun değildir; başkaları ortaya koyar da tartışmak kaçınılmaz hale gelirse o zaman da bunun, dinle değil, kültür ve medeniyetle ilgili bir konu olduğunu, günümüzde İslam'ın (Kur'an'ın ve sünnetin genel kurallarının) bunu tecviz etmeyeceğini söylemek gerekir. Bu konuyla ilgili yorumumuz budur eğer kırıcı olduysak özür dileriz.Hakkınızı helal edin.SELAM VE DUA İLE
TEKEL KONUSU HARİÇ ÇOK İYİ BİR BAĞLANTI VERDİNİZ SAĞOLUN.KONUYA BAKIŞ AÇINIZI YİNEDE UFAK VERİLERLE YAKALADIM BİR BAYAN OLARAK DAHA AÇIK BİR ŞEKİLDE USULE GÖRE EVET DÖVEBİLİRİ YAZABİLİP YAZAMAYACAĞINIZI BEKLİYORDUM.
HAKKIM HELAL OLSUN SİZ DE KAKINIZI HELAL EDİNİZ ÜZÜLDÜĞÜNÜZ KONUYA BENDE ÜZÜLDÜM.
SAYGI SEVGİ SELAM VE DUA İLE...
Kim, (yalnız) dünya hayatını ve onun zinetini istemekte ise, onların işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve onlar orada hiçbir zarara uğratılmazlar. İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptıkları da boşa gitmiştir, halen yapmakta oldukları şeyler zaten batıldırØ (Hud, 15-16