ALLAH RAZI OLSUN B)B)B) GENÇLİĞE GÜVENİP VAKİT ÇOK ERKEN DERKEN.BELKİ ELVEDA DİYEMEZSİN GİDERKEN.....(NECİP FAZIL KISAKÜREK)B)B)B)B) A.E.O.
NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN SEÇMELER
82.959 görüntülenme · 59 yanıt
RE: NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN SEÇMELER
ALLAH RAZI OLSUN B)B)B) GENÇLİĞE GÜVENİP VAKİT ÇOK ERKEN DERKEN.BELKİ ELVEDA DİYEMEZSİN GİDERKEN.....(NECİP FAZIL KISAKÜREK)B)B)B)B) A.E.O.
ALLAH RAZI OLSUN B)B)B) GENÇLİĞE GÜVENİP VAKİT ÇOK ERKEN DERKEN.BELKİ ELVEDA DİYEMEZSİN GİDERKEN.....(NECİP FAZIL KISAKÜREK)B)B)B)B) A.E.O.
YÂ RAB, KUSURUMUZU AFFET.BİZİ,KENDİNE KUL KABUL ET.EMANETİNİ KABZETMEK ZAMANINA KADAR BİZİ EMANETTE EMİN KIL.AMİN...
SAİD NURSİ
RE: NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN SEÇMELER
SAĞOLUN BEĞENMEDİNİZ SAYGI MI DUYUYORSUNUZ;)B)
moyensrien13 yazdı:
emege saygıB)B)
SAĞOLUN BEĞENMEDİNİZ SAYGI MI DUYUYORSUNUZ;)B)
RE: NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN SEÇMELER
CÜMLEMİZDEN KARDEŞİM.GERÇEKTENDE ÖYLE ELVEDA BİLE DİYEMEYECEĞİZ BELKİ .ALLAH KORUSUN BEKLENMEYEN ÖLÜMDEN...HAZIRLIKSIZ YAKALNMAYALIM İNŞALLAH.
nihalim yazdı:
ALLAH RAZI OLSUN B)B)B) GENÇLİĞE GÜVENİP VAKİT ÇOK ERKEN DERKEN.BELKİ ELVEDA DİYEMEZSİN GİDERKEN.....(NECİP FAZIL KISAKÜREK)B)B)B)B) A.E.O.
CÜMLEMİZDEN KARDEŞİM.GERÇEKTENDE ÖYLE ELVEDA BİLE DİYEMEYECEĞİZ BELKİ .ALLAH KORUSUN BEKLENMEYEN ÖLÜMDEN...HAZIRLIKSIZ YAKALNMAYALIM İNŞALLAH.
RE: NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN SEÇMELER
Beklenen
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
(1937)
Necip Fazıl Kısakürek
bır Necıp fazıl hayranı olarak emegınıze saglık dıyorm...selametle
Beklenen
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
(1937)
Necip Fazıl Kısakürek
bır Necıp fazıl hayranı olarak emegınıze saglık dıyorm...selametle
RE: Yunus Hürmetine
RE: Yunus Hürmetine
Yunus Hürmetine
"Anadolunun iç aydınlığı" bütün Anadolu'nun sevgilisi insan sevgisinin, hoşgörünün sınırlarını,
Yaradılmışı hoşgör
Yaradandarr ötürü
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil.
gibi söyleyişlerle kimseye nasip olmayacak ölçüde genişleten Yunus Emre (1240-1320) Tapduk Emre'nin dergahında uzun süre zevk ve hevesle odun taşımış, ayak işleri yapmıştı. Ama Tapduk bir türlü arzuladığı gibi Yunus'u ele almıyor, eren lerin gönül deryasından bir katre sunmuyordu. Yunus bu konuda bir dilekte bulunsa "Sen hâlâ dünya kokuyorsun" deyip savuşturuyordu. Yunus "Herhalde benim nasibim burada değil, bir başka şeyhin kapısında" diyerek Tapduk'a dahi haber
vermeden dergahı terketti. Ama dergahtan uzaklaştıkça içini bir hüzün kapladı. Tapduk Emre'nin kapısında en basit işleri yaparken bile gönlünde bir aydınlık, bir ferahlık, bir yumuşaklık vardı. Dergahtan ayrılalı gönlü kararmış, katılaşmıştı, uzaklaştıkça içini Tapduk'a ve dergaha karşı bir hasret kaplıyordu. Bu yolculuk sürerken bir akşam vakti yedi kişilik bir başka yolcu grubuna rastladı. İçini kaplayan hüzün ve hasrette belki bir hafifleme olur diye kendi de onlara katıldı. Yol arkadaşları ermiş kılıklı, yaşlıca insanlardı. Güven veren halleri vardı. Birlikte sürdürülen bu yolculuk sırasında bir an geldi ki hiçbirinin çıkınında (azık çantası) birşey kalmadı. Biryerde mola verdiler, açlık canlarına tak etmişti. Bu yedi arkadaştan bi ri ellerini kaldırıp Yaradan'a niyazda bulundu. Bu dua ve yakarmanın akabinde önlerinde türlü yiyeceklerle donanmış bir sofra peydah oldu. Yediler içtiler Rablerine şükrettiler. Bundan sonra bu yedi yolcudan herbiri yolda acıktıkça dua etti ve yemekleri ilahi bir lütuf olarak ikram edildi. Sonunda dua sırası Yunus'a gelmişti.
Yunus soğuk terler döküyordu. İşin içinde mahcup olmak vardı. Yol arkadaşlarının her biri Allah katında makbul kişilerdi ki duaları kabul görüyordu. Kendinin böyle bir imtiyazı yoktu. Ama duayı yapacaktı, çaresi yoktu. Bütün varlığı ve içtenliğiyle Allahla yalvardı: "Ya Rabbi, şu yol ar kadaşlarım sana kimin yüzü suyu hürmetine yalvarıyorlarsa ben de onun yüzü suyu hürmetine yalvarıyorum, beni mahcup etme..." Bu duanın arkasından öncekilerin iki katı yiyecek içecek lütfedildi. Şaşkınlık sırası yedi yolcudaydı. Sordular:
- Ey arkadaş, sen kimin hürmetine dua ettin? Yunus,
- Önce siz söyleyin dedi. Açıkladılar:
- Biz Tapduk Emre'nin dergahında Yunus adında çok makbul ve muteber bir derviş varmış onun hürmetine Allah'a yakarmıştık.
Yunus esas şimdi mahcup olmuştu. Yunus'un kendisi olduğunu açıklamaya utandı. Tapduk Emre'ye karşı da kalbini bozmuştu. Halbuki Tapduk ona Allah yolunda epeyi dereceler kazandırmıştı. Büyük bir pişmanlık içinde, bedeninden sıyrılmış bir ruh gibi akarak Tapduk dergahına döndü ve şeyhine bu defa kendini kayıtsız şartsız teslim etti.
RE: Yunus Hürmetine
Yunus Hürmetine
"Anadolunun iç aydınlığı" bütün Anadolu'nun sevgilisi insan sevgisinin, hoşgörünün sınırlarını,
Yaradılmışı hoşgör
Yaradandarr ötürü
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil.
gibi söyleyişlerle kimseye nasip olmayacak ölçüde genişleten Yunus Emre (1240-1320) Tapduk Emre'nin dergahında uzun süre zevk ve hevesle odun taşımış, ayak işleri yapmıştı. Ama Tapduk bir türlü arzuladığı gibi Yunus'u ele almıyor, eren lerin gönül deryasından bir katre sunmuyordu. Yunus bu konuda bir dilekte bulunsa "Sen hâlâ dünya kokuyorsun" deyip savuşturuyordu. Yunus "Herhalde benim nasibim burada değil, bir başka şeyhin kapısında" diyerek Tapduk'a dahi haber
vermeden dergahı terketti. Ama dergahtan uzaklaştıkça içini bir hüzün kapladı. Tapduk Emre'nin kapısında en basit işleri yaparken bile gönlünde bir aydınlık, bir ferahlık, bir yumuşaklık vardı. Dergahtan ayrılalı gönlü kararmış, katılaşmıştı, uzaklaştıkça içini Tapduk'a ve dergaha karşı bir hasret kaplıyordu. Bu yolculuk sürerken bir akşam vakti yedi kişilik bir başka yolcu grubuna rastladı. İçini kaplayan hüzün ve hasrette belki bir hafifleme olur diye kendi de onlara katıldı. Yol arkadaşları ermiş kılıklı, yaşlıca insanlardı. Güven veren halleri vardı. Birlikte sürdürülen bu yolculuk sırasında bir an geldi ki hiçbirinin çıkınında (azık çantası) birşey kalmadı. Biryerde mola verdiler, açlık canlarına tak etmişti. Bu yedi arkadaştan bi ri ellerini kaldırıp Yaradan'a niyazda bulundu. Bu dua ve yakarmanın akabinde önlerinde türlü yiyeceklerle donanmış bir sofra peydah oldu. Yediler içtiler Rablerine şükrettiler. Bundan sonra bu yedi yolcudan herbiri yolda acıktıkça dua etti ve yemekleri ilahi bir lütuf olarak ikram edildi. Sonunda dua sırası Yunus'a gelmişti.
Yunus soğuk terler döküyordu. İşin içinde mahcup olmak vardı. Yol arkadaşlarının her biri Allah katında makbul kişilerdi ki duaları kabul görüyordu. Kendinin böyle bir imtiyazı yoktu. Ama duayı yapacaktı, çaresi yoktu. Bütün varlığı ve içtenliğiyle Allahla yalvardı: "Ya Rabbi, şu yol ar kadaşlarım sana kimin yüzü suyu hürmetine yalvarıyorlarsa ben de onun yüzü suyu hürmetine yalvarıyorum, beni mahcup etme..." Bu duanın arkasından öncekilerin iki katı yiyecek içecek lütfedildi. Şaşkınlık sırası yedi yolcudaydı. Sordular:
- Ey arkadaş, sen kimin hürmetine dua ettin? Yunus,
- Önce siz söyleyin dedi. Açıkladılar:
- Biz Tapduk Emre'nin dergahında Yunus adında çok makbul ve muteber bir derviş varmış onun hürmetine Allah'a yakarmıştık.
Yunus esas şimdi mahcup olmuştu. Yunus'un kendisi olduğunu açıklamaya utandı. Tapduk Emre'ye karşı da kalbini bozmuştu. Halbuki Tapduk ona Allah yolunda epeyi dereceler kazandırmıştı. Büyük bir pişmanlık içinde, bedeninden sıyrılmış bir ruh gibi akarak Tapduk dergahına döndü ve şeyhine bu defa kendini kayıtsız şartsız teslim etti.
RE: NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN SEÇMELER
S.A...
BEN BU BÖLÜMDE UYUMUŞUM...ATLAMIŞIM ...KUSURA BAKMA KARDEŞ ...
HEPSİ GÜZEL OLMUŞ ...VESİLE OLDUĞUNUZ İÇİN ALLAH c.c. RAZI OLSUN...
ALLAHA EMANET OLUNUZ...
makinaci06 yazdı:
amin cümlemizden ibret alana ne mutlu.
S.A...
BEN BU BÖLÜMDE UYUMUŞUM...ATLAMIŞIM ...KUSURA BAKMA KARDEŞ ...
HEPSİ GÜZEL OLMUŞ ...VESİLE OLDUĞUNUZ İÇİN ALLAH c.c. RAZI OLSUN...
ALLAHA EMANET OLUNUZ...
makinaci06BENİM ÇOK SEVDİĞİM SÖZLER HER BİRİ ANLAM YÜKLÜ ANLAYANA....ANLAYANLARDAN OLMAK DİLEĞİYLE UMARIM SİZDE SEVRESİNİZ..........ANLADIM Sanat Allahı Aramakmış.......
MÜJDECİM,KURTARICIM, EFENDİM,BİRİCİK PEYGAMBERİM
SANA UYMAYAN ÖLÇÜ HAYAT OLSA TEPERİM.
ELLERİME UZANAN DUDAKLARI TEPEYİM
ALLAH DİYEN GEL SENİ AYAĞINDAN ÖPEYİM.
NE VAR Kİ, PAZARLIĞA GİRİŞECEK ECELLE
SERMAYEM TEK KELİME, ALLAH AZZE VE CELLE.
DİYORLAR, KALSIN ŞİİRDE SÖZDE YERDE,
SEN ARAŞTIR, GÖKLERE ÇIKAN MERDİVEB NERDE?
NE KERVAN KALDI, NE AT, HEPSİ SİLİNİP GİTTİ,
''İYİ İNSANLAR İYİ ATLARA BİNİP GİTTİ''
GÖNLÜM UÇMAK DİLERKEN SEMAVİ ÜLKELERE;
AYAĞIM TAKILIYOR YERDEKİ GÖLGELERE...
BENİ ZAÖAM BÖLÜYOR,BENİ DOĞRUYOR ADET,
MEDET EY BİRİN BİR'İ, EY BİRİN BİR'İ MEDET..
ŞİMDİLİK BU KADAR...ALLAHA EMANET OLUN AİLEM...B)B)B)
YAGMURBEY
Yeni Üye
- Mesaj
- 0
Yeni Üye · 0 mesaj
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir;
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
‘Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur’
” Necip Fazıl Kısakürek ”
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
‘Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur’
” Necip Fazıl Kısakürek ”
Ne İleri, Ne Geri
Ne ileri, ne geri;
Kimlerin var haberi
Benim sonsuz dünyamdan?
Belki sabahtan beri
Ve belki de akşamdan,
Bakıyorum bir camdan,
Renk renk billûr ehramdan,
Haberim yok, rüyamdan,
Ne geri, ne ileri!
İskemle düşmüş, bırak,
Açma, çalsın çıngırak!
Geçen trenlere bak;
Rüyada bir kabartma.
Onlar gidiyor ama,
Kalıyor dumanları.
Trenler götürüyor,
Kendi gölgelerinden
Kaçışan insanları.
Trenler götürüyor,
Dağdan dağa sürüyor,
Kendi gölgelerinden,
Başsız gövdelerinden
Kaçışan insanları...
Ve rüzgâr üfürüyor,
Geride dumanları.
Ve rüzgâr üfürüyor,
Kaynaşan ummanları.
Vaz geç onlardan vaz geç!
İstediğim bu değil;
Ve o değil, şu değil.
Eğil, ruhuma eğil!
Bin hayal içinden geç
Ve benim hülyamı seç!
Bak, şu ağaçlı yola,
Bize doğru geliyor.
Orda üç kız kol kola,
Bize doğru geliyor.
Kömür tozundan ince,
Su gibi şeffaf gece,
Doldurmuş yüzlerini,
Silmiş pürüzlerini.
Kalmamış, Meryem gibi
Yüzlerinde kırışık;
Ve o Bâkirem gibi,
Yüzleri birer ışık,
Vücutları bir âhenk.
Öyle hafif ki, onlar,
Elimizi uzatsak,
Havayı kımıldatsak,
Üçü de titreyecek,
Bir âhenk gibi ürkek,
Havada eriyecek.
Başka ses, ayrı biçim,
Ne de istiyor içim,
Kapının kenarına,
Parmaklık duvarına,
Bir genç aşık otursun.
Tel tel sazını kursun,
Karanlıkta başbaşa,
Gömsün başını taşa.
Ve derin, sıcak, uzun
Şarkısını okusun.
Trenler gitmeseydi.
Yolda gezen kızları,
Rüzgâr eritmeseydi.
Döşekler yalnızları,
Dürtmese, itmeseydi.
Şarkılar bitmeseydi.
Bu çözülmez bilmece;
Hep sayı, harf ve hece...
Peçe üstünde peçe...
Böyle aynı noktanın
Üstünde saatlerce,
Benliğime eğilsem,
Sabah, akşam ve gece,
Ortasında odanın,
Karanlıkla çevrilsem,
Bir çözülmez bilmece;
Hep sayı, harf ve hece...
İçinden bu kafanın,
Fâni dünyayı silsem.
Dünyalar nice nice;
Yavaşça ölebilsem,
Yeni baştan dirilsem,
Duysam, görsem ve bilsem!
Ne ileri, ne geri,
Ne geri, ne ileri!..
1934
Necip Fazıl Kısakürek
Üsküdar Selimiye Camii imam hatibi Fahri Duran anlatıyor:
Bir gün Ahmet Mekki Efendi’nin oğlu, Prof. Dr. Ahmet Hikmet Üçışık geldi, beni arabasıyla vakıf Guraba Hastanesine götürdü:
”üstad vefat etti, cenazesini sen yıkayacaksın! “dedi, gittik.
Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Prof. Dr. Ahmet Hikmet Üçışık ‘la bir kişi daha vardı, şimdi onun adını hatırlayamıyorum.
Cenazeyi yıkadık, havluyla kuruladık, kefene sararken yüzüne şöyle bir baktım… Yanaklarından aşağı gözlerinden, diri insan nasıl ağlıyorsa, aynen öyle yaş aktığını gördüm!...
Kırk yıllık imamım ben! Yüzlerce cenaze yıkadım ben ama bir ölünün gözünden yaş geldiğine ne daha önce ne daha sonra hiç rast gelmedim. Hatırlamıyorum.
İşte o zaman –zaten duyguluydum ama tekrar- öyle duygulandım ki şöyle seslendim:
—Üstadım, ahirete giderken bile bu milletin hali pür melâline ağlayarak gidiyorsun.
Sonraaaa .. Bu durum çok dikkatimi çekti benim. Üstadı yerine tevdi ettikten ne kadar sonraydı bilmem.”Hadis-i Erbain”’de rastladığım bir hadiste, Efendimiz Aleyhisselam: Gaslinden sonra gözlerinden yaş gelen kişiyi kutlayın. Çünkü o cennetliktir.” Buyuruyordu.
Bir gün Ahmet Mekki Efendi’nin oğlu, Prof. Dr. Ahmet Hikmet Üçışık geldi, beni arabasıyla vakıf Guraba Hastanesine götürdü:
”üstad vefat etti, cenazesini sen yıkayacaksın! “dedi, gittik.
Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Prof. Dr. Ahmet Hikmet Üçışık ‘la bir kişi daha vardı, şimdi onun adını hatırlayamıyorum.
Cenazeyi yıkadık, havluyla kuruladık, kefene sararken yüzüne şöyle bir baktım… Yanaklarından aşağı gözlerinden, diri insan nasıl ağlıyorsa, aynen öyle yaş aktığını gördüm!...
Kırk yıllık imamım ben! Yüzlerce cenaze yıkadım ben ama bir ölünün gözünden yaş geldiğine ne daha önce ne daha sonra hiç rast gelmedim. Hatırlamıyorum.
İşte o zaman –zaten duyguluydum ama tekrar- öyle duygulandım ki şöyle seslendim:
—Üstadım, ahirete giderken bile bu milletin hali pür melâline ağlayarak gidiyorsun.
Sonraaaa .. Bu durum çok dikkatimi çekti benim. Üstadı yerine tevdi ettikten ne kadar sonraydı bilmem.”Hadis-i Erbain”’de rastladığım bir hadiste, Efendimiz Aleyhisselam: Gaslinden sonra gözlerinden yaş gelen kişiyi kutlayın. Çünkü o cennetliktir.” Buyuruyordu.
Allah Derim
Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!
Ey akıl, nasıl delinmez küfen?
Ebedi oluşun urbası kefen!
Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
Allah derim, başka hiçbir şey demem!
Necip Fazıl Kısakürek
26 mayıs 1905 doğum günün kutlu olsun Üstad !
Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!
Ey akıl, nasıl delinmez küfen?
Ebedi oluşun urbası kefen!
Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
Allah derim, başka hiçbir şey demem!
Necip Fazıl Kısakürek
26 mayıs 1905 doğum günün kutlu olsun Üstad !
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/9279-necip-fazil-kisakurek-ten-secmeler · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
◆İlgili Konular
- DUA [Necip Fazıl KISAKÜREK] Dua Bölümü 9 cevap
- Necip Fazıl Kısakürek ' ten şiirler Şiirler 22 cevap
- O ERLER Kİ ( NECİP FAZIL KISAKÜREK ) Şiirler 2 cevap
- ' Üstad'dan AŞK ( Necip Fazıl Kısakürek ) Güzel Sözler 15 cevap
- Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK'ten Bir Ramazan Hatırası... Ramazan Ayı 10 cevap
- necip fazıl kısakürek son anları Sesli Görüntülü Dini Sohbetler 1 cevap
Giriş yap ve cevap yaz.
