2 Akmış kan:
Hayvanlar kesilince vücuttaki kanın büyük bir kısmı dışarı akar, az bir miktar da ince damarlarda kalır İşte bu dışarıya akan kanı yemek, içmek haramdırİnce damarın içinde kalan veya dalak ve ciğer gibi âzalarda bulunan kan ise, akmış sayılmadığından et ve sakatat ile birlikte yenilmesi mübahtır Kan yemenin haram oluş hikmeti, akan kanın pis oluşu ve insan tabiatının onu kabûl etmeyişidir Câhiliye Arabları acıktıkları zaman ellerine sivri uçlu keskin bir kemik veya benzeri bir şey alır, onunla hayvanı yaralar, akan kanını toplayarak içerlerdi Kur`an bu kötü âdeti men`etmiştir
Domuz:
Domuz, tabiatı icabı, ekşimiş ve kokuşmuş maddeler yiyen ve pislik içinde yüzen bir hayvandır Bu sebeble eti, başta trişin ve tenya olmak üzere birçok mikroba yuvalık yapmaktadır Domuz etinin insan sağlığına büyük zararları dokunduğu gibi, insan ahlâkına da menfî te`sirleri olduğu belirlenmiştirBilhassa domuz yemenin kıskançlığı, namus duygularını yıprattığı ileri sürülmüştür
4 Allah`tan başkası adına kesilenler:
İnsan hayatına ancak Allah Teâlâ son verir Hayvanların hayatına son vermek ise, yine Allah`ın iradesiyle olmakla beraber, insanlar da etinden, derisinden, yününden faydalanmak için hayvanları öldürmektedirler Bu fiile izin veren Allah Teâlâ`dır İşte hayvanı öldürürken, Allah`ın ismini anmak, Allah`ın insana verdiği bu izni tazelemek; ölümün ancak O`nun kudret ve iradesiyle olduğunu hatırlamak içindir Hayvanın kesimi sırasında Allah`tan başkasının ismi zikredilince, Allah`ın bu izni ve rızası iptal edilmiş; böylece kesilen hayvandan mahrumiyeti gerektiren büyük bir nankörlük içine girilmiş olur Hayvanları Allah`tan başkası adına kesme yasağı, aynı zamanda putperestliğin kökünü kazımak, tevhid inancını perçinlemek hikmetini de taşır
5 Diğer kara hayvanlarından yenmesi helâl ve haram olanlar:
* Etinin yenmesi helâl olan hayvanlar şunlardır:
a Tab`an çirkin, iğrenç ve kötü olmayan ehlî hayvanların etleri, şer`î usule uygun olarak kesilirlerse, dînen helâldir, yenebilir Koyun, keçi, sığır, manda, deve, geyik, tavuk, hindi, kaz, ördek, devekuşu, bıldırcın, güvercin, keklik ve avlandığını bildiğimiz diğer kuş ve hayvanlar, bu kısma girer
b Suda yaşayan balık cinsinden bütün hayvanların da etleri helâldir, yenebilir Kalkan, sazan, yılan balıkları da bu kısımdandır Balık sınıfına giren hayvanların kanları akıcı olmadığı için boğazlama işlemi yapılmaz Bu hayvanlar, denizde kendi başlarına ölmüşlerse etleri yenmez Dış te`sirlerden ölmüşlerse (fırtına, sıcaklık, soğukluk, vs) etleri helâldir, yenebilir
* Etlerinin yenmesi helâl olmayan hayvanlar ise şunlardır:
1 Azı dişleri ve pençesiyle avını tutup parçalayan ve dövüşen vahşî ve yırtıcı hayvanların etleri haramdır, yenmez Kurt, ayı, aslan, kaplan, sırtlan, pars, sansar, sincap, fil, maymun, tilki, gelincik, kedi, köpek gibi
2 Tırnaklarıyla avını kapıp avlayan ve tab`an kerih görülen kuşların da etleri haramdır veya tahrimen mekruhtur Bunlar; çaylak, kuzgun, kartal, akbaba, yarasa, atmaca, şahin, alacakarga gibi hayvanlardır
3 Tab`an habis ve iğrenç olan hayvanların etleri de yenmez Fare, köstebek, kirpi, kertenkele, akrep, yılan, kurbağa, kaplumbağa, salyangoz, solucan, arı, sinek, kurt, böcek, vs
4 Temiz olmayan şeyleri yemiş olan tavuk, koyun, sığır gibi hayvanların etleri de, bir temizlik süresi geçmeden yenilemezler Bunun için böyle necasetle gıdalanan hayvanlar hapsedilir, temiz gıda ile beslenirler Bu hapis süresi tavukta üç gün, sığır ve deve için 10 gün, koyun için de 4 gündürDomuz sütüyle beslenen hayvanların etleri helâldir
5 Atlar, cihada yarayan hayvanlar olduğundan İmam-ı A`zam`a göre etleri yenmesi mekruhtur İmam-ı Şâfiî ve Ahmed bin Hanbel`e göre ise yenebilir
6 Zâruret hâli:
Yukarıda zikrettiğimiz bütün bu haramlar, normal durumlar içindir Zaruret hâlinin ise, kendisine mahsus hükümleri vardır Zaruret hâlinden maksad, açlık ve susuzluğu giderecek, hastalığı tedavi edebilecek helâl bir nesnenin bulunmaması hâlidir
a Açlık ve susuzluk: Ölmeyecek kadar yeyip içmek her insan için farzdır İnsan bu sayede oruç tutmaya, namaz kılmaya muvaffak olur İnsan yiyecek ve içecek helâl bir şey bulamazsa, harâm olan şeyden de yeyip içebilir Bu yeyişin ve içişin ölçüsü ise, ölmeyecek, hayatını devam ettirecek miktardır Daha fazlasını yeyip içmek helâl olmaz Çünkü zaruretler kendi miktarlarıyla takdir olunurlar (Helâl yiyecek ve içeceklerden ise, kuvvetini artırmak için doyuncaya kadar yeyip içmek mübahtır)
b Tedavi zarureti: Tedavi için temiz olan ilâçları yeyip içmek, kullanmak câizdir Peygamber Efendimiz: "Ey Allah`ın kulları, tedavide bulununuz Çünkü Allah Teâlâ, hiçbir illet yaratmamıştır ki, onun için bir deva ve ilâç da yaratmamış olsun Yalnız bir illet müstesnadır O da ihtiyarlıktır" buyurmuştur Helâl, temiz olmayan şeyler ile tedavide bulunmak, esasen câiz değildir Ancak bâzı fakihler, ilâcın da gıda gibi zarurî bir ihtiyaç olduğunu ileri sürerek, darda kalındığında haram ile tedaviye cevaz vermişlerdir Nitekim, Peygamberimiz erkeklere ipek giymeyi haram kıldığı halde, cild hastalığı sebebiyle Abdurrahman bin Avf ve Zübeyr bin Avvâm gibi bâzı sahabîlerin giymesine müsaade etmiştir Harâm olan bir şey`i ilâç olarak kullanmanın bâzı şartları vardır:
1 Bu ilâç kullanılmadığı takdirde, insan hayatının ve sıhhatının hakikî bir tehlike içinde olması
2 Onun yerini tutacak helâl bir ilacın bulunmaması
3 Bu ilâcı, dindarlığına ve ihtisasına güvenilir bir müslüman doktorun tavsiye etmesi Bu üç şartın bulunması hâlinde, haram maddelerle de tedavi câiz olur Görülen lüzum üzerine bir uzvuna ameliyat yapılacak bir kimseye aklını giderip bayıltacak bir ilâç içirilmesinde de (narkoz) bir beis yoktur
c Zaruretler, başkasının malını da helâl kılar Helâl yiyecek ve içeceği olmayan bir müslüman, bunu çevresinde mensubu bulunduğu toplum içinde bulabiliyorsa, onunla ihtiyacını gidermek kendisine mübah olur İslâmiyet özel mülkiyeti tanımış ve korumuştur Ancak, bu hak, sınırsız değildir Nitekim bu sınırlamalardan biri de zaruret hâlidir Yanında kendi ihtiyacından fazla yiyecek ve içeceği olan kimse, bunu darda kalmış kimseye vermek zorundadırVermezse, karşı taraf zorla alabilir Bundan dolayı da, hiçbir mes`uliyet altına girmez Tabiî ki başkasının malından bu ihtiyacını karşılama hâli, ölmeyecek kadar, hayatını devam ettirecek miktardır Daha fazlası helâl olmaz