Allah'ı Görüyor Gibi...
Muaz bin Cebel (Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Bir gün Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi vessellem)'in yanına gittim ve ona:
-Ya Resulullah! Ahiretim için ne lazımdır, bana bu konuda tavsiyede bulun, dedim. Bana:
-Sanki Allah'ı görüyor gibi ona ibadet et, dedi.
Burada bizim için çok büyük bir şiddet vardır. Eğer insan Allah'ı her an görüyor gibi ibadet etse, Allah'ı o kudret sahibi ve azametiyle tanısa, onun ibadetinin onu nasıl yapacağını, ancak Allah verir. İnsan böyle olduğu zaman, hiç günaha da düşmez. Çünkü, Allah-u Zülcelal
Ayet-i Kerime'de şöyle buyruyor:
"Muhakkak sahih namaz edepsizlikten ve uygunsuzluktan alıkoyar."(Ankebut;45)
Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vessellem) başka bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:
"Siz bir namaz kıldığınız zaman, 'Bu benim son namazımdır, ben bir daha namaz kılma fırsatı bulamayacağım' diye düşünün. Bir sadaka, bir zekat verdiğiniz zaman da öyle düşünün."
Yani, yapılan her bir ameli, son amel olarak kabul etmeli, ondan sonra tekrar amel yapamayabileceğimizi düşünmeli, ona göre kendimizi ayarlamalıyız.
İnsan ölürken son bir namaz, sadaka gibi ibadet yapsa şöyle düşünür:'Ben ölüyorum. Bu son amelimdir. İnşaAllah bununla Allah'ın rızasını kazanırım.' İnsan böyle düşündüğü zaman, imanın halaveti bütün vücuduna yerleşir ibadetini içinden gelerek, isteyerek, ondan tat alarak yapacaktır.
Ama maalesef, hep gafletten dolayı vucudumuz bir yerde ibadet ediyor, kalp ise başka düşüncelerle başka yerlerde geziyor. Vücut güya ellerini Allah'ın huzurunda bağlıyor,kalp ise başka yerlerde dolaşıyor. Böyle olduğu zaman da ibadetten istenilen menfaat elde edilemiyor
.
O'nun Huzurunda..
Namazla, bütün kainatın sahibi; gökleri, Arş-ı Ala'yı, Kürsi'yi, Cennet'i, dünyanın yedi kat tabakasını, gece gündüzü yaratan, idare eden, kudret ve azamet sahibi Allah-u Zülcelal'in huzuruna gidiyoruz ve onunla konuşuyoruz.
Kişi, iki rekat namazında, huzurlu olduğu zaman, Allah ona, nice paylar ve tatlar verecektir.
Namazda, insanın kalbinin, namazda başka yerlere gitmesi şuna benzer;
Nasıl bir insan, bir haceti için Padişahın huzuruna gidince, onun karşısında iken, sağa sola bakar, padişaha iltifat etmez, onunla konuşmazsa, Padişah: "Bu deli midir? Benim huzuruma, bir şey istemek için geldiği halde, umursamaz halde davranıyor!" der, hatta onu huzurundan kovar.
Bizim namazdaki durumumuz da padişahın huzuruna çıkan o kişi gibidir.
Namazla Allah'ın huzuruna girdiğimiz zaman, huzurla O'ndan bir şey istmemiz lazımdır. İşte o zaman, Allah (c.c) bize verecektir. Allah-u Zülcelal, çok merhamet ve şefkat sahibidir.
Bzim elimizde de nice fırsatlar vardır, onları değerlendirmemiz lazımdır. -Bilateşbih- nasıl fakir , çıplak, hiçbir şeyi olmayan, ailesi perişan bir insana, dağ gibi altın ve paraları olan bir padişah , kendi önünden geçerken: " Gel sana yardım edeyim" dediği halde, "İstemiyorum" derse ve bu nasıl bir akkılsızlık, delilikse Allah'ın bize verdiğ fırsatları değerlendirmememiz de böyledir.
Kişi hakiki olarak Allah'a tövbe eder, sonra da kendi kuvvetine göre, az çok ibadette bulunursa, Allah (c.c) ona ahirette ona çok güzel muamele edecektir.
Temimi dari buyuruyor ki :
" Bir kişi günahlarıyla Allah'ın huzuruna getirilecektir. Küçük günahları ona gösterilecek ve onları okuyacaktır. Fakat kendisini hatırlamasına rağmen, yaptığı büyük günahları ona gösterilmez. Deme ki o, günahlarına tövbe etmiş, Allah da onları affetmiştir. Allah-u Zülcelal, bir meleğe bir kitap verir ve' Bu kulumu cennete götür' der. Allah meleğe, yine şöyle buyurur: 'Bu kitabı kulum cehennem'den geçtikten sonra,eline ver ve ona hürmet ve tazim için günahlarını kendisine göstermediğimi söyle.' O melek kitabı alır ve kul, bütün Cehennem kapılarından geçtikten sonra , okuması için eline verir. Kitabı okuduğunda, Allah-u Zülcelal'e hamdü sena ve şükür eder."
İşte insan günahlarından pişman olduğu ve elinden geldiği kadar Allah-u Zülcelal'i razı ettiği zaman, Allah-u Zülcelal kuluna, kıyamet gününde böyle merhametle muamele eder. Kendimizi o merhamete müstehak etmek için ruhumuzu, canımızı, malımızı, her şeyimizi feda etsek, yine de azdır. Allah-u Zülcelal'in bu şekilde muamele etmesi, ne güzel bir şeydir!
Allah-u Zülcelal, hepimize isteği razı olacağı şekilde salih amel yapmayı nasip etsin, İnşaAllah. (Amin)