El-Endulusi, post: 1441887, member: 87466Zaten Kelime olarak tasavvufdan bahsetmedim hani reddiye yapsinlar diye. Sen anliyorsun diye aciklamali yazmiyorum fazla vaktim olmuyor zira. Sen guzel ozetledin, benimde soylemek istedigim zuhd hayati ibadetlere duskunluk vesaire. Ben bu noktada soruyorum sana sen tasavvufu ne zannediyorsun diye. yabanci tesiri ve Itikadi sapmalar nelerdir sen onlari soyle onlarla konusalim. Boyle konu hep KISIR dongude kaliyor.
Birde konuyu biraz daha acmak adina. Mesela diyelim ki Imami Azam rahimehullah zamaninda Caferi Sadik r.a.ve Muhammed Ibn Ebibekir r.a. (bir oncesi) yasamamis farz edelim. Senin soyledigini gore konusuyorum peki Imami Azamdan sonra gelen cok degerli alimler vardi, onlarda Tasavvufa karsi bir reddiye varmi? Bu Tasavvuf hak degildir diye? Bana bunlari yazarmisin kitaplari alimleri ile birlikde.
Simdi elinde Tasavvufun bidat oldugunu dair Ehli SUnnet bir alimin (Imami Azamdan sonra) bir kitabi varsa onu verki zira obur turlu bizim elimizde yalnizca senin soylediklerin kaliyor kardes. Durum bu olunca da ilmi olarak konusamiyoruz. Sadece karsilikli mesajlastigimizla kaliyoruz. Sen arastirdigina gore bu denli derin mutlaka elinde Tasavvufun bidat olduguna dair elinde bir fetva hukum bap kitap artik her ne ise bir Ehli Sunnet alimin kitabi risalesi olmasi lazim. Yoksa biz sadece senin soylediklerini mi okuycaz. Ona gore mi konusucaz kardes.
ebu suud --- fetvalar
taftazani ve şeyhülislam ibn kemalin... risaleleri
zembilli ali efendinin deveranı sufiyesi
imam birgivinin zikril cehri risalesi
şeyhulislam çivcizade muhyiddin mehmed --mevlana hakkındaki fetvası
uzun süre medreselerde kitabı okutulan muhammed halebinin --nimetüz zeriası örnek verilebilir tasavvuf eleştirilerine .
ama baştada söylendiği gibi hiç bir alim yanılmaz değildir.. alimin kim olduğunun önemi yok ..
bütün mesele yaptığımız amelleri sahabe, tabiin ve mezhep imamlarımızın yapıp yapmadığı. sizde zaten kabul ediyorsunuz bu gün tarikatlarda yapılan nefy ıspat veya letaif zikirlerini bu mübareklerin yapmadığını. bu uygulamalar onlardan sonra başlamıştır. buna itirazınız yoktur sanırım....???
sonraki döneme gelirsek; emevi baskısı, abbasilerde de devam etti, daha sonraki saltanat rejimleride kendilerini destekleyen insanları desteklerken karşılarında olan alimleri cezalandırma yoluna gitti. mevlana -ahi evran mücadelesi buna güzel bir örnektir..
osmanlı fetih geleneği ve göç eden insanların ehlileştilmesi meseleside tuz biber oldu bu mücadeleye.. yani çoğunluğun vicdanına akıl ve bilim kurban edildi.şiiliğe karşı sunni taavvufun ön plana çıkarılması ve devletten himaye görmesi dengeyi tamamen tasavvuf lehine bozdu.. tasavvufa karşı olan insanların bu uğurda sesleri kısıldı.. ahi evren düşünce sisteminin, mevlana doktrini karşısında kaybolması gibi tasavvuf karşıtı düşüncede neredeyse kayboldu.. bu yüzden itirazlar günümüze ulaşamadı...
sonuç; kuran müminlere şifadır. sünnet ve kuran bize kutsal iki emanet.amellerimizi ve inançlarımızı bu iki kaynağa göre düzenlemek durumundayız... aksi halde binbir fikir çıkar, insanları sünnetin çizgisinden çıkarır..
tasavvufun fonksiyonuda burda başlıyor zaten; çeşitli mesheplere mensup insanlara mezheplerinin sünnete bağlı olarak öngördüğü amellere ek olarak yeni uygulamalar yaptırıyor. mesele bunulada kalmıyor tabi. bazı kollar inançesaslarına zara verecek, birtakım fikirleri müslümanlara empoze ediyor. böylece adı sunni ama inançta ve uygulamada imamlarından farklı yani kitlaler ortaya çıkıyor..
isim önemli değil burda. tasavvuf denir veya denmez.. mesele sünnetten sapmanın ortaya çıkmasıdır. tamaen sapma olmuyor elbette bu insanlarda mümindir. inşaallah. ama tehlike büyük.şii irfanından , panteizme kadar savrulma tehlikesi var. bu sebeple güvenli liman olan sünnete sarılmak gerekiyor..