Kısa, Kısa!

21.524 görüntülenme · 167 yanıt

Paylaş:
Aşk-ı Hicab

Aşk-ı Hicab

Mübarek Üye · 12.148 mesaj

#101
Muhtazaf, post: 1434518, member: 37970



Emeğinize sağlık.. Çok güzel bir söz..

Büyük fedakarlıklar gerektiren işlerin sonu tatlı olunca daha da bir değerli oluyor..
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#102
Hiçbir acı, cehaletten daha fazla zahmet verici değildir.
(Hz. Ali (r.a))
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#103
Ey müslüman, sana düşen nimetse sadece çile...
Uyumamak ve düşünmeye memur olmak...
Bu çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını ve yorganını satardın!
N.Fazıl Kısakürek
HÜDAVENDİGAR

HÜDAVENDİGAR

Mübarek Üye · 735 mesaj

#104
Hayat; sınırı aşmakla değil, mesuliyetleri kabullenmekle yaşanır.Sınırsız ve sorumsuz hayat nefsani hayattır.Kendi gücünün yettiği mes'uliyeti bile kabul etmeyen kimseyi adamdan saymazlar.
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#105
İnsanın parası arttıkça düşmanı artar..
İlmi arttıkça dostu artar..
Hz. Ali radıyallahu anh.
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#106
Kaldır başını gör ki, neler var .
Geçip giden zamanın içinde ne hezeyanlar var.
Sanma ki, baki şu yaşananlar..
Her gecenin elbet bir sabahı var..
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#107
Bütün dünyayı verseler,
Ve buna karşılık bir karıncanın ağzındaki taneyi almamı isteseler,
Bu zulmü yapmam...
Hz. Ali (r.a.)
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#108
"Üzülme!'' der Mevlana...
Ve devam eder.
"Kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner."'

-Mevlana Celaleddin Rumi-
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#109
Devler karıncaları göremezler ama karıncalar devleri mağlup edebilirler.
M.S.A
İnsan olabilmek o kadar kolay değil. Kolay olsaydı dünya bu kadar kokmazdı.
M.S.A
İncileri inci yapan böceğin salyasıdır. İnsanı insan yapan insanca yaşamasıdır.
M.S.A
Lat ve uzzaya tapanlar toprak oldu azap çeker. RAB'bini bilen kul sınıfı iltifatla geçer.
M.S.A
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#110
Baba gibi devlet
Ana gibi nimet
Evlat gibi servet Bulunmaz!

Hz Ali ra
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#111
Birini eleştirmeden önce, gökte iki ay değişene kadar onun ayakkabılarını giy...
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.743 mesaj

#112
Titredi küçük kuş...
Çırpındı ... uçtu...
Hicreti ellerine...
Aç pencereni... Sokaklar ayaz...
Güneş ısıtmaz avuçların kadar...
Mülteciyim...
Aç ellerini Yâr...
Aç ellerini..
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#113
Muhtazaf, post: 1443325, member: 50627Titredi küçük kuş...
Çırpındı ... uçtu...
Hicreti ellerine...
Aç pencereni... Sokaklar ayaz...
Güneş ısıtmaz avuçların kadar...
Mülteciyim...
Aç ellerini Yâr...
Aç ellerini..


abi bunların hepsi birbirinden güzel
allah sizden razı olsun
.................
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#114
Her şeyin ilacı ‘ZAMAN’ derler. Bir de bu kelimeyi tersten okumayı deneseler.
.................
Reyhani_konyevi

Reyhani_konyevi

Mübarek Üye · 834 mesaj

#115
Anam babam sana feda olsun ya resulallah..
merveneva

merveneva

Kıdemli Üye · 239 mesaj

#116
Allah ne muradın varsa vermesin.
Gönül bu, hayrı şerri bilmez, ister. .
Hayırlısı neyse onu versin.
merveneva

merveneva

Kıdemli Üye · 239 mesaj

#117
Müfettiş öğrenciye sorar,
"Söyle bakalım 3 ile 2 ne eder?"
Çocuk,
"Neye göre öğretmenim, bu duruma göre değişir." der.
Müfettiş "nasıl yani?"
deyince, Çocuk;
3 ten 2 çıkarsa 1 kalır. Buda ALLAH 1 dir demektir. Yok 3 ile 2 yi toplarsak 5 eder. Buda islamın 5 şartı demektir. Yok eğer, 3 ile 2 yi çarparsak 6 eder, buda imanın şartı demektir. Hee eğer 3 ile 2 yi peşpeşe okuyacaksak buda 32 farz demektir.
merveneva

merveneva

Kıdemli Üye · 239 mesaj

#118
Öğretmen okulun ilk gününde,

5. Sınıfın önünde dururken, çocuklara bir yalan söyledi:
Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı
derecede sevdiğini söyledi.
Ancak bu imkansızdı, çünkü ön sırada, oturduğu
yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.
... Mediha öğretmen bir yıl önce Mustafa’ yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemlemişti.
İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu.

Bu öyle bir noktaya geldi ki, Mediha öğretmen onun kağıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar(X) yapmaktan ve kağıdın üstüne kocaman bir “0” koymaktan zevk alır oldu.

Mediha öğretmenin okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu; Mustafa’ nın kayıtlarını en sona bıraktı.

Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

Mustafa’ nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve de çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli"

İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evdeki yaşamı mücadele içinde geçiyor."

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa’nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek."

Mustafa’ nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor."

Bunları okuyunca, Mediha öğretmen problemi kavradı ve kendinden utandı.

Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu.

Mustafa’ nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti.

Mustafa’ nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kağıdı ile beceriksizce sarılmıştı.

Mediha öğretmen onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu.

Mediha öğretmen pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı.

Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi.

Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü.

Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.

"Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz."

Çocuklar gittikten sonra, Mediha öğretmen en az bir saat ağladı.

O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı.

Mediha öğretmen, Mustafa’ya özel ilgi gösterdi.

Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu.

Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.

Bir sene sonra, Mediha öğretmen kapısının altında Mustafa dan bir not buldu, ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı yıl sonra Mustafa’dan bir not daha aldı.

Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı.

Yine Mediha öğretmenin tüm yaşamında ki en iyi ve en favori öğretmen olduğunu yazmıştı.

Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi.

Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu.

Mektup onun hala karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu.

Ama simdi ismi biraz daha uzundu.

Mektup söyle imzalanmıştı:
Prof. Dr. Mustafa Yılmaz
( Tıp Doktoru)

Öykü burada bitmiyor.

Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.

Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu.

Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Mediha öğretmenin damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.

Şüphesiz Mediha öğretmen bunu kabul etti.
Ve tahmin edin ne oldu?

Taşları düşmüş olan o bileziği taktı. Dahası, Mustafa’ nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.

Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Mediha öğretmenin kulağına şöyle fısıldadı:

"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.
Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim"

Mediha öğretmen, gözlerinde yaşlarla şöyle dedi:
“Yanlış düşüncelere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum."
merveneva

merveneva

Kıdemli Üye · 239 mesaj

#119
Hırlayan Anıran Zırlayan Sanatçılar
Bunların Neresi Sanatçı Irz Yok Namus Yok

"Bir Tanrıya bir sana taptım" dedi bir ses,
Ne şirk kokan bir sözdü, alamadım sanki nefes..
YARADAN'ın kuluna tapmak da ne demek,
Bir de isim bulmuşlar Tatlıses, Gürses..

Biri dedi ki "Cenneti değişmem saçının teline"
... Öbür dünyada o saç teli senin neyine..
Dinledin, dinlettin, eşlik ettinse
Unutma ki yazıldı senin amel defterine..

"Madem unutacaktın beni neden yarattın"
Bu şarkıyı söyleyen, sen büyük hata yaptın..
RAHMAN unutsa hiç nefes alır mıydın,
Kimbilir belki bu sözle cehennemde yer kaptın..

"isyanım var benim kadere" dedi diğeri,
Belki de RAHMAN'ın katında düştü değeri..
Bu sözler çarpılınca yüzüne ahirette,
Söylediklerinin dönüşü olmayacak geri...

"Lanet kaderim yine beni seçmiş,
Yarimi benden alıp ellere vermiş"..
Bu şarkıyı söyleyen sayın çokbilmiş,
Şükret ki RABB'im sana insanlık vermiş...
mustafa11

mustafa11

Mübarek Üye · 3.063 mesaj

#120
merveneva, post: 1443371, member: 48192Hırlayan Anıran Zırlayan Sanatçılar
Bunların Neresi Sanatçı Irz Yok Namus Yok

"Bir Tanrıya bir sana taptım" dedi bir ses,
Ne şirk kokan bir sözdü, alamadım sanki nefes..
YARADAN'ın kuluna tapmak da ne demek,
Bir de isim bulmuşlar Tatlıses, Gürses..

Biri dedi ki "Cenneti değişmem saçının teline"
... Öbür dünyada o saç teli senin neyine..
Dinledin, dinlettin, eşlik ettinse
Unutma ki yazıldı senin amel defterine..

"Madem unutacaktın beni neden yarattın"
Bu şarkıyı söyleyen, sen büyük hata yaptın..
RAHMAN unutsa hiç nefes alır mıydın,
Kimbilir belki bu sözle cehennemde yer kaptın..

"isyanım var benim kadere" dedi diğeri,
Belki de RAHMAN'ın katında düştü değeri..
Bu sözler çarpılınca yüzüne ahirette,
Söylediklerinin dönüşü olmayacak geri...

"Lanet kaderim yine beni seçmiş,
Yarimi benden alıp ellere vermiş"..
Bu şarkıyı söyleyen sayın çokbilmiş,
Şükret ki RABB'im sana insanlık vermiş...

eline sağlık kardeşim allah senden razı olsun
Kim gülerek günah işlerse, ağlayarak Cehenneme gider . M.E.M.
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.