SEVGİLİ BEKİR COŞKUN, LAGA LUGAYI KES, KURBAN KES!
Yazar Bülent Akyürek
Her yıl aynı terane, aynı laflar, aynı şeyler. Biz, her Kurban Bayramı’nda Ertuğrul Özkök, Hülya Avşar, Serdar Turgut, Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun’u dinlemek zorunda mıyız? Bakın, Bekir Coşkun Cumhuriyet' Gazetesi’ndeki köşesinde diyor ki:
“ Kimi evlerin arkasından ağlayan kurbanlık kuzuların sesleri geliyor… Hani bizleri uzaktaki okullara gönderdikleri zamanlar, geceleri uyanıp da özlediğimiz yuvalarımız için ağladığımız gibi…
Sürü köyün harman yerine yaklaştığı zaman, anneler bağırarak yavrularını çağırmaya başlarlardı. Köylüler o sırada ağılların kapısını açıp yavruları salarlardı. Yüzlerce yavru aynı anda yüzlerce anneye doğru koşardı zıplaya zıplaya… Birkaç dakika içinde her yavru kendi annesini bulmuş, annesinin memesinden sütünü emiyor olurdu. “Annelerini nasıl buluyorlar?” diye sorardım, babam yanıtlardı: “Çünkü annelerini kokularından tanıyorlar…”
“Anne kokusu…” Demek ki onlar da biliyorlardı anne kokusunu... Sonraları daha iyi anladım; yurdundan, yaylasından, sürüsünden ayrılmış buzağıların, koçların, kuzuların niye ağladıklarını. İşte tıpkı uzaktaki okulun yatakhanesinde ağlayan biz gibi, evlerin arkasından ağlayan kuzuların sesi geliyor.
Amma ne yapalım, Müslüman kardeşimiz yatırıp kestiği kurbanın sırtına binerek Cennet’e gitmeyi düşünüyor. Yedi hisse bir ineği kestiklerinde, ineğe yedi kişi nasıl binecekler, bilemeyiz… Üstelik inek ithal angus… Katolik… Çocuklarına sütü dışarıdan alan tarım ülkesinin insanları böyle düşündükleri için zaten, üzerine binecekleri kurbanı seçmeye de Japon otomobiline binerek gidiyorlar, uygarlığa zırnık kadar yararları olmadan…
“Kesmek” nasıl ibadet olabilir? Ya da; hem aydınlık din adamları, hem eğitimciler “çocuklar görmesinler”diyorlar, televizyonlarda. O zaman çocuklardan gizli bir ibadet olabilir mi?.. Pekiiii… İki gün önce yine çöp bidonlarından insan bacakları çıktı, testereyle birbirlerini kesiyorlar çocuklar, bunda payı yok mu bu “kesme kültürü”nün?.. Sevmeyi, bağışlamayı, yaşatmayı öğretmek varken…
Ne bileyim ben, belki de biziz kurban olan…”
Sevgili Bekir Coşkun ağabeyim, insan kurbanını keserken Allah’ın “Ekber” sıfatına şahitlik eder. Cenazelerde bahçe kenarında ayakta durup “Rahat Uyu” deme alışkanlığınızdan dolayı bir kez olsun bu toprakların en birleştirici unsuru Kuran’ı Kerim’i okumadığınızı varsayıyorum, hatta iddia ediyorum çünkü bu konuyla ilgili sadece Kevser Suresi’ne bakmanız yeterli olacaktır. Orada “ Rabbin için kurban kes.” ayeti mevcuttur.
Kurban yakınlaşmaktır. Allah ile aramızdaki en güçlü şeyden vazgeçerek kesip atmaktır ama bu cümleye bakıp “İyi o zaman madem böyle bir şey, hayvan kesmeye gerek yok diyeceksiniz.” Hayır, inanın ki bunu söyleyince de çürütürüm sizi… İnsan, Allah’tan başka taptıklarını söküp atmalıdır, hal böyle olursa sizin bütün kutsallarınız, heykelleriniz, marşlarınız gider, çırılçıplak kalırsınız, yaşayamazsınız biliyorum… Biz o kadar zalim değiliz.
Şimdi burada Fröyd okumuş eski bir ateist olarak size ders vermek istemem lakin evlilikler de bile arada yüksek sadakat olsun diye iki damla bekaret kanı akar. Bunun hikmetini düşündünüz mü?
Dünyadaki hayvanlar bizler onlara acıyıp tanrılık edelim diye yaratılmadı. Bazıları insanoğlu karnını doyursun diye yaratıldı, yani cenabı Allah’ın bize ikramıdır, cömertliğinin göstergesidir. Bunu, eğer bir gazetede yazamazsam biterim, zihniyetindeki insanlar anlayamaz. Örneğin ben de bir şeylere inanıyorum ve o inandığım şeyleri savunan yöneticiler varken bile hiçbir gazetede yazmıyor, televizyonunda çalışmıyorum. 17 yaşından beri kitaplarımı yazarak yaşıyorum. İnanın çalıştığınız gazeteleri bırakıp benim gibi bağımsız bir yazar olarak inandığınız şeyleri söyleseydiniz size hayatım boyunca cevap vermezdim ama size inanmıyorum.
On yıllardır bu memleketin kimseye zarar vermemiş Müslümanlarına zulüm edilirken, hiç insan olarak kendinizi onların yerine koyup bir kez olsun empati yaptınız mı ki her kurban bayramında kendinizi hayvanların yerine koyup empati yapıyorsunuz?
Batı’dan gelen “İnsanın kendisini hayvanın yerine koyarak düşünmesi” akıl dışıdır. Siz değil misiniz aklı önemseyen, bu nasıl bir çelişki Allah aşkına! Bir kere de başka kesimlerden insanların yerine koyun kendinizi. Müslüman olmak zorunda değilsiniz ama Müslümanlık empatisi kendinizi hayvanların yerine koymaktan daha zor değildir sanırım?
İbadet Cumhuriyetimize farz değil fakat kurban Müslümanlar için gerekli, öyle ya da böyle kesenler kesecek, biz de keselim muhabbetimizi, Allah hidayet nasip etsin inşallah, yine de Kurban Empatisi Bayramınız mübarek olsun, ellerinizden öpüyorum…