Evet, ulvî bir hayata aday, sonsuz bir mutluluğa âşık olan insan için, bu eksik ve sınırlı olan akıl, yeterli ve yetkin bir rehber olamaz. İnsan onunla belli bir noktaya kadar gidebilir. Gerçeği bulması, dünyevî ve uhrevî saadete erişmesi ancak peygamberlere bağlı olması ile mümkündür.
Her şeyi kuşatan ve sınırsız olan İlâhî hakikatlerin insanlara öğretilebilmesi için peygamber gönderilmesi zorunludur. Bu gerçeğe bağlı olarak Allah, insanlara, peygamber göndermiştir. Tâ ki hak ile batılı, doğru ile yanlışı, gerçek ile hurafeyi ayırabilsinler.
Evet peygamberler, insanlara Allah’ın birliğini bildirmişler, kendilerine tâbi olanları Allah’ı tanıma yolunda ilerletmişler ve onları Allah’a ortak koşmaktan yanlış inanışlardan kurtarmışlardır.
O nuranî zatlar, Allah’ın isim ve sıfatlarına en mükemmel bir ayna olmuşlardır. Allah’ı hakkıyla sevip ümmetlerine de sevdirmişlerdir. Kâinatın ifade ettiği gizli anlamları sezinleyerek ümmetlerine bildirmişlerdir. Bütün insanlığın yaratıldığı günden itibaren en büyük problemi olan Necisin, nereden geliyor ve nereye gidiyorsun ? sorularına aklı ikna edici cevaplar vermişlerdir.
Evet Allah, peygamberleri en ulvî bir özelliğe sahip olarak yaratmış, onların duygu ve kabiliyetlerini en güzel şekilde kendisi terbiye etmiş, onları tüm insanlığa yol gösterici ve öğretici olarak göndermiştir.
((alıntıdır))