İçinden geçeni paylaş...

1.543.763 görüntülenme · 25.047 yanıt

Paylaş:
sahaff

sahaff

Kıdemli Üye · 276 mesaj

#11241
Dün gece yar hanesinde
yastığım bir taş idi
Altım çamur, üstüm yağmur
Yine gönlüm hoş idi
MaVi_GüL

MaVi_GüL

Üye · 31 mesaj

#11242
En vazgecilmez sandiklarimizdan vazgectik...
En güvendigimiz kisilerin güvenilmez oldugunu gördük...
Donuk suratlar, kati kalpler gördük...
Bitmez sandigimiz sevginin tükenisini...
Emek verdigimz sevdalarin düsüncesizce savrulusunu gördük...
Acele etmiyorum hayat, seni yavas yavas ögreniyoruummmm....:a36:
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#11243
Para hayattaki en önemli şey değildir

Yaşamak, ihtiyaçlarımızı karşılamak, en azından faturaları ödemek için paraya ihtiyacımız var.
Ama ihtiyaç sandığımız isteklerimizi, vazgeçilmez sandığımız lükslerimizi hayatımızdan elimine ettiğimizde paraya daha az ihtiyaç duyacağımız kesin.
Kendimize fuzuli ihtiyaçlar icat ettiğimizde, arkadaşlarımıza bakıp gereksiz harcamalar içine girdiğimizde ayın sonunu getirmekte zorlanıyoruz.
Oysa paranın satın alamayacağı şeyleri hayatımıza sokarsak maddi-manevi daha da zenginleşeceğinizden emin olabilirsiniz.
Para acınızı azaltmaz, yalnızlığınızı hafifletmez, derdinizi dinlemez, mutluluğunuzu paylaşmaz.

Giyinmenize, yemenize ve gezmenize yardımcı olan bir araçtır; sihirli bir değnek değil.
.................
sahaff

sahaff

Kıdemli Üye · 276 mesaj

#11244
Gül Berra, post: 1448933, member: 110005Para hayattaki en önemli şey değildir

Yaşamak, ihtiyaçlarımızı karşılamak, en azından faturaları ödemek için paraya ihtiyacımız var.
Ama ihtiyaç sandığımız isteklerimizi, vazgeçilmez sandığımız lükslerimizi hayatımızdan elimine ettiğimizde paraya daha az ihtiyaç duyacağımız kesin.
Kendimize fuzuli ihtiyaçlar icat ettiğimizde, arkadaşlarımıza bakıp gereksiz harcamalar içine girdiğimizde ayın sonunu getirmekte zorlanıyoruz.
Oysa paranın satın alamayacağı şeyleri hayatımıza sokarsak maddi-manevi daha da zenginleşeceğinizden emin olabilirsiniz.
Para acınızı azaltmaz, yalnızlığınızı hafifletmez, derdinizi dinlemez, mutluluğunuzu paylaşmaz.

Giyinmenize, yemenize ve gezmenize yardımcı olan bir araçtır; sihirli bir değnek değil.


Para iyidir iyidir.))
suda

suda

Kıdemli Üye · 336 mesaj

#11245
para benim için olmazsa olmaz değil yerine geçebilecek bir sürü şey var değilmi
VaVeyla

VaVeyla

Mübarek Üye · 11.102 mesaj

#11246
Ne tuhaf değil mi?
İçimi acıtan da sendin
Acımı dindirecek olan da....
VaVeyla

VaVeyla

Mübarek Üye · 11.102 mesaj

#11247
şu durumda moralimi bi tek çeşmi bülbülüm düzeltiyoo :) :)
Nadas06

Nadas06

Mübarek Üye · 4.313 mesaj

#11248
deniz yıldızı, post: 1448962, member: 59734şu durumda moralimi bi tek çeşmi bülbülüm düzeltiyoo :) :)


Cankardeşim kıskandım valla :)
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#11249
Düşünmeli insan: Bu yaşantımın sonucu cennet olabilir mi?
Bu halimle ben yüce Yaradan’a mı şeytana mı yaklaşıyorum?
En azından 54 farzı biliyor ve ona göre yaşıyor muyum?
Allah’ın şiddetle beni men ettiği şeylerin içerisindeki hayatta ısrar edersem ilahi huzurda halim nice olur?
Yana yakıla dua etmeli insan: ‘Allah’ım beni zinaya yaklaşmaktan, lokma kadar kul hakkından, kibirden, edepsizlikten, cahillikten, faizden, kumardan, inkârdan, şirkten, anne babaya isyandan koru!’ diye yalvarıp durmalı.
Bir avcının esaretine düşmekten çekinen ürkek bir kuş gibi dört tarafından gözlemeli ve hilekâr şeytanın şerrinden sürekli Allah’a sığınmalıdır.”
.................
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#11251
“Kalp sevabın ışığının günahın karanlığıyla çarpıştığı bir okyanus gibidir. Günahın ele geçirdiği kalp karanlık, sevabın ele geçirdiği kalp aydınlıktır. Kalp karardıkça karamsar, üzüntülü, ümitsiz, sevgisiz, kinli, kibirli ve kıskanç tutumları tetikler. Aydınlığı artan kalptense sevgi, sükunet, ümit, sevinç, şevk ve huzur duyguları yayılır.

Gıybet, iftira, yalan, çıkarcılık ve hırs günahlarının ortasında yaşamaya çalışan bir kalbin çaresi, çeperlerine bulaşan günah kirinden bolca tövbeyle kendisini arındırmasıdır. ‘Ey Rabbim, bilerek ve bilmeyerek işlediğim küçük ve büyük günahlardan beni arındır.’ diyerek ve ısrarla yalvaran her gönül gün gelir arındığını hisseder.

Yüce Yaradan ‘Hayır, doğrusu onların kazandıkları günahlar birikmiş ve kalplerini kaplayıp karartmıştır.’ (Mutaffifin, 14) buyurur. Bu kararmanın çaresini ise Hz. Peygamber (asm) şu ifadesiyle açıklar: ‘Kalplerin cilası/parlatıcısı tövbedir/bağışlanma dileğidir.’(Beyhaki) Öyleyse birlikte bağışlanma dileyelim: ‘Ey Rabbimiz, bilerek ve bilmeyerek işlediğimiz küçük ve büyük günahlardan bizi arındır.’ Amin
.................
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#11252
Bazen gazetelerde insanın tüylerini ürperten resimler görürüz. Çoğunlukla Kuzey Afrikalı fakir ve perişan insanların resimleri... Her biri sanki canlı birer iskelet... Kemiklerle etler arasında nerdeyse mesâfe kalmamış. Bu halleriyle bize olanca güçleriyle haykırırlar: “Biz açız, bize yardım elinizi uzatın!” diye...

İşte maddî açlık insanı böyle perişan, böyle zayıf, böyle güçsüz ediyor... Beride maddî problemleri yok denecek kadar az, ama kendilerini eğlenceyle, sefahatle, içkiyle yahut uyuşturucuyla avutmak isteyen huzursuz kalabalıklar. Bunların dertleri öncekilerinden daha ileridir.

Ruh, beden ülkesinin sultanıdır. Açlıktan kıvranan insanlarda hizmetçi zayıf düşmüştür, huzursuz insanlarda ise sultan perişandır. Birincilere her insaf ve vicdan sahibi acır, merhamet eder. İkincileri ise herkes kınar, herkes onlara düşman kesilir. Halbuki asıl acınmaya, el uzatılmaya muhtaç olanlar bunlardır... Çünkü bunlar hem hastadırlar, hem de ilâç düşmanıdırlar. Bunlara karşı, tedavi ehlinin çok şefkatli ve çok sabırlı olması gerekir. “Fâsıklara ancak ârifler acır.” Abdulkadir Geylâni (ks.)

Bugün huzur ve saadet arayanlar sadece bu insanlar değildir. Hemen herkes bu dertten bir iz taşımaktadır. Öyle ise biz öncelikle kendi nefsimize bir şeyler söylemeye çalışalım:

Neden yer yer ruhî sıkıntılara giriyor, sabırsızlanıyor ve bir şeyler yapamamanın ıstırabıyla ruhumuzu kıvrandırıyoruz. Beden sıhhatimizden, mali durumumuza, toplumdaki itibarımızdan dünyevî zevklerimize kadar her şeyi kendimize dert ediniyor ve bunları çözemeyince de üzülüyor, rahatsız oluyoruz...

Niçin, dünyanın üstünde gezeceğimize altına giriyor, bize hizmet etmesi gereken eşyaya biz hizmetçi oluyoruz.

Bu halimiz ruhumuzu hayli yoruyor ve takatten düşürüyor. Bütün bu olup bitenlere karşı sabırla karşı koymayı da başaramıyoruz. Zira, Üstat Bediüzzaman hazretlerinin o güzel teşhisiyle, biz sabır kuvvetimizi maziye ve müstâkbele dağıtıyoruz; hâle karşı sabrımızda güç kalmıyor ve sonunda sıkıntıya, ümitsizliğe düşüyoruz.

Bütün bunların kaynağına indiğimizde şu yanlışla karşılaşırız: “Biz nefsin doymasıyla, kalbin tatmin olmasını birbirine karıştırmışız.”

Yanlış yoldan giden yorulur. İşte bizi yoran, sıkıntıya düşüren ve sonunda perişan eden bu büyük hatadır. Bundan döndüğümüz an huzur ve saadete yönelmiş olacağız.

Nefis şerle beslenir. Şer ise kalbi yaralar, vicdanı rahatsız eder ve huzuru kaçırır. İşte bu fasit daire, stresin ve huzursuzluğun önemli bir kaynağıdır. Bu çemberi aşamayanlar, nefislerini besledikçe kalp ve vicdanlarında huzur melekesini kaybederler. Ve bunun çaresini yeniden nefsin tatmininde ararlar.

Sadece birkaç misâl:

Nefis cimrilikten yanadır. Para biriktirdikçe mutlu olacağını zanneder. Halbuki, kalp ve vicdan muhtaçları doyurmaktan zevk alırlar.

Nefis büyüklenmekten hoşlanır. Kalp ve ruhun rahatı ise tevazuda, alçakgönüllü olmaktadır.

Nefis oyun ve eğlence düşkünüdür. Akıl ise çalışmayı ve gayreti emreder, onunla rahat bulur.

Ve nihayet nefis, fâni ve geçici eşyanın meftunudur. Kalp ise bekâya, ebediyete aşıktır. İşte bütün huzursuzluklar bu çelişkilerin ürünüdür. Ve insan, nefsini beslemekle değil, kalbini tatmin ile saadet bulur.

Ve her türlü bunalım ve huzursuzluğun İlahî reçetesi:

“Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur (Allah’ı anmakla sükûnet bulur). (Ra’d Sûresi, 28)

Maddî ve manevî nice rızıklara muhtaç olan insanoğlunun kalbini, ancak Allah’ı zikir, yâni Onu yâd etme, Onu hatırlama tatmin edebilir. O halde insan, Ondan başka neyi yâd etse mahlûku yâd etmiş, Ondan gayri neyi sevse fâniyi sevmiş olur. O ulvî kalp, bu süflî eşya ile tatmin olmadığı içindir ki, gafil insanı daima rahatsız eder. İşte can sıkıntısı, huzursuzluk, bunalım, stres dediğimiz şeyler hep bu doymayan kalbin açlık feryatları, ölüm çığlıklarıdır.

.................
Hatice-tül Kübra

Hatice-tül Kübra

Mübarek Üye · 7.329 mesaj

#11253
Hüzün ve sürur ile üzüntü ve sevinç insanın iradesine bağlı olarak kalbe zorla gelen şeyler değildir. Bilakis kişinin iç aleminde sevinçle ilgili duygular hâkim olduğu anda, ister istemez kalbinde sevinç hasıl olur. Tersine kişinin iç aleminde hüznü gerektiren duygular hâkim olursa, o zaman da kalbinde hüzün meydana gelir. İnsanın iç aleminde meydana gelecek hüzün ve sevinç ise iki kısma ayrılır.

Biri; dünyalık namına olan hüzündür. Örneğin bir ticarette kâr etmeyen veya zarar eden kimse üzülür. Fakat bu üzüntüyü kısa kesmeyip sürdürmek İslam’a göre yanlıştır. Çünkü her olayın arkasında bir de kaderin parmağı vardır. Kadere rıza göstermek imanın gereğidir. “Kadere iman eden kederden kurtulur.” hadisini esas almak gerekir.

Diğeri, dini açıdan kayıpta olduğunu düşünen kimsenin kalbine gelen hüzündür ki, sorudaki hüzün buna işarettir. Yani durup dururken kimse hüzünlenmez. İnsan kendi günahlarını, Allah’a karşı kusurlarını, ahiret günündeki hesabını düşünerek korkması ve hüzünlenmesi, onun imanının gücünü, şuurunu, dinçliğini gösterir. Söz konusu rivayette bu husus tavsiye edilmektedir.

Şunu da unutmayalım ki, uhrevî, dinî açıdan gelen hüzünler de çok çeşitlidir, kişilerin dinî performanslarına göre farklılık arz eder. Örneğin biri, kendi günahlarına ağlar, bir aile fertlerinin günahına da ağlar. Biri Müslümanların yanlışlarına ağlar, bir diğeri bütün insanların yanlışlarına ağlar. Biri cenneti kaybetme korkusundan hüzünlenir, biri cehennem korkusundan ağlar, bir diğeri cennette sık sık Resulullahı (a.s.m) göremem endişesinden ağlar. Bir diğeri Cenab-ı Hakk'ın cemaline olan iştiyakından ağlar.

Özetle hüznün kalpte hâkim olması, kişinin iman gücüne ve amel potansiyeline paralel olarak güçlenir veya zayıflar. İşin şakası olmadığını bilenler hep hüzünlü olmuşlar. Kendileri için ve başkaları için hüzünlenmişler.

özellikle içimden bu yazıyı paylaşmak geldi...
.................
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.744 mesaj

#11254
Muhtazaf

Muhtazaf

Mübarek Üye · 9.744 mesaj

#11255
Nadas06

Nadas06

Mübarek Üye · 4.313 mesaj

#11256
Sen alemin sebebisin

Hem Rahman’ın habibisin

Hakkın nurdan kandilisin

Şefaat kıl ya Muhammed ...

TakeOne

TakeOne

Mübarek Üye · 6.069 mesaj

#11257
Allahım, senin dinin için senin için, kulların beni ve dostlarımı senin düşmanın ilan ettiler ya, buda senin bir lütfundur diyorum. Sana sonsuz defa hamd olsun rabbim. Sen yüceler yücesisin. Alemlerin rabbisin. Sana şükürler olsun rabbim. bizleri 1 sn dahi nefsimizle başbaşa bırakma rabbim. Bizleri zikrinden ayrı bırakma.

Emri maruf nehyi münker yapmaya devam edeceğim. Beni yalnız bırakma rabbim.

kardelele

kardelele

Mübarek Üye · 15.425 mesaj

#11258
Saatin pili bitince eylemez tık tık.

Vakti zamanı gelince ruha derler çık çık.

Hâkk’a kulluk eyle; zira Ahirette dinlemezler hık mık! ‘

Mevlana
VaVeyla

VaVeyla

Mübarek Üye · 11.102 mesaj

#11259
yorullduuumm :D ne piknikmiş arkadaş :)
kardelele

kardelele

Mübarek Üye · 15.425 mesaj

#11260
Canım mervecim.
Istanbul 'da piknik havası yok.
Nasıl geçti ?
Piknik
Paylaş:

Giriş yap ve cevap yaz.