"SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
72.687 görüntülenme · 920 yanıt
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
ben cevaplayım bari kardeşim birincisi vacip ikinciside farz.
ben cevaplayım bari kardeşim birincisi vacip ikinciside farz.
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
S.A. ARKADAŞLAR
ALLAH MUHABBETİŞNİZİ ARTIRSIN İNŞALLAH. BU ARADA SEVVAL MİNA KARDEŞİM BİZLERE GÜZEL BİR ÖRNEK OLDUN. EN ACILI GÜNLERİNDE BİLE BİZİ YALNIZ BIRAKMADIN.
NEYSE ÇOK SÖZDE YALAN OLUR. HADİ BİR SORU SORUN YOKSA BEN ÇOK ZOR BİR SORU SORARIM.
K.S.E.O.
tugba_m yazdı:
sevvalmina yazdı:
ben cevaplayım bari kardeşim birincisi vacip ikinciside farz.
Allah razı olsun kardeşim.Sende olmasan kayayıp gidecek soru arada.. :)
Varmı sorun....
S.A. ARKADAŞLAR
ALLAH MUHABBETİŞNİZİ ARTIRSIN İNŞALLAH. BU ARADA SEVVAL MİNA KARDEŞİM BİZLERE GÜZEL BİR ÖRNEK OLDUN. EN ACILI GÜNLERİNDE BİLE BİZİ YALNIZ BIRAKMADIN.
NEYSE ÇOK SÖZDE YALAN OLUR. HADİ BİR SORU SORUN YOKSA BEN ÇOK ZOR BİR SORU SORARIM.
K.S.E.O.
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
S.A.
TABİ SORARIM TABİ, DİĞER FORUMDAKİ GİBİ BİR SORU SORAYIMDA SİZDE SABAHA KADAR CEVAP ARAYIN.
"HACCI EKBER" NEDİR.[mail]B)[/mail]
sevvalmina yazdı:
abi sen sor benim aklıma gelmiyo
S.A.
TABİ SORARIM TABİ, DİĞER FORUMDAKİ GİBİ BİR SORU SORAYIMDA SİZDE SABAHA KADAR CEVAP ARAYIN.
"HACCI EKBER" NEDİR.[mail]B)[/mail]
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
B)B)B)
mtekik yazdı:
sevvalmina yazdı:
abi sen sor benim aklıma gelmiyo
S.A.
TABİ SORARIM TABİ, DİĞER FORUMDAKİ GİBİ BİR SORU SORAYIMDA SİZDE SABAHA KADAR CEVAP ARAYIN.
"HACCI EKBER" NEDİR.[mail]B)[/mail]
B)B)B)
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
S.A.
ALLAH RAZI OLSUN
DEMEKKİ BİZİM BİLDİĞİMİZ "AREFE GÜNÜ CUMAYA RASTLARSA HACCI EKBER" DOĞRU DEĞİLMİŞ. ALLAH RAZI OLSUN. BU VESİLE İLE YANLIŞ BİR BİLDİĞİMİZİDE DÜZELTMİŞ OLUYORUZ.
SORUNUZU ALALIM
tugba_m yazdı:
Hacc-ı Ekber farz olan hac'dır.....
S.A.
ALLAH RAZI OLSUN
DEMEKKİ BİZİM BİLDİĞİMİZ "AREFE GÜNÜ CUMAYA RASTLARSA HACCI EKBER" DOĞRU DEĞİLMİŞ. ALLAH RAZI OLSUN. BU VESİLE İLE YANLIŞ BİR BİLDİĞİMİZİDE DÜZELTMİŞ OLUYORUZ.
SORUNUZU ALALIM
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır
tugba_m yazdı:
Bende yeni öğrendim zaten....
Yeminin kefareti nedir?
Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
s.a arkadaşlar bir şahıs gusül abdestim tam diye banyodan çıkıyorr sonra kuru yerin şurası kaldı diye aklına takılıyor ki bu adamda vesveseli bi adam bunun tekrar yıkanması gerekmi bi arkadaş sordu yıkanmaması gerek biliyorum ama emin olmadığım için cevap veremedim
s.a arkadaşlar bir şahıs gusül abdestim tam diye banyodan çıkıyorr sonra kuru yerin şurası kaldı diye aklına takılıyor ki bu adamda vesveseli bi adam bunun tekrar yıkanması gerekmi bi arkadaş sordu yıkanmaması gerek biliyorum ama emin olmadığım için cevap veremedim
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
s.a. mehmet abi evet onlar diyalog derken dinimize ve peygamberime sövüp saymayı kastediyorlarsa masaya oturulur da diyaloğa girişilir mi? bu arada 333333 hoşgelmişiniz.
mtekik yazdı:
333333 yazdı:
DİN NEDİR?
Soru: Din nedir?
Cevap: Din, insanları saâdet-i ebediyyeye ya'nî sonsuz saâdete, huzura ****ürmek için Allahü teâlâ tarafından peygamberleri vâsıtasıyla gösterilen yol demektir.
Soru: Resûl ile nebi arasında ne fark vardır?
Cevap: Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede, bir Peygamber vâsıtası ile, insanlara bir din göndermiştir. Bu Peygamberlere Resûl denir.
Her asırda, en temiz bir veya birkaç insanı Peygamber yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmiştir. Resûllere tâbi' olan, kendilerine yeni bir dîn gönderilmiyen bu Peygamberlere de Nebî denir.
Soru: Bütün peygamberler neleri bildirmiştir?
Cevap: Bütün Peygamberler, Allaha, Meleklere, Kitaplara, Peygamberlere, Âhiret gününe, Kazâ-kaderin Allahtan olduğuna imân etmeyi bildirmişler, ya'nî hep aynı îmânı söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere inanmalarını istemişlerdir. Fakat, kalb ile, beden ile yapılması ve sakınılması lâzım olan şeyleri başka başka olduğundan, İslâmlıkları, müslümanlıkları da ayrıdır.
Soru : Günümüzde kaç çeşit din vardır?
Cevap: Bugün yeryüzündeki dinler ilâhî ve bâtıl [ilkel] dinler olmak üzere ikiye ayrılır.
Soru: İlkel din nedir?
Cevap: İlkel din, insanlar tarafından uydurulan inanç sistemidir. Zerdüştlük, Taoizm, Konfiçyüstlük, Budizm gibi.
Soru: İlâhî din nedir, kaça ayrılır?
Cevap: Asılları Allahü teâlâ tarafından bildirilen dinlerdir. Semâvî dinler de denilen ilâhî dinler, muharref ya'nî tahrif edilmiş, bozulmuş dinler ve hak din olmak üzere ikiye ayrılır.
Soru: Bozulmuş dinler nelerdir?
Cevap: Bozulmuş dinlerin asıllarını, Allahü teâlâ peygamberleri vâsıtasıyla bildirmiş, sonraları insanlar tarafından değiştirilmiştir. Hıristiyanlık ve Yahûdîlik böyledir.
Soru: Hak din nedir?
Cevap: Hak din ise, Allahü teâlâ tarafından gönderildiği şekilde bozulmadan kalan dindir.
Soru: Bugün yeryüzünde hak din var mıdır?
Cevap: Bugün yeryüzünde hak din olarak sâdece İslâm dîni vardır. İlk vahyolunduğu, bildirildiği gibi değişmeden günümüze kadar gelmiştir ve kıyâmete kadar da devâm edecektir.
Hak din
Soru: Âhirette kimler ni'mete kavuşacak?
Cevap: Hak dînin bildirdiği farzları yapanlara ve harâmlardan kaçınanlara Allahü teâlâ, âhirette ni'metler, iyilikler verecektir. Farzları yapmayanlara ve harâmlardan kaçınmıyanlara, âhirette cezâlar, acılar tattıracaktır.
Soru: Bugün hak dinden başkasına uyulabilir mi?
Cevap: İslâmiyet geldikten sonra, önceki dinlerin hükümleri yürürlükten kalkmıştır. Buna göre Yahûdîler ve Hıristiyânlar da dâhil bütün insanların İslâmiyeti din olarak seçmeleri gerekmektedir. Nitekim Allahü teâlâ, İslâmiyetten başkasını din olarak kabûl etmiyeceğini bildirmekte, Kur'ân-ı kerimde meâlen, (İslâm dîninden başka din istiyenlerin dinlerini Allahü teâlâ sevmez, kabûl etmez. İslâm dînine sırt çeviren, âhirette ziyân edecek, Cehenneme gidecektir) buyurmaktadır. (Âl-i İmrân 85)
paylaşımından dolayım kardeşim seni kutluyorum..selam.ve.dua.ile
A.S. KARDEŞİM
ASIL BEN SİZİ KUTLUYORUM, BÖYLE GÜZEL BİR GİRİŞ YAPARAK ARAMIZA KATILDIĞINIZ İÇİN, ALLAH RAZI OLSUN.
EVET SENİNDE DEDİĞİN GİBİ, SON VE GERÇEK DİN ,İSLÂM'DIR. ŞU AN YERYÜZÜNDE ONDAN BAŞKA DİN YOKTUR. ÇÜNKÜ ÖNCEKİ GELEN DİNLER, TAHRİF EDİLMEMİŞ ŞEKLİ İLE KURAN-I KERİMDE VARDIR. YANİ KURAN-I KERİM KENDİNEN ÖNCE İNDİRİLEN KİTAPLARI İÇİNDE BARINDIRMAKLA BERABER DAHA FAZLASINIDA İHTİVA ETMEKTEDİR. ONUN İÇİN BEN DİYORUM Kİ BENİM DİNİMİN DENGİ OLMADIĞINA GÖRE NEYİN DİYALOĞUNU YAPACAĞIM.
TEŞBİHTE HATA OLMASIN; MESELA ABD DİYORKİ BEN DÜNYADA HAKİM GÜCÜM , BEN EN GÜÇLÜYÜM, BEN NE DERSEM O OLUR.HİÇ KİMSEYLE MÜZAKEREYE VEYA DİYALOĞA OTURUYORMU. SADECE EMİR EDİRYOR DEĞİLMİ. ÇÜNKÜ DİĞER ÜLKELER DENGİ BİLE DEĞİL.
NEYSE YİNE KONUNUN MECRASINI DEĞİŞTİRDİM GALİBA.
KARDEŞİM TEKRAR HOŞ GELDİN. HADİ BAKALIM BİRDE DİNİMİZDEN BİR SORU SOR BAKALIM.
K.S.E.O.
s.a. mehmet abi evet onlar diyalog derken dinimize ve peygamberime sövüp saymayı kastediyorlarsa masaya oturulur da diyaloğa girişilir mi? bu arada 333333 hoşgelmişiniz.
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
ağız ve burun Hanefi'ye göre yıkanması gusülde farzdır.Maliki ve şafi'ye göre sünnettir.bütün beden bir kere yıkanmalıdır,hatta sakalların dibine suyun ulaşması gerekir.göbek,kaş,bıyık ve necaset mahreç yerlerine ulaştırması gerekir.hamur parçası tırnakların altında kalsa caiz olmaz.tırnaklardaki ojelerde böyledir.fakat kir,toprak,kına,toz boyalar suya mani değildir.yağlı boya plastik boya suya manidir.BİR AZAYI UNUTSA,SONRADAN ANLARSA SADECE O AZAYI YIKAR,YENİDEN GUSUL GEREKMEZ.....MÜLTEKA TERCÜMESİ ALİ KARA
ağız ve burun Hanefi'ye göre yıkanması gusülde farzdır.Maliki ve şafi'ye göre sünnettir.bütün beden bir kere yıkanmalıdır,hatta sakalların dibine suyun ulaşması gerekir.göbek,kaş,bıyık ve necaset mahreç yerlerine ulaştırması gerekir.hamur parçası tırnakların altında kalsa caiz olmaz.tırnaklardaki ojelerde böyledir.fakat kir,toprak,kına,toz boyalar suya mani değildir.yağlı boya plastik boya suya manidir.BİR AZAYI UNUTSA,SONRADAN ANLARSA SADECE O AZAYI YIKAR,YENİDEN GUSUL GEREKMEZ.....MÜLTEKA TERCÜMESİ ALİ KARA
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
Allah razı olsun karapece kardeşim. ben soru olmadığı için sormak istiyorum. bidat nedir??
Allah razı olsun karapece kardeşim. ben soru olmadığı için sormak istiyorum. bidat nedir??
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
BİDAT:
Peygamberimiz Aleyhisselam ve Eshabı zamanın olmayıp dine ibadet amacıyla sonradan katılan şeylerdir. Şu zamanda müslümanların kapıldığı en büyük hastalıklardandır.
nuresma yazdı:
Allah razı olsun karapece kardeşim. ben soru olmadığı için sormak istiyorum. bidat nedir??
BİDAT:
Peygamberimiz Aleyhisselam ve Eshabı zamanın olmayıp dine ibadet amacıyla sonradan katılan şeylerdir. Şu zamanda müslümanların kapıldığı en büyük hastalıklardandır.
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
- Abdullah İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ı bir avuç su ile hem mazmaza hem de istinşak yaparken gördüm, bunu üç kere yapmıştı.''
ben bu kadar buldum.ancak müsadenizle bilgi paylaşmak isterim sizlerle.:
Abdestin Farzları
1. Yüzü bir kere yıkamak. Çünkü yüce Allah: "Yüzlerinizi yıkayın." (el-Maide, 5/6) diye buyurmuştur. Bundan maksat da suyu yüzün üzerinden akacak şekilde bırakmaktır. Çünkü gasl (yıkamak) akıtmak demektir. Mazmaza ve istinşak da buna dahildir. Çünkü burun ve ağız yüzün sınırları içerisindedir. Kasten ya da yanılarak bunların terkedilmemesi gerekir. Çünkü sahih sünnet bunlar hakkında varid olmuş bulunmaktadır. Lakît b. Sabra Radıyallahu anh'ın rivayet ettiği hadise göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Abdest aldığın takdirde ağzını çalkala." [Ebu Davud, I, 100, H. no: 144; el-Albâni, Sahihu Sunen-i Ebi Davud, I, 30 H. no: 131'de sahih olduğunu belirtmiştir.] Ayrıca Ebu Hureyre Radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Sizden herhangi bir kimse abdest aldığı takdirde burnuna su versin, sonra onu dışarı çıkarsın." [Muslim, I, 212, H. no: 237]
Burna alınan suyun dışarı çıkartılması uykudan uyandıktan sonra alınan abdestte icab eder. Çünkü Ebu Hureyre Radıyallahu anh'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Sizden herhangi bir kimse uykudan uyandı mı üç defa burnuna su alıp dışarı çıkarsın. Çünkü şeytan geceyi onun burun deliklerinde geçirir." [Muslim, I, 212-213, H. no: 238]
2. Dirseklerle birlikte ellerin yıkanması. Çünkü yüce Allah: "Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın." (el-Maide, 5/6) diye buyurmaktadır. Burada "ila (kadar)" lafzı "beraber (mea)" anlamındadır. Muslim'de Ebu Hureyre'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "...Sonra pazusuna geçinceye kadar sağ elini yıkadı." [Muslim, I, 126, H. no: 246]
Dirsek ise kol ile pazu arasındaki eklem demektir. Sünnette bunun delilleri pek çoktur.
3. Başın tamamını mesh etmek. Kulaklar da kapsamına girer. Bu hükmün sebebi de yüce Allah'ın: "Başlarınıza mesh edin." (el-Maide, 5/6) buyruğudur. Burada "be (e,a)" fiilin mefule (fiilden etkilenen nesneye) yapıştırılması, bitiştirilmesi anlamını ifade eder. Yani meshetme işini başlarınıza bitiştirerek yapınız. Kulakların başın kapsamına girmesi ise Peygamber efendimizin: "Kulaklar baştandır." diye buyurmuş olmasıdır. [İbn Mâce, I, 152, H. no: 443; el-Albâni, Sahihu Sunen-i İbn-i Mace, I, 74, H. no: 357'de sahih olduğunu belirtmiştir.]
4. Ayakları topuklarla birlikte yıkamak. Çünkü yüce Allah: "Her iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da (yıkayın)." (el-Maide, 5/6) diye buyurmuştur. Buradaki "ayaklarınızı da (ve erculekum)" buyruğundaki lam harfinin nasb ile okunması yıkama emrinin kapsamı içerisine girmesi içindir. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'ın fiilî ve kavlî uygulaması olarak tevatüren sabit olan da budur. Abdullah b. Ömer Radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir seferde Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem bizden geri kaldı. Bize yetiştiğinde ikindi vakti çıkmak üzereydi. Bunun için biz de abdest alıp ayaklarımıza mesh etmeye koyulduk. Sesi çıkabildiği kadarıyla -iki ya da üç defa-: "Ateşte yanmaktan ötürü topukların vay haline!" diye buyurdu. [Buhârî, I, 49] (Ayak topukları ayağın oynama yerindeki sağ ve solda bulunan çıkıntı kemiklerdir. Yoksa topuk kelimesiyle taban kasdedilmemektedir)
Su değmeden küçük dahi olsa herhangi bir bölümü yıkamadan bırakmak caiz değildir. Çünkü Ömer b. el-Hattab Radıyallahu anh'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam abdest aldı, ayağı üzerinde tırnak kadar bir yeri (yıkamadan) bıraktı. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem onu görünce: "Geri dön güzelce abdest al" diye buyurdu. [Muslim, I, 215, H. no: 243]
5. Kur'ân-ı Kerim'in zikrettiği şekilde farzlar arasında sırayı gözetmek. Çünkü bizler başa meshetme emrinin yıkanması emredilen diğer azalar arasında sözkonusu edildiğini görüyoruz. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınıza mesh edin. Her iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da (yıkayın)." (el-Maide, 5/6)
Ayrıca Cabir Radıyallahu anh'dan gelen rivayete göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ın (buyruğunda) zikrederek başladığı ile siz de başlayınız." [Nesâî, V, 236 -lafız ona ait-; Musned, III, 294; el-Fethu'r-Rabbani, XII, 73, H. no: 274'de: Bu babın hadisinin senedi ceyyiddir, demektedir.]
Bu buyruk her ne kadar (Safâ ile Merve arasında) sa’y hakkında verilen bir emir ise de abdest hususunda da Allah'ın başa aldığı ile başlamaya delildir.
Buna göre abdest alan kişi eğer yüzünü yıkamadan önce herhangi bir azasını yıkamak ile başlayacak olursa sadece onun yüzünü yıkadığı kabul edilir, çünkü sıralamayı gözetmemiş olur. Aynı şekilde bir kimse tek bir defada bütün abdest azalarını yıkayacak olursa, sadece yüzünü yıkadığı kabul edilir.
6. Abdest azalarını arka arkaya yıkamak (müvalât): Bu sözü geçen abdest azalarını arka arkaya yıkamak demektir. Herhangi bir azayı yıkamayı daha önce yıkadığı uzuv kuruyuncaya kadar geciktirmemelidir. Mesela yüzü kuruyuncaya kadar ellerini yıkamayı geciktirmemelidir ve diğer azalar için aynı şey söylenir.
Eğer abdest alan kişi sakalının arasına suyun girmesini sağlamak, yahut suyun azalarının dış taraflarının her yerine ulaşması için suyu ****ürmek ya da bir vesveseye kapılmak gibi bir sebeple uğraşacak olursa -mesela azasını iki defa mı üç defa mı yıkadığında tereddüt ederse- yahut abdest azalarına bitişik bir kiri izale etmekle uğraşırsa bunun bir zararı yoktur. Çünkü bütün bu hususlar abdest almak fiilleri ile alakalıdır.
Abdest azalarını yıkarken abdest alan kimsenin su bulmak yahut bir necaseti gidermek, yahut abdest azaları dışındaki bir yerdeki bir kiri gidermek gibi bir işle uğraştığı için abdest azalarını ardı arkasına yıkamaya kesinti verecek olursa, durum farklıdır. Bu takdirde eğer daha önce yıkanan organ kuruyacak olursa müvâlât gerçekleşmemiş olur.
Bu farzlardan herhangi birisini terketmek yahut meşrû’ olan şekle göre yapmamanın -sünnetlerden farklı olarak- abdesti bozacağı ve kişinin yeniden abdest almasını gerektirdiği anlaşılmalıdır.
selam ile...
karapece yazdı:
SORU;AVUCUNA ALDIĞI SUYUN BİR KISMIYLA MAZMAZA GERİ KALANIYLADA İSTİNŞAK YAILSA CAİZ MİDİR?
- Abdullah İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ı bir avuç su ile hem mazmaza hem de istinşak yaparken gördüm, bunu üç kere yapmıştı.''
ben bu kadar buldum.ancak müsadenizle bilgi paylaşmak isterim sizlerle.:
Abdestin Farzları
1. Yüzü bir kere yıkamak. Çünkü yüce Allah: "Yüzlerinizi yıkayın." (el-Maide, 5/6) diye buyurmuştur. Bundan maksat da suyu yüzün üzerinden akacak şekilde bırakmaktır. Çünkü gasl (yıkamak) akıtmak demektir. Mazmaza ve istinşak da buna dahildir. Çünkü burun ve ağız yüzün sınırları içerisindedir. Kasten ya da yanılarak bunların terkedilmemesi gerekir. Çünkü sahih sünnet bunlar hakkında varid olmuş bulunmaktadır. Lakît b. Sabra Radıyallahu anh'ın rivayet ettiği hadise göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Abdest aldığın takdirde ağzını çalkala." [Ebu Davud, I, 100, H. no: 144; el-Albâni, Sahihu Sunen-i Ebi Davud, I, 30 H. no: 131'de sahih olduğunu belirtmiştir.] Ayrıca Ebu Hureyre Radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Sizden herhangi bir kimse abdest aldığı takdirde burnuna su versin, sonra onu dışarı çıkarsın." [Muslim, I, 212, H. no: 237]
Burna alınan suyun dışarı çıkartılması uykudan uyandıktan sonra alınan abdestte icab eder. Çünkü Ebu Hureyre Radıyallahu anh'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Sizden herhangi bir kimse uykudan uyandı mı üç defa burnuna su alıp dışarı çıkarsın. Çünkü şeytan geceyi onun burun deliklerinde geçirir." [Muslim, I, 212-213, H. no: 238]
2. Dirseklerle birlikte ellerin yıkanması. Çünkü yüce Allah: "Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın." (el-Maide, 5/6) diye buyurmaktadır. Burada "ila (kadar)" lafzı "beraber (mea)" anlamındadır. Muslim'de Ebu Hureyre'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "...Sonra pazusuna geçinceye kadar sağ elini yıkadı." [Muslim, I, 126, H. no: 246]
Dirsek ise kol ile pazu arasındaki eklem demektir. Sünnette bunun delilleri pek çoktur.
3. Başın tamamını mesh etmek. Kulaklar da kapsamına girer. Bu hükmün sebebi de yüce Allah'ın: "Başlarınıza mesh edin." (el-Maide, 5/6) buyruğudur. Burada "be (e,a)" fiilin mefule (fiilden etkilenen nesneye) yapıştırılması, bitiştirilmesi anlamını ifade eder. Yani meshetme işini başlarınıza bitiştirerek yapınız. Kulakların başın kapsamına girmesi ise Peygamber efendimizin: "Kulaklar baştandır." diye buyurmuş olmasıdır. [İbn Mâce, I, 152, H. no: 443; el-Albâni, Sahihu Sunen-i İbn-i Mace, I, 74, H. no: 357'de sahih olduğunu belirtmiştir.]
4. Ayakları topuklarla birlikte yıkamak. Çünkü yüce Allah: "Her iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da (yıkayın)." (el-Maide, 5/6) diye buyurmuştur. Buradaki "ayaklarınızı da (ve erculekum)" buyruğundaki lam harfinin nasb ile okunması yıkama emrinin kapsamı içerisine girmesi içindir. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'ın fiilî ve kavlî uygulaması olarak tevatüren sabit olan da budur. Abdullah b. Ömer Radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir seferde Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem bizden geri kaldı. Bize yetiştiğinde ikindi vakti çıkmak üzereydi. Bunun için biz de abdest alıp ayaklarımıza mesh etmeye koyulduk. Sesi çıkabildiği kadarıyla -iki ya da üç defa-: "Ateşte yanmaktan ötürü topukların vay haline!" diye buyurdu. [Buhârî, I, 49] (Ayak topukları ayağın oynama yerindeki sağ ve solda bulunan çıkıntı kemiklerdir. Yoksa topuk kelimesiyle taban kasdedilmemektedir)
Su değmeden küçük dahi olsa herhangi bir bölümü yıkamadan bırakmak caiz değildir. Çünkü Ömer b. el-Hattab Radıyallahu anh'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam abdest aldı, ayağı üzerinde tırnak kadar bir yeri (yıkamadan) bıraktı. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem onu görünce: "Geri dön güzelce abdest al" diye buyurdu. [Muslim, I, 215, H. no: 243]
5. Kur'ân-ı Kerim'in zikrettiği şekilde farzlar arasında sırayı gözetmek. Çünkü bizler başa meshetme emrinin yıkanması emredilen diğer azalar arasında sözkonusu edildiğini görüyoruz. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınıza mesh edin. Her iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da (yıkayın)." (el-Maide, 5/6)
Ayrıca Cabir Radıyallahu anh'dan gelen rivayete göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ın (buyruğunda) zikrederek başladığı ile siz de başlayınız." [Nesâî, V, 236 -lafız ona ait-; Musned, III, 294; el-Fethu'r-Rabbani, XII, 73, H. no: 274'de: Bu babın hadisinin senedi ceyyiddir, demektedir.]
Bu buyruk her ne kadar (Safâ ile Merve arasında) sa’y hakkında verilen bir emir ise de abdest hususunda da Allah'ın başa aldığı ile başlamaya delildir.
Buna göre abdest alan kişi eğer yüzünü yıkamadan önce herhangi bir azasını yıkamak ile başlayacak olursa sadece onun yüzünü yıkadığı kabul edilir, çünkü sıralamayı gözetmemiş olur. Aynı şekilde bir kimse tek bir defada bütün abdest azalarını yıkayacak olursa, sadece yüzünü yıkadığı kabul edilir.
6. Abdest azalarını arka arkaya yıkamak (müvalât): Bu sözü geçen abdest azalarını arka arkaya yıkamak demektir. Herhangi bir azayı yıkamayı daha önce yıkadığı uzuv kuruyuncaya kadar geciktirmemelidir. Mesela yüzü kuruyuncaya kadar ellerini yıkamayı geciktirmemelidir ve diğer azalar için aynı şey söylenir.
Eğer abdest alan kişi sakalının arasına suyun girmesini sağlamak, yahut suyun azalarının dış taraflarının her yerine ulaşması için suyu ****ürmek ya da bir vesveseye kapılmak gibi bir sebeple uğraşacak olursa -mesela azasını iki defa mı üç defa mı yıkadığında tereddüt ederse- yahut abdest azalarına bitişik bir kiri izale etmekle uğraşırsa bunun bir zararı yoktur. Çünkü bütün bu hususlar abdest almak fiilleri ile alakalıdır.
Abdest azalarını yıkarken abdest alan kimsenin su bulmak yahut bir necaseti gidermek, yahut abdest azaları dışındaki bir yerdeki bir kiri gidermek gibi bir işle uğraştığı için abdest azalarını ardı arkasına yıkamaya kesinti verecek olursa, durum farklıdır. Bu takdirde eğer daha önce yıkanan organ kuruyacak olursa müvâlât gerçekleşmemiş olur.
Bu farzlardan herhangi birisini terketmek yahut meşrû’ olan şekle göre yapmamanın -sünnetlerden farklı olarak- abdesti bozacağı ve kişinin yeniden abdest almasını gerektirdiği anlaşılmalıdır.
selam ile...
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
RE: "SORULARLA DİNİMİZİ ÖĞRENELİMMİ?"
evet efendim çok haklısınız.sıra sizde;)
FATMA_ERGUN yazdı:
nuresma yazdı:
Allah razı olsun karapece kardeşim. ben soru olmadığı için sormak istiyorum. bidat nedir??
BİDAT:
Peygamberimiz Aleyhisselam ve Eshabı zamanın olmayıp dine ibadet amacıyla sonradan katılan şeylerdir. Şu zamanda müslümanların kapıldığı en büyük hastalıklardandır.
evet efendim çok haklısınız.sıra sizde;)
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
özgürlüğün özgürlüğümüzdür Kudüs
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/7087-sorularla-dinimizi-ogrenelimmi · 04.10.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.