Otuz kırk yıl geçince eylemiş tahkik-i Hâkânî.
Ki birdem Hakk'ı zikretmek değer mülk-i Süleymânı.
Bundan sonra dille anlatılamaz hallere ve nimetlere kavuştum. Farsça bildiğim için, çoğu zaman Farsça kelimelerle konuşurdu. Benden iki yıl önce huzuruna gelen Tatar Ahmed Efendi adında bir zat ona hizmet ediyordu. Ben huzuruna kavuşunca, Tatar Ahmed Efendi'yi, Medine'de bulunan ve orada in*sanlara rehberlik yapan talebesi Abdürrahim Buhari'nin yanına gönderdi. Son*ra benim İstanbul'a döneceğim sırada Tatar Ahmed Efendi'yi tekrar Mekke'ye çağırıp, icazet vererek Anadolu'ya insanları irşad için gönderdi. 1702 yılı hac mevsiminden, 1705 yılı hac mevsimine kadar, üç yıl bo*yunca, Ahmed Yekdest Cüryanî Hazretleri'nin hizmetinde, derslerinde ve soh*betlerinde bulundum. Daha sonra 1705 yılında, hacıların dönüşü sırasında, ho*camın izni üzerine İstanbul'a döndüm." Mehmed Emin Tokadı Hazretleri, İstanbul'a döndükten sonra, hocasının talebelerinden Muhammed Kumul Efendi'nin evine yerleşti ve İstanbul'da beş yıl daha kaldı. Bu sırada Nakşibendiyye, Kadiriyye, Şazeliyye ve Şettariyye kollarında yetişmiş bulunuyordu. Bir ara Muhammed Kumul Efendi ile önce Habeşistan'a, daha sonra Kudüs'e gitti. Oradan Mekke ve Medine'ye gittiler. Bu sırada hocası Ahmed Yekdest Hazretleri vefat edeli dört yıl olmuştu. Mehmed Emin Tokadı Hazretleri'nin bu seyahati tam altı yıl sürmüştü. Bu sırada Kudüs'te Ahmed Nahlî'den hadis ilmine dair icazet aldı. Medine'de Abdürrahim Buhari ve Beşir Ağa ile sohbetlerde bulundu. Daha başka birçok büyük zevatla bir araya geldi. 1717 yılında tekrar İstanbul'a döndü. İstanbul'da, Muhammed Kumul Efendi'nin evinde üç yıl daha kaldı. Bir aralık Filyokuşu'nda da oturdu. Yine bir süre Eyüp Sultan'da, Ebu Eyyüb Halid Hazretleri'nin türbesinde türbedarlık yaptı. Bundan sonra kendisine Ravza-i Mutahhare'de Rasulüllah Efendimizin türbesinde türbedarlık verildi. Bu göreve getirildiğinde, kavuştuğu nimete şük*rederek: "İki cihan sultanının türbesinde bekçi ve hizmetçi oldun. Onun yüksek kapısının süpürgecisini, Mevla mahrum eylemez, zarara uğratmaz. Cihanın sultanı olan Rasulüllah'ın hizmetçisini kimse incitmez. Ey Emin! Sana müjde*ler olsun! Rasulüllah Efendimiz'in kapısında zahiren ve bâtınen hizmetçi ol*makla şereflendin" manasında bir şiir söyledi. Talebelerinden Seyyid Yahya Efendi anlatıyor: "Bursa'da medfun bulunan İsmail Hakkı Hazretleri vefatına yakın bir zamanda, talebelerinden Ivaz Mehmed Paşa'yı, Yeğen Mehmed Paşa'yı ve Ha*cı Ahmed Paşa'yı tasavvufta yetiştirilmeleri ricasıyla Tokadı Hazretleri'ne göndermişti. O da onlarla ilgilendi ve bunlardan Yeğen Mehmed Paşa, çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1737 yılında Avusturya seferini yapmakla gö*revlendirildi. Yeğen Mehmed Paşa bu sırada I. Mahmud Han'ın vezir-i azamı idi. Yeğen Mehmed Paşa, Emin Tokadî Hazretleri'nin seferden dönünceye kadar kendi evinde kalmasını istedi. Hazret bunu kabule yanaşmadı. Ağlayarak ricada bulununca, paşaya: "Bizi eve davet etmenizi kim tavsiye etti?" dedi. O da: "İşlerin çokluğu sebebiyle benim aklıma böyle bir şey gelmemişti. Fakat Dârü's-Seâde Ağası (İstanbul Valisi) Beşir Ağa biraderiniz hatırlattı" dedi. Emin Tokadî Hazretleri, ordunun zaferle dönmesi için çok dua etti. Talebesi Seyyid Yahya Efendi anlatıyor: "Bir sabah huzuruna gittiğimde, hastalanmış gördüm. Benden ilaç istedi, temin ettim. İlacı kullandı. Sonra birlikte talebelerinden Kafesdâr Abdülbâkî Efendi'nin evine gittik. Bu talebesi, Mehmed Emin Efendi'nin neşeli halini gö*rünce bana: "Hamdolsun İslam askeri mansur ve muzaffer olmuştur. İnşallah birkaç güne kadar fetih haberi gelir" dedi. Dört gün sonra Tatarlar İstanbul'a fetih ha*berini ulaştırdılar. Seferden dönen Yeğen Mehmed Paşa doğruca Mehmed E*min Tokadî Efendi'nin huzuruna geldi. Ağlayarak ayaklarına kapandı. Her ikisi de bir müddet birlikte ağladılar. Paşa seferde olan bitenleri Emin Efendi Hazretleri'ne anlattı. Koynundan iki atlas kese altın çıkarıp, seferde iken fakirlere vermek üzere adadığını bildirdi. Mehmed Emin Efendi, paşanın tutumundan memnun kaldı. Bir defa Kâbe'de Rukn-i Yemânî'de yaslanmış halde iken, bir kere Mısır'da ve bir kere de İstanbul'da Fatih Camii civarında Hızır Aleyhisselam ile görüşmüştür. Uzun bir nasihati içinde yer alan kendi hal tercümesi ile ilgili birkaç cümlesini teberrüken aktarıyoruz: "Bir hakir, günahkâr, aslen Tokat'ta doğdum. Elli yıla yakın bir zaman*dan beri İstanbul'da yerleşmiş durumdayım. İtikadda mezhebim Ehl-i Sünnet vel Cemaat olan Ebu Mansur Maturidî'nin mezhebidir. Amelde mezhebim, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri'nin mezhebidir. Meşhur bilinen ismim Muhammed Emin, künyem Ebü'l-Mansur, Ebü'l-Eman'dır. Babam Tokat sakinlerinden Hasan b.Ömer'dir. Sevdiklerime ve dostlarıma son diyeceklerim şunlardır: Bu kusurlu kulu hatırlarından çıkarma*yıp, Kur'an-ı Kerim okuyup, ruhuma hediyeden, hayır duadan unutmayalar, malımın en temizinden, helalinden yüz kuruşu teçhiz ve tekfinime ve yirmi iki kuruş ıskatıma sarf edeler. Varislerime, aile fertlerime vasiyetim şudur: Dostların sözlerine razı olup, mahkemeye gitmeyeler. Birbirine rıza gösterip mücadele ve muhasama etmeyeler. Herkes biliyor ki, dünya fani, ahiret bakidir. Allahü Teala'yı çok anıp zikredeler. Çünkü bütün saadetlerin başı budur. Herkese gönül hoşluğu ile kıyamete kadar hakkımı helal ettim. Kimsede hakkım yoktur..." Mehmed Emin Tokadî Hazretleri'nin Arapça, Türkçe ve Farsça eserleri vardır. Eserlerinden bir kısmı şunlardır:
İrşâdü's-Sâlikîn,
Risâletü'l-Etvar,