MÜ'MİN HALK İÇİNDE HAK'LA BERABERDİR
«İnsanların arasına karışıp, onlardan gelen ve cefâlara sabreden ve o ezâ ve cefâlara mukabele etmeyip sabreden mü'min, insanların arasına karışmayıp, uzlette kalan ve onlardan gelen ezâ ve cefâlara tahammül edemeyip, feryâd ve figan eden mü'minden hayırlı ve efdaldir.» buyurulmuştur. Sabrın en büyüğü, insanlardan gelen musibetlere ve ezalara sabırdır, demişlerdir.
Sabrın ehemmiyeti, lüzumu, kıymeti Sabır kitabında zikrolunduğundan tekrarına lüzum görülmemiştir. Musibetler yapılan günahların neticesi ve Allah Teâlâ tarafından bir ukubettir, bir cezadır. Yâ günahların afvına veya, kendisinin mütenebbih olup, tevbekâr olmasına sebep olur. Onun için, sabah akşam daimî surette istiğfarı dilinden bırakma, hele seyyidi'l-istiğfârı hiç unutma. Ve daima insanlar arasında, onlara iyi örnek ol. Güzel hallerine bak ve sözlerim dinle. Kötü ve bâtıl sözlerini katiyyen duyma. Daima iyiliklerini söyle. Kötü ve bâtıl hareketlerini asla zikretme ve böyle olmağa çalış. Lâkin zamanın bilgin ve fıkıh âlimi geçinen, ahlaken düşük, Allah Teâlâ'nın emirlerine uymayan, sünnet-i seniyyeye sarılmayan, cemâate devam etmiyen, kimselerden de herhalde uzak kalmak ve sakınmak gereklidir Zîrâ bu gibi insanlardan çok zararlar gelebilir, her kötü hastalık gibi kötü ahlâk da sâridir, geçicidir. Onun kötü huylarından bir kısmının farkına varmadan insana geçtiği görülmektedir. Meselâ, sarhoşla düşüp kalkan bir insan, hiç sevmediği içkiyi, bir gün bakarsınız ki içmişdir ve alışmışdır. Kumarbazlar da, hırsızlar da böyledir. Bunlarla ülfet ve ünsiyet nasıl fena ise, her türlü kötü huy sahibi ile ünsiyet de böyledir. Bir insanın kim olduğunu anlamak için onun görüşüp konuştuğu, düşüp kalkdığı insanlara bakmak kâfidir. İyi insanlarla, kâmil, fâzıl, âlim ve olgun kimselerle düşüp kalkanlar, herhalde iyi ve bunun aksine sarhoş, kumarbaz, yalancı, hiyleci, hırsız, câhil kimselerle görüşenler de, tabiî olarak ona göre numara alırlar. İnsanlar birbirinin aynası olduğu gibi, kaide olarak iyilerle görüşenlerin iyi, kötülerle düşüp kalkanların kötü olmaları memuldur. Bazan aksi sudur etse dahî kaideyi bozmaz derler. Bu cihetten olsa gerektir ki, nafile haccın, nafile sadakadan efdal olduğu da zikredilmişdir. Çünkü, hac esnasında bilip bilmediği birçok kimselerle düşüp kalkmak mecburiyetinde kalacaktır. Hele otobüs yolculuğu olursa, her kafadan bir ses çıkar. Sabrı az olanlar için bu yolculuk bir felâket olur. Sabırlılar için de, nimet üzerine nimettir.
Hüccetü'l-İslâm'da, insanların arasına karışmak veya uzlette kalmakda ihtilâf edilmiş, uzun uzadıya fikirler beyân olunmuş, hakikatte her ikisinin de lehinde ve aleyhinde hükümler serdolunmuş ise de, tabiî olarak topluluğun birçok faydası olduğu gibi, muhakkak bazı zararları da olabilir. Uzletin, yalnız kalmanın da faydaları çok olsa dahî, bazı zararları da vardır. Âbid ve zâhidler uzleti ihtiyar etmişlerse de, îmâm Şâfî ve îmâm Ahmed gibi mezhep sahibi büyükler de, topluma, halka karışmayı uygun görmüşlerdir. Fakat, asıl doğrusu, yine insanların hallerine göredir. Bazı insanlara ihtilât efdal, bazılarına da uzlet efdaldir. Allah Teâlâ'ya ikbal eden ve huzurda müstağrak olan kimseler için, uzletin efdal olduğu; helâl ve haramları ve şüpheli şeyleri halka bildirmek ve duyurmak hizmetinde bulunan kimse için de, ihtilâtm efdal olduğu bildirilmişdir. Zîrâ, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Halid İbn-i Velîd (r.a.) hazretlerini, Amr İbn-i As hazretlerini ve daha nicelerini, âmme hizmetlerinde vazifelendirdiği gibi, Ebu Zer (r.a.) hazretlerine de: «Ben seni zayıf bir kimse görüyorum, nefsim için sevdiğimi senin için de severim, sen iki kimse arasında emredici olma» diye tavsiyede bulunmuşlardır. Demek oluyor ki, hale göre hareket lâzımdır. Fakat bu devirde, bahusus gençler için, şehvet, şeytan ve nefs-i emmârenin alabildiğine hâkim olduğu bir zamanda, mümkün mertebe ihtilâttan uzak olmak evlâ, efdal ve hayırlı olacağını sanırım. Hattâ ihtiyarlara bile. Çünkü, vücudun ihtiyarlamasıyla kötü huylar eksilmez, daimî ve bakidir. Onu ancak teneşir temizler, demişler. Hak Sübhânehû ve Teâlâ hazretleri cümlemizi afv ve mağfiret buyursun ve Resûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatlerine nail buyursun, âmîn. Bihurmeti seyyidi'l-mürselîn ve âlihî ve sahbihî ecmaîn... •