10) Tahrif:
Beni İsrail’in özellikle ahbar denilen âlim, ulema takımın en bariz özelliklerinden birisi, nefsani ve dünyevi hedef ve menfaatlerine ulaşmak için, Allah’ın dininde çeşitli tahrif ve tasarruf girişimleriydi.
“Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysaki onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.” (Bakara/75)
Bunu birkaç şekilde gerçekleştiriyorlardı.
a) Kelimelerin, Cümlelerin Yerini Değiştirerek:
“Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) "İşittik ve karşı geldik", "dinle, dinlemez olası", "râinâ" derler. Eğer onlar "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.” (Nisa/46)
“Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat'ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” (Maide/13)
“Ey Resûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyle "inandık" diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar(ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydırıp değiştirirler. "Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!" derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.” (Maide/41)
b) İlahi Ayetleri Gizleyerek -Eksilterek-:
“(Yahudiler) Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'da) size öğretilmiştir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onlan bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar!” (Enam/91)
“Elinizdekini (Tevrat'ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin. Sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) korkun.* Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.” (Bakara, 41-42)
c) Kendi yazdıklarını vahiy diye yutturarak-kitaba ilave ederek:
“Kitabı elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların!” (Bakara, 79)
d) Kendi Heva Ve Heveslerine Göre Dinde Ameli Tasarruf:
Beni İsrail’in bu tasarrufunun en bariz örneği Cumartesi yasağı hakkındaki tutumlarıydı. Allah-u Teala imtihan için Cumartesi günü onlara balık avlamayı yasaklamıştı. Öbür taraftan o gün balıklar bol bol ortaya çıkarlardı. Ama diğer günler seyrekleşirlerdi. Onlar ise, akıllarınca uyanıklık yapıp hem yasağa uymak için, hem de balığı kaçırmamak (tabiri caizse bir taşla birkaç kuş vurabilmek) için Cumartesi günleri denizin veya gölün kenarlarında açtıkları havuzlara balıkları dolduruyor, diğer günlerde ise gelip onları avlıyorlardı! Aşağıdaki ayetlerde bu olaya ve onlar için doğurduğu kötü akıbete işaret edilmektedir:
“Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) kılınmıştı. Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilafa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.” (Nahl, 124)
“İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: Aşağılık maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz. * Biz bunu (maymunlaşmış insanları), hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakîler için de bir öğüt vesilesi kıldık.” (Bakara, 65-66)
“Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk.” (A’raf, 163)