-sağlık sektöründeki son gelişmeler-

37.856 görüntülenme · 350 yanıt

Paylaş:
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#341
Cilt kanseri tedavi edildi

Cilt kanseri tedavi edildi

Bitkisel bir maddenin genlerinde yapılan değişikliklerle elde edilen ilaç cilt kanseri tümörlerini azalttı.

Amerikan biyoteknoloji şirketi Genentech'in geliştirdiği ve ağızdan alınan "GDC-0449" ilacı kanser hücrelerinin artmasında önemli rol oynayan "hedgehog" (kirpi) adı verilen proteini durdurdu.

"New England Journal of Medicine" dergisinin internet sitesinde yayımlanan araştırmada bilim adamlarının "veratrum californicum" bitkisinden elde edilen siklopamin maddesinin genlerinde değişiklik yaparak ilacı geliştirdiği belirtildi.

Yapılan klinik deneyde cilt kanserine yakalanan ve bu tedavinin uygulandığı 33 hastadan 18'inde kanser tümörlerinin azaldığı ya da belirtilerde iyileşme görülürken 11 hastanın durumunun uzun süre "istikrarlı olduğu" gözlendi. Sadece 4 hastada kanser tümörleri büyümeye devam etti.

İlacın ayrıca beyin kanserinin en sık rastlanan türüne (medülloblastom) yakalanan bir hastada da etkili olduğu tümörün büyük oranda küçüldüğü belirlendi.

Ciddi hiçbir yan etkiye rastlanmadığını belirten bilim adamları şu an en sık rastlanan cilt kanseri türünün (bazoselüler epitelyoma) etkili tedavisinin bulunmaması nedeniyle bu sonuçların önemli olduğuna dikkati çektiler.
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#342
AIDS tedavisinde önemli adım

AIDS tedavisinde önemli adım

Amerikalı bilim adamları AIDS virüsüne karşı bir aşı geliştirmeye olanak sağlayabilecek 2 yeni güçlü antikor buldular.

Çalışmalarını yarın yayınlanacak American Science dergisinde sunan araştırmacılar bir aşı üretebilme yolunda yeni yaklaşımlar geliştirebilmek için bu iki antikoru şimdi AIDS hastalığına yol açan HIV (virüs) üzerinde deneyecekler.

Microsoft'un kurucusu Bill Gates ve eşinin kurduğu Melinda Gates Vakfı'nın başlıca maddi katkıyı yaptığı kar amacı gütmeyen ve 24 ülkede temsil edilen AIDS Aşısı için Dünya Girişimi (IAVI) adlı kuruluşun destekleriyle yapılan çalışmalarda bulunan bu iki süper antikora “bNAbs” adı verildi. Bu iki antikorun çoklu ve hızlı mutasyonu dolayısıyla savaşması çok zor bir virüs olan HIV'i nötralize edebildiği bildirildi.

Bu antikorları keşfederken izledikleri sürecin büyük olasılıkla HIV'in daha başka zayıf noktalarını ortaya çıkaracağını düşündüklerini belirten bilim adamları araştırmalarında 1981'den beri 25 milyon insanın öldüğü özellikle Sahara-altı Afrika ve gelişmekte olan ülkelerin yanısıra Tayland Avustralya Büyük Britanya ve ABD gibi ülkelerdeki gönüllülerden gelen 1800 enfekte kan örneği üzerinde çalıştıklarını belirttiler.
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#343
Hafife alınmaması gereken 7 ağrı

Hafife alınmaması gereken 7 ağrı

Bazen hafife alınan ağrılar ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor. Uzmanlar ise uyarıyor bazı ağrılar önemli hastalıkların habercisi olabilir.

Başınıza hiç girmeyen bir ağrı mı girdi ya da karnınız hiç olmadığı kadar çok mu ağrıyor? Bu durumda “bir şey olmaz” deyip geçmektense bir uzmana görünmeli ve tedbirinizi almalısınız. İşte bu ağrıların en önemlileri:
1.Şiddetli bir baş ağrısı
Eğer başınız hiç ağrımadığı kadar ağrıyorsa hemen bir uzmana başvurmalısınız. Eğer grip ya da nezleyseniz bu ağrının sebebi sinüzitler olabilir. Fakat bu ağrı bir beyin tümörünün habercisi de olabilir. Sebebi olmadan başlayan bir ağrı çoğunlukla ciddi hastalıkların habercisidir.
2. Göğüs boğaz çene omuz kol ya da karın ağrısı
Göğüs ağrısı çoğunlukla kalp krizinin belirtisidir. Fakat bilmeniz gereken kalp krizi ilk olarak ağrıyla değil başka şikayetlerle başlar. Kardiyologlar ağrının beklenmemesi gerektiğini söylüyorlar. Kalp hastaları genelde göğüslerinde bir baskı olduğunu ve bu durumda ellerini göğüslerine götürerek orada bir ağrı olduğunu savunurlar. Bu sorun ayrıca çene boğaz sol omuz ya da kolda ve karında da görülebilir. Eğer yaş itibariyle böyle bir risk varsa ya da kalp hastası olma riskiniz varsa daha ciddi davranmalısınız. Kadınlarda ise kalp hastalığı belirtileri genelde şişkinlik ve karın ağrısı şikayetiyle başlar.
3. Sırtta ya da kürek kemiği arasında ağrı
Bu şikayet genelde romatizmanın işaretidir. Fakat bazen kalp krizi riski de olabilir. Ana atardamarda bir tehlike olması durumunda ani bir ağrı saplanabilir. Böyle bir risk taşıyan kişilerde yüksek tansiyon da görülebilir.
4. Karın ağrısı
Apandisit olabilir mi? Şiddetli bir karın ağrınız varsa bu apandisit olabileceği gibi pankreasta bir problemin mide ülserinin işareti de olabilir.
5. Baldır ağrısı
Bacağın derin damarlarında ortaya çıkan bir pıhtılaşma bu ağrıya sebep olabilir. Damarlardaki pıhtılaşmanın en büyük sebepleri arasında uzun süreli yolculuk hamilelik ve yaşlılık olabilir.
6. Ayaklarda ve bacaklarda yanma
Çoğunlukla şeker hastalığının ilk belirtilerden biri olan ayaklardaki ve bacaklardaki yanmaları çok ciddiye almazlar. Oysa bu belirti hem şeker hastalığına işaret eder hem de sinirlerde bir hasar olabileceğini gösterir.
7. Belirsiz ya da tanımlanamayan ağrılar
Bazen fiziksel semptomlar depresyon belirtisi olabilir. Örneğin baş ağrısı karın ağrısı gibi şikayetlerin aynı anda görülmesi depresyon riskini artırır. Ayrıca depresyonda olduğunuz zaman ağrıları tanımlamak da zorlaşır. Bir gün başınız ağrırken diğer gün başka bir yeriniz ağrıyabilir. Fiziksel olarak yaptırdığınız muayenelerde de bir şey çıkmıyorsa depresyon ilk şüphelenmeniz gereken hastalıktır.
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#344
Cepte taşınan cep kısırlık nedeni

Cepte taşınan cep kısırlık nedeni



Pantolon cebinde taşınan cep telefonları spermlerin canlılık ve hareket kabiliyetinde ciddi olumsuz etki yaratıyor.
Avustralya’daki Newcastle Üniversitesi’nde doğurganlık üzerine çalışmalarıyla tanınan Prof. John Aitken’in yaptığı araştırmalar çocuk sahibi olmak isteyen erkeklere cep telefonu konusunda ciddi uyarılar içeriyor.

Cep telefonu elektromanyetik dalga frekanslarının spermler üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmada 1.8 GHz cep telefonu radyasyonuna 16 saat maruz bırakılan spermlerin doğurganlıkta iki önemli etken olan sperm canlılığı ve hareket kabiliyetinde kayıplara uğradığını gösterdi. Aitken çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerin cep telefonlarını belden aşağı kısımlarında taşımamalarını önerdi. Sperm canlılığı ve hareket kabiliyetindeki değişiklik SAR değerinin 1 w/kg. olduğu deneylerde belirgin hale geldi.

DNA HASAR GÖRÜYOR

2.8 w/kg SAR değerinde ise daha da ürkütücü olan DNA hasarı tespit edildi. SAR değeri yükseldikçe olumsuz etkilerin arttığı da gözlemlendi. Yaptığımız araştırmalar Türkiye’de satılan 3G uyumlu birçok telefonun SAR

değerlerinin 1 w/kg’dan yüksek olduğunu buna karşın AB’nin sınır değeri olan 2 w/kg’ın üstüne çıkmadığını gösteriyor. 3G ve bilgisayar özelliği olmayan telefonlarda ise bu değerler daha düşük.
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#345
Gece alt ıslatan çocuklar alarmla iyileşiyor

Gece alt ıslatan çocuklar alarmla iyileşiyor

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selami Sözübir 5 yaş üstü çocuklarda sık görülen gece alt ıslatma sorununun çoğunlukla genetik nedenli olduğunu belirterek 'Gerçek nedenin doğru tetkiklerle ortaya konması ailenin tedaviye aktif katılımı ve tek başına veya bir ilaçla birlikte alarm kullanımı ile tedavide yüzde 85'lere varan başarı sağlıyoruz' diyor.

Gece alt ıslatma nasıl bir hastalıktır?
5 yaşın üzerindeki çocukların haftada en az iki kez olmak üzere gece uykusu sırasında farkında olmadan idrar yapmasına gece alt ıslatması diyoruz. Sağlıklı çocuklar da uyku öncesi aşırı sıvı aldıklarında gece idrar kaçırabilirler. Ancak bu olayın bir rahatsızlık olarak düşünülüp tedavi etme kararının verilebilmesi için 3 ayda haftada 2 kereden fazla olması gerekmektedir. Gece altını ıslatma iki çeşittir. Baştan beri varsa birincil (primer) altını ıslatma rahatsızlık sonradan ortaya çıkmışsa buna da ikincil (sekonder) altını ıslatma denir. Sağlık Yayıncılık

Ne kadar sıklıkla görülür?
Gece altını ıslatma çoğu zaman mesane (idrar torbası) gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur. Bu nedenle de yaş ilerledikçe sıklığı azalır ve erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür. 3 yaşındaki çocukların yüzde 40’ı altını ıslatırken bu oran 5 yaşında %20’ye ve 6 yaşında %10’a düşer.

Gece altını ıslatmanın nedenleri nelerdir?
Gece altını ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmaktadır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta %44 ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Genel olarak psikolojik olayların sık görülen birincil gece altını ıslatma sorununa yol açmadığı gerçeği bu çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek olmadığını ortaya koymuştur.
Gece altını ıslatan çocukların %3’ü civarındakilerde böbrek ve idrar yollarına ait doğuştan bozukluklar böbrek hastalıkları gizli bel kemikleri açıklıkları (spina bifida) şeker hastalığı sara hastalığı parazitler besin alerjileri gibi bu duruma neden olan başka hastalıklar saptanmaktadır.

Gece altını ıslatan çocuklarda hangi aşamada hekime başvurmak gerekir?
Gece altını ıslatan çocuklarda aşağıdaki özellikler varsa en kısa zamanda ileri tetkik ve inceleme amacıyla uzman bir hekime başvurmaları gerekmektedir. Bu özellikler şunlardır:
• Gece altını ıslatma hiç altını ıslatmamış bir dönemden sonra ani olarak başladıysa
• Gündüzde altını ıslatıyorsa
• Kabızlık ya da kaka ile altının kirlenmesi de mevcutsa
• İdrar yaparken ağrı duyuyorsa
• Bir günde 7 den fazla sayıda idrara çıkıyorsa
• Tuvalete koşarak ya da son dakikada gidiyorsa
• İşeme sayıları haftada 2 den fazla ve gecede 1 den fazla ise
• Gece içinde işemesi az miktarda ancak fazla sayıda ise

• Alt ıslatan çocuğa bez bağlamak doğru mudur?
• Altını ıslatan çocuğa bez bağlamak çocuğun bu durumdan rahatsız olma durumunu ortadan kaldırır ve hiçbir zaman alt ıslatma bez bağlayarak ortadan kalkmaz.

Tedavi konusunda neler yapılıyor?
Gece altını ıslatan çocukların bir kısmı kendiliğinden düzelecektir ancak çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi birlikte başka davranış ve duygulanım sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilmektedir. Tedaviye başlamadan önce uzman ve gece altını ıslatma konusunda tecrübeli bir hekim tarafından çocuğun detaylı fiziksel muayenesi yapılmalı idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer tüm nedenler gözden geçirilmelidir.
Tedavinin başarılı olmasının ilk şartı aile çocuk ve hekim arasında tam bir iş birliğinin olmasıdır. Ana prensip çocuğa güven vererek suçluluk hissini ortadan kaldırma ve mümkünse olayı çocuğun sahiplenmesini sağlamaktır. Öncelikle denenmesi gereken çocuğun kendisinin veya ailesinin gece uyanmasına dönük programlardır. Önce çocukların kendiliğinden uyanması denenir bu mümkün olmuyorsa ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Ailenin desteği ile beraber motivasyon tedavisi ve ilaç tedavisi beraber uygulanırsa bu çocuklarda tedavide başarı oranı %70–80 bulmaktadır. İlaç tedavisinin en önemli dezavantajı ise tedavi kesildikten sonra rahatsızlığın yüksek oranda tekrar riski bulunmasıdır. Bu nedenle son yıllarda alarm ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması önerilmektedir. Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz çocuğu uyandırarak mesanesini kontrol etmesine yardımcı olan araçlardır. Alarm tedavisine de en az 3 ay devam etmek gerekmekte ve bu tedavi ile çocuklarda %85’lere varan iyileşme sağlanmaktadır. Alarm tedavisi sonunda tekrarlama riski ise oldukça düşüktür.
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#346
'ÖLÜMÜN KOKUSU' bulundu

'ÖLÜMÜN KOKUSU' bulundu

Bilimciler ölen hayvanların vücudunda oluşan ve türdeş hayvanları maktuldan uzaklaştıran kokuları ayrıştırmayı başardı.




Kanada McMaster Üniversitsi bilim ekibi, ölen hayvanların vücudunda aynı türlerde benzer özellikler taşıyan bir koku oluştuğunu, bu kokuların türdeş hayvanlar için “ölüm uyarı sistemi” işlevi gördüğünü tespit etti.
Kanada’daki McMaster Üniversitesi’nden bilimcilerin araştırmasına göre böcekler ve ıstakozlar gibi familya olarak birbirine yakın ama ayrı türlerden olan hayvan gruplarında bile ölüm esnasında ‘aynı koku’ üretiliyor.
Yağ asitlerinin karışımından oluşan bir salgıdan yayılan koku, türdaş canlıların ölen veya ölmekte olan hayvandan uzaklaşması için bir “ölüm uyarı sistemi” işlevi görüyor.
Ekip lideri David Rollo, ölen hayvanın bulunduğu yerden uzaklaşan diğer hayvanların böylece ölüme neden olan bulaşıcı hastalıktan veya düşman saldırısı tehlikesinden de uzaklamış olduğunu vurguladı.
Deneyde hamam böceklerinin kullandıklarını söyleyen Rollo, bunların barınma veya saklanma için ideal bir delik bulduklarında gövdeden feromon salgılandığını, bunun da diğer böcekleri oraya çektiğini belirtti.
Gözlem sırasında bu böceklerin ölmüş türdaşlarının olduğu yerden kaçtıklarını farkeden ekip, ölü hamam böceklerinin vücutlarından sıvı alarak analiz etti. Daha sonra laboratuarda çoğaltılan bu sıvı belirli bölgelere sürülerek böceklerin tepkisi gözlendi.
Rollo, “ölüm kokusu” yayan bu sıvının bulunduğu noktalara deneydeki hiç bir hamam böceğinin yaklaşmadığının gözlendiğini açıkladı.
Araştırma ekibi, bu koku yayma özelliğinin 400 milyon yıl önce evrilmeye başlayan bir özellik olduğunu ve soyların devamına yardım ettiğini berlitiyor.
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#347
Vejetaryen beslenme gerçekten sağlıklı mı?

Vejetaryen beslenme gerçekten sağlıklı mı?

Vejetaryen beslenme gerçekten sağlıklı mı?

Biliyorsunuz hiç et yemeyen insanlara vejetaryen deniyor. Fakat vejetaryenler arasında da farklı beslenenler var. Ve hepsinin sağlıklı beslendiği söylenemez.


Vejetaryenler kendi aralarında farklı gruplara ayrılırlar.Klasik vejetaryenler et salam sosis tavuk ve balık yemezler. Yani yedikleri gıdalar yüzünden hiçbir hayvanın öldürülmesi gerekmiyor. Fakat süt yumurta peynir veya yoğurt gibi hayvansal ürünlerden vazgeçmiyorlar. Bu beslenme türü en sağlıklı vejetaryen beslenmedir.

Yumurta yemeyen ama süt ürünlerini yiyenlere lacto vejetaryen deniyor (lac Latince süt demek). Sadece yumurtayı tercih edenler "ovo vejetaryen" grubuna girerler (Latince yumurta ovum demek). Bitkisel besinlerin yanında hem süt ürünleri hem de yumurta yiyenler "ovo-lacto vejetaryen sayılıyorlar. En yaygın olan sonuncu gruptur.

Diğer bir grup ise tüm hayvansal ürünlerin yenmesine ve tüketilmesine karşıdır. Bu gruptaki insanlar ne et ne yumurta ne de süt ürünleri yiyorlar. Hatta üretilmeleri için hayvanların öldürülmesi gerektiği için deri kemer veya deri ayakkabı bile kullanmıyorlar.

Kemik ve Kaslara Zarar

Özellikle de bu gruptakiler sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyorlar. Beslenme yetersizliğine bağlı olarak bedenlerinde yeterli miktarda çinko kalsiyum demir ve B12 vitamini bulunmaz.

Bu değerli minerallerin ve vitaminin eksikliği ise kemiklere ve kaslara zarar vermekte. Yetersiz beslenme sağlık için tehlikeli olabilir. Sonuçta kalbimiz de bir kastır. Ve özellikle de küçük çocukların gençlerin hamilelerin vejetaryen beslenmeleri doğru değildir.

Ama yumurta ve süt ürünleri tüketenler için aynı şey söz konusu değil. Bilim adamları uzun vadeli araştırmalarla bu tür vejetaryen beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini incelediler. Klasik vejetaryenlerin büyük bir bölümünde kan basıncı ve beden ağırlığı normal seviyede çıktı.

Bu beslenme türü kalbe iyi geldiği kadar kanser riskini de düşürmekte.

Tabii bu et yiyenlerin sağlıksız beslendikleri anlamına gelmiyor. Haftada sadece bir veya iki kez et yediğiniz zaman siz de en az klasik vejetaryenler kadar sağlıklı beslenmiş olabilirsiniz. Ayrıca balık ve tavuk son derece sağlıklıdır ve doktorlar tarafından kırmızı ete tercih edilmesi önerilmekte.
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#348
Yüzen helikopter görevde

Yüzen helikopter görevde


Sağlık Bakanlığı tarafından Antalya'ya gönderilen yeni ambulans helikopter, üzerindeki botları sayesinde suya acil iniş yapabiliyor.

Antalya'da hizmet vermeye başlayan ambulans helikopter, daha önce kentte geçici olarak konuşlandırılan 2 helikopterden daha fazla özelliğe sahip. Her türlü tıbbi müdahale cihazının bulunduğu ambulans helikopter, ‘uçan yoğun bakım ünitesi' olarak adlandırılıyor.

Çift motorlu, her türlü seyir cihazının bulunduğu helikopter, 2.5 saat havada kalabiliyor. 600 kilometre menzili olan helikopter, saatte 250 km hız yapabiliyor. Ambulans helikopterin en büyük özelliklerinden biri ise üzerindeki, havayla şişen botları sayesinde suya acil iniş yapabilmesi.

Yeni ambulans helikopter bugüne kadar 40 hastayı hayata bağlarken, son olarak Kumluca'da kimyasal maddeye maruz kalan 4 aylık Yasin Turgut'u kurtarmıştı
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#349
30 bin dolara daha uzun yaşa

30 bin dolara daha uzun yaşa

Yaşamın bir fiyatı olmasa da bazı hastalıkların öyle yüksek tedavi masrafları var ki duyunca şaşırmamak elde değil.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Yüzbaşıoğlu Türkiye'de ciddi bir sorun haline gelen kronik böbrek yetmezliğinin diyaliz ya da böbrek nakliyle tedavi edildiğini, diyaliz yönteminin yurt dışı teknolojilere bağlı olduğu için pahalı olduğunu söyledi.

Diyalizin, hastaların ömrünü 4-10 yıl uzatabildiğini, böbrek nakli olan hastanın ise diyaliz hastasına göre 15-20 yıl daha fazla yaşayabildiğini belirten Yüzbaşıoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye'de 52'si özel olmak üzere toplam 398 diyaliz merkezi hizmet veriyor. Türkiye'de böbrek yetmezliği yaşayan bir hastanın yıllık tedavi maliyeti 30 bin doları buluyor. Türkiye'de diyalize giren yaklaşık 50 bin hastanın devlete yıllık maliyetinin 1 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Sağlık Bakanlığı bütçe uygulama talimatı fiyatlarına göre böbrek nakli, tıbbi tedavi üstünlüğünün yanında ekonomik olarak da avantajlı bir tedavi yöntemidir.”

Yüzbaşıoğlu, böbrek naklinin ilk yıl için maliyetinin 22 bin dolar olduğunu ve bu ilk yıldan sonra ise maliyetin 8 bin dolara ve 5 bin dolara kadar indiğini belirtti. Nakil yapılan hastanın sosyal yaşama geri dönebildiğini ve çalışabildiğini dile getiren Yüzbaşıoğlu, şunları söyledi:



“Beş yıl diyalize giren bir böbrek hastasının tedavi maliyeti 150 bin dolar iken, nakil yapılan hastanın beş yıllık tedavi maliyeti 52 bin doları geçmiyor. Dolayısıyla böbrek naklini diyalize göre daha iyi kılan bir diğer neden ekonomik boyuttur. Bunun yanında sağladığı birçok fayda var. Her yıl diyaliz hastalarının yüzde 10'u hayatını kaybediyor. Onun için diyoruz ki, organ bağışında bulunalım.”

Türkiye'de yılda 1300 civarında böbrek nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Yüzbaşıoğlu, şöyle konuştu:
“Bu oran daha da arttırılmalı. Halkımızın büyük çoğunluğunda 'bağışladığım organlar ticari amaçlar kullanılabilir' düşüncesi hakim ancak bu mümkün değil. İş, Sağlık Bakanlığının kontrolünde. Organ nakli ruhsatı olmayan nakil yapamaz. Bu ruhsat tüm Türkiye'de toplam 43 merkeze verilmiştir. Bunun haricinde organ nakli yapmaya kalkanlar 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Dolayısıyla organ bağışı yapanların tedirgin olmalarına gerek yok.”
torressa

torressa

Mübarek Üye · 923 mesaj

#350
Okul kantini masum değil

Okul kantini masum değil

Okulların açılmasıyla birlikte kantinlerdeki tehlikeler de çocukların sağlığını tehdit etmeye başladı.

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, “Çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği açısından okul kantin ve kafeteryalarında sağlığa zararlı yiyecek ve içeceklerin yerine sağlıklı beslenmeye uygun yiyecek ve içecek satılması sağlanmalıdır” dedi.

Çakar, çocukların sağlık ve güvenlik açısından çeşitli risklerle karşı karşıya bulunduklarını ifade etti. Bilim kurullarının, kantin ve kafeteryalarda satılan cips, şekerleme, gofret, tost, kola gibi yiyecek ve içeceklerin çeşitli sağlık sorunlarına neden olduklarını belirttiklerini kaydeden Çakar, taze meyve, pastörize süt, ayran, yoğurt gibi gıdaların kantin ve kafeteryalarda bulundurulmadığını savundu.

“Çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği açısından okul kantin ve kafeteryalarında sağlığa zararlı yiyecek ve içeceklerin yerine sağlıklı beslenmeye uygun yiyecek ve içecek satılması sağlanmalıdır” diyen Çakar, sağlıksız yiyecek ve içeceklerin okullarda satışının yasaklanması gerektiğini belirtti.

Okul malzemeleri

Öğrencilerin kullandığı silgi, kalem, boya, oyun hamuru gibi okul malzemeleri konusunda da uyarılarda bulunan Çakar, bu ürünlerde çocukların sağlığı açısından tehlike oluşturan kimyasal maddeler bulunduğunu söyledi.
Bu malzemelerin ucuz olmasından dolayı çocuklar tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığına dikkati çeken Çakar, okul malzemelerindeki boyaların çocukların el ve ağızlarına bulaşarak çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceğini bildirdi.

Okul servis araçları

Okul servis araçlarıyla ilgili güvenlik sorunlarına da değinen Turhan Çakar, bu araçların büyük bir çoğunluğunun Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliği'ne uygun hizmet vermediğini ileri sürdü.

Okul servis araçlarının mevcut yönetmeliğe uygun hizmet verebilmesi için önlem alınması gerektiğini vurgulayan Çakar, yönetmelik değişikliği ile getirilen araçlardaki 20 yaş sınırının 10 yaşa indirilmesini istedi.

Bu sorunları ilgili bakanlıklara ilettiklerini bildiren Çakar, konunun tüm taraflarını görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.
EL-Mina

EL-Mina

Aktif Üye · 71 mesaj

#351

Dikkat..!! Kalp Krizi Geliyorum Diyebiir.....!



Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de aksam 18:30 civarinda, alisilmadik derecede zorlu bir is gununun ardindan (tabii ki tek basiniza) arabaniza binip evin yolunu tuttunuz.

Cok yorgunsunuz ve caniniz da

fena halde sıkkın..







Muhtemelen SINIRLI BIR HALDESINIZ!


Birdenbire gogsunuzde,

kolunuza ve cenenize dogru yayilmaya baslayan

korkunc bir agri

hissediyorsunuz.

En yakin hastaneye sadece on dakikalik mesafedesiniz ama hastaneye ulasmayi basarip basaramayacaginizdan bile emin degilsiniz.




NE YAPACAKSINIZ???

ILK YARDIM KURSLARINA KATILACAK KADAR AKLI BASINDA BIRIYDINIZ AMA KURSTAKI EGITMEN, SIZIN BASINIZA BIR SEY GELDIGINDE NE YAPACAGINIZI OGRETMEDI!!!






YALNIZ BASINIZAYKEN KALP KRIZI GECIRIRSENIZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ?

PEK COK INSAN KALP KRIZI GECIRDIGI SIRADA TEK BASINA OLUYOR; ETRAFTA YARDIM EDECEK KIMSE BULUNMUYOR. KALP ATISLARI DUZENSIZLESEN VE KENDISINI BAYILACAKMIS GIBI HISSEDEN BIRININ

BILINCINI YITIRMEDEN ONCE

YALNIZCA 10 SANIYE KADAR ZAMANI VARDIR.

BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKIR?





CEVAP:

PANIĞE KAPILMADAN UST USTE KUVVETLICE OKSURMEYE BASLAYIN.







ARABANIZI SAGA CEKIN MOTORU DURDURUP DORTLULERI YAKIN ARABANIN ARKASINA GECIP SIRT USTU YERE YATIN AYAKLARINIZI ARABANIZIN BAGAJINA DOGRU YUKARI KALDIRIN VE OKSURMEYE BASLAYIN OKSURMEDEN ONCE HER SEFERINDE DERIN BIR NEFES ALIN; OKSURUKLERINIZ GUCLU OLSUN, DERINDEN GELSIN VE UZUN SURSUN, TIPKI GOGSUNUZDE BIRIKMIS BALGAMI ATMAYA CALISIR GIBI OKSURUN.

HER IKI SANIYEDE BIR DERIN NEFES ALIP OKSURUN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YADA KALP ATISLARINIZ TEKRAR NORMALE DONENE DEK SUREKLI YAPIN. SAKIN ARABANIZIN ICINDE OTURMAYIN BU ESNADA SIZI GOREN INSANLAR YARDIM EDECEKLERDIR





DERIN NEFES ALMAK CIGERLERI OKSIJENLE DOLDURUR.
OKSURMEK KALBE TAZYIK YAPAR VE KAN DOLASIMINI RAHATLATIR.
KALBE UYGULANAN BU TAZYIK, KALBIN NORMAL RITMINE DONMESINI KOLAYLASTIRIR.
BUTUN BUNLAR SIZE, BILINCINIZI KAYBETMEDEN ONCE HASTANEYE YETISECEK ZAMANI TANIR.
AYAKLARINIZ YUKARI DOGRU KALDIRILMIS OLDUGUNDAN VUCUDUNUZDAKI BUTUN KAN KALBE BASINC YAPACAKTIR.
BU POSIZYONDA YATMAK KALBIN NORMAL CALISMAYA DUZENINE GECMESINE YARDIMCI OLUR


BU KONUDA MUMKUN OLDUGUNCA COK KISIYI BILGILENDIRIN.

BU BILGI SAYISIZ INSANIN HAYATINI KURTARABILIR!!!

ASLA, 'BENIM BASIMA GELMEZ!' DIYE DUSUNMEYIN.

HAYAT TARZIMIZIN EPEYCE DEGISTIGI SU SON YILLARDA ARTIK HER YASTA INSAN KALP KRIZI GECIRIYOR.
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.