Bugün TV Seyredmicez.
1.310 görüntülenme · 16 yanıt
Tv'de neye baktigina bagli..
Mesela cok güzel dini programlar var, ilahi.. VS
Yani karar senindir.. Veya gidip saçma sapan programlara bakarsak,
tabi zamanimiz bosa gider, gecer..> Genelikle Öyle oluyor, MALESEF.
Tv'de birtek o programlardan varsa, bençe haklisin TV'ye bakma.. .
Mesela cok güzel dini programlar var, ilahi.. VS
Yani karar senindir.. Veya gidip saçma sapan programlara bakarsak,
tabi zamanimiz bosa gider, gecer..> Genelikle Öyle oluyor, MALESEF.
Tv'de birtek o programlardan varsa, bençe haklisin TV'ye bakma.. .
esselamu aleykum kardesim,
Bu yaziyi paylasmak istiyorum izninle :
Bu yaziyi paylasmak istiyorum izninle :
Şeytanın çekim alanından uzak kalmak
Mıknatıs, iğne gibi maddeleri kendine çeker. Bu çekim, mesafeyle de alakalıdır, mıknatısa yaklaştıkça çekim artar, uzaklaştıkça çekim azalır. Benzeri bir durum günahların çekiminde görülür. İnsan günahlara yakın oldukça kendini onlara kaptırır, uzak kaldıkça korunması daha kolay olur. Yüzmek için plaja giden biriyle, tenha bir yerde yüzen kimse, günahlar yönünden elbette aynı şartlarda değildir.
Günümüzde bir kısım gazeteler ve televizyonlar, bar ve meyhane gibi gayr-i meşru eğlence yerleri, bir kısım internet siteleri adeta şeytanın yayın organları ve yayın merkezleri gibi çalışmaktadırlar. Bunlar devamlı günahlara sevk etmekte, insanları yaratılış gayesine zıd mecralara yönlendirmektedirler. Televizyona karşı zaafı olan birinin televizyonlu odada durması imtihanını şiddetlendirir, saatlerini günahlarla dolu veya en azından boşu boşuna geçirmesini netice verir.
Hekimoğlu İsmail şöyle der:
“Günümüz Müslüman’ının hicreti, televizyonlu odadan televizyonsuz odaya geçmektir.”
$adi Eren/Sorularla Islamiyet
Mıknatıs, iğne gibi maddeleri kendine çeker. Bu çekim, mesafeyle de alakalıdır, mıknatısa yaklaştıkça çekim artar, uzaklaştıkça çekim azalır. Benzeri bir durum günahların çekiminde görülür. İnsan günahlara yakın oldukça kendini onlara kaptırır, uzak kaldıkça korunması daha kolay olur. Yüzmek için plaja giden biriyle, tenha bir yerde yüzen kimse, günahlar yönünden elbette aynı şartlarda değildir.
Günümüzde bir kısım gazeteler ve televizyonlar, bar ve meyhane gibi gayr-i meşru eğlence yerleri, bir kısım internet siteleri adeta şeytanın yayın organları ve yayın merkezleri gibi çalışmaktadırlar. Bunlar devamlı günahlara sevk etmekte, insanları yaratılış gayesine zıd mecralara yönlendirmektedirler. Televizyona karşı zaafı olan birinin televizyonlu odada durması imtihanını şiddetlendirir, saatlerini günahlarla dolu veya en azından boşu boşuna geçirmesini netice verir.
Hekimoğlu İsmail şöyle der:
“Günümüz Müslüman’ının hicreti, televizyonlu odadan televizyonsuz odaya geçmektir.”
$adi Eren/Sorularla Islamiyet
Arkadaslar ben bu konuya değinmeye calısıyordum arkdasımda acıkalmasını yapmıs tv izleyin yaryarlı programlar izliyorsanız ama unutmayın nefis ve seytan diye iki bela var düşma var bunların seytan olanı en belalısıdır nefis gene alısıyor gunahtan uzaklastıkmı seytan hep bizi caydırmak icin cabalıyor unutmayalım. Nefsi terbiye edeilir seytan edilemez.
Zeki.42Arkadaslar ben bu konuya değinmeye calısıyordum arkdasımda acıkalmasını yapmıs tv izleyin yaryarlı programlar izliyorsanız ama unutmayın nefis ve seytan diye iki bela var düşma var bunların seytan olanı en belalısıdır nefis gene alısıyor gunahtan uzaklastıkmı seytan hep bizi caydırmak icin cabalıyor unutmayalım. Nefsi terbiye edeilir seytan edilemez.
Nefsi terbiye edeilir seytan edilemez
tabikide ne izlediğine bağlı ben genelde berat tv de ilahi dinliyorum
Arkadaşlar Şebnem dergisinin bu ayki sayısında okuduğum TV ile ilgili bir yazıdan bir parça eklicem sanırım herşeyi anlatacak bu yazı.. yazanın kalemine yüreğine sağlık .
****
TV nin faydaları .
" TV olmasaydı Nasıl görecektik, filanca yerde tatil yapan sanatçı (!)nın gizli fotolarını? Nasıl alışacaktık kolsuz bluzlara, elbisesiz vücutlara? Nasıl özenecektik, “reklam ediliyor” diye bir şey sandığımız hayatlara, ürünlere, markalara? Nasıl kanacaktık fâsık haberlerine, yalanlara, dolanlara?!
Kimileri de çıkar, der ki, şimdi; televizyon karşısında yapabileceğiniz tek faaliyet, kumanda elde kanal değiştirmekten ibarettir. İnsanın kulaklarını ve gözlerini esir alır. Beynini gereksiz nice fikir ve haberle doldurur. Kalbini meşgul eder. Onun vesilesiyle, normalde evinize bile almayacağınız insan tiplerini, gece-gündüz salonunuzda ağırlarsınız ve zamanla o yadırgadığınız tiplere alışırsınız.
Dizilerde, ne dînî, ne de kültürel değerlerimizle uyuşmayan, âile tipleri. Sapık anlayışlar, haram ilişkiler, mâsum gösterilmeye çalışılan fitne fücurlar…
Hâsılı, nice ipe-sapa gelmez hayat tarzları, çok normalmiş gibi, öyle bir servis edilir ki, düşüncelerinizdeki değişimin farkına bile varmazsınız. Olsun, milletin demesiyle mi canım! Hem bu sözleri de zaten beyiniz ciddiye alsa, siz almazsınız.
Çok da ilginç bir zaaf vardır: Televizyonda biri bir şey söylerse, kesinlikle doğrudur sanılır. Biri televizyona çıkarsa, şüphesiz meşhur olur ve komşu ya da akrabaysa, gururla anlatılır. Çok gülünçtür; ama vâkıadır bunlar.
“-Yahu kadın, senin hiç mi aklın yok, nasıl inandın bu safsatalara!..” dese de gülmeye kalksa bir adam, hanımı belki de küser. Ama zaten, “akıllı ve düşünen” insan azdır. Öyle olmasaydı, zarardan hakkıyla kaçınan, takvalı bir toplum olurduk ki, durumumuz ortada
Bir programa dalıp, bilmem ki kaç namaz geçirdiniz? Geç vakitlere kadar tartışma programlarına dalıp, kaç sabah namazı kaçırdınız? Ama yok, yok, olsun. Seyretmeseniz de açık olsun. Açın!.. Reytingleri siz yükseltin! Siz olmasanız, ne olur bu kanalların hâli... Batar giderler maâzallah, ekmeksiz aşsız kalırlar, yazık değil mi?!
Gerçi bendeniz, televizyon karşısında kontrol sağlayamayan, nefsine uyuveren biri olduğumu keşfettiğim için, kendi evime hiç sokmadım. On beş senedir televizyonla işim yok, eksikliğini de duymadım
“-Bizim evimizde televizyon var; ama biz sadece faydalı programları seyrediyoruz” diyen mübârek kardeşlerimi, cân u gönülden tebrik ederim. Ne diyeyim, helâl olsun! Zira onlar, demek ki benim gibi nefislerinin esiri değil, hâkimidirler… O hâlde elbet, hürmet yüklü bir selâmı da hak ederler…
Selâm, Allâh’ın selâmı, gönderdim gitsin, sözüm bir mânî olsun, dâim söylensin:
Fayda dedimse anla, o da benim kinâyem,
Beş kuruşluk kâr için, beş bin zarar çekemem!
***
buraya kadar Şebnem Dergisinin bu ayki sayısından alıntıdır.
Allaha çok şükür ki bende TV sevmeyen ve izlemeyenlerdenim.
Rabbim herkesi bu kısacık ömür sermayemizi boşuna harcatan zarardan korusun . TV karşısında boşa geçirilen vakitlere acıyorum .
****
TV nin faydaları .
" TV olmasaydı Nasıl görecektik, filanca yerde tatil yapan sanatçı (!)nın gizli fotolarını? Nasıl alışacaktık kolsuz bluzlara, elbisesiz vücutlara? Nasıl özenecektik, “reklam ediliyor” diye bir şey sandığımız hayatlara, ürünlere, markalara? Nasıl kanacaktık fâsık haberlerine, yalanlara, dolanlara?!
Kimileri de çıkar, der ki, şimdi; televizyon karşısında yapabileceğiniz tek faaliyet, kumanda elde kanal değiştirmekten ibarettir. İnsanın kulaklarını ve gözlerini esir alır. Beynini gereksiz nice fikir ve haberle doldurur. Kalbini meşgul eder. Onun vesilesiyle, normalde evinize bile almayacağınız insan tiplerini, gece-gündüz salonunuzda ağırlarsınız ve zamanla o yadırgadığınız tiplere alışırsınız.
Dizilerde, ne dînî, ne de kültürel değerlerimizle uyuşmayan, âile tipleri. Sapık anlayışlar, haram ilişkiler, mâsum gösterilmeye çalışılan fitne fücurlar…
Hâsılı, nice ipe-sapa gelmez hayat tarzları, çok normalmiş gibi, öyle bir servis edilir ki, düşüncelerinizdeki değişimin farkına bile varmazsınız. Olsun, milletin demesiyle mi canım! Hem bu sözleri de zaten beyiniz ciddiye alsa, siz almazsınız.
Çok da ilginç bir zaaf vardır: Televizyonda biri bir şey söylerse, kesinlikle doğrudur sanılır. Biri televizyona çıkarsa, şüphesiz meşhur olur ve komşu ya da akrabaysa, gururla anlatılır. Çok gülünçtür; ama vâkıadır bunlar.
“-Yahu kadın, senin hiç mi aklın yok, nasıl inandın bu safsatalara!..” dese de gülmeye kalksa bir adam, hanımı belki de küser. Ama zaten, “akıllı ve düşünen” insan azdır. Öyle olmasaydı, zarardan hakkıyla kaçınan, takvalı bir toplum olurduk ki, durumumuz ortada
Bir programa dalıp, bilmem ki kaç namaz geçirdiniz? Geç vakitlere kadar tartışma programlarına dalıp, kaç sabah namazı kaçırdınız? Ama yok, yok, olsun. Seyretmeseniz de açık olsun. Açın!.. Reytingleri siz yükseltin! Siz olmasanız, ne olur bu kanalların hâli... Batar giderler maâzallah, ekmeksiz aşsız kalırlar, yazık değil mi?!
Gerçi bendeniz, televizyon karşısında kontrol sağlayamayan, nefsine uyuveren biri olduğumu keşfettiğim için, kendi evime hiç sokmadım. On beş senedir televizyonla işim yok, eksikliğini de duymadım
“-Bizim evimizde televizyon var; ama biz sadece faydalı programları seyrediyoruz” diyen mübârek kardeşlerimi, cân u gönülden tebrik ederim. Ne diyeyim, helâl olsun! Zira onlar, demek ki benim gibi nefislerinin esiri değil, hâkimidirler… O hâlde elbet, hürmet yüklü bir selâmı da hak ederler…
Selâm, Allâh’ın selâmı, gönderdim gitsin, sözüm bir mânî olsun, dâim söylensin:
Fayda dedimse anla, o da benim kinâyem,
Beş kuruşluk kâr için, beş bin zarar çekemem!
***
buraya kadar Şebnem Dergisinin bu ayki sayısından alıntıdır.
Allaha çok şükür ki bende TV sevmeyen ve izlemeyenlerdenim.
Rabbim herkesi bu kısacık ömür sermayemizi boşuna harcatan zarardan korusun . TV karşısında boşa geçirilen vakitlere acıyorum .
Leyla_EbediArkadaşlar Şebnem dergisinin bu ayki sayısında okuduğum TV ile ilgili bir yazıdan bir parça eklicem sanırım herşeyi anlatacak bu yazı.. yazanın kalemine yüreğine sağlık .
****
TV nin faydaları .
" TV olmasaydı Nasıl görecektik, filanca yerde tatil yapan sanatçı (!)nın gizli fotolarını? Nasıl alışacaktık kolsuz bluzlara, elbisesiz vücutlara? Nasıl özenecektik, “reklam ediliyor” diye bir şey sandığımız hayatlara, ürünlere, markalara? Nasıl kanacaktık fâsık haberlerine, yalanlara, dolanlara?!
Kimileri de çıkar, der ki, şimdi; televizyon karşısında yapabileceğiniz tek faaliyet, kumanda elde kanal değiştirmekten ibarettir. İnsanın kulaklarını ve gözlerini esir alır. Beynini gereksiz nice fikir ve haberle doldurur. Kalbini meşgul eder. Onun vesilesiyle, normalde evinize bile almayacağınız insan tiplerini, gece-gündüz salonunuzda ağırlarsınız ve zamanla o yadırgadığınız tiplere alışırsınız.
Dizilerde, ne dînî, ne de kültürel değerlerimizle uyuşmayan, âile tipleri. Sapık anlayışlar, haram ilişkiler, mâsum gösterilmeye çalışılan fitne fücurlar…
Hâsılı, nice ipe-sapa gelmez hayat tarzları, çok normalmiş gibi, öyle bir servis edilir ki, düşüncelerinizdeki değişimin farkına bile varmazsınız. Olsun, milletin demesiyle mi canım! Hem bu sözleri de zaten beyiniz ciddiye alsa, siz almazsınız.
Çok da ilginç bir zaaf vardır: Televizyonda biri bir şey söylerse, kesinlikle doğrudur sanılır. Biri televizyona çıkarsa, şüphesiz meşhur olur ve komşu ya da akrabaysa, gururla anlatılır. Çok gülünçtür; ama vâkıadır bunlar.
“-Yahu kadın, senin hiç mi aklın yok, nasıl inandın bu safsatalara!..” dese de gülmeye kalksa bir adam, hanımı belki de küser. Ama zaten, “akıllı ve düşünen” insan azdır. Öyle olmasaydı, zarardan hakkıyla kaçınan, takvalı bir toplum olurduk ki, durumumuz ortada
Bir programa dalıp, bilmem ki kaç namaz geçirdiniz? Geç vakitlere kadar tartışma programlarına dalıp, kaç sabah namazı kaçırdınız? Ama yok, yok, olsun. Seyretmeseniz de açık olsun. Açın!.. Reytingleri siz yükseltin! Siz olmasanız, ne olur bu kanalların hâli... Batar giderler maâzallah, ekmeksiz aşsız kalırlar, yazık değil mi?!
Gerçi bendeniz, televizyon karşısında kontrol sağlayamayan, nefsine uyuveren biri olduğumu keşfettiğim için, kendi evime hiç sokmadım. On beş senedir televizyonla işim yok, eksikliğini de duymadım
“-Bizim evimizde televizyon var; ama biz sadece faydalı programları seyrediyoruz” diyen mübârek kardeşlerimi, cân u gönülden tebrik ederim. Ne diyeyim, helâl olsun! Zira onlar, demek ki benim gibi nefislerinin esiri değil, hâkimidirler… O hâlde elbet, hürmet yüklü bir selâmı da hak ederler…
Selâm, Allâh’ın selâmı, gönderdim gitsin, sözüm bir mânî olsun, dâim söylensin:
Fayda dedimse anla, o da benim kinâyem,
Beş kuruşluk kâr için, beş bin zarar çekemem!
***
buraya kadar Şebnem Dergisinin bu ayki sayısından alıntıdır.
Allaha çok şükür ki bende TV sevmeyen ve izlemeyenlerdenim.
Rabbim herkesi bu kısacık ömür sermayemizi boşuna harcatan zarardan korusun . TV karşısında boşa geçirilen vakitlere acıyorum .
Çok doğru Söylemişiniz Allah razı olsun bizler tv seyretmicez tamamen şeytan dolu içi
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/58424-bugun-tv-seyredmicez · 23.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
◆İlgili Konular
- Bugün özel bir gün çünkü ben bugün de yaşıyorum.. Genel Konular 8 cevap
- Bugün özel bir gün çünkü ben bugün de yaşıyorum.. Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 4 cevap
- bugün 23 nisan Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 10 cevap
- Bugün çalışma var hesap yok Yarın hesap var çalışma yok.. Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 7 cevap
- '100.000' den Geriye Şükür Yolculuğu...(Bugün Hangi Nimet İçin Şükür Ediyorsunuz?) Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 358 cevap
- bugün Allah için ne yaptın Dini sohbet 8 cevap
Giriş yap ve cevap yaz.