Koca.1.0 )))
202.419 görüntülenme · 2.747 yanıt
RE: flaş flaş flaş
RE: flaş flaş flaş
:p:p:p:D:D:D
RE: flaş flaş flaş
:p:p:p:D:D:D
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Veda hutbesinde şöyle buyuruyor:
"Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız. Bunlar da Allah’ın kitabı (Kur’an) ve benim sünnetimdir." (Buhari-Müslim
"Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız. Bunlar da Allah’ın kitabı (Kur’an) ve benim sünnetimdir." (Buhari-Müslim
RE: flaş flaş flaş
RE: flaş flaş flaş
EHH PES YANİ:D:D:DB):D:D:DB)
RE: flaş flaş flaş
AHSEN-I FIGAN yazdı:
Flas,flas,flas
5lahmacun
1,5adana
2iskender
1kilo kunefe
2,5lt kola yaz 3988'e gonder .boşanda semerini ye melodisi cebine gelsin:D:D:D:D:D
EHH PES YANİ:D:D:DB):D:D:DB)
"idrak'ın yüceliğine eremiyorsanız,
inkar'ın basitliğinden sıyrılınız"
B)
Ölür müsün?
Ölür müsün?
Temel ile Dursun Toronto'ya gelmişler. Temel, dünyanın en yüksek kulesi olan CN Tower'i gösterip,
- Burası o kadar yüksekki yukarıdan düştüğün zaman aşağıya gelene kadar 3 gün geçer.
Dursun:
- Ölür müsün? diye sorunca,
Temel:
- Ne zannettin ya! 3 gün yemeden içmeden yaşanır mı?
:D:D:D:D:D:D
Ölür müsün?
Temel ile Dursun Toronto'ya gelmişler. Temel, dünyanın en yüksek kulesi olan CN Tower'i gösterip,
- Burası o kadar yüksekki yukarıdan düştüğün zaman aşağıya gelene kadar 3 gün geçer.
Dursun:
- Ölür müsün? diye sorunca,
Temel:
- Ne zannettin ya! 3 gün yemeden içmeden yaşanır mı?
:D:D:D:D:D:D

RE: flaş flaş flaş
RE: flaş flaş flaş
çook güzel......:B
teşekkürler
ama kaç kontör?:K
RE: flaş flaş flaş
çook güzel......:B
teşekkürler
ama kaç kontör?:K
_________________________________________________
bir insanı ahlaken değilde sadece zihnen eğitmek,
topluma bela kazandırmaktır...
Bir Misyonerin Türkiye Anıları :)
Bir Misyonerin Türkiye Anıları :)
- 2 yıl önce bir foruma yazmıştım, muhtemelen nette yayılmıştır, daha önce de burada açıldı yada tekrar oldu ise hakkınızı helal edin -
___________________________________________________________
8 Temmuz
İşte Türkiye'deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla havaalanından kalacağımız eve giderken hayli uyarıcı bilgiler aldım; "Hemen başlama, biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir millettir" filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim. Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev ağır.
9 Temmuz
Tommy'nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile. Adam parkta öylece oturuyordu. Söylediğim her şeyi gülümseyip başıyla tasdik ederek saatlerce
dinlerken ruhumun göklere değdiğini hissetmiştim. Bizi seyreden simitçi, sonradan o adamın sağır olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu ama olur
öyle şeyler.
11 Temmuz
Üçüncü gün; Tommy hâlâ "erken henüz" diye ısrar ediyor. Mânâsız bir ısrar bu; kurtulması gereken o kadar çok ruh var ki burada. Çorap almaya inmiştim semt pazarına. Nasıl oldu anlamadım ama eve dönerken artık benim altılı çelik tencere takımım vardı. Önemli değil, tencere gerekli bir araç nasıl olsa. Tencereci arkadaşa müjdeyi tebliğ ettim. "Ayıpsın abi, Hazreti İsâ' ya can fedâ." dedi, ben ağladım. Söz verdi, pazar toplantılarına gelecek; hatta bana bir adres bile verdi. O adrese gidersem bir sürü insanı misyona katabilirmişim.
21 Temmuz
Tommy hâlâ "gitme, bak karışmam" diyor; işte bu aşırı ihtiyatkârlık yüzünden buralarda İsa'nın mesajı yeterince bilinmiyor zaten. Gittim; şehrin kenarında kalabalık bir mahallede bir apartmanın altıncı katına çıktım. İçeride bir hayli erkek vardı; beni içeri aldılar, mobilyasız bir salona geçtik. Çay getirdiler; hatır
sordular. Tam lâfa başlarken biri parmağıyla "sus" işareti yaptı. İçeriden yaşlıca bir adam çıkıp salona gelince herkes gibi ben de ayağa kalktım. Sonra adam konuşmaya, bir nevi vaaz vermeye başladı. Şöyle bir dinledim; eh fena şeyler değil. Toplantıdan sonra herkes birbirine sarıldı, yeniden çay ikram edildi. Burayı sevdim, yarın da geleceğim.
2 Ağustos
Yine aynı şeyler oldu; bir ara fırsat bulup salondaki arkadaşları misyona kazandırayım dedim. Tam "İsa" demiştim ki, ihtiyar vaiz "İsa dedin de aklıma geldi." deyip çok tatlı bir bahis açtı. Öyle güzel anlatıyor ki başladım ağlamaya. Zor teselli ettiler; sonra ortaya sofra geldi. Yemek yedik. Kuşbaşılı pilav nefisti; hele cacık!
12 Ağustos
Tommy beni tesbihle oynarken yakaladı. "Nereden buldun" diye sıkıştırıyor. "Dükkanın birinden aldım." dedim. Tesbih bana iyi geliyor, meditasyon yerine geçiyor. Bir tane de Tommy'e mi alsam?
6 Eylül
Bugün hep birlikte camiye gittik. "Bakayım" dedim burada neler yapıyorlar, nasıl ibadet ediyorlar. Mecit diye bir temiz yüzlü arkadaşım var cemaatten. Bana abdest almayı öğretti caminin avlusunda. Tuvaletleri pek temiz değil ama abdest çok güzel bir olay. Fırsatını kolluyorum; bunların hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut demesinler!
16 Eylül
"Nereden çıktı bu Mahmut?!" diye çıldırdı Tommy. "Kod adım." dedim. Anlamadı. Anlamaz tabii. Ben ne yaptığımı biliyorum. şimdilik sesimi çıkarmıyor, toplantılara muntazaman devam ediyorum; ezan okununca "Hadi camiye gidelim Mahmut" diyorlar, gidiyorum. "Neler okuyorsunuz fısır fısır?" diye sordum. Öğrettiler. Fatiha çok güzel bir sûre. Tommy'e de öğretmeliyim.
1 Ekim
Tommy beni evden atmaya kalkıştı dün. "Seni kandırıyorlar,Müslüman yapacaklar enayi." diye çıkıştı. İtiraz ettim, "Ben bunların içyüzünü öğrenmeye
çalışıyorum Pastör Tommy." dedim. "Sırlarını öğrendiğim an, bunları sürü halinde önüme katıp Sarayburnu'ndan denize sokup cümlesini birden çatır çatır vaftiz etmezsem bana da Mahmut demesinler." dedim. "Çık dışarı aptal." diye kovdu beni. Misyondan gelen aylığımı da kesti. Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaşlar aralarında para toplayıp verdiler. Geceyi ucuz bir otelde geçirdim.
Bugün Mecit'in evine taşınıyorum. Az kaldı az.. Dayan oğlum Mahmut!
6 Kasım
Mecit benim için istihareye yatmış; "Yeşil gördüm Mahmut." dedi, "Nurlar içindeydin, hidâyet nasip oldu sana ne mutlu." dedi. Tabii aldırış etmiyorum,
fakat hoşuma gitmedi de değil.
9 Kasım
Bugünlerde cemaate İngilizce dersleri vermeye başladım; sabah namazını topluca edâ ettikten sonra kuşluk vaktine kadar ders veriyorum. Kuşlukla öğle arasında tefsir dersleri yapıyoruz. Beni artık iyice kendilerinden zannediyorlar.
21 Kasım
Yeni damat olduğum için dört günden beri günlük yazamadım. Mecit'in teyzesinin kızı Sabiha ile nikahlandık dün. Nikâhımızı Saadettin Hoca kıydı sağ olsun. Sünnet dediğin ise sinek ısırığı gibi bir şey zaten, çabucak geçti. Bu
sabah yolda Tommy ile karşılaştık. "Kiliseye yazdım, seni defterden sildiler." dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamış misyoner kafası işte. Benim din değiştirdiğimi
sanıyor gerzek.
Halbuki ben...
28 Kasım
Ne kadar üzgünüm. Mecit, "Nasip değilmiş, seneye gidersin" diyor. Hac kayıtları kapanmışmış. İstesem ecnebi pasaportumla Mısır üzerinden vize alır giderim, ama ben olayı içeriden, herkesle bütün mü'minlerle birlikte yaşamak istiyorum oysaki.
19 Aralık
Sabiha ile teheccütten sonra Yaşar Hoca mevzusu geçti aramızda. Yav bu Yaşar Nuri Hoca iyi adam hoş adam fakat ne bileyim çok modern bir duruşu var gibi sanki; hani, "İslâm'ı en iyi ben bilirim" şeklinde bir dayılanma. Öğleden sonra yayıncımla sözlü anlaşma yaptık; ilk eserim iki ay sonra çıkıyor: "İslâm'ın selefî boyutlarına dinamik bakışlar". Yayıncım, "fiyatı iki lira yaparsak üç yüz bin satarız." diyor.
"HAMD OLSUN"
Bir Misyonerin Türkiye Anıları :)
- 2 yıl önce bir foruma yazmıştım, muhtemelen nette yayılmıştır, daha önce de burada açıldı yada tekrar oldu ise hakkınızı helal edin -
___________________________________________________________
8 Temmuz
İşte Türkiye'deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla havaalanından kalacağımız eve giderken hayli uyarıcı bilgiler aldım; "Hemen başlama, biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir millettir" filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim. Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev ağır.
9 Temmuz
Tommy'nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile. Adam parkta öylece oturuyordu. Söylediğim her şeyi gülümseyip başıyla tasdik ederek saatlerce
dinlerken ruhumun göklere değdiğini hissetmiştim. Bizi seyreden simitçi, sonradan o adamın sağır olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu ama olur
öyle şeyler.
11 Temmuz
Üçüncü gün; Tommy hâlâ "erken henüz" diye ısrar ediyor. Mânâsız bir ısrar bu; kurtulması gereken o kadar çok ruh var ki burada. Çorap almaya inmiştim semt pazarına. Nasıl oldu anlamadım ama eve dönerken artık benim altılı çelik tencere takımım vardı. Önemli değil, tencere gerekli bir araç nasıl olsa. Tencereci arkadaşa müjdeyi tebliğ ettim. "Ayıpsın abi, Hazreti İsâ' ya can fedâ." dedi, ben ağladım. Söz verdi, pazar toplantılarına gelecek; hatta bana bir adres bile verdi. O adrese gidersem bir sürü insanı misyona katabilirmişim.
21 Temmuz
Tommy hâlâ "gitme, bak karışmam" diyor; işte bu aşırı ihtiyatkârlık yüzünden buralarda İsa'nın mesajı yeterince bilinmiyor zaten. Gittim; şehrin kenarında kalabalık bir mahallede bir apartmanın altıncı katına çıktım. İçeride bir hayli erkek vardı; beni içeri aldılar, mobilyasız bir salona geçtik. Çay getirdiler; hatır
sordular. Tam lâfa başlarken biri parmağıyla "sus" işareti yaptı. İçeriden yaşlıca bir adam çıkıp salona gelince herkes gibi ben de ayağa kalktım. Sonra adam konuşmaya, bir nevi vaaz vermeye başladı. Şöyle bir dinledim; eh fena şeyler değil. Toplantıdan sonra herkes birbirine sarıldı, yeniden çay ikram edildi. Burayı sevdim, yarın da geleceğim.
2 Ağustos
Yine aynı şeyler oldu; bir ara fırsat bulup salondaki arkadaşları misyona kazandırayım dedim. Tam "İsa" demiştim ki, ihtiyar vaiz "İsa dedin de aklıma geldi." deyip çok tatlı bir bahis açtı. Öyle güzel anlatıyor ki başladım ağlamaya. Zor teselli ettiler; sonra ortaya sofra geldi. Yemek yedik. Kuşbaşılı pilav nefisti; hele cacık!
12 Ağustos
Tommy beni tesbihle oynarken yakaladı. "Nereden buldun" diye sıkıştırıyor. "Dükkanın birinden aldım." dedim. Tesbih bana iyi geliyor, meditasyon yerine geçiyor. Bir tane de Tommy'e mi alsam?
6 Eylül
Bugün hep birlikte camiye gittik. "Bakayım" dedim burada neler yapıyorlar, nasıl ibadet ediyorlar. Mecit diye bir temiz yüzlü arkadaşım var cemaatten. Bana abdest almayı öğretti caminin avlusunda. Tuvaletleri pek temiz değil ama abdest çok güzel bir olay. Fırsatını kolluyorum; bunların hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut demesinler!
16 Eylül
"Nereden çıktı bu Mahmut?!" diye çıldırdı Tommy. "Kod adım." dedim. Anlamadı. Anlamaz tabii. Ben ne yaptığımı biliyorum. şimdilik sesimi çıkarmıyor, toplantılara muntazaman devam ediyorum; ezan okununca "Hadi camiye gidelim Mahmut" diyorlar, gidiyorum. "Neler okuyorsunuz fısır fısır?" diye sordum. Öğrettiler. Fatiha çok güzel bir sûre. Tommy'e de öğretmeliyim.
1 Ekim
Tommy beni evden atmaya kalkıştı dün. "Seni kandırıyorlar,Müslüman yapacaklar enayi." diye çıkıştı. İtiraz ettim, "Ben bunların içyüzünü öğrenmeye
çalışıyorum Pastör Tommy." dedim. "Sırlarını öğrendiğim an, bunları sürü halinde önüme katıp Sarayburnu'ndan denize sokup cümlesini birden çatır çatır vaftiz etmezsem bana da Mahmut demesinler." dedim. "Çık dışarı aptal." diye kovdu beni. Misyondan gelen aylığımı da kesti. Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaşlar aralarında para toplayıp verdiler. Geceyi ucuz bir otelde geçirdim.
Bugün Mecit'in evine taşınıyorum. Az kaldı az.. Dayan oğlum Mahmut!
6 Kasım
Mecit benim için istihareye yatmış; "Yeşil gördüm Mahmut." dedi, "Nurlar içindeydin, hidâyet nasip oldu sana ne mutlu." dedi. Tabii aldırış etmiyorum,
fakat hoşuma gitmedi de değil.
9 Kasım
Bugünlerde cemaate İngilizce dersleri vermeye başladım; sabah namazını topluca edâ ettikten sonra kuşluk vaktine kadar ders veriyorum. Kuşlukla öğle arasında tefsir dersleri yapıyoruz. Beni artık iyice kendilerinden zannediyorlar.
21 Kasım
Yeni damat olduğum için dört günden beri günlük yazamadım. Mecit'in teyzesinin kızı Sabiha ile nikahlandık dün. Nikâhımızı Saadettin Hoca kıydı sağ olsun. Sünnet dediğin ise sinek ısırığı gibi bir şey zaten, çabucak geçti. Bu
sabah yolda Tommy ile karşılaştık. "Kiliseye yazdım, seni defterden sildiler." dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamış misyoner kafası işte. Benim din değiştirdiğimi
sanıyor gerzek.
Halbuki ben...
28 Kasım
Ne kadar üzgünüm. Mecit, "Nasip değilmiş, seneye gidersin" diyor. Hac kayıtları kapanmışmış. İstesem ecnebi pasaportumla Mısır üzerinden vize alır giderim, ama ben olayı içeriden, herkesle bütün mü'minlerle birlikte yaşamak istiyorum oysaki.
19 Aralık
Sabiha ile teheccütten sonra Yaşar Hoca mevzusu geçti aramızda. Yav bu Yaşar Nuri Hoca iyi adam hoş adam fakat ne bileyim çok modern bir duruşu var gibi sanki; hani, "İslâm'ı en iyi ben bilirim" şeklinde bir dayılanma. Öğleden sonra yayıncımla sözlü anlaşma yaptık; ilk eserim iki ay sonra çıkıyor: "İslâm'ın selefî boyutlarına dinamik bakışlar". Yayıncım, "fiyatı iki lira yaparsak üç yüz bin satarız." diyor.
"HAMD OLSUN"
.: SUSPECTION..!! THE KILLER OF AFFECTION..!! :.


RE: Bir Misyonerin Türkiye Anıları :)
RE: Bir Misyonerin Türkiye Anıları :)
:B:T.
S.A.ALLAH Razı olsun.A.E.O.
RE: Bir Misyonerin Türkiye Anıları :)
:B:T.
S.A.ALLAH Razı olsun.A.E.O.
YA MUKALLİBEL KULUB SEBBİT KALBİ ALA DİNİKE
RE: Ölür müsün?
RE: Ölür müsün?
GÜZELMİŞ EMEGİNE SAĞLIK...
ALLAHA VE DUALARIMA EMANETSİNİZ...
SELAMETLE....
RE: Ölür müsün?
GÜZELMİŞ EMEGİNE SAĞLIK...
ALLAHA VE DUALARIMA EMANETSİNİZ...
SELAMETLE....
RE: Ölür müsün?
RE: Ölür müsün?
:D:D:D:B:B:T
RE: Ölür müsün?
:D:D:D:B:B:T
ALLAHümme Rabbenâ. Ezhibi'l-be'se, işfi, ente'ş-şâfi. Lâ şifâen illâ şifâüke, şifâen lâ yuğâdiru sekamen." aminn
msn bedduaları çok komik bakın
msn bedduaları çok komik bakın
1- Netten 250 MB’lik bir dosya indirirken, bitmesine
iki dakika kala elektrikler kesile de mosmor ol inşallah!
2- Chat yaparken kapı zilin çala!
3- Mause’ni kedi yesin!
4- İçtiğin çay klavyeye dökülsün!
5- Arama motorlarına giremeyesin!
6- Hitin düşsün, liste sonu ol!
7- Posta kutuna iki ay mail gelmesin!
8- Üç vakte kadar bağlantın kopsun inşallah!
9- Klavyenin sesli harf tuşları basamaz olsun da,
sevgiline mektup yazamayasın!
10- Windowsun çöksün MSN, ıcq’un kopsun da
ele güne muhtaç ol innnnşallah!
11- Kafana harddiskler kadar taş düşsün!
12- Kodlarını yanlış yazasın da
web sayfası yapamayasın ya rabbim!
13- Askerliğini uzun dönem yapasın da,
18 ay nete bağlanamayasın!
14- 2 senedir yazmaya çalıştığın 500 sayfalık roman dosyana virüs girsin de,
edebi hayatın bitsin!
15- Bloguna Tam 4 Sayfalık yazı yazarken internet kesilsin de şişesin.
16:tam özel bi yazı çıkarırken yazıcını kedin kırsın inşallllllahhhhhhhhhhh.
17:Msn ne tam 1 sene giremeyesinde msn nen patlasın inşllllahhhhhhhhhhhhh

18:::::::: Üç vakte kadar bağlantın kopsun inşallah! :::::::::::.
msn bedduaları çok komik bakın
1- Netten 250 MB’lik bir dosya indirirken, bitmesine
iki dakika kala elektrikler kesile de mosmor ol inşallah!
2- Chat yaparken kapı zilin çala!
3- Mause’ni kedi yesin!
4- İçtiğin çay klavyeye dökülsün!
5- Arama motorlarına giremeyesin!
6- Hitin düşsün, liste sonu ol!
7- Posta kutuna iki ay mail gelmesin!
8- Üç vakte kadar bağlantın kopsun inşallah!
9- Klavyenin sesli harf tuşları basamaz olsun da,
sevgiline mektup yazamayasın!
10- Windowsun çöksün MSN, ıcq’un kopsun da
ele güne muhtaç ol innnnşallah!
11- Kafana harddiskler kadar taş düşsün!
12- Kodlarını yanlış yazasın da
web sayfası yapamayasın ya rabbim!
13- Askerliğini uzun dönem yapasın da,
18 ay nete bağlanamayasın!
14- 2 senedir yazmaya çalıştığın 500 sayfalık roman dosyana virüs girsin de,
edebi hayatın bitsin!
15- Bloguna Tam 4 Sayfalık yazı yazarken internet kesilsin de şişesin.
16:tam özel bi yazı çıkarırken yazıcını kedin kırsın inşallllllahhhhhhhhhhh.
17:Msn ne tam 1 sene giremeyesinde msn nen patlasın inşllllahhhhhhhhhhhhh

18:::::::: Üç vakte kadar bağlantın kopsun inşallah! :::::::::::.
superler çok guzel
ALLAHümme Rabbenâ. Ezhibi'l-be'se, işfi, ente'ş-şâfi. Lâ şifâen illâ şifâüke, şifâen lâ yuğâdiru sekamen." aminn
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/5797-koca-1-0 · 06.09.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.
