Dehşetin aklaştırdığı saçlar

692 görüntülenme · 3 yanıt

Paylaş:
Duaa

Duaa

Kıdemli Üye · 151 mesaj

#1
DEHŞETİN AKLAŞTIRDIĞI SAÇLAR

"Ölümünün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim." (Montaigne)

Muğla'nın Milas ilçesinde yaşayan orta yaşlı bir adam, bir gece, hayatının akışını değiştiren dehşetli bir rüya görür.

Rüyasında adam kendi ölümünü görmüştür. Öldükten sonra, vücudu teneşirde yıkanmış, kefelenmiş ve mezara defnedilmiştir.

Rüya çok net ve berraktır. Adam mezara konulup yapılan dualar ve okunan Kur'an-ı Kerim ile birlikte üzeri topraklandıktan sonra kapkaranlık bir yerde yapayalnız kalır. Bir müddet sonra bulunduğu kabrin sağ tarafından bir menfez açılır ve içeriye iki kişi girer. Bunlar kendilerinin kabirdeki sual melekleri olan "Münker ve Nekir" olduğunu söylerler.

Bu melekler, adamı alıp bulunduğu menfezden geçirerek başka bir yere ****ürürler. ****ürdükleri yerde adamın önüne hemen bir terazi ve yanına da bir miktar üzüm koyarlar. O sırada karşıdan gelen bir adam belirir. Münker ve Nekir, Milaslı bu çiftçiden, karşısındaki adama üzüm satmasını söylerler.

"Ölçtüğünüz zaman dürüst olun, tam ölçün. Doğru terazi ile tartın. Bu hem ticaretiniz için daha hayırlı, hem de akibet yönünden de daha güzeldir." (Kur'an-ı Kerim, İsra 35)

Münker ve Nekir melekleri adamın sağ ve solunda muhafız gibi durarak satışa nezaret ederler. Kendisinin alış-veriş sırasında tartıda çok az bir haksızlık yaptığını gören Melekler, onu hemen tezgâhın başından aldıkları gibi çok büyük bir kapının yanına getirirler. Kapı, kale kapısı gibi çok büyüktür. Kapının yanına gelir gelmez kapı kendiliğinden açılır.

Rüya sahibinin o anda gördüğü manzara çok korkunçtur. Kapının öbür tarafında müthiş bir yangın ve alevlerin içerisinde cayır cayır yanan insanlar vardır. İnsanlar bir taraftan yanmakta, bir taraftan da vücutları tazelenmektedir. Yanan insanların çıkardıkları canhıraş feryatları yürek dayanacak gibi değildir.

Münker ve Nekir melekleri, adama bu dehşetli manzarayı gösterdikten sonra tekrar bir meydanın ortasına getirirler. Kendisine, biraz önce alışveriş sırasında işlediği suçun cezasının demin gördüğü gibi yanarak mı, yoksa başka bir şekilde mi verilmesini istediğini sorarlar.

Adam, gördüğü o müthiş yangın manzarasındaki dehşetten ve bundan daha büyük bir ceza olamayacağı düşüncesiyle ateşe razı olmayıp bir başka cezaya razı olduğunu söylemesi üzerine, birden bire vücudunda yüzlerce derece bir hararetin başgösterdiğini bütün dehşetiyle hisseder. Dayanılmaz bir ıstırap, çekilmesi mümkün olmayan acı ve azap başlamıştır. Adamcağız, çektiği acının tesiriyle avazı çıktığı kadar feryad ve figan etmektedir.

(Rüyadan gerçek hayata, yani rüyayı gören adamın evine döndüğümüzde, adam hakikaten de avazı çıktığı kadar bağırmakta, ortalığı ayağa kaldırmaktadır. Vakit gece yarısıdır. Adamın karısı ve bitişik odadaki iki yetişken oğlu bu korkunç çığlıklara uyanırlar. Sesler mahalleyi de inlettiğinden konu-komşu pürtelaş adamın evinde toplaşırlar. Adam ile hâlâ çığlık çığlığa feryada devam etmektedir. Herkes uğraşmakta fakat adamcağız bir türlü uyandırılamamaktadır.)

Dönelim tekrar rüyaya... Adamın içine düşen yangından vücudu fokur fokur kaynamakta ve acı içinde kıvranmaktadır. Çektiği acı tahammül sınırının çok ötesindedir.

Bir müddet geçtikten sonra, Münker ve Nekir'in işaretiyle ceza sona erdirilir ve adam çağrılarak şöyle denilir.

"İşte gördün ve anladın ki, dünyada yapılan ufacık bir hatanın, adaletsizliğin ahiretteki cezası bu. Şimdi seni hayata, yaşadığın dünyaya iade ediyoruz. Bundan sonra hayatını bu gerçeğe göre tanzim et. Katiyyen en küçük dahi olsa bir haksızlık, adaletsizlik yapma."

Bu müsaadeden sonra, adamcağız rüyasından gözleri yerinden fırlamış, beti benzi atmış, kan ter içinde uyanır. Ama bundan da önemlisi, adamın yüzünde, etrafını çevreleyen mahalle halkını hayret ve şaşkınlık içinde bırakan bir görüntü vardır. Siyah saçlı bu adamın bütün saçları, biraz önce rüyada gördüklerinin dehşetinden bir anda bembeyaz olmuştur. Evet bembeyaz...

Milaslı bu adamı görüp hadiseyi nakledenlerin ifadesine göre, şimdi artık o, dehşetin aklaştırdığı saçlarıyla hayatını kılı kırk yaracasına hassas yaşamakta, bundan sonraki menzili olan kabir aleminde kendisine faydası olacak salih amellerin, güzel, hayırlı işlerin peşinden koşmaktadır.
mtekik

mtekik

Mübarek Üye · 2.702 mesaj

#2
RE: Dehşetin aklaştırdığı saçlar

Selamunaleykum,
Çok güzel bir çalışma olmuş emeğine sağlık.
İşte bize tebliğcinin nasıl tebliğ etmesi gerektiğini gösteren bir örnek bence.
Şöyleki; Bizim çevremizdeki tebliğe muhtaç insanlar maalesef cehennemi çok küçümsüyor. biraz üzerine gittinmi ne var ya işlediğimiz günahın cezasını çekip tekrar cennete gitmeyecekmiyiz. (Hani la ilahe illallah diyenlerin hepsi cennete girecek ya) diyorlar. Yani cehennemi o kadar küçük görüyor ki sanarsın cehennem dediği 40-50 derece ısı veren bir fırın yada ona benzer basit bir işkence mekanizması. Onun için biz önce bizi bekleyen cennet ve cehennem hayatını mümkün olduğu kadar iyi anlatmalıyız ki, insanlar salih amel işlediğinde kendisini nasıl bir cennet bekliyor bilsin, kötü amel işlediği zamanda kendisini nasıl bir cehennem bekliyor bilsin. Bilsinki amellerini ona göre yapsın. Klın sağlıcakla.
K.S.E.O.
zerrin

zerrin

Mübarek Üye · 2.172 mesaj

#3
RE: Dehşetin aklaştırdığı saçlar

ALLAH RAZI OLSUN. BENCEDE ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK BU BENCE. CENNETİ VE CEHENNEMİ HER AN AKLIMIZDA BULUNDURARAK YAŞAMAK EN GÜZELİ DEĞİLMİ? ALLAH A EMANET OL KARDEŞİM
yeliz

yeliz

Mübarek Üye · 790 mesaj

#4
RE: Dehşetin aklaştırdığı saçlar

ALLAH RAZI OLSUN SELAMETLE B)
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.