Marifetname
15.538 görüntülenme · 169 yanıt
Dedi ki: (81)
— (İyimserlik, insanı kötüyü inkâr etmeye götürür; çünkü kötüyü inkâr etmek, onunla mücadeleyi önler. İyimserlik, gayreti tüketir; aksine, hatayı açıkça görmek, insanları harekete geçirir... İnsan ancak düştüğünü farkederse ayağa kalkar.)
— (İyimserlik, insanı kötüyü inkâr etmeye götürür; çünkü kötüyü inkâr etmek, onunla mücadeleyi önler. İyimserlik, gayreti tüketir; aksine, hatayı açıkça görmek, insanları harekete geçirir... İnsan ancak düştüğünü farkederse ayağa kalkar.)
Dedi ki: (84)
— (Düşüş devirleri, şeflerin zayıflığı ile karakterize edilir. Kitle hiç kimseye hayran olmamaktan mustariptir, çünkü kahramanlara saygı duymak insan tabiatının bir ihtiyacıdır; aynı zamanda zihnî terakki için gerekli bir şarttır...)
— (Düşüş devirleri, şeflerin zayıflığı ile karakterize edilir. Kitle hiç kimseye hayran olmamaktan mustariptir, çünkü kahramanlara saygı duymak insan tabiatının bir ihtiyacıdır; aynı zamanda zihnî terakki için gerekli bir şarttır...)
Dedi ki: (87)
— (İki ordu karşı karşıya geldikleri zaman, bunlardan birinin silâhlarını bırakıp evlerine dönmesini teklif eden politikadan daha saçma bir politika olamaz. Böyle bir politika, barış politikası değil, kölelik politikası olur.)
— (İki ordu karşı karşıya geldikleri zaman, bunlardan birinin silâhlarını bırakıp evlerine dönmesini teklif eden politikadan daha saçma bir politika olamaz. Böyle bir politika, barış politikası değil, kölelik politikası olur.)
Dedi ki: (90)
— (Le Bon, kitleyi meydana getiren fertlerin daha önce kendilerinde bulunmayan kimi özellikleri kazandığı kanaatindedir: Sebeplerden biri, bir kalabalık ortasında yaşamasından ötürü kitle içersinde ferdin karşı durulmaz bir güce sahip olduğu yolunda bir duyguya kapılması ve bu duyguyla kendini birtakım insiyakî isteklerin eline teslim etmesidir; oysa normalde çaresiz dizginleyip frenliyeceği duygulardır bunlar. Toplulukta, dolayısiyle kitlevî sorumsuzlukta fertleri başka vakit geride tutan sorumluluk tümüyle kaybolup gider... Kitledeki ferdin ana özellikleri şunlardır: Şuurlu kişiliğin yiterek, şuursuz şahsiyetin hakimiyeti ele geçirişi, duygu ve düşüncelerin telkin ve sirayet neticesi aynı istikamete yönelişi, telkinle alınan direktifleri geciktirmeden gerçekleştirme temayülü, yani ferdin artık kendisi olmaktan çıkıp iradeden yoksun bir otomat duruma girişi...)
— (Le Bon, kitleyi meydana getiren fertlerin daha önce kendilerinde bulunmayan kimi özellikleri kazandığı kanaatindedir: Sebeplerden biri, bir kalabalık ortasında yaşamasından ötürü kitle içersinde ferdin karşı durulmaz bir güce sahip olduğu yolunda bir duyguya kapılması ve bu duyguyla kendini birtakım insiyakî isteklerin eline teslim etmesidir; oysa normalde çaresiz dizginleyip frenliyeceği duygulardır bunlar. Toplulukta, dolayısiyle kitlevî sorumsuzlukta fertleri başka vakit geride tutan sorumluluk tümüyle kaybolup gider... Kitledeki ferdin ana özellikleri şunlardır: Şuurlu kişiliğin yiterek, şuursuz şahsiyetin hakimiyeti ele geçirişi, duygu ve düşüncelerin telkin ve sirayet neticesi aynı istikamete yönelişi, telkinle alınan direktifleri geciktirmeden gerçekleştirme temayülü, yani ferdin artık kendisi olmaktan çıkıp iradeden yoksun bir otomat duruma girişi...)
Dedi ki: (91)
— (Ruhî bir veridir ki, adam öldürmenin tasdik edici bir değeri vardır ve bu aynı zamanda doktrinin bağlıları arasında, bunların inançlarını kuvvetlendiren bir çeşit ortak bağın meydana gelmesine yarar.)
— (Ruhî bir veridir ki, adam öldürmenin tasdik edici bir değeri vardır ve bu aynı zamanda doktrinin bağlıları arasında, bunların inançlarını kuvvetlendiren bir çeşit ortak bağın meydana gelmesine yarar.)
Dedi ki: (92)
— (Ne komünizm ve ne de sosyalizm, büyük çoğunluğun ve herkesin yararına yapacağı bir kurtarıcı inkılâp hayalini karşılamıyorlar... Her ikisi de bütün değişimlerin klâsik şemasına giriyorlar; her yerde, az çok pasif kalan veya olan biteni kabul eden yığınlar adına bir azınlığın başa geçmesi...)
— (Ne komünizm ve ne de sosyalizm, büyük çoğunluğun ve herkesin yararına yapacağı bir kurtarıcı inkılâp hayalini karşılamıyorlar... Her ikisi de bütün değişimlerin klâsik şemasına giriyorlar; her yerde, az çok pasif kalan veya olan biteni kabul eden yığınlar adına bir azınlığın başa geçmesi...)
Dedi ki: (94)
— (Anlamak, her kurtuluş hamlesinin hareket noktasıdır; fakat yalnız rasyonal bir tarzda, akıl yoluyla değil, sayısız küçük sezgilerin toplamı halinde anlamak, havada uçuşan gerçekleri koklayarak anlamak, zekânın ve ruhun bütün kavrayışlarıyla anlamak, yani anlamak ve inanmak...)
— (Anlamak, her kurtuluş hamlesinin hareket noktasıdır; fakat yalnız rasyonal bir tarzda, akıl yoluyla değil, sayısız küçük sezgilerin toplamı halinde anlamak, havada uçuşan gerçekleri koklayarak anlamak, zekânın ve ruhun bütün kavrayışlarıyla anlamak, yani anlamak ve inanmak...)
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/56981-marifetname · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.