sarhoş insan da BİZ NEYİZ?

701 görüntülenme · 1 yanıt

Paylaş:
kaniirfan

kaniirfan

Mübarek Üye · 647 mesaj

#1
SARHOŞ İNSAN DA, BİZ NEYİZ?
Şu garabete bakın ki;
“Demokrasi ve özgürlük” sakızı çiğneyen “medya” da, bu “garabet”e maalesef destek vermekte; “başörtülülerin uğradığı zulümleri” gündeme getirmek yerine “içki içenlerin hakları” ile meşgul olmaktadır!..
Tabiî, onlar da insan!.. Elbette onların da hakları gündeme getirilecek... Ama birader “topyekûn zulüm”leri görmezden gelip, “istisna”larla uğraşmak; kime, ne fayda sağlar...
Meselâ, şu haber:
“Antalya Manavgat DSP İlçe Başkanı Mehmet Karakaş, Side’de rahatsızlanan Hasan Ödecik isimli şahsın, alkollü olduğu gerekçesiyle ambülansa alınmadığını iddia etti. Karakaş, “Çağrılan ambülansın doktoru ‘Alkol kokuyor, üzerine su dökün, ayılır’ dedi ve gitti. Hasta sabah öldü” dedi.
Sağlık Bakanlığı da “Sözkonusu 112 personeli hakkında soruşturma açıldığını” açıkladı.”
Peki, sözkonusu sağlık personeli hakkında “alkollü” insana “lâkayd” davrandıkları için “soruşturma” açılırken, “başörtülü” hanımlara akla gelmedik “zulüm”ler uygulayan “yargıç”lar, “bürokrat”lar, “sağlıkçı”lar ve “holding patronları” hakkında kılını kıpırdatan biri var mıdır?
Hayır, yok!..
İşte bu yüzdendir ki; bu ülkenin “mütedeyyin” insanları “kesilmeye, biçilmeye, doğranmaya” devam edilmektedir!..
Ha tabut!.. Ha kamusal alan!..
Ya uyacaksın!.. Ya da kesileceksin!..
Söyleyin, yalan mı?..
Böyle bir ülkede “barış” olur mu?..
kaniirfan

kaniirfan

Mübarek Üye · 647 mesaj

#2
Bugün bizler, “mayınlı arazide kol ve bacaklarını kaybetmiş insanlar”la meşgulüz... Onların “dram”larını konuşuyoruz!.. Ama asıl konuşmamız gereken, insanların üzerine dikilen ve “mayından da beter” olan “kamusal alan” adlı “elbise”dir!..
Çünkü, bu “elbise”ye uymadığı için; binlerce, onbinlerce ve hatta milyonlarca insan, sadece “kol ve bacaklarını” değil, “okul”larını kaybetmişler, “okuma azimleri”ni kaybetmişler, kısacası “istikbal”lerini ve dolayısıyla “emek ve ekmek”lerini kaybetmişlerdir!..
İşin acı tarafı;
“Elbiseye adam uydurma” proje ve stratejisi hâlâ devam ediyor!..
Sen, “İmam Hatip mezunu” musun;
O halde “puanlarını keserim!”
Sen “başörtülü” müsün;
O halde “okul yolu”nu keserim ve seni bu hâlinle asla okutmam!
Sen “gümüş yüzük” mü takıyorsun;
O halde “TSK ile ilişiğini” keserim!..
Gibi, nice örnek!..
Gördüğünüz gibi;
Kesilen, biçilen ve doğranan hep “insan”lar ve onların “istikbal”leri oluyor!.. Ama “elbise”ye, yani bir “laikçi uydurma” olan “kamusal alan”ı genişletmeye hiç kimse yanaşmıyor!..
Dolayısıyla;
“İnsana göre elbise” dikmek yerine “elbiseye insan uydurma” zihniyeti hâlâ devam ediyor!..
BAŞÖRTÜLÜSÜN, KATLANACAKSIN!
İşte gördünüz... Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi Abdullah Çoban, hem de “Türk milleti adına”(!) verdiği kararı şöyle açıklıyor:
“...dâvâcı ise kamu görevi gören doktor olarak, okuduğu müsbet ilmin ve akılcı bilimin aksine başına taktığı ‘türban’ın altındaki zihniyeti nedeniyle eleştirilmesine, bu eleştiriler ağır da olsa katlanmak zorunda olduğundan!..”
Yani, “başörtülü” isen, başına gelen veya gelecek olan her şeye katlanacaksın!.. Çünkü senin “onur”un da yok, “incinecek gurur”un da... Senin “kişilik hakların” olamaz ki, ağır saldırıya uğramış olsun!..
Madem “laik Türkiye”de yaşıyorsun o halde “inançların doğrultusunda” yaşayamazsın!.. Madem “kamusal alan”da bulunmanın gereklerini yerine getirmiyorsun, o halde her şeye katlanacaksın!..
“Aşağılanmaya” katlanacaksın!..
“Horlanmaya” katlanacaksın!..
“Sen kimsin” ki, bir de kalkmış “insanî ve hukukî haklar”dan söz ediyorsun!.. Sen kim, hak aramak kim?..
Otur oturduğun yerde!..
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.