'bittim noktası'na çıkmaktır. Tepede gelecek yardım, eteğinde de gelir diyerek süklüm püklüm oturmamaktır..
_..._Bir söz söyle ibret olsun hepimize_..._
134.370 görüntülenme · 1.392 yanıt
Hicret düşmanla.. hem de gücünün son noktasına kadar sınanmaktır. 'Devrim Dağı'nın yani Sevr'in tepesine.. en tepesine..
'bittim noktası'na çıkmaktır. Tepede gelecek yardım, eteğinde de gelir diyerek süklüm püklüm oturmamaktır..
'bittim noktası'na çıkmaktır. Tepede gelecek yardım, eteğinde de gelir diyerek süklüm püklüm oturmamaktır..
Düşmanı için dostunu azarlayan
Abdullah b. Mübarek Hazretleri bir vakit savaşa katılmıştı. Savaşta karşısına çok zorlu bir düşman askeri çıkmıştı. Bu düşman askeri ile uzun bir mücadeleye girişir. Birebir bu savaş o kadar sürer ki, vakit namazı girmiş ve geçmek üzeredir. İbnü’l–Mübarek Hazretleri düşmanına der ki:
– Şu kadar zamandır çarpışıyoruz, birbirimize üstünlük sağlayamadık, benim namaz vaktim girdi ve de geçmek üzeredir. İzin ver, ben namazımı kılayım, sonra çarpışmaya devam edelim.” Düşmanı bu öneriyi kabul eder ve İbnü’l–Mübarek Hazretleri namaza durur. Namazı bitip çarpışmaya başlayacakları sırada bu sefer de düşmandan bir öneri gelir:
– Sen ibadetini yaptın, bana da müsaade et, ben de putlarıma gerekli tazimde bulunayım.” Düşman göğsünde sakladığı küçük bir putu çıkarıp yere koyar, karşısına geçip kıyam eder. Sonra da karşısına geçip oturur. İbnü’l–Mübarek Hazretleri düşmanının puta tazim ettiğini görünce içinden der ki: “İşte düşmanı tam öldürecek zaman.” Yerinden kalkar ve elinde kılıç, düşmanın başına dikilir. Tam kılıcı indireceği zaman:
“Ahdinde dur, şüphe yok ki verilen sözün sorumluluğu vardır.” (İsra, 17/34) diye bir ses duyar. Bu sesi duyması ile birlikte ağlamaya başlar. Düşman, başını kaldırıp baktığında, İbnü’l–Mübarek’in elinde kılıçla ağladığını görür. Düşman sorar:
– Ne yapıyorsun? Sana ne oldu?” İbnü’l–Mübarek düşündüklerini anlattıktan sonra şöyle dedi ki:
– Senin yüzünden bizi azarladılar.” Düşman bu durumdan çok duygulanmıştır. Der ki:
– Düşmanı için dostunu azarlayan böyle bir Allah’a baş kaldırmak ve karşı gelmek doğru bir hareket değildir.” Ardından çarpışmayı bırakarak Müslüman olur ve mü’minlerin safına geçti.
Söz değil ama... :)
Abdullah b. Mübarek Hazretleri bir vakit savaşa katılmıştı. Savaşta karşısına çok zorlu bir düşman askeri çıkmıştı. Bu düşman askeri ile uzun bir mücadeleye girişir. Birebir bu savaş o kadar sürer ki, vakit namazı girmiş ve geçmek üzeredir. İbnü’l–Mübarek Hazretleri düşmanına der ki:
– Şu kadar zamandır çarpışıyoruz, birbirimize üstünlük sağlayamadık, benim namaz vaktim girdi ve de geçmek üzeredir. İzin ver, ben namazımı kılayım, sonra çarpışmaya devam edelim.” Düşmanı bu öneriyi kabul eder ve İbnü’l–Mübarek Hazretleri namaza durur. Namazı bitip çarpışmaya başlayacakları sırada bu sefer de düşmandan bir öneri gelir:
– Sen ibadetini yaptın, bana da müsaade et, ben de putlarıma gerekli tazimde bulunayım.” Düşman göğsünde sakladığı küçük bir putu çıkarıp yere koyar, karşısına geçip kıyam eder. Sonra da karşısına geçip oturur. İbnü’l–Mübarek Hazretleri düşmanının puta tazim ettiğini görünce içinden der ki: “İşte düşmanı tam öldürecek zaman.” Yerinden kalkar ve elinde kılıç, düşmanın başına dikilir. Tam kılıcı indireceği zaman:
“Ahdinde dur, şüphe yok ki verilen sözün sorumluluğu vardır.” (İsra, 17/34) diye bir ses duyar. Bu sesi duyması ile birlikte ağlamaya başlar. Düşman, başını kaldırıp baktığında, İbnü’l–Mübarek’in elinde kılıçla ağladığını görür. Düşman sorar:
– Ne yapıyorsun? Sana ne oldu?” İbnü’l–Mübarek düşündüklerini anlattıktan sonra şöyle dedi ki:
– Senin yüzünden bizi azarladılar.” Düşman bu durumdan çok duygulanmıştır. Der ki:
– Düşmanı için dostunu azarlayan böyle bir Allah’a baş kaldırmak ve karşı gelmek doğru bir hareket değildir.” Ardından çarpışmayı bırakarak Müslüman olur ve mü’minlerin safına geçti.
Söz değil ama... :)
kalbinurHer öğrendiğim bilgiyi diğer insanlara da öğretmeyi elbette arzu ederim. Ama beni övmemeliler. Aldığım sevap bana yeter." (İmam Şâfîî)
Ne özlemişim seni ama. Son mesajlarda seni de görünce heyecanlandım. :) :) :)
Dünün geçti , yarınında belli değil öyleyde bugününü iyi değerlendir. (hz. Ali)
FAZİLETİN EN ÜSTÜNÜ SANA GELMEYENE GİTMEN , VERMEYENE VERMEN , KÖTÜLÜK EDENE İYİLİK ETMENDİR .[HZ.MUHAMMED (S.A.V) ]
Veren de “O” Alan da ”O”, Nedir senden gidecek? Telaşını gören de, “CAN” Senin zannedecek.
NFK
NFK
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/55860-bir-soz-soyle-ibret-olsun-hepimize · 28.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.






