Kendi karnınız doyarsa…
Aşçı Yahya Baba hazretleri
rahmetullahi aleyh
Bâyezid-i Velî devrinde,
Tunca nehri kenarındaki külliyede
aşçı başıdır
Ama kalb gözü açıktır.
Yalnız insanlara değil,
bütün mahlûkâta karşı
engin bir şefkat besler
Her gün,yemek dağıtımından artan pilavı
götürür, Tunca nehrindeki
balıklara serper.
Ambar memuru, durumu anlar.
Artan pilav kadar,
kısar pirinci.
Ama pilav, yine artar.
Yarıya indirir, bir şey değişmez.
Pilav, hep artmaktadır.
Durum, Pâdişaha arz edilir.
Sultân Bâyezid de
rahmetullahi aleyh
Merak eder.
Bir gurup devlet erkâniyle gelir,
oturur sofraya.
Ama
pilav, yine artar.
Yahya Baba,
alır balıkların nasîbini, nehre varır.
Pâdişah da ardındadır.
Pilavdan ilk kepçeyi alıp da
tam balıklara serpmek üzeredir ki,
seslenir ardından:
Dur Baba, ne yapıyorsun.
İsraf değil mi bu
yaptığın!
Ancak
Yahya Baba'nın yerine,
balıklardan cevap
gelir.
Şöyle ki;
Binlerce balık, bir anda başlarını
sudan çıkarır,
lisân-ı halleriyle;
Sultânım! Devletin artığını bize
çok mu görüyorsun?
derler sanki.
Padişah duygulanır.
Aşçı Baba
rahmetullahi aleyh
secdeye kapanır.
Ve kalkmaz bir daha.
Rûhunu teslim eder,
Rabbine varır
kaynak: abdullatif uyan