ŞERİAT ve TASAVVUF...
12.536 görüntülenme · 144 yanıt
●
Âdemoğlunun eğer edebden nasibi yoksa, âdem değildir. Âdemoğlu ile hayvan arasındaki fark, edebdir. Gözünü aç ve dinle! Mevlâ Teâlâ’nın bütün kelâmı, Kur’an’ın bütün ayetlerinin mânâsı edebden ibarettir.
Âdemoğlunun eğer edebden nasibi yoksa, âdem değildir. Âdemoğlu ile hayvan arasındaki fark, edebdir. Gözünü aç ve dinle! Mevlâ Teâlâ’nın bütün kelâmı, Kur’an’ın bütün ayetlerinin mânâsı edebden ibarettir.
●
Şeriat, tarikat ve hakikat; hepsi ilim ve edebden ibarettir. Namazın farziyetini, kılınış şeklini bilmek ilim; bilindiği gibi yapılması edebdir. Tesettür emrine riâyet etmenin farz olduğunu bilmek ilim; giymek edebdir.
Şeriat, tarikat ve hakikat; hepsi ilim ve edebden ibarettir. Namazın farziyetini, kılınış şeklini bilmek ilim; bilindiği gibi yapılması edebdir. Tesettür emrine riâyet etmenin farz olduğunu bilmek ilim; giymek edebdir.
●
Aziz ve Celil olan Allah’ın âlemlerde gölgesi olan padişahlara (İslâm memleketinin muhâfızı olan müslüman hükümet adamlarına) dua etmek, Nakşibendî tarikatının usûlündendir. Nasıl dua etmeyelim ki?! Onlar tebâsının dinini, namusunu, nefsini, malını, canını koruyor. Bu sayede halk rahat ediyor; kötülüklerden, fenâlıklardan uzak kalıyor; dünyevî ve uhrevî vazifelerini huzur-i kâlble yapıyor. Ey kişi! Bu padişaha nasıl dua edilmesin, ki o olduğu müddetçe bu cihanda yıkılma olmaz. İslâm’a zeval gelmez. Çünkü o hem dinimizin, hem dünyamızın muhafazasına çalışıyor. Kur’an’dan ve Resûlullah’dan ayrılmamamıza yardım ediyor.
Aziz ve Celil olan Allah’ın âlemlerde gölgesi olan padişahlara (İslâm memleketinin muhâfızı olan müslüman hükümet adamlarına) dua etmek, Nakşibendî tarikatının usûlündendir. Nasıl dua etmeyelim ki?! Onlar tebâsının dinini, namusunu, nefsini, malını, canını koruyor. Bu sayede halk rahat ediyor; kötülüklerden, fenâlıklardan uzak kalıyor; dünyevî ve uhrevî vazifelerini huzur-i kâlble yapıyor. Ey kişi! Bu padişaha nasıl dua edilmesin, ki o olduğu müddetçe bu cihanda yıkılma olmaz. İslâm’a zeval gelmez. Çünkü o hem dinimizin, hem dünyamızın muhafazasına çalışıyor. Kur’an’dan ve Resûlullah’dan ayrılmamamıza yardım ediyor.
●
Müslüman idareci ile din tamamlanır. Ancak o zaman Kur’an okunur; tefsir, fıkıh, arabca, hadis, akaid, tasavvuf okunur. Gereği üzere amel edilir; doğru fetva verilir. Büyük adamlar bu şekilde yetişir. Valiler, hâkimler, komutanlar, kaymakamlar bunların içerisinden seçilir. İbadetlere dikkat edilir; nikâhlar, talâklar, vekâletler, kefâletler, alış-verişler gibi bütün muâmelât, insanların işlemiş olduğu suçların cezası olan bütün ukûbat, Kur’an’ın ahkâmına uygun olarak yerine getirilir.
Müslüman idareci ile din tamamlanır. Ancak o zaman Kur’an okunur; tefsir, fıkıh, arabca, hadis, akaid, tasavvuf okunur. Gereği üzere amel edilir; doğru fetva verilir. Büyük adamlar bu şekilde yetişir. Valiler, hâkimler, komutanlar, kaymakamlar bunların içerisinden seçilir. İbadetlere dikkat edilir; nikâhlar, talâklar, vekâletler, kefâletler, alış-verişler gibi bütün muâmelât, insanların işlemiş olduğu suçların cezası olan bütün ukûbat, Kur’an’ın ahkâmına uygun olarak yerine getirilir.
●
Dünyevî ilimleri okudular; uhrevî ilimler ne olacak? Para getirmiyor diye Kur’an’a bakmıyorlar. Dertleri Nemrut, Kârun gibi dünyalıktı; onu da yaşadılar. Âhiret’te onlara pay yok. Âhiret’te hâlleri ne olacak? Kur’an okumayan delidir. Onlar delirdiyse, biz delirmeyelim. Kur’an’a bakmayan, Kur’an’ı bileni öne koymayan delidir. Bu iş çok ince noktadır. Delilerle bizim işimiz yok.
Dünyevî ilimleri okudular; uhrevî ilimler ne olacak? Para getirmiyor diye Kur’an’a bakmıyorlar. Dertleri Nemrut, Kârun gibi dünyalıktı; onu da yaşadılar. Âhiret’te onlara pay yok. Âhiret’te hâlleri ne olacak? Kur’an okumayan delidir. Onlar delirdiyse, biz delirmeyelim. Kur’an’a bakmayan, Kur’an’ı bileni öne koymayan delidir. Bu iş çok ince noktadır. Delilerle bizim işimiz yok.
●
Hadis-i Şerif’te buyurulduğu gibi: “Kim Allah için ilim talep ederse, Mevlâ Teâlâ onun rızkına ummadığı yerden kefil olur.” Böyle bir müjdeden sonra rızık endişesini bırakalım. Derdimiz, dinimiz olsun. Bizi yaratanı râzı etmek olsun.
Hadis-i Şerif’te buyurulduğu gibi: “Kim Allah için ilim talep ederse, Mevlâ Teâlâ onun rızkına ummadığı yerden kefil olur.” Böyle bir müjdeden sonra rızık endişesini bırakalım. Derdimiz, dinimiz olsun. Bizi yaratanı râzı etmek olsun.
●
Bir farz, bir sünnet, bir edep terkedilse; bir kadın çarşafını çıkarsa, bir erkek sakal bırakmasa, bir şahıs namazını terk etse, oruç tutulmazsa, zekat verilmezse, yani şeriatın emirlerinden bir tanesi dahî yapılmazsa İslâm zayıflar, küfür kuvvetleşir.
Bir farz, bir sünnet, bir edep terkedilse; bir kadın çarşafını çıkarsa, bir erkek sakal bırakmasa, bir şahıs namazını terk etse, oruç tutulmazsa, zekat verilmezse, yani şeriatın emirlerinden bir tanesi dahî yapılmazsa İslâm zayıflar, küfür kuvvetleşir.
kimkimdir●
Bizim ismimiz şeriatçı olduğu gibi kendimiz de tam şeriatçı olsaydık, iş tamam idi. Amma tam değiliz. Allah-u Teâlâ tam etsin. Zira Mevlâ Teâlâ, şeriatı tam mânâsı ile yaşayan kimsenin arkasındadır.
âmîîînn.Allah razı olsun.
●
Efendi Babam Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruhû Hazretleri buyururdu: “Oğlum Mahmud! Din-i Mübîn-i İslâm’ın bekâsı emr-i bil mâruf, nehy-i anil münkere; inkırâzı (yok olması) ise emr-i bil mâruf, nehy-i anil münkeri terk etmeye bağlıdır.”
Efendi Babam Ali Haydar Efendi Kuddise Sırruhû Hazretleri buyururdu: “Oğlum Mahmud! Din-i Mübîn-i İslâm’ın bekâsı emr-i bil mâruf, nehy-i anil münkere; inkırâzı (yok olması) ise emr-i bil mâruf, nehy-i anil münkeri terk etmeye bağlıdır.”
●
“Sübhânallah”, dünyada tenzih mânâsında harf ve savt (ses) sûretindedir, ama Âhiret’te ağaç olacak. Diğer ibadetler de bunun gibidir.
●
Çok iyi konuşup yazmasan da, edebiyat yapmasan da olur. Eğer istenilen mânâ ifade edilmişse, kâfîdir.
●
Kelâmın en hayırlısı, az olup çoğa delâlet edendir.
“Sübhânallah”, dünyada tenzih mânâsında harf ve savt (ses) sûretindedir, ama Âhiret’te ağaç olacak. Diğer ibadetler de bunun gibidir.
●
Çok iyi konuşup yazmasan da, edebiyat yapmasan da olur. Eğer istenilen mânâ ifade edilmişse, kâfîdir.
●
Kelâmın en hayırlısı, az olup çoğa delâlet edendir.
●
Birgün bir genç geldi, bu zamanın zikir zamanı değil cihad zamanı olduğu üzerinde durdu. Ben de ona Enfâl Sûresi’nin şu âyetini okudum: “Ey Mü’minler! Bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok zikredin.” (Enfâl Sûresi: 45)
●
Bugün de harp içindeyiz. Nasıl mı? Şöyle ki: Ehl-i Sünnet vel Cemaat’ın dışında bütün ehl-i kıble, hepsi bizimle kavga ediyor.
●
Biliyorsunuz, bir istiğnâ hâli vardır. Yani insanın kendisini ihtiyaçsız görmesi hâli. Tarikatımızın büyükleri bu hâlden çok korkarlar ve Allah’a sığınırlardı.
Birgün bir genç geldi, bu zamanın zikir zamanı değil cihad zamanı olduğu üzerinde durdu. Ben de ona Enfâl Sûresi’nin şu âyetini okudum: “Ey Mü’minler! Bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok zikredin.” (Enfâl Sûresi: 45)
●
Bugün de harp içindeyiz. Nasıl mı? Şöyle ki: Ehl-i Sünnet vel Cemaat’ın dışında bütün ehl-i kıble, hepsi bizimle kavga ediyor.
●
Biliyorsunuz, bir istiğnâ hâli vardır. Yani insanın kendisini ihtiyaçsız görmesi hâli. Tarikatımızın büyükleri bu hâlden çok korkarlar ve Allah’a sığınırlardı.
Kaynak: https://forum.islamiyet.gen.tr/konu/52303-seriat-ve-tasavvuf · 22.08.2026 tarihinde yazdırıldı · İslamiyet.gen.tr Forum
Giriş yap ve cevap yaz.