Hem Müslüman bir kadın nasıl olur da başörtüsüz düşünülebilir. Sen bizim o güzel saçlarımızı koruduğun müddetçe, sınıflara sokulmuyor, hakaretlere maruz kalıyoruz. Müslüman bir ülkede layık mı müslümana bu davranış? Yoksa senin sınıfın düzenini bozup, okulu yıkacağından mı korkuyorlar? Sen bunları yapacak kuvvete sahip değilsin ki...
Kalkıp okulun yolunu tuttum. Besmele çekerek kapıda bir süre bekledim. Kapıdan bu şekilde girsem, her zamanki gibi hakarete uğrayıp kapı dışarı edilebilirdim, kovulabilirdim. Tam girmeye hazırlanıyordum ki, bir hıçkırık sesi duydum. Biri örtülü digeri örtüsüz iki genç kızın okul kapısından dışarı çıktıklarını gördüm. Merakla yaklaşıp sordum
- Kovuldunuz mu?
- Evet kovulduk, dedi örtülü olanı. Örtüsüz olana dönerek,
- Ya sen? Diye sordum.
- O benim çok sevdiğim bir arkadaşım. Ben de müslümanım. Ben de onun bir parçasıyım. Bu günden itibaren ben de Rabbimin istediği şekilde örtüneceğim. Hem de büyük bir gururla. Onların önüne çıkacağım ve haykıracağım; Görün bakın hakaretinizin sonucu bu oldu. Sanmayın ki böyle yapmakla başarıya ulaşacaksınız. Aksine sayımızı çoğaltırsınız. En acımasız bir kişi bile bu durumda hissiz kalamazdı.
Gözümden düşen damlacıklara mâni olamamıştım. İçimdeki acı ile öyle kavrulmuştum ki, boşarırcasına yağan yağmurdan haberim bile yoktu. Bütün yollar ıslaktı ama sanki o yolları yağmurlar değil, başörtülü kızların gözyaşları ıslatymıştı. Anladım ki gökyüzü de bizimle ağlıyordu...