Endülüs'ün bitmeyen İslam mücadelesi
11 büyük isyan gerçekleştiren Endülüslüler, 1868 yılında yaptıkları son isyanda da yenilmelerine rağmen inançlarını korumayı başardılar. Seçtikleri Sultanlar şehit edildi, bedenleri onlarca yıl şehir kapılarında teşhir edildi, gizlice örgütlendiler, isimlerini değiştirdiler, yazılarını korudular, kültürlerini sakladılar, geceleri kilise kapılarına İslami sloganlar yazdılar, her fırsatta isyan ettiler ve topluca katledildiler ama asla inançlarından vazgeçmediler.
400 yıl boyunca bin bir türlü zulme ve zorla Hıristiyanlaştırmaya karşı direnen Endülüslüler, sonradan Müslüman olan ve 1936 tarihinde İşbiliye sokaklarında şehit edilen Blas Infante gibi liderlerinin de etkisiyle bugün hâlâ kimliklerini koruyorlar. Endülüs Müslümanlarına yapılan soykırım asla unutturulmaması gereken tarihî öneme sahip bir insanlık suçudur. Soykırımı başlatan "Katolik Krallar"ın iki elebaşısı Ferdinand ve İsabella’nın yakın tarihlerde Vatikan tarafından azizlik mertebesine çıkarılması da “Batı’nın yüz kızartıcı suçları” sayfasına yeni bir kara leke olarak geçmiştir. Prof. Dr. Muntasır Ali Kettani’nin “Endülüs” araştırması bu acı tarihi gözler önüne seriyor.
İşte Müslüman Endülüs’ün 400 yıllık direniş güncesi:
Endülüs Müslümanlarının inançlarını korumak için yüzyıllardır verdikleri cesur mücadele yürekleri sızlatıyor. 800 yıllık İslam hâkimiyeti, son İslam şehri olan Gırnata’nın 1492 yılında düşmesine rağmen bitmedi. Endülüs Müslümanları, asırlarca Hıristiyan İspanyollara karşı direndiler. 11 büyük ayaklanma gerçekleştiren Endülüslüler, 1868 yılında yaptıkları son ayaklanmada da yenilmelerine rağmen inançlarını korumayı başardılar.
Seçtikleri Sultanlar şehit edildi, bedenleri onlarca yıl şehir kapılarında teşhir edildi, gizlice örgütlendiler, isimlerini değiştirdiler, yazılarını korudular, kültürlerini sakladılar, geceleri kilise kapılarına İslami sloganlar yazdılar, her fırsatta isyan ettiler ve topluca katledildiler ama asla inançlarından vazgeçmediler. 400 yıl boyunca bin bir türlü zulme ve zorla Hıristiyanlaştırmaya karşı direnen Endülüslüler, sonradan Müslüman olan ve 1936 tarihinde İşbiliye sokaklarında şehit edilen Blas Infante gibi liderlerinin de etkisiyle bugün hâlâ kimliklerini koruyorlar. Endülüs Müslümanlarına yapılan soykırım asla unutturulmaması gereken tarihî öneme sahip bir insanlık suçudur. Prof. Dr. Muntasır Ali Kettani’nin “Endülüs” araştırması bu acı tarihi gözler önüne seriyor. İşte Müslüman Endülüs’ün 400 yıllık direniş güncesi:
ENDÜLÜS’ÜN SON ŞEHRİ 1492’DE DÜŞTÜ
İspanya’daki İslam hâkimiyeti 711’de başladı ve 1492’ye kadar devam etti. Uzun bir mücadeleden sonra, 2 Ocak 1492 tarihinde son İslam şehri Gırnata işgal edildi. Hıristiyanların ilk ihaneti, 15. yüzyıl sonunda Büyük Gırnata Camii'nin katedrale çevrilmesiyle başladı. Bunu, baskı yoluyla Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için papazların gruplar halinde yaptıkları çalışmalar izledi. 1499 senesinde Katolik krallar, Müslümanları Hıristiyanlaştırmada daha çok baskı yapması için Kardinal Cisneros'u Gırnata'ya davet ettiler. Kardinal bir yandan ülkedeki camilerin çoğunu kiliseye çevirirken, diğer yandan ulemâ da dâhil Endülüs aydınlarını zorla Hıristiyanlaştırmaya çalıştı. Bu uygulama, Elbeyyâzin (Albaicin) bölgesi halkının isyan etmesine yol açtı. 1500 yılında İbrahim b. Ümeyye'nin liderliğinde bütün el-Büşşerât/el-Beşerât dağlarına yayılan isyan, gaddarlıkla bastırıldı. Mücahitlerin çoğu imha edildiği gibi, aileleri de köle pazarlarında satıldı.
1501 YILINDA BÜTÜN ARAPÇA KİTAPLAR YAKILDIAynı zulüm, 1501 senesinde Elmeriye (Almeria) ve Runde (Ronda) bölgelerinde isyan eden Müslümanlara da reva görüldü. 1500 senesinde İspanya Devleti ve Katolik kilisesi, Müslümanları zorla vaftiz etmeye başladı. Bunu takiben, önceki tahribattan geri kalan bütün camiler 1501 yılında kiliseye çevrildi. 12 Ekim 1501 tarihinde yayımlanan bir kraliyet fermanıyla bütün Arapça kitapların yakılması emredildi.
Bunun üzerine, şehirlerin ve kasabaların büyük meydanlarına yığılan Arapça kitaplar anlatılamaz bir barbarlık örneği olarak yakıldı. Arapça yasaklandı ve Arapça konuşanlar için ölüm cezası öngörüldü. Bir süre sonra Katolik kilisesi, ülkede İslam'ın hiçbir izini bırakmamak için, adaletsizliğin ve insaniyetsizliğin en kötü örnekleri olan korkunç İspanyol Engizisyon Mahkemelerini kurdu. Sanıkların ifadelerini işkenceyle alan ve kararlarını çok zayıf iddialara dayandıran bu mahkemelerin kapanlarına kapılanların hemen hemen hiçbirisi hayatta kalmadı. Kurbanlarının çoğu, aileleriyle birlikte kral, soylular ve halkın katıldığı büyük infaz törenlerinde canlı canlı yakıldılar.
GÖRÜNÜŞTE HIRİSTİYAN OLDULAR
Gırnata Müslümanları, açıktan açığa daha fazla direnemeyince İslamî inançlarını gizli tutmak şartıyla zahiren Hıristiyanlığı kabul ettikleri izlenimini verecek şekilde teşkilatlandılar. Moriskolar veya Yeni Hıristiyanlar olarak adlandırılan bu insanlara yönelik baskı ve zulümler devam etti. 1508 yılında bir kraliyet fermanı yayımlanarak İslamî elbise giyimi yasaklandı. Moriskolara 1510 yılında yeni vergiler yüklendi. 1511 yılında çıkarılan başka bir fermanla önceki imhadan geriye kalan İslamî kitapların yakılması öngörülürken, Moriskoların silah taşımaları ve İslamî usullerle hayvan kesmeleri yasaklandı. Ferdinand'ın yerine geçen oğlu V.Karlos, 1523 yılında bir ferman çıkararak daha önce vaftiz edilemeyen Müslümanların da vaftiz edilmesini, kabul etmeyenlerinse köleleştirilmesini emretti.