Aşılması gereken altı engel

1.246 görüntülenme · 4 yanıt

Paylaş:
Naksibendi

Naksibendi

Mübarek Üye · 1.946 mesaj

#1
Şunu bil ki, şu altı aşamayı geçmeden, Hakk'a yakınlık derecelerine ulaşamazsın.

Birinci aşama; azalarını dinin haram kıldığı şeylerden uzak tutmaktır.

İkinci aşama; nefsi, alışıp sevdiği kötü âdetlerinden kesmektir.

Üçüncü aşama; kalbi, beşeriyet halinin karanlık ve perdelerinden kurtarmaktır.

Dördüncü aşama; sırrı, tabiatın kötülük ve bulanıklığından temizlemektir.

Beşinci aşama; ruhu, hissî perde ve engellerden kurtarmaktır.

Altıncı aşama; aklı, boş hayal ve vehimlerden kesip kurtarmaktır.

Birinci aşamayı geçince, kalbin hikmet kaynaklarına ulaşırsın.

İkinci aşamayı geçersen, ledünni (ilâhî) ilimlerin sırrına vâkıf olursun.

Üçüncü aşamadan sonra sana, melekût/gayb âleminin münâcâtları ve bu âlemin alâmetleri keşfolur.

Dördüncü aşamada sana Allah'a yakınlık makamlarının nurları parlar ve gözükür.

Beşinci aşamada sana, sevgiliyi müşahede güneşi doğar.

Altıncı aşamadan sonra, kudsî daireye, ilâhî yakınlık cennetine inersin; işte o zaman daha önce müşahede ettiğin madde âlemine ait insanî etkilerden ve hoşa giden şeylerden tamamen kurtulursun.

Allahu Teâlâ, seni seçkin kullar arasına katmak istediği zaman sana muhabbet kâsesinden bir yudum içirir; onunla senin susuzluğun daha da artar, aldığın zevkle iştiyakın had safhaya çıkar; devamlı ilâhî yakınlığı istersin, sükûnet seni ızdıraba düşürür.

Bu muhabbet sarhoşluğu sende yerleşince, seni dehşete düşürür; bu dehşet seni hayrete götürür; işte o durumda sen hep Hakk'ı isteyen ve arayan bir mürid olursun.

Bu hayret hali sende devam edince, seni senden alır, kendinden haberin olmaz, ortada ben diyeceğin bir şeyin kalmaz; her şeyi alınmış ve ilâhî cezbe ile kendinden geçmiş bir halde olursun. İşte bu durumda sen Cenâb-ı Hak tarafından seçilip sevilen bir kimse (murad) olursun.

Sende, zâtını/kendini görme düşüncesi yok olunca, kendine ait bir sıfat kalmayınca ve devamlı Cenâb-ı Hak ile beraberlik (beka hali) gerçekleştiği için "nefsimden fâni oldum" duygusunu da tamamen silip atınca sana özel dostluk ve ilâhî yakınlık elbisesi giydirilir; yüce Allah'ın hadîs-i kudsîde, "Benimle işitir, benimle görür"7 buyurduğu sıfata sahip olursun. Artık yüce Allah senin dostun ve her işinde vekilin olur. Bu hal içinde sen konuşursan hep O'nun zikrini yaparsın; gördüğün her şeyde O'nun nurlarını görürsün; bir hareket ettiğinde O'nun verdiği özel bir kudretle hareket edersin; bir şeyi tuttuğunda O'nun kudretiyle tutarsın. O hal içinde ikilik gider, ayrılık ortadan kalkar.

Bu halde ayağın sabit olur ve manevî sarhoşluk hali sırrında yerleşirse, sen hep: "O" dersin. Eğer manevî vecd ve zevk hali sana galip gelir ve seni temkin halinden çıkarırsa, o zaman da "sen" dersin.

Sen birinci durumda, halinde sabit ve dengedesin, temkin sahibisin; ikinci durumda ise halden hale geçmektesin. Artık bundan öte, kelime ile işaret edilecek şeyleri anlamak müşkildir, zordur.

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!.
ebuzer25

ebuzer25

Mübarek Üye · 1.845 mesaj

#2
nahşibendi kardeşim bu ne kadar güzel yazıydı zevkle okudum ama acaba bizler bu engelleri aşabilirmiyiz.RABBİM aşmayı ve muhabbetullaha erdirmeyi cümlemize nasib etsin
s.s.s

s.s.s

Mübarek Üye · 2.871 mesaj

#3
ALLAH razı olsun.
Naksibendi

Naksibendi

Mübarek Üye · 1.946 mesaj

#4
sevda hafız, post: 933967, member: 22944nahşibendi kardeşim bu ne kadar güzel yazıydı zevkle okudum ama acaba bizler bu engelleri aşabilirmiyiz.RABBİM aşmayı ve muhabbetullaha erdirmeyi cümlemize nasib etsin


Dostlarının kalplerini muhabbetinin ateşiyle yakan, onların bütün düşüncelerini kendisinde toplayan, ruhlarını yüce zâtına kavuşma iştiyakı ve O'nu müşahede aşkıyla coşturan, gözlerini ve basiretlerini yüce cemâlini görmeye bağlayan Allah'a hamdolsun.
Bu halleri yaşayan Allah dostları, O'na kavuşmanın sevinci ile sarhoş oldular; kalpleri O'nun yücelik ve heybetini müşahede edince hayret içinde kaldılar; dünya ve âhirette O'ndan başkasını görmediler.
Onların gözlerine herhangi bir varlığın sureti ilişse, basiretleri hemen ona şekil veren yüce zâta yönelir.
Kulaklarına herhangi bir nağme gelse, sırları derhal yüce sevgiliyi hatırlar ve O'nu zikreder.
Herhangi bir inilti, âh, coşku, hüzün, heyecan ve şevk sesi işitseler, hemen yüce Mevlâ'yı hatırlar; O'nun için ah çeker; kalpleri O'na çekilir, O'nun için hüzünlenirler; O'nun katındakilere şevkleri artar; O'na yönelirler, O'na koşarlar, O'na kulak verirler. Gözleri ve kulakları O'ndan başkasına kapanır; O'ndan başkasını görmez ve işitmezler.
İşte bu kimseler, Allahu Teâlâ'nın özel dostluğu için seçtiği ve seçkin kulları arasından kendisine tahsis ettiği dostlarıdır.
Yüce Allah, son peygamber olarak gönderdiği Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz'e ve hidayet yolunun rehberleri yaptığı âl ve ashabına salât ve selâm etsin.
Yüce Allah'tan bu yazıyı okuyanlara faydalı yapmasını diliyorum. Hiç şüphesiz O, bizlere çok yakındır ve dualarımıza karşılık verendir

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!.
ebuzer25

ebuzer25

Mübarek Üye · 1.845 mesaj

#5
Naksibendi, post: 933976, member: 91538Dostlarının kalplerini muhabbetinin ateşiyle yakan, onların bütün düşüncelerini kendisinde toplayan, ruhlarını yüce zâtına kavuşma iştiyakı ve O'nu müşahede aşkıyla coşturan, gözlerini ve basiretlerini yüce cemâlini görmeye bağlayan Allah'a hamdolsun.
Bu halleri yaşayan Allah dostları, O'na kavuşmanın sevinci ile sarhoş oldular; kalpleri O'nun yücelik ve heybetini müşahede edince hayret içinde kaldılar; dünya ve âhirette O'ndan başkasını görmediler.
Onların gözlerine herhangi bir varlığın sureti ilişse, basiretleri hemen ona şekil veren yüce zâta yönelir.
Kulaklarına herhangi bir nağme gelse, sırları derhal yüce sevgiliyi hatırlar ve O'nu zikreder.
Herhangi bir inilti, âh, coşku, hüzün, heyecan ve şevk sesi işitseler, hemen yüce Mevlâ'yı hatırlar; O'nun için ah çeker; kalpleri O'na çekilir, O'nun için hüzünlenirler; O'nun katındakilere şevkleri artar; O'na yönelirler, O'na koşarlar, O'na kulak verirler. Gözleri ve kulakları O'ndan başkasına kapanır; O'ndan başkasını görmez ve işitmezler.
İşte bu kimseler, Allahu Teâlâ'nın özel dostluğu için seçtiği ve seçkin kulları arasından kendisine tahsis ettiği dostlarıdır.
Yüce Allah, son peygamber olarak gönderdiği Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz'e ve hidayet yolunun rehberleri yaptığı âl ve ashabına salât ve selâm etsin.
Yüce Allah'tan bu yazıyı okuyanlara faydalı yapmasını diliyorum. Hiç şüphesiz O, bizlere çok yakındır ve dualarımıza karşılık verendir

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!.


amin amin amin.ALLAH razı olsun
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.