Dini Hikayeler burda

1.199 görüntülenme · 12 yanıt

Paylaş:
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#1
Devlet Hazinesi



Hazreti Ömer (r.a.). Halife. Bir gece. Makamında. Ashabtan biri ziyaretine gelir. Selam verir. Selamı alınmamıştır. Oturur. Ömer işiyle meşgul. Sahabe bekler. Ömer çalışır. Selam alınmamış, yüzüne bile bakılmamıştır.

İş biter. Ömer mumu söndürür. Bir başka mumu yakar. O anda selamını alır. Konuşmaya başlar.

Sahabe sorar:

- Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve niçin bir mumu söndürüp diğer mumu yaktın ve ondan sonra benle konuşmaya başladın?

Hazreti Ömer (r.a.):

- Evvelki mum devletin hazinesinden alınmışdı.O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mes'ul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım, ondan sonra seninle meşgul olmaya başladım. Sahabenin gözleri yaşarır, ellerini kaldırarak şöyle dua eder:

-Ya Rabbi! Hattab oğlu Ömer'i bizim başımızdan eksik etme!
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#2
İrşad faaliyetinden dönen bir Osmanlı alimini dağ başında o günün eşkiyası çevirir. Birinin gözü hocanın köstekli saatine dikilmiştir. Hemen saldırır.

Ama eşkiyabaşı'ndan serrt bir ihtarı almaktan da geri kalmaz:
- Hocaefendinin saatine dokunma! Namazlarını o saatle kılıyor!

Bir başka gün, tarladaki çeşme başında, çocuğuyla yemeğini yemekte olan bir kadını ablukaya alan eşkiya, kadının feryadı üzerine şöyle seslenir:

-Bacım korkma. Bizim senin namusunda gözümüz olamaz. Bizim de bacımız, anamız vardır. Biz sadece şu çantadaki ekmeğe muhtacız. Bize bir-iki parça ekmek ver yeter.
Bugün kadın-çocuk, genç-ihtiyar demeyip katleden eşkiyayı düşündükçe....

İslam Farkı, Vehbi Vakkasoğlu
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#3
Kılıç Gibi Keskin Dil




Hicri üçüncü asrın yarısında, Abbasiler devrinde, İbnurrumi diye bilinen, Ali ibni Abbas, Kasım Ubeydullah adındaki Abbasi vezirinin meclisinde oturmuştu.O daima mantık ve beyan gücü olan kılıç gibi keskin diliyle gururlanırdı. Kasım bin Ubeydullah, İbnurrumi'nin dil yarasından çok korkuyordu ve endişeliydi. Fakat rahatsızlık göstermiyor ve öfkesini belli etmiyordu. Aksine, öylesine bir tavır takınıyorduki İbnurrumi; bütün kötümserliği, kuruntuları ve sahip olduğu, ihtiyatlı davranma, ve her şeyi kötüye yorma sanatına rağmen, onunla muaşeret etmekten çekinmiyordu.

Kasım gizlice, İbnurrumi'nin yemeğine, zehir koymalarını emretti. İbnurrumi yemeği yedikten sonra döndü ve hemen gitmek için kalktı.

Kasım :

- Nereye gidiyorsun?

- Beni gönderdiğin yere.

- O halde, anne ve babama da selam söyle.

- Fakat, ben cehennem yoluna gitmiyorum, dedi.

İbnurrumi evine gitti ve tedaviye başladı. Fakat tedaviler fayda vermedi ve böylece sonunda, dilinin kılıç gibi keskin olmasının, cezasını buldu.
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#4
Sarhoş'un biri, şarabın tesiriyle bir camiye girer ve dua etmeye başlar:

- Yarabbi! Beni Cennetine koy, bana köşklerini ver, bana kevseri ver, bana hürilerine ver...

Bu yakarmaları işiten müezzin, sarhoşun yakasından tutarak:

- Ey akıldan, dinden gafil, senin camide işin ne? Sen ne yaptın ki, Allah'tan hem de bu sarhoş halinle dilyorsun? Hiç yakışıyormu?

Sarhoş bu sözleri işitince başlar ağlamaya ve:

- Müezzin efendi, müezzin efendi... ben sarhoşum, yakamdan elini çek, bana ilişme, dokunma bana, inciştme beni, kırma kalbimi. Unutma, bilmiyorsan bil. Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden lütfundan günahkar kullarıda ümitlenir. Benim sana sözüm yok, ben senden mi isityorum. Tevbe kapısı açıktır. En büyük yardımcı Allah'dır. O öyle lütuf sahibidirki, O'nun lütfunun, rahmetinin büyüklüğü yanında kendi günahımı büyük görmeye utanıyor, günahıma büyüklük veremiyorum.
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#5
arkadaşlar bi bakın
uludagü

uludagü

Yeni Üye · 9 mesaj

#6
Allah razı olsun kardesim.bende bir hikaye yollamak istiyorum.inşallah hayrlara vesile olur.

bir gün peygamberimiz(s.a.v.)ashablarına namaz kıldırırken rukudan sonra kalkılıp secdeye yönelme kısmına gelindiginde söylenen sözün ardından" kelimeleri yanlış yazabilirim krkusuyla arapçasını yazmıorum ama türkçesi verdiğin nimetler için sükürler olsun Allahım gibi"ashablardan biri kendinden gecmişcesine aklına gelen bütün nimetler için yüksek sesle sükretmeye baslar.namaz bittiginde peygamberimiz(s.a.v.) ashabına dönerek "namazda yüksek sesle sükreden kimdi" die sorar.her sordugunda korkarak basını egen kişi utanarak"bendim Ya Resulallah" der ve peygamberimiz ona seslenerek" o ne güzel bir sükürdü ki.Allah(c.c.)her sükrüne 3 bin melek yolladı ve her melek dualarının yere düsmemesi için yarıstılar" der
edam005

edam005

Mübarek Üye · 982 mesaj

#7
YÜREĞİNİZE SAĞLIK..gözlerim yaşardı okurken ,ey lütfu bol rabbim lütfunda güzel kahrında güzel...
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#8
biişe değil arkadaşlar
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#9
isterseniz gene yazarım
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#10
Eşkiya Farkı



İrşad faaliyetinden dönen bir Osmanlı alimini dağ başında o günün eşkiyası çevirir. Birinin gözü hocanın köstekli saatine dikilmiştir. Hemen saldırır.

Ama eşkiyabaşı'ndan serrt bir ihtarı almaktan da geri kalmaz:
- Hocaefendinin saatine dokunma! Namazlarını o saatle kılıyor!

Bir başka gün, tarladaki çeşme başında, çocuğuyla yemeğini yemekte olan bir kadını ablukaya alan eşkiya, kadının feryadı üzerine şöyle seslenir:

-Bacım korkma. Bizim senin namusunda gözümüz olamaz. Bizim de bacımız, anamız vardır. Biz sadece şu çantadaki ekmeğe muhtacız. Bize bir-iki parça ekmek ver yeter.
Bugün kadın-çocuk, genç-ihtiyar demeyip katleden eşkiyayı düşündükçe....
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#11
Sakladığın sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun. (Hz. Ali (r.a))
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#12
selamun alyküm
Dünya-Ahireti

Dünya-Ahireti

Kıdemli Üye · 149 mesaj

#13
arkadaşlar
Paylaş:

İlgili Konular

Giriş yap ve cevap yaz.