Dünya, insanı, Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeyler demektir. Kadın, çocuk, mal, rütbe, mevki düşüncesi, Allahü teâlâyı unutturacak kadar aşırı olursa, dünya olur. Çalgılar, oyunlar, (Mâlâ-yani) ile, yani faydasiz, boş şeylerle vakit geçirmek, (kumarlar, kötü arkadaş, kötü filmler, dergiler ve romanlar), hep bunun için dünya demektir.
Âhırete faydasi olmıyan ilimler, dersler de, hep dünyadır. Bunlar insanların hayrına, Allahü teâlanın gösterdiği yerlerde kullanılmazsa yani kâfirlerle mücâdele ve onlardan üstün olmak için ve insanlara hizmet etmek için kullanılmazsa bunlarla uğraşmak, boşuna vakit öldürmek olur ve dünya olur.
Bu bilgileri bütün derinliği ile, incelikleri ile okumak, yalnız başına işe yarasaydı, eski Yunan felsefecileri (ve son zamanlardaki Avrupanın, Amerikanın fen adamları, mütehassısları) saadet yolunu bulur, ahıretteki ebedî azâptan kurtulurlardı.
Okullarda, üniversitelerde okunan tecribî ilimler, yani fen bilgileri ve yabancı diller, İslamiyete ve mahlûklara hizmet etmek niyeti ile öğrenilirse ve bu yolda kullanılırsa, faydalı olur. Bunlara çalışmak lâzım olur ve sevâb olur.
Bunun içindir ki, ecdâdımız, Şâm, Bağdâd, Semerkand ve Endülüs Müslümanları her türlü fende ve güzel sanatta pek ileri gitmiş, dünya birinciliğini ellerinde tutmuşlardı. Avrupanın ilim ve fen adamları, asırlar boyunca, islâm fakültelerine gelip ihtisâs kazanırlar ve bununla öğünürlerdi. Müslümanların o parlak medeniyetlerinin eserleri, bugün meydandadır ve dünya münevverlerini hayran bırakmaktadır.
Bugün okullarda okutulan ve insanın bütün gençlik hayatına mal olan bilgiler, Allahü teâlanın emirlerine uyarak kullanılırsa, faydalı olur ve dünya ve âhıretin kazanılmasına sebeb olur.
Mehmetoruc.com
* Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil değildir.